(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
(Fransızcası, İngilizcesi ve Almancası)
Freud rüyasında bir bitki üzerine bilimsel monografi yazmıştır. Kitap önünde açıktır. Katlanmış renkli bir levhayı çevirmektedir; kitabın nüshasına kurutulmuş bir bitki örneği eklenmiştir. Aynı çiçek, canlı bir varlığın maddi kalıntısı, renkli görüntü, yazılı inceleme ve hatırlama nesnesi olarak bir kitabın içinde birleşir. Botanik monografi, çiçeğin saklanmasıyla yeniden görünür kılınmasının aynı düzende gerçekleştiği bir bellek aygıtıdır. Bilgisayar kültürünün en çarpıcı özelliği, bu düzeni çalıştırılabilir hâle getirmesidir: Yazılı kod saklanan görüntülerden yeniden hareketli çiçekler üretir.
Lacan’ın kullandığı fantom buket deneyi bu ilişkinin optik yapısını gösterir. Gerçek bir çiçek demeti kutunun içinde baş aşağı gizlenmiştir. Çukur ayna, çiçeklerden gelen ışınları kutunun üzerindeki boş vazonun ağzında birleştirir. Orada gerçek bir akis oluşur. Gözlemci, çiçeklerin fiziksel olarak bulunduğu yerden başka bir yerde açan buketi görür. Freud’un screen memory (perde anısı) kavramında da geçmiş yaşantıların izleri başka bir görüntüde toplanır. Bu görüntü bastırılanı örterken onun geri dönüş indeksine dönüşür. İngilizce screen hem örten perdeyi hem görüntünün belirdiği ekranı adlandırır. Çukur aynanın gerçek akisi, botanik monografinin renkli levhası ve perde anısının görünür sahnesi aynı soruyu farklı maddi ortamlarda işler: Kaynağı başka yerde bulunan bir şey, nasıl bugün gözümüzün önünde belirir?
Çiçek bu sorunun merkezindedir. Canlı çiçeğin renkleri ve biçimi başka canlıları kendisine çekerek üremeye katılabilir. Çiçek koparılıp buket yapılır, kurutulup kitabın arasına yerleştirilir, resmedilir ve başka yerlerde gösterilir. Shakespeare’in Hamlet oyununda Ophelia çiçekleri hatırlama işaretlerine dönüştürür; sinemanın yıldız sistemi artizin genç yüzünü sürekli yeniden açan bir çiçek gibi çoğaltır. Evin salonunda televizyon bu görüntülerin ışıklı merkezi olur. Kişisel bilgisayar aynı ekranda pikselleri belirgin figürler yetiştirir. Artizin yüzü canlı çiçek gibi görünür; bilgisayarın sprite’ı hücreleri görülebilen kurutulmuş çiçektir. Kaleydoskop aynı parçaları yeni görüntülerde birleştirirken çiçeklenmenin zamansal hareketini görünür kılar.
Televizyon ile bilgisayarın çevresinde çoğalan video kaydedici, oyun konsolu, joystick, klavye, disket, CD, modem, Walkman, iPod, kulaklık ve telefon, görüntüyü ve sesi farklı yerlere taşıyan teknolojik ahtapotun organlarıdır. Lacan’ın lamelle miti kayıp içinden süren libidinal hareketi, aléthosphère bilimsel işlemlerin meydana getirdiği ortamı, lathouse (unutuk) ise bu ortamda çoğalan arzu nesnelerini kavramlaştırır. Demoscene bu üretimi görünür hâle getirir: Cracktro oyunun önünde perde oluşturur, ASCII yazıdan resim üretir, tracker komutları sese dönüştürür, küçük programlar büyük hareketli görüntüler açtırır. Arşiv ve emülasyon eski görüntüleri saklar ve yeniden çalıştırır; dijital platformlar televizyon akışını bilgisayar koleksiyonuyla birleştirir. Modern ekran kültürü, geçmişin kurutulmuş çiçeklerinden yeni görüntüler yetiştiren kaleydoskopik bir unutuklar ekosistemidir.
Kitabın Arasında Saklanan Çiçek
Freud’un Die Traumdeutung kitabındaki botanik monografi rüyasını önemli kılan, rüyadaki görüntünün kendi oluşum sürecine benzemesidir. Freud bir bitkiyi inceleyen kitap görür; kitabın içinde görüntü ve kurutulmuş örnek bulunur. Rüyanın kendisi de geçmişteki çeşitli olayların, kişilerin, yazıların ve görüntülerin tek bir sahnede toplanmasıyla oluşmuştur. Freud rüyanın belirgin öğelerini şöyle ifade eder: “eine Monographie über eine (unbestimmt gelassene) Pflanzenart” [Türü belirsiz bırakılmış bir bitki üzerine monografi] ve “ein getrocknetes Spezimen der Pflanze” [Bitkinin kurutulmuş bir örneği] (🔗).
Rüyanın güncel kaynaklarından biri, Freud’un kitapçı vitrininde gördüğü siklamen monografisidir. Siklamen eşinin sevdiği çiçektir. Bu küçük karşılaşma, çiçek armağan etmeyle bilimsel eser yazmayı birbirine bağlar. Freud’un daha önce koka üzerine yaptığı araştırmalar, kokainin göz hekimliğindeki kullanımı, göz hekimi Königstein’la konuşması ve bilimsel çalışmaların takdir edilmesiyle ilgili düşünceleri aynı rüyanın içinde yoğunlaşır.
Bitkinin adlandırılması başka çağrışımlar da üretir. Botanik sözcüğü, adı Almancada bahçıvanı çağrıştıran Profesör Gärtner’e, onun çiçek açmış gibi tarif edilen eşine, Flora adlı hastaya ve unutulmuş çiçekler hakkındaki bir hikâyeye açılır. Monografi ise bilimsel araştırmanın tek bir konuya yoğunlaşmasını ve kitap üretimini hatırlatır. Freud’un sevdiği enginar, çocukluktaki resimli kitaplarla bağlantı kurar. Enginarın kat kat yapraklarıyla kitap sayfalarının çevrilmesi aynı hatırlama zincirinde buluşur.
Rüyadaki renkli levha, Freud’un çocukken resimli bir kitabı yaprak yaprak koparma anısına bağlanır. Kurutulmuş bitki örneği okul yıllarındaki herbaryumu hatırlatır. Bir yanda renkli görüntünün seyredilmesi, öte yanda kitabın ve bitkinin maddi olarak parçalanması vardır. Sonraki bilimsel yazı ve kitap koleksiyonculuğu, bu eski parçalarla yeniden ilişki kurar.
Freud, rüya çözümlemesinde botanik ve monografi sözcüklerinin çok sayıda düşünce zincirinin birleştiği düğüm noktaları olduğunu gösterir. Rüyanın görünür öğesi, birçok ayrı bağlantıyı kendi içinde yoğunlaştırır. Üstelik aynı düşünce, rüyadaki birden fazla öğeye dağılabilir. Bu karşılıklı örgütlenme Verdichtung (yoğunlaşma) ve çoklu belirlenimle açıklanır. Botanik monografi, hem hatırlanan nesnelerin koleksiyonu hem bu nesnelerin birbirlerine bağlanma yöntemidir.
Kitabın maddi yapısı burada önem kazanır. Sayfa çevrilir, renkli levha açılır, kurutulmuş örneğe ulaşılır, yazılı açıklama okunur. Her hareket, aynı bitkinin başka bir biçimini görünür kılar. Çiçeğin geçmişteki canlılığı kitapta saklanmıştır; okuyucu bitkinin farklı kayıtları arasında hareket ederek bu geçmişe ulaşır.
Bilgisayar aynı işlemleri elektronik bir düzene taşır. Bir programın kodu yazılı olarak saklanır; grafik dosyaları figürün biçimlerini korur; ses örnekleri müzik için kullanılacak malzemeyi taşır. Program çalıştırıldığında yazı, renk ve ses aynı anda hareketli bir görüntüde birleşir. Freud’un monografisinde çiçek kitabın sayfasından görünür olur; bilgisayarda çiçek dosyanın içinden çalışarak açar.
Fantom Buket ve Ekran Belleği
Botanik monografinin içinde saklanan çiçekle Lacan’ın fantom buketi arasında güçlü bir bağlantı vardır. Kitaptaki kurutulmuş örnek geçmişteki gerçek bitkinin maddesini taşır. Çukur aynadaki fantom buket ise gizlenmiş gerçek bitkinin ışınlarından oluşur. İki durumda da görünür görüntü, kendisini meydana getiren kaynağa bağlıdır.
Henri Bouasse’ın bouquet renversé deneyinde geniş bir çukur ayna kullanılır. Çiçek demeti kutunun içinde baş aşağı durur; üzerinde boş bir vazo bulunur. Ayna ışınları vazonun ağzında birleştirerek “une image réelle exactement sur le vase” [Tam olarak vazonun üzerinde bir gerçek görüntü] oluşturur (🔗).
Geometrik optikte gerçek akis, yansıyan ışınların uzayda fiilen kesişmesiyle meydana gelir. Bu ışınların kesiştiği yere uygun bir yüzey konulduğunda görüntü yüzeyde de yakalanabilir. Bouasse’ın deneyinde gözlemci, akisle vazonun aynı yerde bulunduğunu algılar. Kutunun içine saklanan çiçekler, kutunun üzerinde açıyormuş gibi görünür.
Görüntünün görülebilmesi belirli bir gözlem konumuna bağlıdır. Işınların oluşturduğu görüş konisinin uygun bölgesindeki kişi buketi görür. Gözlemcinin yeri değiştiğinde fantom buketin görünürlüğü de değişir. Böylece saklanan gerçek nesne, onun gerçek akisi ve seyircinin konumu tek bir optik düzende birleşir.
Lacan bu deneyin çiçeklerle vazo arasındaki ilişkisinden yararlanır. Düzenekte değişiklik yaparak gerçek çiçeklerin çevresinde gerçek vazonun akisini oluşturur. Sonra düzlem ayna ekleyerek gerçek akisin sanal akisle ilişkisini inceler. Bu optik işlemler, öznenin kendi bedenine ait bütünlük görüntüsünü belirli bir konumdan edinmesini anlamaya yardımcı olur.
Freud’un Deckerinnerung kavramı da hatırlanan görüntünün nasıl kurulduğuna yönelir. Çocukluk sahnesi, sonraki yaşamın arzularını ve çatışmalarını taşıyabilir. Hatırlanan çiçek, hem bu ilişkileri örter hem onları araştırmanın başlangıcını oluşturur. İngilizce screen memory ifadesindeki screen, bu çift yönlü işlevi görünür kılar: Perde arkasını örterken önünde görüntü açar.
Sinemanın perdesi, CRT’nin ışıklı yüzeyi ve bilgisayarın monitörü bu işlevin farklı teknik ortamlarıdır. Sinemada kaydedilmiş yüz, projektör aracılığıyla seyircinin önünde yeniden belirir. CRT’de elektron demeti fosforlu yüzeye görüntü yazar. Bilgisayarda kod, ekranın göstereceği renk değerlerini düzenler. Her durumda görünür sonuç ile onun kaynağı arasında bir üretim ilişkisi vardır.
Bir bilgisayar oyununun açılış ekranı, yıllar sonra eski yaşam döneminin yoğun bir hatırasına dönüşebilir. Açılış renginin tonu, yükleme sesi ve ilk görüntünün belirme süresi, o dönemin kullanım alışkanlıklarını hatırlatır. Aynı ayrıntılar cihazın teknik koşullarını araştırmaya da açılır. Ekran belleği, geçmişi görünür kılarken geçmişi meydana getiren işlemlerin indekslerini korur.
Karahindiba, Kaleydoskop ve Bakış
Freud’un 1899 tarihli Über Deckerinnerungen metnindeki çocukluk anısı, botanik monografi rüyasının görünürlük ve hatırlama ilişkisini tamamlar. Çayırda üç çocuk sarı karahindibalar toplar. Küçük kızın buketi daha güzeldir; erkek çocuklar çiçeklerini alır. Kız ağlayarak uzaklaşır ve teselli olarak ekmek alır. Diğer çocuklar da çiçeklerini bırakıp ekmek ister.
Hatırlanan görüntüde çiçeklerin sarılığı ve ekmeğin lezzeti olağanüstü belirgindir. Freud bu duyusal yoğunluğu sonraki yaşamın fantezileriyle ilişkilendirir. Gençlikte âşık olunan kızın elbisesinin rengi çiçeklerin sarısıyla birleşir. Geçim kaygısı ve evlilik olasılıkları, ekmeğin görüntüsüne katılır. Çiçeğin koparılması da erotik anlam kazanır (🔗).
Karahindibanın botanik yaşamı, görüntünün sonraki dönüşümlerine uygun bir örnek sunar. Sarı çiçek başı gelişimin ardından meyvelerin bulunduğu tüylü bir yapıya dönüşür. Rüzgâr bu meyveleri çevreye taşır. Bir zamanlar parlak çiçek olarak görünen yapı, daha sonra çoğalma malzemesini uzaklara dağıtır.
Kaleydoskopta da küçük parçaların dolaşımı yeni görüntüler oluşturur. David Brewster’ın geliştirdiği aygıtta renkli parçalar aynalar arasında tekrar eden desenler meydana getirir. Tüp çevrildiğinde parçaların konumu değişir; aynı malzeme başka bir çiçek biçimi kazanır. Brewster, kaleydoskopta kullanılabilecek malzemeler arasında “flowers, leaves, and petals of plants” [Çiçekler, yapraklar ve bitkilerin taç yaprakları] ifadesini de kullanır (🔗).
Gerçek çiçeğin parçası, aynalarda yeni çiçek görüntüsüne dönüşür. Freud’un sarı çiçekleri de çocukluk, gençlik ve yetişkinlik ilişkilerinden gelen parçaları tek bir hatırlama sahnesine dönüştürür. Kaleydoskop, bu yeniden düzenlemenin optik örneğidir.
Lacan’ın bakış kuramı, oluşan görüntünün seyirciyle ilişkisini açar. Denizin üzerinde güneşte parlayan bir sardalya tenekesi, balıkçılar arasındaki genç Lacan’ın dikkatini çeker. Lacan, tenekenin görünür alandaki kendi konumunu ona geri gösterdiğini “elle me regarde” [O bana bakıyor] sözleriyle anlatır. Parlak nesne, öznenin manzaradaki yerini fark etmesini sağlar.
Aynı derslerdeki Zeuxis ve Parrhasios anlatısı, meyveyi ve perdeyi karşı karşıya getirir. Zeuxis kuşların yemeye yöneldiği üzümler resmeder. Parrhasios ise duvara öylesine gerçekçi bir perde resmeder ki Zeuxis perdenin arkasındaki resmi görmek ister. Üzüm görüntüsü canlıları meyveye çeker; perde görüntüsü seyircinin bakışını saklı nesneye yöneltir (🔗).
Burada bakışın takıldığı ayrıntı belirleyicidir. Bir renk, leke, diken veya küçük hareket görüntünün bütün anlamını değiştirebilir. Freud’un karahindibasının sarısı, Ophelia’nın menekşesi, film yıldızının yüzündeki bir jest ve eski oyundaki belirgin piksel kümesi bu tür yoğunlaşma noktalarıdır. Görüntünün en çekici ayrıntısı, onu meydana getiren geçmiş ilişkilere açılan indeks olabilir.
Ophelia’nın Çiçekleri ve Sinemanın Genç Yüzü
Shakespeare’in Hamlet oyununda gerçek bir perde, çiçekler ve ölüm aynı görünürlük düzeninde birleşir. Polonius, Kraliçe Gertrude’un odasında duvar halısının arkasına gizlenir. Hamlet kumaşın arkasından gelen sesi duyar ve kılıcını perdeye saplayarak Polonius’u öldürür. Saklanan bedenin bulunduğu yer, ölümün gerçekleştiği yer olur.
Polonius sarayda başkalarının sözlerini ve ilişkilerini araştıran bir kişidir. Kızının Hamlet’le görüşmelerini denetlemeye çalışır; gizli dinlemeler düzenler. Ölümü, görünür alanın arkasında kurduğu bu gözetleme düzeninin içinde gerçekleşir.
Ophelia babasının ölümünden sonra çiçekleri hatırlama işaretleri olarak dağıtır. “There’s rosemary, that’s for remembrance.” [İşte biberiye; bu, hatırlamak içindir.] Bir başka çiçeği düşüncelerle ilişkilendirir. Menekşelerin babasının ölümünde solduğunu söyler. Laertes onun sözlerini “A document in madness” [Deliliğin içinde bir belge] diye niteler (🔗).
Bu çiçekler saraydaki kayıpları ve ilişkileri okunabilir hâle getirir. Ophelia’nın parçalı konuşmaları dinleyiciler tarafından farklı anlamlarda birleştirilir. Kaleydoskopun renkli parçaları gibi, aynı sözler farklı dinleyicilerin düşüncelerinde başka kompozisyonlar oluşturur.
Ophelia’nın ölümü de seyircinin önünde anlatı aracılığıyla belirir. Gertrude söğüt ağacını, çiçek çelenklerini, cam gibi görünen suyu ve Ophelia’nın suda açılan elbisesini tarif eder. Giysi kısa süre bedeni suyun yüzeyinde tutar; sonra ağırlaşarak onu aşağı çeker. Ölüm, çiçekler ve kumaş aracılığıyla hatırlanabilir bir görüntüye dönüşür.
Lacan, 1959’da bu ölüm anlatısındaki dead men’s fingers [ölü adamların parmakları] adlı bitkinin Orchis mascula ile ilişkisini ve fallik çağrışımlarını inceler. Çiçek, baba kaybını, cinsel anlamlandırmayı ve ölümün görüntüsünü birlikte taşır (🔗).
Ophelia’nın mezarında Laertes menekşelerin yeniden filizlenmesini diler. Babanın ölümünde solan bitki, kızın ölümünden sonra yeniden doğuşun işareti hâline gelir. Çiçeğin canlılığı, kurutulmuşluğu ve yeniden büyümesi aynı dramatik ilişkide toplanır.
Sinemanın yıldız sistemi de canlı bedenin görüntüsünü kaydedip başka zamanlarda yeniden açtırır. Oyuncunun yüzü makyaj, ışık, kamera ve yakın plan aracılığıyla özel bir çekicilik kazanır. Yıldızın görüntüsü filmlerde, afişlerde, fotoğraflarda ve hayran dergilerinde çoğaltılır.
Gençliğin fetişleştirilmesi bu çoğalma düzeninin merkezindedir. Oyuncunun bedeni yaşlanırken gençlik yıllarında kaydedilmiş yüzü aynı görünüşle gösterilebilir. Film yıldızının görüntüsü, bedenin geçmişteki canlılığını seyircinin bugünkü bakışına taşır.
Bir insan eski bir filmi yeniden seyrettiğinde yıldızın genç yüzü kendi geçmiş seyircilik konumunu da hatırlatabilir. Filmdeki yüz aynı yaşta görünür; seyircinin bedeni ve yaşamı zaman içinde değişmiştir. Yıldızın genç yüzü, yaşlanmayı örten görüntüyle yaşlanmanın indeksini aynı perdede birleştirir.
Salonun TV–PC Karşılaşması
Sinemanın yıldız yüzü televizyon aracılığıyla evin salonuna yerleşir. Televizyon bir görüntü merkezi oluşturur; koltuklar ona çevrilir, yayın saatleri evin zamanını düzenler, anten ve kablolar dışarıdaki yayın ağını salona bağlar. Video kaydedici canlı yayını kasete geçirerek görüntüyü saklar. Uzaktan kumanda görüntü seçme hareketini koltuğa taşır.
Ev bilgisayarı bu yerleşimin içine girer. Commodore 64 ve ZX Spectrum gibi makineler aile televizyonuna bağlanabilir. RF modülatörü veya video bağlantısı, bilgisayarın ürettiği sinyali CRT ekranında gösterir. Televizyon kanalından bilgisayar girişine geçildiğinde aynı ışıklı yüzeyde başka bir dünya belirir.
Biraz önce sinematik yıldızın yüzünü gösteren ekran şimdi pikselleri seçilebilen oyun karakterini gösterir. Aynı yüzey, canlı bedenin kaydedilmiş görüntüsüyle program tarafından üretilmiş figürü art arda taşır. TV’nin çiçeği yayınla açar; PC’nin çiçeği kodla açar.
Bilgisayardaki piksel figürü belirli grafik hücrelerinin düzenlenmesiyle oluşur. Göz, ağız, saç ve beden çizgileri sınırlı renk kümelerinden meydana gelir. Figürün bütünlüğüyle onu oluşturan parçalar birlikte görülebilir. Sprite sheet açıldığında karakterin hareket aşamaları yan yana saklanmış örneklere dönüşür. Oyun çalıştığında bu örnekler tekrar hareket kazanır.
CRT’nin fiziksel özellikleri de görüntüye katılır. Fosforlu yüzey, analog sinyalin özellikleri ve bağlantı türü, piksel sınırlarını ve renk geçişlerini etkiler. Bazı eski grafikler bu görüntüleme koşullarından yararlanacak biçimde hazırlanmıştır. Modern ekranın keskin büyütmesi figürün ayrık hücrelerini gösterirken dönemin CRT’si farklı bir optik bütünlük oluşturabilir. Böylece CRT, piksel figürünü görünür bir bukette birleştiren optik vazoya dönüşür.
Televizyon kumandası kanal seçer; klavye programı çalıştırır; joystick ekrandaki karakteri hareket ettirir. Görüntünün karşısındaki beden, programlanabilir görüntüye hareketleriyle katılır. Kullanıcı joystick’i hareket ettirdiğinde figür değişir; figürün yeni konumu kullanıcıdan başka bir hareket ister. Ekranla beden arasında sürekli tekrarlanan bir gidiş-dönüş oluşur.
Bilgisayar ayrı monitöre geçtiğinde ev içinde ikinci bir görüntü merkezi belirir. Televizyonun karşısında koltuklar, bilgisayarın karşısında masa ve sandalye bulunur. Disket sürücüsü, yazıcı, tarayıcı ve modem PC’nin çevresinde toplanır. Oyun konsolu televizyona, yazıcı bilgisayara, Walkman kullanıcının bedenine bağlanır. Salonun teknolojik organizması giderek daha çok organ kazanır.
Lamelin Kolları ve Unutukların Meyveleri
Lacan’ın lamelle miti, teknolojiyle beden arasındaki bu çoğalmayı arzu düzeyinde düşünmeye yardımcı olur. Lacan 1964’te libidoyu mitik bir organ olarak anlatır. Doğum sırasında açılan zarları ve plasentanın ayrılmasını düşünür; buradan her yere geçebilen, yassı ve bölünerek varlığını sürdüren bir organ tasarlar. Lamel için “ça survit à toute division” [Her bölünmeden sağ çıkar] der (🔗).
Lamel cinsiyetli yaşamın kayıpla ilişkisini ifade eder. Lacan bu mitik organı erojen bölgelere, bedensel açıklıklara ve dürtü devrelerine bağlar. Görme ve işitme, belirli nesneler etrafında tekrarlanan arzu ilişkilerine dönüşür. Ekranın göze, kulaklığın kulağa, mikrofonun sese ve joystick’in ele yaklaşması bu devrelerin teknik örgütlenmesini sağlar.
Televizyon ile bilgisayarın çevresindeki cihazlar da birbirlerinden ayrılarak yeni ilişkiler kurar. Video kaydedici görüntüyü kasette saklar. Modem bilgisayarı başka evlerdeki bilgisayarlara bağlar. Dijital kamera dış dünyadan görüntü getirir. Yazıcı ekran görüntüsünü kâğıda geçirir. Her aygıt görüntünün, sesin veya yazının başka bir maddi ortamda çalışmasını sağlar.
iPod bu ayrılma ve yeniden bağlanma düzeninin belirgin tarihsel örneğidir. İlk iPod, bilgisayarda düzenlenen müzik koleksiyonunu iTunes aracılığıyla alır; kullanıcı cihazı yanında taşır ve kulaklıkla dinler. Sonra bilgisayarla yeniden eşzamanlayabilir. Cihazın adındaki pod, ana uzay gemisinden ayrılıp geri dönen küçük kapsül imgesinden esinlenmiştir (🔗).
İngilizcede pod ayrıca tohum kapsülünü adlandırır. Octopus sözcüğündeki Yunanca pous/podos ise ayak anlamını taşır. Bu çağrışımlar teknolojik ahtapotun hareketinde birleşir: Merkezden ayrılan kapsül, ses koleksiyonunu bedenle birlikte başka ortamlara taşır. Tohum kapsülünün yaşam malzemesini dağıtmasıyla iPod’un müzik dosyalarını dolaştırması, aynı ayrılma ve taşınma biçimini görünür kılar.
Lacan 1970’te modern bilimin meydana getirdiği teknik ortamı aléthosphère olarak adlandırır. Elektromanyetik dalgalar, matematiksel yazı ve kayıt işlemleri insanın gündelik dünyasında yeni nesneler ve ilişkiler oluşturur. Ay yolculuğundaki astronotların insan sesiyle bağlantıda kalması bu ortamın çarpıcı örneğidir.
Lacan aynı bağlamda bilimsel üretimin çoğalttığı arzu nesnelerine lathouse adını verir. Türkçedeki unutuk karşılığı, hakikatle unutmanın bir arada düşünülmesini sağlar. Lacan bu nesneleri “ces objets faits pour causer votre désir” [Arzunuza sebep olmak üzere yapılmış bu nesneler] diye tanımlar (🔗).
Bir cihazın çekiciliği, onu mümkün kılan bilimsel ve endüstriyel işlemleri kendi görünür gövdesinde yoğunlaştırır. Kullanıcı ekrana, sese, menüye ve cihazın kullanım deneyimine bağlanır. Cihaz eskidiğinde görünür gövdesi geçmiş üretim ilişkilerini hatırlatan bir nesne hâline gelir. Retro unutuk, kendi meydana geliş koşullarının indekslerini saklar.
Çiçeğin meyveye, meyvenin kabuğa ve tohuma dönüşmesi bu tarihsel hareketi somutlaştırır. Ekran çekiciliği yeni cihazları, yeni oyunları, yeni müzikleri ve yeni görüntüleri dolaşıma sokar. Meyvenin kabuğu gibi cihazın kasası ve arayüzü de üretim geçmişini belirli bir biçimde saklar. Çiçeklenme ve üretim arasındaki bu ilişkiyi, çiçek eleştirisiyle doğadışı ana üzerine yazılmış iki metnin açtığı bağlamda izlemek mümkündür (🔗) (🔗).
Teknolojik ahtapotun kolları böylece bilimsel ortamla bedensel arzuyu birbirine bağlar. Cihazların çoğalması yeni kullanım devreleri üretir; bir nesnenin çekiciliği başka nesnelerin edinilmesine veya yaratılmasına sebep olabilir. Demoscene bu ikinci yolu özellikle görünür kılar.
Demoscene: Çalıştırılabilir Botanik Monografi
Demoscene, programlamayı doğrudan görsel-işitsel gösteriye dönüştüren bilgisayar kültürüdür. Üreticiler belirli donanım sınırları içinde hareketli grafikler, müzikler ve animasyonlar hazırlar. Bu gösterilere demo denir. Demo çalıştığında saklanmış kod, seyircinin önünde renkli ve hareketli bir görüntüye dönüşür.
Bu kültürün tarihsel başlangıçlarından biri cracktro’dur. Korsan kopyası hazırlanmış oyunun önüne crack grubunun logosu, müziği ve kayan yazısı eklenir. Kullanıcı oyuna geçmeden önce grubun görüntüsüyle karşılaşır. Cracktro oyunun önündeki perde olurken yazılımın dolaşıma sokulma tarihini de indeksler. Sonra bu giriş gösterilerinin üretimi bağımsız demo sanatını geliştirir.
1992’de Spaceballs’ın State of the Art demosu dans eden siluetleri müzikle birleştirir (🔗). 1993’te Kefrens’in Desert Dream demosu Amiga’nın farklı görüntü efektlerini bir araya getirir (🔗). Future Crew’nun Second Reality demosu aynı yıl PC’nin gerçek zamanlı grafik üretim olanaklarını sergiler (🔗). Her eser, teknik sınırların içinde yeni bir görünür dünya oluşturur.
Bu üretimin botanik monografiyle ilişkisi doğrudandır. Freud’un rüyasında yazı, kurutulmuş örnek ve renkli levha aynı kitapta bulunur. Demoda kod, grafik ve ses aynı dosya düzeninin içinde saklanır. Program çalıştırıldığında bütün bu parçalar bir gösteriye dönüşür. Kitapta sayfa çevirerek ulaşılan renkli görüntü, bilgisayarda programın çalıştırılmasıyla açılır.
ASCII art, yazının görüntü üretmesini en açık biçimde gösterir. Harfler ve noktalama işaretleri belirli satırlara yerleştirilerek logo veya figür oluşturulur. ANSI art bu düzeni renklerle genişletir; PETSCII Commodore bilgisayarlarının karakter kümesini kullanır. Teletext ise televizyon yayınının içinde metin ve mozaik grafiklerden oluşan seçilebilir sayfalar üretir. Bunların her birinde yazı karakterleri görüntünün saklanan ve yeniden düzenlenebilen parçalarıdır.
Tracker müziğinde ses örnekleri, nota değerleri ve efekt komutları satırlar hâlinde saklanır. Program bu düzeni çalıştırdığında müzik oluşur. Chiptune, eski ses yongalarının tını olanaklarını yeni müziklerde kullanır. Böylece yazılı komutun ekranda görüntü, hoparlörde ses oluşturması aynı teknik çiçeklenmenin farklı biçimleri hâline gelir.
4K intro gibi küçük dosya sınırlı demolar, bu ilişkinin yoğun örnekleridir. Az miktarda kod, işlemci ve grafik donanımı aracılığıyla geniş hareketli görüntüler meydana getirir. Teknik sınır, çiçeğin biçimini belirleyen direnç olarak çalışır. Bellek miktarı, renk paleti, işlemci hızı ve dosya boyutu estetik üretimin doğrudan malzemesine katılır.
Demoscene’in çiçekçiliği kolektif bir dolaşım sistemine de sahiptir. Swapper disketleri değiş tokuş eder; BBS başka bilgisayarlara bağlantı sağlar; demoparty üretimlerin gösterildiği buluşmadır. Diskmag topluluğun tarihini, söyleşilerini ve tartışmalarını saklar. NFO dosyaları grup bilgilerini ve görsel imzaları taşır. Kayan yazılardaki greetings bölümleri başka grupların adlarını yeni demoların içine yerleştirir.
Bu kayıtlar zamanla geçmiş ilişkilerin indekslerine dönüşür. Bir grubun adı eski bir demonun içinde yaşamaya devam eder; bir müzik parçası yeni eserlere aktarılabilir; bir grafik tekniği başka programcılar tarafından geliştirilir. Ophelia’nın solmuş menekşeleri nasıl kayıp ilişkilerin işaretini taşıyorsa eski demoların selamları da geçmiş toplulukların izlerini korur.
Demoscene, botanik monografinin kendi sakladığı malzemeyle yeni çiçek yetiştirmesidir. Kod yazılır, çalıştırılır, görüntü oluşturur, başka üreticilere ulaşır ve onların yeni eserlerine katılır. Her yeni demo, önceki teknolojik dünyanın başka bir kompozisyonunu meydana getirir.
Retro Herbaryumdan Platform Kaleydoskobuna
Freud’un 1925 tarihli Wunderblock (sihirli yazı levhası) metni, ekranla arşiv arasındaki ilişkiyi açıklayan son bir bellek aygıtı sunar. Levhanın yüzeyine yazı yazılır; yüzey kaldırıldığında görünür yazı silinir ve alt tabakadaki izler korunabilir. Yeni yazılar aynı yüzeye eklenirken eski kayıtların izleri altta kalır.
Bilgisayarda ekran görüntüsü değişir, program kapanır, dosya diskte saklanır. Program yeniden açıldığında önceki veri görünür veya işitilir hâle gelir. Eski oyun dosyasının emülatörde çalıştırılması, bu saklanan iz ile yeniden beliren görüntü arasındaki ilişkiyi somutlaştırır. Kullanıcı eski programı başlatır, açılış ekranını görür, müziği duyar ve geçmiş kullanım hareketlerini yeniden gerçekleştirebilir.
Retro arşivler disket görüntülerini, demoları, tracker dosyalarını, ASCII logolarını, diskmag sayılarını ve donanım belgelerini saklar. Dosyaların isimleri, üretim tarihleri, grup imzaları ve teknik biçimleri, geçmişteki toplumsal ilişkilerin araştırılmasını sağlar. ANSI ve ASCII sanatının koleksiyonlar hâlinde korunması bu tarihsel dolaşımın örneklerinden biridir (🔗).
Glitch art da aynı arşivin teknik yapısını görünür kılar. VHS kasetin görüntü bozulması, dijital sıkıştırmanın blokları veya eski ekranların parazitleri, görüntünün hangi işlemlerden geçtiğini gösterir. Bu bozulmalar yeni estetik kompozisyonların malzemesine dönüşebilir. Bir zamanlar görüntünün arkasında çalışan teknik süreç, artık görüntünün içinde belirgin bir biçim kazanır.
Sinematik yıldızın arşiv görüntüsüyle retro sprite burada yeniden karşılaşır. Eski film restore edilip yeni ekranda gösterilir; eski oyun emülatörde çalıştırılır. Birinde geçmiş bedensel hareketin kaydı, diğerinde programlanmış hareketin saklanan yapısı tekrar etkinleşir. Her ikisi de geçmiş zamanın izlerini bugünkü seyircinin önünde görünür kılar.
Video platformları televizyonun akışını bilgisayarın arşiv düzeniyle birleştirir. Bir zamanlar belirli saatte yayımlanmış televizyon programı dijital dosya olarak saklanır; kullanıcı onu bugün başka bir ekranda izleyebilir. Demoscene kayıtları, retro oyun görüntüleri, eski reklamlar ve film sahneleri aynı koleksiyona katılır. Otomatik oynatma ve öneri sistemleri bu parçaları farklı kullanıcılar için yeni sıralarda bir araya getirir.
Kaleydoskopun dönmesiyle görüntünün değişmesi, burada ekran kaydırma ve yeni video seçme hareketine dönüşür. Platformun başlıkları, küçük resimleri, açıklamaları ve kullanıcı hesapları da içeriklerin görünürlüğüne katılır. Böylece ekran belleğinin perdeleme ve indeksleme işlevleri yeni teknik katmanlarda sürer. Görüntü geçmişin bir bölümünü öne çıkarırken başka geçmiş bağlantılarına ulaşmanın işaretlerini saklar.
Fantom Buketin Yeni Çiçeği
Freud’un botanik monografi rüyasında canlı bitkinin izleri yazı, kurutulmuş örnek ve renkli levha biçiminde tek kitapta toplanır. Lacan’ın fantom buketinde gizlenmiş gerçek çiçeklerin ışınları çukur aynanın önünde gerçek akis oluşturur. Freud’un perde anısında geçmiş yaşantılar yeni bir görüntünün içinde yoğunlaşır. Kaleydoskop bu parçaların tekrar tekrar yeni bütünlükler kazanmasını sağlar.
Bu işlemler sinemada, tiyatroda ve bilgisayar kültüründe farklı maddi biçimler edinir. Ophelia’nın çiçekleri kaybın okunabilir işaretlerini taşır; yıldızın genç yüzü bedensel zamanı görüntüye geçirir; piksel figürü teknik zamanın hücrelerini saklar. TV ile PC’nin aynı CRT’deki karşılaşması canlı yayın görüntüsüyle programlanmış görüntüyü aynı yüzeye yerleştirir. Teknolojik ahtapotun kolları bu görüntüleri farklı aygıtlara, bedenlere ve ağlara taşır.
Lamel, bu dolaşımın kayıp içindeki libidinal sürekliliğini düşünmeye yardım eder. Alethosfer, görüntü ve sesin meydana geldiği bilimsel ortamı açıklar. Unutuk, bu ortamda çoğalan arzu nesnesinin tarihsel biçimini adlandırır. Demoscene ise bütün bu ilişkileri doğrudan üretime dönüştürür: Saklanan kod, bugünkü ekranda yeniden çiçek açar.
Botanik monografi, modern ekran belleğinin en yoğun modelidir. Kitabın içinde saklanan çiçek, gerçek akis olarak başka yerde belirir; hatırlanan görüntü olarak bastırılanı örter ve ona geri dönüşün indeksini taşır; bilgisayar programı olarak çalışır; arşivde korunur ve yeni üretimlerin tohumu olur.
Bir çiçek solar, meyvesi olgunlaşır, tohumu başka yere taşınır. Bir ekran görüntüsü kaydedilir, dosyası saklanır, kodu başka bir cihazda çalıştırılır. Geçmişin parçaları yeni bir görüntüde birleştiğinde kaleydoskop yeniden döner.
Ekran belleğinin çiçeği, kendi kurutulmuş izlerinden tekrar açar.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: The Phantom Bouquet of the Botanical Monograph: Screen Memory and Technological Flowering – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Le bouquet fantôme de la monographie botanique : mémoire-écran et floraison technologique – Žižekian Analysis