Tag Archives: Tavşan

Tavşan — özel sayı

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Tavşan) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

+ Dağa küsen tavşan, yolda karşılaştı farla: Tavşan bahisli Türkçe deyimleri bileştiren yapay zeka şarkısı. 🤖🎸

— Ak Tavşan (Jefferson Airplane)

— Solusana (Pink Floyd)

— Sen ona mecbursun o yoksa yoksun ~ (Hümeyra, Atilla İlhan)

— Zenon’un saçmantıkları: Trajik-asil bir konuyu vülger-alelade eşleniğiyle yüzleştirmek (Slavoj Žižek)

— Obsesyonelin marifet gösterisi (Jacques Lacan)

— Tilkinin Bilinçdışı Diyalektiği (Leon Troçki)

— Doğa ve Bata

— Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa

— Dramatik Arzu ve Drama Ötesi Arzu

— Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam

— Kimera

— Aslan aslamdır

— Saçmantıklı Bilmece

— Koç (hayvancık): Tosbağa, Kıstas, Şofar

— Kova-Balık-Koç: Kalabalık, Koş! Kalabalık, Kaç!

— Duy duy!

— Karga ile Tilki

— Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir

— Kafada Dolaşan Kırk Tilkinin Entropi Artışı

— Tarihin Kurnazlığı Astrolojik Gramerdir: Munzar Müşteri Başlatır (Kırk Tilki), Zuhal Mevcedar Noktalar (Kürkçü Dükkanı)

Diğer derlemeler

兔 : tavşan

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Kafada Dolaşan Kırk Tilkinin Entropi Artışı — Işık Barış Fidaner

Kırk tilki kafada belli bir alanı dolaşabilir veya her yeri dolaşabilir:

Bu iki tablo kıyaslanırsa birincisi düzenlidir, ikincisi düzensizdir:
1) Düzen: Kırk tilkinin ayırt edilen belli bir alanı dolaştığı birinci tablo
2) Düzensizlik: Kırk tilkinin ayrımsızca her yeri dolaştığı ikinci tablo Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Zenon’un saçmantıkları: Trajik-asil bir konuyu vülger-alelade eşleniğiyle yüzleştirmek — Slavoj Žižek

Zenon’un saçmantıkları, geleneğimize katılmadan önce, trajik-asil bir konuyu vülger-alelade eşleniğiyle yüzleştiren tipik karnavalesk-bürlesk bir yordamla son hallerini almışlardır, bu bakımdan Rabelais’ın ileri evresine benzerler.

Zenon’un en iyi bilinen saçmantığını ele alalım: Aşil ve tosbağa. Birinci atıf noktası elbette Aşil’in Hektor’a zar zor yetiştiği İlyada’nın 22’nci kitabında 199-200’üncü satırlardır. Bu asil atıf noktası daha sonra kendi halkçı eşleniği olan Ezop’un ‘tavşan ile tosbağa’ fablıyla çiftlenmiştir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Tarihin Kurnazlığı Astrolojik Gramerdir: Munzar Müşteri Başlatır (Kırk Tilki), Zuhal Mevcedar Noktalar (Kürkçü Dükkanı) — Işık Barış Fidaner

tilki

18’inci yüzyılın sonunda astrolojik bir gramer belirir:
1) Munzar Müşteri (Uranüs-Jüpiter) başlatıcı öznedir [*].
2) Zuhal Mevcedar (Satürn-Neptün) noktalayıcı yüklemdir [*].
İşte bu rol paylaşımının örnekleri: Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Obsesyonelin marifet gösterisi — Jacques Lacan

Bugünkü konumuz, Fransız psikanalist Jacques Lacan’ın obsesyonel bireylerle ilgili teorilerine kısa bir giriş yapmayı hedefliyor. Lacan, insan psikolojisini karmaşık bir sistem üzerinden ele alan, özellikle bilinçdışı, arzular ve ilişkilerdeki dinamikleri çözümlemeye çalışan önemli bir düşünürdür. Bu bağlamda “obsesyon” kavramı da oldukça önemli bir yer tutar.

Obsesyonel kişilik, bireyin belli düşünceler, eylemler ya da ritüeller etrafında takılıp kalmasıyla kendini gösterir. Ancak Lacan, bu durumu sadece bireysel bir sıkıntı olarak değil, toplumla, özellikle de “Öteki” ile kurulan ilişki çerçevesinde anlamlandırır. Öteki, bir nevi bireyin kendi dışında var olan ve sürekli onay beklediği, anlam aradığı sembolik bir figürdür.

Obsesyonel bireylerin yaptığı her şey aslında bu “Öteki”nin onayını kazanmak üzerine kuruludur. Bu dinamik içinde Lacan, obsesyonel bireyin eylemlerini bir “marifet gösterisi” olarak nitelendirir. Burada amaç sadece bir beceriyi sergilemek değil, derinlerde yatan bir kaygıyı yönetmek, bu kaygıya hâkim olmaktır. Ancak bu gösteri, her zaman beklenen karşılığı bulamayabilir. Zira, Lacan’a göre, Öteki de kendi meseleleriyle meşguldür ve obsesyonelin beklediği takdiri göstermekte her zaman başarılı olamaz.

Şimdi Jacques Lacan’ın beşinci seminerinden konuyla ilgili kısmı okuyacağım:

Size obsesyonellerin marifet gösterilerinden bahsettim. Nedir bu gösteri?

Bu iş için en az üç kişi gerekir: Tek başınıza marifet gösteremezsiniz, en az iki kişi olmalı ki bir performans başarılmış olsun, bir depar atılmış olsun. Ayrıca bir de kayıtçı veya şahit bulunmalıdır.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Solusana — Pink Floyd

Şu temiz havaları solusana
Umursamaktan sakın korkma
Bırakma beni hiç bırakma
Zemin bulursun bakarsan etrafına

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Sen ona mecbursun o yoksa yoksun ~ Hümeyra, Atilla İlhan

Sen ona mecbursun bilemezsin
Ruhunla ona mıhlı tavşan gibisin
Büyülü muhteşemlik görsün gözün
Mecbursun mıh deşene bilemezsin
Gerçi mıh da şendir kalbinde senin

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Anti-şiir, Laf sal atası, Robot şarkı, Şarkı

Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir — Işık Barış Fidaner

fleabag-2-sezon-filmloverss

(Dikkat: Spoiler)

Fleabag dizisi Brechtçi mesafelenme etkisi üzerine kuruludur: Kahraman sık sık kameraya dönüp doğrudan hitap ettiği seyircileri büyük Öteki konumuna yerleştirir (dördüncü duvarı kırar) [1]. Seyirciye zaman zaman gösterilen hatıralar da kahramanın büyük Öteki ile bastırdığı şeylerin geri dönüşünü sahneler. Ne kadar havalı ve fütursuz gözükse de kahraman hikayenin arkaplanını ve ufkunu oluşturan iki büyük travmayla sürekli cebelleşmektedir: Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Kova-Balık-Koç: Kalabalık, Koş! Kalabalık, Kaç! — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Başakrep: Ceres’ten Kız Kaçırma)

Zodyakta en az Başakrep kadar önemli bir diğer üçlü de Kova-Balık-Koç üçlüsüdür.

Astrolojik çağlar bakımından Hristiyan miladı Koç Çağından Balık Çağına geçiştir, içinden geçtiğimiz dönem ise Balık Çağından Kova Çağına geçiştir [1]. Buna göre Balık Çağının nostaljisi Koç Çağıdır, ütopyası Kova Çağıdır. Dolayısıyla politik partilerde rastlanan solcu-ortayolcu-sağcı üçlemesi Kova-Balık-Koç üçlemesine tekabül eder.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Tilkinin Bilinçdışı Diyalektiği — Leon Troçki

Duyduğuma göre Darwin hakkındaki yorumuma karşılık Shachtman benim “bilinçdışı diyalektikçi” olduğumu söylemiş. Bu muğlak iltifat hiç de asılsız değil. Herkes az çok diyalektikçidir, çoğu zaman da bilinçdışı diyalektikçidir.

Her evkadını bilir ki belli miktarda tuz çorbaya tat katar ama fazlası onu içilmez hale getirir. Demek ki okuma yazması olmayan köylü kadın pişirdiği çorbada niceliğin niteliğe dönüşümü kanununu rehber alan bir Hegelcidir. Günlük hayattan buna sayısız örnek verilebilir. Hayvanlar bile pratik sonuçlar çıkarırken Aristocu tasımlar kullanmakla yetinmeyip Hegelci diyalektiğe de başvururlar. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri