Monthly Archives: Haziran 2020

Sözcüklerden yapılmış dünyalar: MUD’lar — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

(MUD’da Sembolik Düzenin Müzakeresi ve Onarımı)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Bilmediğiniz bir dünyadaki bir yaratığın zihnine hapsolduğunuzu düşünün. Bu yaratık görüyor, duyuyor, yaşıyor, ama siz sadece onun zihninden geçenleri izleyebiliyorsunuz. Ayrıca siz bu yaratığın “içindeki ses” olarak iradesini yönetiyorsunuz, ne komut verirseniz onu yerine getiriyor. MUD işte böyle bir dünya. Ne bir renk, ne bir ses var, çevrenizle ilgili bütün algılayışınız hazır cümleler olarak size iletilmekte. Eylemleri de doğrudan değil, yönettiğiniz yaratığa emirler vererek gerçekleştirmektesiniz. İlk MUD geliştiricilerinden Richard Bartle, bir MUD’a dalmanın üç düzeyinden bahseder [1]. İlk aşama olan “avatar”, komutlarla yönettiğimiz bir yaratık gibi, sadece bizim emirlerimizi yerine getiren bir kukla, oyuncunun oyun dünyasındaki etkisini göstermesinin basit bir aracıdır. “Karakter” ise oyuncunun bir uzantısı, onu oyun dünyasında temsil eden bir kişiliktir. Karakter ile, avatarda olmayan duygusal bir bağ kurulur. “Persona” aşaması ise bu aracıların ortadan kalktığı, oyuncunun doğrudan kendisi olarak oyunun içine daldığı düzeyi ifade eder.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Makale, Oyun

Mod yapımı: Oyun ile oynayanlar — Işık Barış Fidaner

(Détournement olarak Modlamak)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Her oyun bir çerçeve, bir bakış açısı sunar. Bu çerçeve, karşınıza çıkanı vurmanız gereken bir at gözlüğü ya da kocaman şehirleri göz kırpmadan darmadağın ettiğiniz bir “tepeden bakma” da olabilir, kendi seçimlerinizle yön verdiğiniz bir macera da. Aslında ekrandaki görüntülerin arkasında tamamen algoritmik yapıda çalışan bir program vardır. Eğer oyuncu puan-odaklı ise, yani kendini sadece puanı yükseltmek gibi işlevsel bir hedefle kısıtlıyorsa, oyundaki görsel ve işitsel etkilerin üzerinden atlayabilir, böylece oyunu elindeki arayüz ile izleyip müdahale ettiği otomatik bir sistem olarak algılayabilir. Ancak çoğu oyuncu “inançsızlığını bastırır” [1] ve bilgisayar arayüzünü oyun dünyasına açılan bir pencere gibi algılar. İnce ince işlenmiş görüntüler ve senaryoların da desteğiyle, oyuncu bu yeni dünyanın içine dalar [2]. Böylece oyunu oluşturan bakış açısı, oyun dünyası yoluyla kurulan bir bağlama oturur ve bilgisayar başındaki kişinin konumundan çıkıp sözgelimi adalet savaşçısı bir şövalyenin, soğukkanlı bir generalin ya da bir kanun kaçağının bakış açısı oluverir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Makale, Oyun

Makinelerin anlattıkları — Işık Barış Fidaner

(Sahnelenen Gayret: Aletten Sisteme İçeyansıtmanın Dört Evresi)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

İnsanın makineleri kullanma biçimi, yanıp sönen ışıklardan LCD ekranlara doğru genişleyen “çıkış aygıtları” ile giderek daha karmaşık ve dolaylı bir sürece dönüşmüştür. İlk baştaki mekanik kullanım biçimi, önce istek-cevap biçiminde bir diyaloğu, daha sonra ekranda kurulan kurgusal mekanizmaların yönetimini ve nihayet sanal dünyalardaki bedenlerin etkileşimini doğurarak zenginleşmiştir.

Chaplin'in Modern Zamanlar filminde de insan-makine ilişkisinden sahneler görülebilir
Chaplin’in Modern Zamanlar filminde insan-makine ilişkisinin ilk ve en temel (mekanik) biçimi ele alınmıştır.
Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Makale, Oyun, Programlama

Bir Üst Dildışı Vardır — Işık Barış Fidaner

Lacancıların hoş bir pratiği, önce bir yokluğu ilan edip sonra ondan belli bir olmayış (dis-being, désêtre) türetmektir. Mesela “Cinsel ilişki yoktur”dan şu çıkar: “Bir ilişkisizlik vardır”. “Büyük Öteki yoktur”dan şu çıkar: “Bir Öteki-olmayan vardır” (Cadell Last).

Ben de bu listeye bir türetim daha ekleyeyim: “Üst-dil yoktur”dan şu çıkar: “Bir üst dildışı vardır”.

Peki bu üst dildışı nedir? Bu sorunun doğrudan bir cevabı olması şaşırtıcıdır: Üst dildışı, dolu konuşmanın (parole pleine) alanını açan boş konuşmadır (parole vide). Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Transgender üzerine — Slavoj Žižek

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak (2019) kitabından:

Gerçek olarak cinsel fark, karşıt özelliklerle asla simgelenemez demektir: Cinsiyeti iki varlığın karşıtlığı olarak inşa (ve tecrübe) ettiğimizde, her zaman arta kalan, “içerilerek dışarılan” bir şey vardır, onlar asla iki tane değildir, 1+1+a’dır, ve bu üçüncü öğe (ki günümüzde en öne çıkan örneği transgender bireylerdir) farkın kendisidir. Kierkegaard’ın tüm insanları memurlar, hizmetçiler ve baca temizleyiciler olarak kategorileştirmesini hatırlayın: İlk ikisi standart heteroseksüel çifti temsil eder, ama baca temizleyicisinin eklenmesine gerek duyarlar – memur, hizmetçi ve baca temizleyicisi, eril, dişil, artı tikel olumsal bir nesne olarak aralarındaki farkın kendisidir.

…

Günümüzde beliren büyük karşıtlık –bir yanda toplumsal parçalanmaya karşı Cinsel Fark’ın sabit simgesel biçiminin şiddetle dayatılması; öbür yanda, transgender olarak gender’ın bütünüyle “akışkanlaştırılması”, cinsel farkın çok sayıda yapılanmaya dağıtılması– demek ki foldur: İki kutbun ortak özelliği, bir çatışkının gerçeği/imkansızlığı olarak cinsel farkı kaçırmalarıdır. O zaman Gender kuramına verilecek yanıt “Peki ya sex ne olacak?” olmalıdır. Kaygan olan-olmayan, inşa edilmiş-edilmemiş kimliklerle gender kuramının örtbas ettiği şey, sex’in kendisidir, cinselliğin karakterindeki gerilimdir.

—

“Kadın babanın-adlarından birisidir” (1995) makalesinden:

Transseksüel özne, Kadın’ı Babanın-Adı’nın yerine geçirerek iğdişi inkâr eder.

—

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Çeviri

İş-bilgisi’nden Episteme’ye — Jacques Lacan

Felsefe, evriminin tamamı boyunca neyi adlandırır? Şudur – hırsızlıktır, kaçırmadır, efendinin manevralarıyla kölenin bilgisinin çalınmasıdır … İletilebilir bilgi olduğu belirtildiği ölçüde episteme’nin işlevinin tamamı… her zaman zanaatkarların –yani kulların– tekniklerinden alınmıştır. Bu bilginin özünü çıkartarak onu efendinin bilgisine dönüştürme meselesidir. (21)

Felsefenin tarihsel işlevi bu öz çıkartmadır, denebilir ki adeta kölenin bilgisine ihanet edilmesidir, böylece efendinin bilgisine dönüştürülmesini sağlamaktır. (22)

Bilginin başlangıcında kölenin dünyasına işlenmiş, oraya gizlenmiş olan şeyin aktarımı, yağmalanması, talan edilmesi meselesidir … Daha yakından bakarsak, kölenin bilgisinin ondan çıkarılması, Hegel’in adım adım izlediği tarihin tamamını kapsar. (91)

Köle… en başta bilgiydi. Efendinin söyleminin evrimi buradadır. Felsefe, efendinin bilgisini teşkil etme rolünü oynayarak, kölenin bilgisinin özünü çıkarmıştır. Bilim… bu işlev dönüşümünden oluşur, böyle ifade edilebilirse…

Öyle de olsa, bilgide kesinlikle bir zorluk vardır: Bilgi, iş-bilgisi (savoir-faire, know-how, iş-başında-bilgi) ile tam anlamıyla episteme olan şeyin karşıtlığında bulunur. Episteme, bilginin sorgulanmasından, damıtılmasından oluşmuştur. (173-74)

(17’nci seminer kitabından)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

hep isteme!

6 Yorum

Filed under Çeviri

Gerçek Bedenlenmeye Geri Dönüş — derleme

resim_2021-05-28_201608Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Gerçek Bedenlenmeye Geri Dönüş) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Fetişlerin bozulması tanrılar ve canavarlar üretir

— Postmodern Yabancılaşma Modeli Lacan’ın Kapitalist Söylemini Yeniden Keşfeder & Şifresini Çözer

— İspat erildir, delil dişildir

— Postmodern Yabancılaşma Modeli’nde Hayat ile Ölümün Namevt Etkileşimi

— Soyut Fallus Fetişinin Ötesi

— İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır

— Doğru Doğrudan Yanlışa Yanlar

(İngilizce)

Diğer derlemeler

返 : geri dönmek

1 Yorum

Filed under Kitap

Return to Real Embodiment — compilation

resim_2021-05-28_201608The texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (Return to Real Embodiment).

Işık Barış Fidaner

Contents

— The disruption of fetishes produces gods and monsters

— Postmodern Alienation Model Rediscovers & Deciphers Lacan’s Capitalist Discourse

— Proof is masculine, evidence is feminine

— The Undead Interaction of Life and Death in Postmodern Alienation Model

— Beyond the Abstract Fetish of the Phallus

— Knowledge-at-work is an Effort with Real Engagement

— True Falls Through False

(Turkish)

Other compilations

返 : return

1 Yorum

Filed under Kitap

Doğru Doğrudan Yanlışa Yanlar — Işık Barış Fidaner

pink-floyd-oli-scarff

Kaynak: Pink Floyd’un Hayvanlar albümü.

Not: Birbirlerinin karşılığıymış gibi kullanılsalar da Türkçe’deki doğru-yanlış’ın İngilizce’deki true-false’tan çok farklı anlamlar taşıdığını (onu right-wrong ile karıştırdığını) biliyorum. Bu yüzden false’ı genelde “fol” diye çeviriyorum [1]. Ama bu çeviride “doğru-yanlış” kelimelerini kullanacağım, çünkü bu ikilinin dilde oynadığı temel Ödipal rolü hedef alıyorum.

İnsanlar “Şikago bir şehirdir” gibi doğruları söylemeye yetkilidirler. Ama bu gibi doğruları söyleme yetkisi “Domuzlar uçabilir” gibi yanlışların reddedilmesinden kuvvet alır. Olmayana ergi, mantığın ayrılmaz bir parçasıdır. Yanlışlar, mantığınıza çelme takmaya kalkışan bir keyfiyet fazlasıyla yüklenmiştir. Yanlış, mantığınızı tökezletip düşürecek zevkli bir ayartıdır. Yanlışların yan yatıran ayartısından kaçınmayı bilerek doğruluk kazanırsınız. Mantıksal doğruluğun “olgun” ve “kanaatkar” (austere) arzusu, yanlışların deneyimlenmesi yoluyla başarılır, yanlışlara yanlayarak, onlardan doğru geçerek ve onlardan doğru görerek başarılır. Doğruluk, insanın düştüğü yanlışları doğrudan işleyerek başarılır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır — Işık Barış Fidaner

Fabio Vighi’ye göre Lacancı “iş-başında-bilgi” (knowledge-at-work, savoir-faire, know-how) mefhumu emek-gücünün kapitalist değerlenmesinden bir çıkış yolu gösterir:

Lacan’da, Simgesel ile Gerçek arasındaki farkın soyut ve somut evrensellik arasındaki çatışkıyı yansıttığı görülebilir: Gerçeğin somutluğu, tekil itaatsizliği, Simgeselliğin evrensel tutarsızlığı ile örtüşür. Bu bakımdan, çalışma kapasitesi olarak emek, keyfiyetin Gerçeği olarak kaydedilmelidir –her zaman bilinçdışının kontrolsüz işidir, bu da özgül bir keyfiyet kipi ile ilişkilenir–, değerlenme süreci ise bu bilinçdışı, somut “emekçiliği” toplumsal-simgesel bir kurguya çevirme girişimidir (ve tanımı gereği başarısızdır); bu kurgunun meşruiyeti, emek-malın soyut mübadele edilebilirliğinin ideolojik olarak dayatılmasına ve denetlenmesine bağlıdır. Lacan’ın işin bilinçdışı tözünü üretkenci olmayan bir şekilde tanımlaması benim Hegelci savım için çok önemlidir: Kapitalist diyalektik, emek-gücü temelinde kendi içine çöker. Lacan’ın 16’ncı ve 17’nci seminerlerde işi bilgiye ve dolayısıyla keyfiyetin Gerçeğine bağlaması (savoir-faire olarak, bilinçdışı iş-başında-bilgi olarak iş), 1970’lerin başında Fransa’da beliren emek ve kapitalist üretkenlik eleştirilerine kıyasla (mesela Jean Baudrillard, Georges Bataille ve Jacques Camatte’in eleştirilerine kıyasla) Lacan’ın kuramsal konumuna diyalektik bir avantaj sağlar. (“The Hegelian Moment: from the Withering Away of Labour to the Concrete Universality of Work” [Hegelci Moment: Emeğin Sönümlenmesinden İşin Somut Evrenselliğine])

Şimdi Vighi’nin ayrımını kendi terimlerime çevireceğim. “Çaba”yı “angaje emek-gücü” olarak tanımlıyorum [1] ve “simgesel angajman” ile “gerçek angajman” arasında Lacancı bir ayrım yapıyorum [2]. Simgesel angajman, emek-gücünün (ya da emek-zamanın) kapitalist değerlenmeye hizmet etmek için yatırılması gibi işler, gerçek angajman ise “keyfiyetin Gerçeğini” taşıyan bir “bilinçdışı iş-başında-bilgi”dir, Vighi’nin kavrayışında olduğu gibi.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey