Teyzemin doğum günüm vesilesiyle yazdığı yazı. Bana “çok bilmiş” demeye cüret ettiği için yazdığı her şeyi reddediyorum.
1982 sonbaharıydı, o kadar net hatırlıyorum ki! Her şeyi unutan ben, annemlerin salonunda, etrafında yıllardır kimbilir kaç insanın yemek yediği, konuştuğu, kavga ettiği, sır paylaştığı, kutlamalar yaptığı oniki kişilik yemek masasının başında ablamın, “2,5 cm’lik bir yeğenin var” duyurusundan sonraki heyecanım, sorduğum onlarca soru ve sonra doğruca Kızılay’a gidip, Selanik caddesinde bir oyuncakçıdan, sana ilk armağını, peluş arslanı alışım dün gibi geliyor.
Ben de avukatlık stajı yeni bitmiş, çiçeği burnunda bir avukattım sanırım. Hıdır yoktu hayatımda henüz, Sera da bir yerlerde gülümseyerek sırasının gelmesini bekliyordu. İşim, arkadaşlarım ve ailemden oluşan yaşamımda sen gerçekten çok önemli bir değişimdin. 10 haziran 1983’de doğdun, 33 yıl önce. O zamanlar hazır bezler yoktu, o kadar eski, düşün, bezler yıkanır, tüplerin üzerinde tenekede kaynatılırdı. İki doktorun, üstelik yoğun çalışan, işlerinde çok iyi iki doktorun oğlu olarak doğmuştun.
Çok ayrıntı hatırlamıyorum ama çok oynardık, çok gezerdik, sürekli kitap okur, çok şarkı söylerdik birlikte: “Do bir külah…
View original post 816 kelime daha
































