Çağrı Uluğer yazısında dilin egemen kılıcı işlevini anlatmıştır [1]. Bu işlev dili aynı anda hem şeffaf hem gizemli kılar:
1) İmleyen gelip keyfiyeti gizlediği ilk anda şeffaf/billur bir anlam sureti belirir:
Efendilerin dili, göstergelerin keyfi doğasını sağduyu ve ortak duyunun sözde nesnel bir anlamla kurduğu dolaysız ilişkinin saflığına atıfla raptedip gizlediği için her daim püripak ve şeffaf görünür. (age)
2) Ama hemen ardından gizleme gizemlemeye döner ve iç içe girişen imletim dalgalarıyla billur anlam yüzeyi bulanıklaşır:
gizemlileştirme, yazı bağlamında yorumlama söz konusu olduğunda “imparator Tanrı, ne demek istedi?” sorusunda ifadesini bulan bir negatif teolojik hermenötiği devreye sokar. Negatif teolojiktir zira Despot-Tanrının ne demek istediği tefsir edilemez, hikmetinden sual olunmaz gizemini korur. Ancak tam da bu tüketilemezlik her anlamlandırmanın nihayetinde onun gizemli gücüne tabi olduğunun göstergesine dönüşür. (age)
Okumaya devam et →