Tag Archives: G. W. F. Hegel

Büyük Mantık: Ayrım, önermede doğrudan yer almaktadır — G. W. F. Hegel

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

(öncesi: Büyük Mantık: Varlığın Genel Ayrımı)

Not 2.

Varlık ve hiçlik üzerine olan önermeye karşı duyulan isteksizliğe yardımcı olan başka bir neden daha ileri sürülmelidir; bu neden, varlık ve hiçliğin incelenmesinden çıkan sonucun “Varlık ve hiçlik bir ve aynı şeydir” önermesiyle ifade edilmesinin eksik oluşudur. Vurgu özellikle “bir ve aynı şey olma”ya yapılır, tıpkı genel olarak yargıda olduğu gibi; burada yüklem, öznenin ne olduğunu ifade eder. Bu yüzden anlam, sanki ayrım yadsınıyormuş gibi görünür—oysa ayrım, önermede doğrudan yer almaktadır; çünkü o, varlık ve hiçlik olmak üzere iki belirlenimi dile getirir ve onları ayrık olanlar olarak içerir.—Aynı zamanda şöyle de düşünülmemelidir ki, bunlardan soyutlama yapılmalı ve yalnızca birlik korunmalıdır. Böyle bir anlam kendisini tek yanlı ilan ederdi, çünkü soyutlama yapılması gereken şey, önermede yine de mevcuttur ve adlarıyla anılır.—Şimdi, “Varlık ve hiçlik aynıdır” önermesi bu belirlenimlerin özdeşliğini ifade ettiği sürece, fakat aynı zamanda onları ayrık olarak içerdiği sürece, kendisiyle çelişir ve kendi içinde çözülür. Bunu daha yakından ele alırsak, burada kendi kendisini ortadan kaldırma hareketine sahip bir önerme kurulmuştur. Ama işte tam da bu yolla, onun kendi içinde ifade ettiği şey meydana gelir: yani oluş.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Büyük Mantık: Varlığın Genel Ayrımı — G. W. F. Hegel

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

(öncesi: Büyük Mantık: Bilimin başlangıcı neyle yapılmalıdır?)

Varlığın genel ayrımı

Varlık ilkin genel olarak başkasıyla karşıtlığa göre belirlenmiştir;

İkincisi, kendi içinde kendisini belirleyendir;

Üçüncüsü ise, bu ayrımın geçiciliği ortadan kaldırıldığında, soyut belirsizlik ve dolaysızlık olarak, başlangıç olması gereken halidir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Eviri

Büyük Mantık: Bilimin başlangıcı neyle yapılmalıdır? — G. W. F. Hegel

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

Birinci Kitap: Varlık Öğretisi

Bilimin başlangıcı neyle yapılmalıdır?

Ancak yeni zamanlarda felsefede bir başlangıç bulmanın zorluğu olduğu bilinci ortaya çıkmıştır ve bu zorluğun nedeni ile onun çözülebilirliği çeşitli şekillerde ele alınmıştır. Felsefenin başlangıcı ya dolaylı ya da dolaysız olmalıdır ve bunun ne birincisi ne de ikincisi olabileceği kolayca gösterilebilir; böylece başlangıcın bu iki biçiminden her biri çürütülmüş olur.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Sivil toplum varlık fazlasıyla zenginliğe kavuşamaz — G. W. F. Hegel

Yoksul sınıfları asgari yaşam seviyesinde tutma yükünü zengin sınıf üstlenirse ya da kamu varlıkları (varlıklı hastaneler, vakıflar, manastırlar) onlara dolaysızca destek olursa, iş dolayımı olmadan muhtaçların geçimi sağlanır, ama bu yöntem hem sivil toplum ilkesine hem de bağımsız bireylerin gururuna aykırıdır. İş (veya iş fırsatı) dolayımıyla sağlanırsa da üretim hacmi genişleyebilir ama o zaman hem üretim fazlası hem de üretim-tüketim orantısızlığı gitgide fenalaşır, yani iki yöntem de çözmeye yeltendiği sorunu derinleştirir. Demek ki sivil toplum varlık fazlasıyla zenginliğe kavuşamaz, aşırı yoksullaşma ve avamlaşmayı kendi kaynaklarıyla denetleyemez.

Hukuk Felsefesi § 245

Türkçesi: Fatoş İrem, Işık Barış Fidaner

Bkz “Zaruret Hakkı” G. W. F. Hegel

3 Yorum

Filed under Çeviri

Yüz Dolar ve Yansızlık — G. W. F. Hegel

Belirli sonlu oluştan bizzat oluşun tamamen soyut evrenselliğine geçiş ilk teorik lüzum olmakla kalmaz ilk pratik lüzumdur da. Zira yüz dolar için yaygara koparıldığında, ona sahip olup olmadığıma göre mali hülyalarımın değişmesi konusunda velvele çıktığında, dahası benim olup olmamam ya da başka bir şeyin olup olmaması üzerine kavga edildiği zaman şunu hatırlamalıyız:

İnsan aklını öyle soyut bir evrensellik düzeyine yükseltmelidir ki yüz doların olup olmaması, onun mali vaziyetiyle nicel ilişkisi ne olursa olsun, sahiden fark etmemelidir (yüz dolara sahip olup olmamanın sahiden fark etmeyeceği mali vaziyetleri kastetmiyorum); bunun gibi kendisinin olup olmadığı, yani sonlu bir ömrü olup olmadığı (belirli bir vaziyeti olup olmadığı), vb. fark etmemelidir.

Hatta bir Romalı şöyle demişti:

Si fractus illabatur orbis, impavidum ferient ruinæ.
Dünya yerle bir olsa bile kalıntıları korkusuzları geçindirecektir.
(Flaccus: Carminum liber tertium. Ode III, verse 7–8)

Hele ki bir Hristiyan mutlaka kendini bu yansızlık halinde bulmalıdır.

G. W. F. Hegel 1816 Mantık Bilimi (ingilizcesi)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1) Belirli sonlu hiçlik
2) Belirli sonlu oluş
3) Bizzat oluşun tamamen soyut evrenselliği

totally

1 Yorum

Filed under Çeviri

Doğa Ruhun süregiden varoluşunun ilanihaye dışarılmasından ibarettir — G. W. F. Hegel

Kendini bilen Ruh, kendi negatifini de bilir, kendi sınırını da bilir.

Kendi sınırını bilmek, kendini nasıl feda edeceğini bilmektir.

Bu feda, Ruhun Ruhlaşma sürecinin serbest rastlantısal hadiseler şeklinde sergilendiği dışarımdır.

Ruh, dışarılan Zamanda kendi saf Benliğini, dışarılan Uzayda kendi Oluşunu sezer.

Ruhun böylece bitişivermesi, Doğa, onun canlı ansız Oluverişidir.

Doğa, dışarılan Ruh, varoluşu itibariyle Ruhun süregiden varoluşunun ilanihaye dışarılmasından ibarettir, Özneyi ait olduğu yere geri döndüren hareketten ibarettir.

(Ruhun Fenomenolojisi: 807)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

(İngilizcesi)

f̶o̶r̶e̶s̶i̶g̶h̶t̶ → fore-scythe

f̶u̶t̶u̶r̶e̶ → suture

co̶n̶s̶t̶r̶u̶c̶t̶ → con-struck

reap

Bu malumat beni çarptı: Dr Forsyth, Herr von Vorsicht, Feraset Efendi (Sigmund Freud, Maria Pierri)

5 Yorum

Filed under Çeviri

Düşünümün kendini itmesi onun kendine gelişidir — G. W. F. Hegel

Öz kendine denkliğini aştıkça kendine denk olur.

Öz kendini varsayar, bu varsayımı aştıkça kendisi olur; özün aştığı varsayım, özün o varsayımı aştığıdır.

Yani düşünüm berisinde ansız bir şey bulur, onun ötesine geçer ve ondan geri dönüş olur.

Ama düşünüm her ne bulduysa, geri dönüşünde onu olsa olsa varsaymıştır.

Her ne bulunduysa ancak geride bırakılarak çıkagelir; onun ansızlığı aşılmış ansızlıktır.

Aşılmış ansızlık da özün (basit ve özdeş oluşun) kendine geri dönüşüdür, kendine gelişidir.

İşte bu kendine gelme, kendini aşmadır, kendini iterek varsayım yapan düşünümdür; düşünümün kendini itmesi onun kendine gelişidir.

(Mantık Bilimi: 842)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ansız: Unmittelbar, immediate

1 Yorum

Filed under Çeviri

Hegel’de Diyalektik Dramatizasyon: Örnekleyerek Devirmek — Slavoj Žižek

Ruhun Fenomenolojisi‘nde (Hegel) “Efendilik ve Kölelik”, “Mutsuz Bilinç”, “Kalbin Yasası”, “Mutlak Özgürlük” gibi başlıklar soyut teorik konumlardan ibaret değildir; bunların her birisi teorik bir konumun “varoluşsal dramatizasyon”undan üreyen bir fazlalığı adlandırır: “Dramatizasyon” teorik konumun örtük önvarsayımlarını açığa vurarak onu boşa düşürür. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

İşte gül, oyna bakalım — G. W. F. Hegel

Bu eser bir politik bilim içermesi bakımından mevcut halin/devletin kendine göre bir mantığı/akılcılığı olduğunu kavrayıp sunma girişiminden ötesi değildir. Felsefi bir yazı olduğuna göre olması gereken bir hal/devlet inşa etmekten itinayla kaçınması şarttır. Felsefe hale/devlete nasıl olması gerektiğini öğretemez, ancak etik evrenin nasıl bilineceğini öğretebilir.

Hic Rhodus, hic saltus!
İşte Rodos, atla da görelim!
İşte hendek işte deve! (Nah-ı Pir, Nahora)

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Duyu-üstü bu dünyanın aşıldığının konuşudur — G. W. F. Hegel

İç dünya veya duyu-üstü öte, belirmiştir: onu dolaylayan görünüş dünyasından gelmiştir; yani görünüş onun özüdür, hatta dolgusudur. Duyu-üstü, duyulan ve algılanan öğenin sahiden konuşudur; ama duyulan ve algılanan öğenin sahiliği görünüş olmaktır. O halde duyu-üstü, görünüş olan görünüştür. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri