Hiç Gelmeyecek Otobüsün Tarifesi

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

(İngilizcesi ve Almancası)

2006 yılının Ekim ayında Almanya’nın Remscheid kentindeki bir yaşlı bakım evinin bahçesinde üç kişi otobüs bekliyordu. Önlerinde tanıdık yeşil-sarı H işareti, oturdukları yerde ahşap bir bank, yanlarında sefer tarifesi vardı. Tarifeye göre 670 numaralı otobüs her on dakikada bir gelecekti. Yaklaşık otuz yıllık Persil ve Dr. Oetker reklamları durağa eski bir sokak görünümü kazandırıyordu. Bekleyenlerden biri 82 yaşındaki Heinz-Wolfgang S. idi. Demans nedeniyle yönünü kaybedebilen adam eskiden bakım evinden çıkıp sokaklarda dolaşıyordu. Şimdiyse çoğunlukla bahçedeki H işaretine kadar yürüyor, banka oturuyor ve otobüsünü bekliyordu. Görevliler onu orada buluyor, konuşuyor ve yeniden içeri götürüyordu. Tarifedeki 670 numarası Remscheid’in gerçek ulaşım ağına aitti. Bahçedeki duraktan ise otobüs geçmeyecekti. (🔗)

Bu düzenek, demans bakım kurumlarının karşılaştığı büyük bir soruna cevap olarak kurulmuştu. Demans; bellek, yön bulma, zaman algısı, karar verme ve gündelik faaliyetleri sürdürme yetilerini etkileyebilen çeşitli hastalıkların yol açtığı bir durumdur. Demansla yaşayan bir insan, yıllar önce bıraktığı işine yetişmek, küçük çocuklarını okuldan almak veya artık hayatta olmayan annesine kavuşmak için yola çıkabilir. Kendi içinde son derece acil bir görevi yerine getirmektedir. Fakat dışarı çıktığında bulunduğu kenti tanıyamayabilir, gittiği yerden geri dönemeyebilir, trafikte veya soğukta hayatını kaybedebilir. Bakım kurumları bu tehlikeyi kilitli kapılar, alarmlar, personel gözetimi ve çeşitli hareket kısıtlamalarıyla yönetmeye çalışır. Sahte otobüs durağı ise kişinin gitme isteğine tanıdık bir yolculuk başlangıcı sunar. İnsanın beklemek üzere kendi kararıyla durması, görevlilere onu bulmak ve kendisine eşlik etmek için zaman kazandırır.

Durağın yarattığı bekleyiş bütünüyle gerçektir. İnsanlar paltolarını giyer, saatlerine bakar, eşyalarını toplar, başkalarına nereye gideceklerini anlatır, tanımadıkları yolcuları yanlarına çağırır. Görevliler onlarla oturur, hava durumundan konuşur, çay önerir ve bazen birlikte yürüyüşe çıkar. Bu küçük düzenek aynı zamanda büyük bir tartışma yaratır. Savunucuları, insanın gitme arzusunun kabul edildiğini, fiziksel zorlamanın azaldığını ve güvenliğin arttığını söyler. Eleştirmenleri, sahte bir yolculuk beklentisiyle insan davranışının yönlendirildiğini, aldatmanın güven ilişkisini zedeleyebildiğini ve kurumların personel yetersizliğini bu yolla yönetebildiğini anlatır. Bankın üzerinde oturan kişinin huzuru, hareket özgürlüğü, kendisine söylenenlerin doğruluğu ve kurumun çalışma düzeni aynı olayın parçalarıdır.

Yirmi yıl içinde sahte duraklar bakım evi bahçelerinden hastane koridorlarına ve yedinci katlara taşındı. Bazılarına gerçek ulaşım şirketleri hizmetten çıkardıkları tabelaları bağışladı. Bazılarının çevresine sahte yollar çizildi, kuş sesleri yerleştirildi ve orman kokusu püskürtüldü. Hong Kong’un eski otobüs hatları Avustralya’daki göçmenlerin hatıralarını canlandırmak için kullanıldı. Bir romandaki sahte durak Belçika’da gerçek bir otobüs sundurmasının bakım evine taşınmasına ilham verdi. Japonya’da bakım evi sakinleri, gelmeyecek otobüsün kendisini kartondan inşa etti. Bu uygulamaların tarihi, ulaşımın tanıdık işaretlerinin insanların hareketlerini, belleklerini, ilişkilerini ve kurumların bakım faaliyetlerini nasıl düzenleyebildiğini gösteriyor.

Gerçek durak talebi reddedilince

Remscheid’deki Landhaus im Laspert bakım evinin yöneticisi Vera Loinjak, önce kurumun önüne gerçek bir otobüs durağı yapılmasını istemişti. Başvurusu reddedilince 2006’da kendi durağını kurdurdu. Bahçenin arka tarafındaki düzenek, bakım evinin bahçıvanı tarafından hazırlanmıştı. Böylece şehir ulaşım sisteminden istenen gerçek hizmetin yerine, aynı sistemin görünüşünü kullanan bir bakım aracı ortaya çıktı. Loinjak, birkaç yıl sonra verdiği röportajda çalışanların sakinlerle durakta oturup hava durumundan ve çiçeklerden konuştuklarını, bazılarının bir süre sonra nereye gitmek istediklerini unutarak içeri döndüklerini anlattı. (🔗)

Almanya’daki otobüs duraklarında sarı bir daire içindeki yeşil H, Haltestelle yani durak anlamına gelir. Bu işaret, uzun yıllar toplu taşıma kullanmış insanlar için şehrin en kolay tanınan nesnelerinden biridir. Remscheid’deki düzeneğin gücü de buradan geliyordu. Sahte tarife, gerçek bir hatta ait 670 numarasını kullanıyordu. Aynı numara kentin sonraki ulaşım planlarında ve güncel sefer kayıtlarında da bulunuyor. Bahçede oluşturulan beklenti, yerel ulaşım ağının tanınan bir parçasına bağlanmıştı. (🔗)

Eski reklamlar bu tanınırlığı daha da ileri taşıyordu. Persil deterjanı ve Dr. Oetker gıda ürünleri, yıllarca Alman gündelik hayatında karşılaşılan ticari işaretlerdi. Bakım evindeki reklamlar, durağın geçmiş bir döneme ait görünmesini sağlıyordu. Bu ayrıntı önemlidir çünkü demansda yakın zamana ait olayların hatırlanması zorlaşırken daha eski, tekrarlarla pekişmiş alışkanlıklar bir süre korunabilir. Yaşlı bir insan güncel sefer tarifesini hatırlamakta zorlandığı halde eski bir durak tabelasını tanıyabilir. Otobüse binmek, onun için yıllarca işe gitmenin, alışveriş yapmanın ve evine dönmenin sıradan yolu olmuş olabilir.

Durağın kuruluşundaki ilk somut mesele güvenlikti. Loinjak, sakinlerin yakındaki yoldan geçen otobüsleri gördüklerinde araca yetişmek amacıyla sokağa koşabildiklerini anlatıyordu. 82 yaşındaki Heinz-Wolfgang’ın büyük H işaretinin yanında oturması, bu davranışı değiştirmişti. Loinjak’ın 21 Ekim 2006 tarihli röportajdaki sözleri, yöntemin nasıl uygulandığını açıkça gösteriyor: Da finden wir ihn, reden behutsam mit ihm, bringen ihn zurück. [Onu orada buluyoruz, onunla nazikçe konuşuyor, geri getiriyoruz.] Durak, sakinin ulaşabileceği bir hedef oluştururken bakım görevlisinin de onu nerede arayacağını belirliyordu.

Sahte durağın ilk haberleri büyük ilgi gördü. Daha 2006 bitmeden bir Alman blog yazarı, televizyondaki bilgi yarışmasında Remscheid’deki otobüs gelmeyen durağın sorulduğunu anlatıyordu. Dışarıdan bakıldığında şaşırtıcı görünen bu nesne, bakım kurumunun içinde ciddi bir sorunu çözmek için tasarlanmıştı. Durağın yarattığı hayret ile kullanımının pratik gerekçesi arasındaki mesafe, sonraki yıllarda hem yayılmasını hem de eleştirilmesini belirledi.

Gitmek isteyen insan hangi tehlikeyle karşılaşıyor?

2017’de yayımlanan bir inceleme, bakım kurumlarından açıklanamayan ayrılışlarla ilgili dokuz araştırmadaki 1.440 vakayı bir araya getirdi. İncelenen olaylar üzerinden her bin ayrılış için 82 ölüm ve 61 yaralanma hesaplandı. Ölümlerde en sık bildirilen sebep aşırı sıcak veya soğuğa maruz kalmaktı. Kaybolanların çoğu yürüyerek ayrılmıştı; bulunanların önemli bir bölümü son görüldükleri yerin yaklaşık 1,6 kilometre yakınındaki bitki örtüsü veya su kenarlarında tespit edilmişti. Bu sayılar, ciddi sonuçlara yol açmış veya incelemelere konu olmuş ayrılış kayıtlarından elde edilmişti. Bakım kurumlarının neden çıkış kapıları, alarm sistemleri ve sürekli gözetim üzerinde durduğunu somutlaştırıyor. (🔗)

Düsseldorf’taki Benrath yaşlı bakım merkezinin çalışanları, 2010’da verdikleri ayrıntılı bir görüşmede kendi sakinlerinden birinin otobüse binerek yaklaşık 32 kilometre uzaklıktaki bir kente ulaştığını anlatmıştı. Başka sakinler alışveriş merkezlerinde, ormanlık alanlarda veya eski evlerinin önünde bulunuyordu. Bazen kişi eski evine kadar ulaşabiliyor ve orada artık başka insanların yaşadığını görüyordu. Aynı görüşmeyi hazırlayan gazetecinin büyükbabası ise bir kış sabahı Harvard’da ders vermesi gerektiğini düşünerek evinden çıkmıştı. Saat beş civarında istasyona gitmiş, trenle Cambridge’e ulaşmıştı. Ayaklarında yalnızca terlikleri, üstünde geceliğinin üzerine giydiği palto ve atkısı vardı. Polis onu ağır soğuk maruziyeti nedeniyle hastaneye götürmüştü. Ailenin karşısına bundan sonra kapıları kilitlenen bir bakım bölümü seçeneği çıkmıştı. (🔗)

Düsseldorf’daki bakım merkezinin yöneticisi Richard Neureither de benzer bir sıkıntı yaşıyordu. Yeni gelen bazı sakinler bulundukları kurumun neden evleri sayıldığını anlamakta zorlanıyor, dışarı çıkmak istiyor ve engellendiklerinde öfkeleniyordu. 2008’de yönetici, bütün güvenlik önlemlerine rağmen yaklaşık ayda bir kaybolan bir sakin için polise başvurmak zorunda kaldıklarını söylüyordu. Bakım kurumunun gündelik işi, aynı anda insanların hareket etmesine fırsat vermek ve ağır tehlikelerle karşılaşmalarını önlemekti. (🔗)

Benrath’ta yaşlılar danışma kurulunun bir üyesi, girişe yakın bir yere otobüs durağı yapılmasını önerdi. Yönetici ve çalışanlar başlangıçta fikri gülünç buldu. Sonra sarı-yeşil bir tabela ile demir bir bank yerleştirdiler. İlk bekleyenler ise bakım evi sakinleri yerine mahalledeki sıradan yolculardı. İnsanlar yeni bir durak açıldığını düşünerek banka oturuyor, yönetici de onlara buranın özel bir bakım düzeni olduğunu açıklıyordu. Gerçek yolcuların tepkisi, kullanılan işaretin ne kadar inandırıcı olduğunu gösteriyordu.

Durağın ilk başarılı kullanımı annesinin kendisini beklediğini düşünen yaşlı bir kadınla yaşandı. Kadın kendisini küçük bir çocuk gibi hissediyor, eve yetişmek için ağlıyor ve telaşlanıyordu. Çalışanlar onun paltosunu ve şapkasını giyip dışarı çıkmasına izin verdi. Kadın bankta oturdu; bir hemşire gelip yanına yerleşti. Sonbahar güneşinde birlikte beklediler. Bir süre sonra kadının aceleciliği azaldı ve hemşirenin çay önerisini kabul ederek içeri döndü. Personel, bu yeni yaklaşımla kişinin yaşadığı geçmiş zamanı bugünkü gündelik hayata bağlamaya çalışıyordu.

Bu örneklerin ortak özelliği, insanların belirli bir yere ulaşmak için harekete geçmesidir. Bir kadının annesi, başka birinin çocukları, diğerinin eski işi onu beklemektedir. Bazıları gerçekten tehlikeli uzaklıklara yürüyebilir. Sahte durak onların bu kararlılığını ulaşım sisteminin tanıdık bir aşamasına, beklemeye yönlendirir. Bekleme süresi, personelin kişinin ne yapmak istediğini öğrenebileceği bir fırsat yaratır.

Sahte durağın 2006’dan önceki hayatı

Remscheid, bu uygulamanın ayrıntılı haberlerle belgelenmiş erken Alman örneklerinden biridir. Fikrin geçmişi daha eski bakım deneyimlerine uzanır. 9 Haziran 2008’de uluslararası bir yaşlı bakım ağı için yazan Virginia Nuessle, Avustralya’da gördüğü benzer bir düzenekten söz etmişti. Bir okur 2009’da kurumun adını sorduğunda Nuessle, Avustralya ziyaretinin 2001 yılında gerçekleştiğini açıkladı. Kurumun adını hatırlamıyordu. Anlattığı bahçede sahte otobüs durağının yanında yaşlıların içine oturabildiği bir otomobil de bulunuyordu. (🔗)

Otomobil ayrıntısı, bakım tekniğinin yalnızca durakta beklemeye dayanmadığını gösteriyor. Aracın içine oturmak da gündelik yolculuk alışkanlığını canlandırabiliyordu. Gerçek bir taşıta ait koltuk, direksiyon ve kapılar, hareket gerçekleştiği sıradaki bedensel deneyimin bir bölümünü koruyordu. Ulaşım nesnesi, kurum bahçesinde eski bir faaliyeti yeniden yapabilmenin aracına dönüşmüştü.

2003 yılında Avustralyalı animasyon yönetmeni Adam Elliot’ın Harvie Krumpet filminde de bakım evinin bahçesinde sahte bir otobüs durağı vardı. Anlatıcı, Alzheimer hastası sakinlerin ölmüş yakınlarını ziyaret etmek için ayrılmak istediklerini ve çalışanların bu nedenle durak kurduklarını anlatıyordu. Filmin sonunda Harvie de aynı bankta oturuyordu. Onun bekleyişinde belirleyici ayrıntı, otobüs hakkındaki bilgisiydi: He knew it would never come. But… he didn’t mind. [Otobüsün asla gelmeyeceğini biliyordu. Ama bunun bir önemi yoktu.] Harvie, otobüsün gelişine ilişkin beklentisinden bağımsız olarak beklemeyi seçiyordu. Bu sahne, 2006’daki Alman haberinden üç yıl önce gösterilmişti. (🔗)

Avrupa’daki köken anlatıları da farklı ülkelere uzanıyor. 2006 tarihli Alman haberi fikrin İngiltere’den geldiğini belirtiyordu. 2009’da İngiliz ulaşım yazarı Phil Goodwin, Hollanda’daki başlangıçtan ve Danimarka’da on yılı aşkın süredir benzer yöntemlerin uygulandığından söz eden tanıklıkları aktardı. Bu izler, sahte durağın tek bir kurumun buluşu olarak dolaşıma girmekten çok, yaşlı bakımında farklı yerlerde gelişmiş uygulamaların ortak adı haline geldiğini düşündürüyor.

2010’da bu düzenek dört dakikayı biraz aşan bir belgeselin konusu oldu. Michael Binz’in 16 mm kamerayla çektiği Placebus – Waiting for Godot’s Bus, sahte durağı Waiting for Godot oyunundaki bekleme fikriyle ilişkilendiriyordu. Placebus başlığı da placebo ve bus sözcüklerini birleştiriyordu. Film, 2011’de bir kısa film yarışmasında ödül aldı. Böylece gündelik bakım düzeni, kendisine benzeyen kurmaca bekleme sahneleriyle birlikte sinemada da yaşamaya başladı. (🔗)

Bankta yaşanan gerçek olaylar

27 Mayıs 2010 tarihli bir saha haberinde Münih’teki bakım evi sakini Helene Mattmer’in günlük bekleyişi anlatılıyordu. 92 yaşındaki kadın saat on biri biraz geçince bankına oturuyor, eteğindeki kırışıklıkları düzeltiyor ve kol saatine bakıyordu. Otobüs gecikmişti. Er verspätet sich schon wieder. [Yine gecikiyor.] Durak daha önce gerçekten kullanılmış bir ulaşım nesnesiydi. Tabelasında 54 numaralı hattın Lorettoplatz’a, N42 gece otobüsünün Dülferstraße’ye gittiği yazıyordu. Bir süre sonra iki kadın daha banka oturuyor, biri heyecanla Marienplatz’a gitmek istediğini söylüyordu. Mattmer sonunda öğle yemeği saatinin geldiğine karar verip içeri dönüyordu. Ertesi gün yeniden aynı durakta bekliyordu. (🔗)

2011’de Oldenburg’daki Friedas Frieden bakım evinde farklı bir olay yaşandı. Bahçedeki sahte durakta oturan bir kadın, oradan ayrılmaya hazırlanan başka bir sakine seslendi: Setz dich zu mir, ich warte auch auf den Bus. [Yanıma otur, ben de otobüsü bekliyorum.] Bu daveti bakım görevlisi yapmıştı demek için bir sebep yoktu; olayın anlatımına göre ilk kadın diğerini kendisi çağırmıştı. İkisi, ulaşım sistemindeki sıradan yolcuların yaptığı gibi aynı bankı paylaşmıştı. Durak, bir sakinin başka birine eşlik etme imkânı kazandığı yere dönüşmüştü. (🔗)

Japonya’da bakım görevlisi Makoto Takeda’nın yazdığı bir anı, bekleme davranışının ne kadar ayrıntılı yaşanabildiğini gösteriyor. Soğuk bir kış sabahı bir kadın sürekli eve gitmek istediğini söylüyordu. Geçmişte pencereden dışarı çıktığı olmuştu. Bu kez giriş kapısını açmaya çalışırken karşısına kilit çıktı. Takeda kapıyı açıp kadınla birlikte dışarı yürüdü ve onu eski bir gerçek ulaşım tabelasının kullanıldığı sahte durağa götürdü. Kadın rahatlayarak gülümsedi, görevlinin elini sıkmak istedi ve tarifeyi incelemeye başladı. Ardından hangi hastaneye gideceğini düşündü. Bir süre sonra yolculukla ilgili başka bir sorun aklına geldi: バスに乗っている間に、トイレに行きたくなるといけないので…。 [Otobüsteyken tuvaletim gelirse kötü olur…]

Kadın tuvalete gitmek üzere bakım evine döndü. İşini bitirince tekrar dışarı çıkıp aynı banka oturdu. Bir süre daha bekledikten sonra havanın soğuk olduğunu söyledi ve kendiliğinden içeri dönerek diğer sakinlerle öğle yemeğini yedi. Takeda’nın anlattığı olayda yolculuk hazırlığı bütün ayrıntılarıyla gerçekleşmişti: dışarı çıkmak, tarifeye bakmak, hastane seçmek, tuvalete gitmek ve yeniden durağa dönmek. Görevli bu hareketlerin her aşamasında kişinin yaşadığı endişeye karşılık vermişti. (🔗)

31 Mart 2023’te Fukuoka’daki Care Town Chayama bakım kurumundan anlatılan başka bir olay, aynı davranışın sonunu daha da çarpıcı hale getiriyor. Görevli Miwa Kimura, eve gitmek isteyen bir sakinle bankta yaklaşık on dakika oturup otobüsün gecikmesinden konuşmuştu. Bir süre sonra görevli ne yapacaklarını sordu. Sakin, 帰ろう。 [Eve dönelim.] diye cevap verdi. İkisi ayağa kalkıp geldikleri bakım evine geri girdiler. Yolculuk başında terk edilmek istenen bina, bekleyiş sonunda dönülmek istenen yer olmuştu. (🔗)

Eve gitme arzusu kimi zaman çok belirli bir işi tamamlamaya dayanıyordu. Toyohashi’deki bir bakım yöneticisi, her mandalina mevsiminde eski evinin bahçesindeki meyveleri toplamak isteyen bir sakini anlattı. Görevliler bazen onunla eski evine gidiyor ve mandalinaları gerçekten birlikte topluyordu. Başka sakinler evde para bıraktıklarından endişeleniyor, bir eşyanın yerini kontrol etmek istiyor veya artık yıkılmış evlerine ulaşmaya çalışıyordu. Düsseldorf’daki eski bir fırıncı ise her gece saat ikide işe gitmek için uyanıyordu. Çalışanlar sonunda onu mutfağa götürüp ekmek yapmasına izin verdiler. Adam işini zamanında yapabilmekten gurur duyuyordu. Bu olaylarda yolculuğa çıkma isteğinin altında yıllarca sürdürülmüş meslekler, ev işleri ve aile sorumlulukları bulunuyordu. (🔗)

Bekleyen insanların tepkileri de birbirinden farklıydı. Bazıları otobüsün gelişini sabırla bekliyor, bazıları gecikmeye kızıyor, bazıları başka biriyle sohbet ediyor, bazıları her gün aynı bankı yeniden ziyaret ediyordu. İsveç’in Södertälje kentindeki Tallhöjden bakım evinde kimi sakinlerin eşyalarını toplayarak beklemeye geldiği anlatılıyordu. Bir kadın her gün birkaç kez anne babasının kendisini almaya geleceğini söylüyordu. Personel onunla birlikte oturup bekliyor, ardından başka bir günlük faaliyete geçiyordu. Sahte durağın tek bir sonucundan söz etmek yerine bu farklı hareketleri izlemek, aynı nesnenin insanlara göre nasıl değiştiğini gösteriyor.

Otobüs durağının çevresine bütün bir şehir kuruluyor

Uygulama yaygınlaştıkça bakım kurumları durağın etrafındaki çevreyi de değiştirmeye başladı. İngiltere’nin Middlesbrough kentindeki Cleveland View Care Home’da sahte durak; bir pub, sinema, kuaför, eski tarz oturma odası, kapalı bahçe ve oyuncak bebeklerin bulunduğu çocuk bakım alanıyla birlikte düzenlenmişti. Yönetici, sakinlerin dolaşırken bir amaç aradıklarını ve bazen evlerine ulaşmak istediklerini anlatıyordu. Ulaşım durağı, gündelik şehir hayatının farklı parçalarını canlandıran küçük bir çevrenin parçası haline gelmişti.

2019’da İtalya’nın Cingia de’ Botti kasabasındaki Fondazione Elisabetta Germani, Alzheimer bölümüne daha ayrıntılı bir durak yaptırdı. Yerel ulaşım işletmesi KM Cremona projeye katıldı. Koridorun bir yanında bank, sundurma ve ulaşım tabelaları yer alıyordu. Karşı duvara bir yol görüntüsü yapıştırıldı. Zemine sarı renkle BUS yazısı ve otobüsün duracağı alanın sınırları çizildi. Saat ve reklam panoları da eklendi. Bölümde 34 kişi yaşıyordu. Binanın hemen önünde aynı şirketin işlettiği gerçek bir otobüs durağı bulunuyordu. Gerçek durağın yakınındaki bakım bölümünde, onun görünüşünü içeriye taşıyan ikinci bir ulaşım mekânı yaratılmıştı. (🔗)

Kuzey Amerika’da dekoratif bakım mekânları üreten bir şirketin 2019 tarihli tasarımında ise koridorun sonundaki pencere otobüs durağı görünümüne dönüştürülmüştü. Önüne bank yerleştirilmiş, duvara bilet gişesi ve sokak lambaları çizilmişti. Bilet gişesindeki küçük not, görevlinin öğle yemeğine çıktığını ve bir saat sonra döneceğini söylüyordu. Böylece sahte bir bilet satış hizmetinin geçici olarak durması da açıklanıyordu. Şirket daha sonra bu tür duvar kaplamalarını, tabelaları ve gişe görüntülerini hazır dekorasyon seçenekleri olarak sunmaya başladı. Beklemenin mimarisi ticari olarak çoğaltılabilir bir iç mekân ürününe dönüşmüştü. (🔗)

19 Ocak 2022’de Avusturya’nın Tulln kentindeki üniversite hastanesi daha farklı bir çevre sundu. Koridorda ahşap park bankı, durak tabelası ve tarife vardı. Duvarlarda orman görüntüsü bulunuyor, kuş cıvıltıları duyuluyor, belirli aralıklarla yağmurdan sonraki çam ormanını çağrıştıran bir koku yayılıyordu. Psikiyatri bölümünün yöneticisi, burada oturan hastalarla görevlilerin gündelik konular hakkında konuştuğunu anlatıyordu. Depresyon ve kaygı yaşayan başka hastalar da alanı dinlenmek için kullanıyordu. Durak, hastane koridorunda ulaşım mekânı ile orman dinlenme alanını birleştirmişti. (🔗)

Avustralya’nın Melbourne kentindeki bir bakım kurumunda ise dekoratif durak binlerce kilometre uzaktaki Hong Kong’un geçmişini canlandırmak için kullanıldı. 2022’de Hong Kong’un KMB otobüs şirketi, kuruma özel bir tabela gönderdi. Üzerinde 安老之家站 [Yaşlı Bakım Evi Durağı] adı ve Hong Kong’da uzun yıllar kullanılan 1 ve 102 numaralı hatlar bulunuyordu. Tabelanın karşısındaki ekranlarda sakinlerin eski mahallelerine ait görüntüler, otobüsler ve araç sesleri gösteriliyordu. İçerikler kişilerin geçmişine göre değiştirilebiliyordu. Otuz yılı aşkın süredir Avustralya’da yaşayan 93 yaşındaki bir kadın, 1972’de Hong Kong’daki Cross-Harbour Tunnel açıldıktan sonra yaptığı yolculukları ve torunlarıyla gittiği eğlence yerlerini hatırlıyordu. Kurumda bir dönem Hong Kong’da yaşamış sakinlerin oranı yüzde 40’ı aşıyordu. Sahte durak, göç edilmiş bir şehrin gündelik ulaşım alışkanlıklarını yeniden canlandıran mekâna dönüşmüştü. (🔗)

Bu uygulamalar tasarımın taşıdığı gücü de görünür kıldı. Remscheid’de eski reklamlar, İtalya’da zemine çizilmiş yol, Tulln’da orman kokusu, Melbourne’da mahalle görüntüleri kullanılıyordu. Her kurum, tanıdıklık hissini başka nesnelerle üretmeye çalışıyordu. Bir kişinin çocukluğuna ait görüntü başka biri için yabancı olabiliyordu. Aynı hatıra mekânının içinde farklı kuşaklardan, ülkelerden ve yaşam deneyimlerinden insanlar bulunuyordu.

Gerçek ulaşım şirketleri sahte durak üretmeye başlıyor

Başlangıçta bakım evlerinin kendi kurduğu düzeneklere giderek gerçek ulaşım şirketleri de katıldı. 2012’de İngiltere’nin Mexborough kentindeki Roman Court bakım evine bölgesel ulaşım kuruluşu tarafından bir durak sağlandı. Bakım evi sakinleri, çocuklarını okuldan almak veya işlerine yetişmek istediklerinde bu durağa yönlendirilebiliyordu. Çalışanlar onlarla bekliyor, ardından içeride kahve içmeye davet ediyordu. Remscheid’de gerçek durak başvurusu reddedilerek başlayan hikâye, altı yıl sonra ulaşım kuruluşunun sahte durağı bizzat sağlamasına kadar ilerlemişti.

2018’de Doncaster Royal Infirmary hastanesine hazırlanan dekoratif tabelada özel bir ayrıntı vardı. Normalde durak adının bulunacağı yere Traveline adlı ulaşım danışma hattının gerçek telefon numarası yazılmıştı. Bir hasta bu numarayı aradığında gerçekten ulaşım danışmanıyla konuşabilecekti. Sahte durak, taşıma hizmeti vermesine rağmen çalışan bir iletişim hizmetine bağlanmıştı. Bu örnekte ulaşımın araçla yapılan kısmı yerine konuşma ve bilgi alma kısmı korunmuştu.

2019’a gelindiğinde Stagecoach East Midlands adlı otobüs şirketi, bölgedeki hastane ve bakım kurumlarından gelen altıncı dekoratif durak talebini karşılıyordu. Lincoln County Hospital’ın acil servis bölümüne tabela, örnek sefer tarifesi ve ağaç resimleriyle oluşturulmuş bir alan kurulmuştu. Bank hemşire istasyonuna yakındı; hastalar burada otururken bölümdeki hareketliliği görebiliyordu. Aynı yıl Chesterfield’daki başka bir bakım kuruluşuna verilen tabela ise farklı amaçla kullanıldı. Oraya gündüzleri gelen bir kişinin gerçek dönüş aracını beklediği yeri gösteriyordu. Aynı görünüşteki tabela, bir kurumda hayalî seferin, diğerinde gerçek yolculuğun başlangıcını belirliyordu. (🔗)

2026’da Japonya’nın Nagoya kentinde daha eski bir ulaşım nesnesine ikinci hayat verildi. JR Tōkai Bus, Aralık 2025’te hizmeti sona eren Nisshin-ekimae durağının tabelasını bir bakım kurumuna bağışladı. Bu tabeladan eskiden Tokyo İstasyonu’na giden şehirlerarası otobüsler kalkıyordu. 23 Ocak 2026’da tabela kurumun önündeki bankın yanına yerleştirildi. Yeni tarifede gündüz bakım servislerinin saatleri ve bunların halka açık ulaşım hizmeti olmadığına ilişkin bilgi bulunuyordu. Gerçek Tokyo yolculuklarını başlatmış bir nesne, artık bakım görevlilerinin sakinlerle konuşabildiği bekleme yerini gösteriyordu. (🔗)

Gerçek ulaşım şirketlerinin bu faaliyetlere katılması, sahte durağın bir bakım kurumu icadından ulaşım altyapısının yeniden kullanım biçimine dönüşmesini sağladı. Direk, tabela, bank ve sundurma eski hizmetlerinden ayrılarak yeni mekânlara taşındı. Ulaşım işletmeleri kullanılmış malzemeler sağladı; kurumlar yeni tarifeler hazırladı; çalışanlar yeni davranışlara eşlik etti. Her nesne, önceki işlevinin tanınırlığını yeni yerine taşıdı.

Romandan çıkan üç tonluk durak

Sahte durakların gerçeklikle ilişkisi 2025 yılında Belçika’nın Brugge kentinde daha şaşırtıcı bir olayla genişledi. Regina Coeli bakım evinin teknik işler sorumlusu Guy Thorrez, Dimitri Verhulst’ün 2013 tarihli De laatkomer romanını okumuştu. Romanın başkişisi Désiré Cordier, mutsuz evliliğinden uzaklaşmak için demanslıymış gibi davranan bir adamdı. Yerleştirildiği bakım evinde sahte bir otobüs durağı bulunuyordu. Cordier, durağın işlevini anlayarak orada bekleyebiliyordu. Harvie Krumpet gibi, gerçekleşmeyecek bir yolculuğun başlangıcında bilerek oturuyordu.

Thorrez, romandaki bu düzeneği kendi bakım kurumuna taşımaya karar verdi. Brugge Belediyesi, yol çalışmaları sırasında geçici durak olarak kullanılmış eski bir sundurmayı bağışladı. Beton tabanıyla birlikte üç ton ağırlığındaki yapı 11 Şubat 2025’te Regina Coeli’nin arazisine yerleştirildi. De Lijn ulaşım şirketi de gerçek bir durak direği sağladı. Üzerine kurmaca bir sefer tarifesi konuldu. Durak Lijn 77 adıyla tanıtıldı. Nisan ayında kurum, bu mekânı hem sakinlerin güvenle oturabilecekleri bir yer hem çalışanlar, ziyaretçiler ve diğer sakinlerle karşılaşabilecekleri bir alan olarak anlatıyordu. (🔗)

Bu örnekte kurmacanın gerçek dünyada belirli bir etkisi belgelenmişti. Bir romanın bakım evindeki sahte durağı, başka bir bakım evinde gerçek bir inşaata yol açmıştı. Belediye eski ulaşım altyapısını bağışlamış, taşıma ve montaj işleri yapılmış, bir ulaşım şirketi projeye katılmıştı. Romanın içindeki bilinçli bekleyiş, gerçek bakım kurumunda yeni bir mekânın kuruluş gerekçesi olmuştu.

Bu dönüşüm, hayalî bir harita adının zamanla gerçek bir yerleşim ve ticari faaliyet üretmesiyle tanınan Agloe olayını hatırlatıyor. Agloe’de haritada bulunan ad, gerçek bir dükkânın ve yerel kullanımların ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştu. Brugge’de ise edebî bir durak, gerçek ulaşım malzemelerinin taşınmasını ve gerçek bakım ilişkilerinin kurulmasını sağlamıştı. İşaret ile işaret ettiği şey arasındaki ilişki, onu kullanan insanların faaliyetleriyle değişiyordu.

Beklemenin etiği: İyi yalan, tutulmayan söz ve güven

Sahte durakların yarattığı en ciddi tartışmalardan biri, kişinin ne bildiği ve kendisine ne söylendiğiyle ilgilidir. Durağı kuran görevliler otobüsün geleceğine ilişkin gerçeği bilir. Bankta oturan sakin ise bambaşka bir beklenti taşıyabilir. Personel bazen otobüsün geciktiğini, bazen seferin iptal edildiğini söyler. Bazı kurumlarda görevli doğrudan kişinin gitmek istediği yeri sorar, yanında oturur ve birlikte bekler. Bu konuşmaların her biri, sakinin deneyimine farklı biçimde katılır.

2011’de Oldenburg’daki bakım evi yöneticisi Petra Schumann, sahte durağa yönelik aldatma eleştirilerini doğrudan cevaplamıştı. Savunduğu yaklaşım Validation adıyla bilinen bakım anlayışıyla ilişkiliydi. Bu yaklaşımda bakım çalışanı kişinin yaşadığı duyguya ve anlattığı durumun onun için taşıdığı anlama karşılık verir. Schumann, durağın bir yardımcı araç olduğunu ve kişiye başka bir sakinin tekerlekli sandalyesi kadar somut destek sağlayabildiğini söylüyordu. Görevli onun nereye gitmek istediğini soruyor, yanına oturuyor ve isteğinin sebebini anlamaya çalışıyordu.

Aynı tartışmada Alman tıbbi değerlendirme kurumu çok daha sert bir itiraz dile getirdi: Warten ist keine Therapie. [Beklemek terapi değildir.] Eleştiri, insanın kendi hastalığının yarattığı yön kaybından yararlanılarak kurumun işinin kolaylaştırılması üzerinde yoğunlaşıyordu. 2010’da başka bir Alman bakım yöneticisi, bazı sakinlerin otobüs gelmediği için kızdığını anlatmıştı. Çalışanları bu kişilere seferin iptal edildiğini söylüyor, ardından onları içeri götürüyordu. Böylece kurmaca tarifenin yarattığı beklentiyi yeni bir kurmaca açıklama izliyordu. (🔗)

Demansla yaşayan kişilerin kendi görüşleri de tartışmanın parçası oldu. 2011’de doğrudan bu kişilerle yapılan görüşmelerde bazı katılımcılar, kendi yararlarına olduğunu düşündükleri durumlarda aldatıcı sözleri kabul edilebilir buldu. Değerlendirmelerinde kendilerine söylenenin amacına ve yanıltıldıklarının farkında olup olmadıklarına önem veriyorlardı. Bakım çalışanının rahatlığı için söylenen bir sözle kişinin korkusunu hafifletmeyi amaçlayan söz, farklı biçimde değerlendirilebiliyordu. (🔗)

Ailelerin gündelik deneyimi de bu farkın ağırlığını gösteriyor. 2021’de bir aile üyesi, bakım evindeki büyükannesinin sürekli eve gitmek istediğini çevrimiçi bir tartışmada anlattı. Yakınları, kadının dünyasına katılarak yakında eve döneceğini düşünmesine izin vermişti. Kadın sonunda kendisine verilen beklentinin karşılanmadığını fark etmişti: all afternoon you’ve been letting me think you’re taking me home [Bütün öğleden sonra beni eve götüreceğinizi düşünmeme izin verdiniz.] Aile daha sonra dikkatini başka yöne çekmeyi denediğinde kadın yeniden itiraz etmişti: You think I’m stupid. [Beni aptal mı sanıyorsunuz?] Görme engelli olması ve bütün hayatını aile evinde geçirmiş bulunması, yakınlarının kullandığı alışıldık dikkat dağıtma yöntemlerini de güçleştiriyordu. (🔗)

2016’da İngiltere’de yayımlanan What is Truth? başlıklı kapsamlı bakım araştırması, doğrudan demansla yaşayan kişilerin, yakınların ve çalışanların görüşlerinden hareketle bu sorunu değerlendirdi. Araştırma, kişinin belli bir endişesine verilen sözlü karşılıkla önceden hazırlanmış yanıltıcı mekânları birbirinden ayırdı. Sahte dükkân, sahte kitaplık ve sahte durak gibi çevreler için kullanılan ifade açıktı: Environmental lies should be avoided. [Çevresel aldatmalardan kaçınılmalıdır.] Bu görüşe göre kişinin gerçek faaliyetlere ulaşma imkânı, kurumu geçmişin taklitleriyle doldurmaktan daha değerliydi. (🔗)

İskoçya’daki demans tasarımı uzmanlarının eleştirisi, aynı yaklaşımı nesnelerin işlevleri üzerinden somutlaştırdı. Duvara çizilmiş şekerci dükkânı yerine gerçekten şeker alınabilen bir tezgâh, boyalı kitaplık yerine kullanılabilir kitaplık, dekoratif posta kutusu yerine mektup gönderilebilen gerçek bir kutu önerdiler. Sahte durak konusunda da bir görevlinin eşlik ettiği gerçek otobüs yolculuğunu öne çıkardılar. Burada nesnenin işlevini yerine getirebilmesi, tanıdık görünmesi kadar önemli hale geliyordu. (🔗)

Alman tıbbi değerlendirme kurumunun 2019 tarihli kapsamlı bakım metni ise sahte çevreleri belirli koşullarda savunulabilir buldu. Metin, kişinin belirli bir durumda rahatlamasını, kendisini güvende hissetmesini ve yaşadığı deneyimin olumlu sonuçlar vermesini esas alıyordu. Bir oyuncak bebeğe gerçek çocuk gibi bakmak isteyen sakinin bundan huzur ve sorumluluk duygusu kazanması örneklerden biriydi. Aynı gerekçe, sahte durağın kişiyi sakinleştirdiği durumlara da uygulanıyordu. Böylece etik tartışma durağın görünüşünden, kişinin o anda yaşadığı sonuca ve bakım görevlisinin amacına kadar genişledi. (🔗)

Danimarka’da bakım görevlileri ve yakınlarıyla yapılan daha sonraki görüşmelerde, bazı çalışanlar kişinin yaşadığı dünyaya katılmayı dürüst bir bakım davranışı olarak tanımladı. Bir görevlinin ifadesi bu tutumu özetliyordu: We’re not lying to them, we’re exactly where they are. [Onlara yalan söylemiyoruz, tam da onların bulunduğu yerdeyiz.] Buradaki düşünce, kişinin yaşadığı korkunun, aceleciliğin ve sorumluluk duygusunun gerçekten mevcut olmasıydı. Bakım çalışanı bu duyguyla ilişki kurarken dış dünyaya ilişkin beklentiyi de birlikte yaşatabiliyordu.

Bu savunmanın Japonya’daki gündelik karşılığı 優しい嘘 (yasashii uso) yani iyi niyetli yalan ifadesinde görülüyor. Toyohashi’deki bir bakım yöneticisi, durak sayesinde birkaç dakika kazanıp uzaklara yürüyen bir sakine yetişebilmeyi önemli buluyordu. Kullandığı 時間稼ぎ (jikan kasegi) sözü doğrudan zaman kazanmak anlamına geliyor. Bu birkaç dakika kişiyi güvenli bir yerde bulmak, onunla konuşmak veya başka bir faaliyete geçmek için kullanılabiliyordu. Böylece yalan, bazı bakım çalışanlarının gözünde, acil bir güvenlik sorununa verilen pratik cevabın parçası haline geliyordu.

Hareket özgürlüğü ile bakım kurumunun iş yükü

Sahte durağın savunucuları, bir kişinin kilitli kapıya karşı öfkeyle mücadele etmesi yerine kendi isteğiyle yürüyebilmesine önem veriyor. Durak ona güvenli bir hedef ve bekleme alışkanlığı sunuyor. Aynı nesne, kişinin gitmek istediği yönü değiştirerek hareketini kurumun belirlediği bir noktada topluyor. Bakım kurumları açısından bu özellik gözetimi kolaylaştırıyor. Sakinin kendi hareketiyle ulaştığı yer, kurumun onu bulmak için tasarladığı yerle çakışıyor.

Norveç’teki bakım evlerini inceleyen bir saha araştırması, bu tür müdahaleleri informal restraint yani gayriresmî kısıtlama tartışması içinde ele aldı. Fiziksel engellemenin yanında dikkat dağıtma, küçük yalanlar, ikna, teklifler ve kişilerarası baskı da insanların davranışlarını yönlendirmek için kullanılabiliyordu. Sahte durak bu tartışmada özellikle dikkat çekiyor: Kişi kendi ayaklarıyla yürüyor ve durma kararını kendisi veriyor; çevresindeki işaretler ise hareketinin hangi yönde ilerleyeceğini etkiliyor. Fiziksel özgürlük ile kararın hangi bilgiye dayanarak verildiği aynı anda önem kazanıyor.

Bakım uzmanı Adelheid von Stösser, 2010’da bazı kurumları Wartesälen auf den Tod [Ölümün beklendiği bekleme salonları] sözleriyle eleştirmişti. Eleştirisinin odağında yaşlı insanların günlerini anlamlı işler ve ilişkiler bakımından yoksul geçirmesi bulunuyordu. Sahte durak, bu durumda hayatın son yıllarında zaten geniş yer tutan bekleyişe yeni bir biçim ekliyordu. Başka bakım uzmanları ise sürekli işe gitmek isteyen sakinin gerçek bir işe, uğraşa veya sorumluluğa ihtiyaç duyabileceğini savunuyordu. Fırıncının ekmek yapması veya mandalinaların toplanması, bu yaklaşımın gündelik hayatta nasıl gerçekleşebildiğini gösteriyordu.

2016’daki Der Bus nach Nirgendwo [Hiçbir Yere Gitmeyen Otobüs] tartışmasında bakım kurumlarının örgütlenmesi doğrudan gündeme getirildi. Hareketli sakinlerle ilgilenebilmek, çalışanların zamanını ve kurumun kaynaklarını gerektiriyordu. Gerçek yürüyüşe eşlik etmek, kişinin eski evine gitmek veya onunla bir saat uğraşmak sürekli emek istiyordu. Bir bank ve tabelanın kuruluş maliyeti ise bir defalık harcamaydı. 2020’de Frankfurt’taki bir bakım tartışmasına katılan çalışan, kurumlardaki temel sıkıntıyı şu sözlerle ifade etti: Für gewissenhafte Betreuung fehlen uns Personal und Geld. [Özenli bakım için personelimiz ve paramız eksik.] (🔗)

Böylece durak, kurumun iş yüküyle ilgili iki farklı kullanıma açık hale geliyordu. Personel burada sakinle oturup konuşabilir, onun gitmek istediği yeri öğrenebilir ve daha anlamlı bir faaliyete geçmesini sağlayabilirdi. Kurum aynı bankı kişiyi bekletmek ve personelin başka işlerini kolaylaştırmak amacıyla da kullanabilirdi. Dışarıdan bakıldığında iki durumda aynı tabela ve aynı bank görülürdü. Aralarındaki fark, bekleyiş sırasında gerçekleşen bakım ilişkisinde ortaya çıkardı.

Bu çatışma, bazı kurumların sahte durakları zamanla kaldırmasıyla yeni bir biçim kazandı. Münih’teki Münchenstift bakım evinde 2010’da kullanılan durak pandemi döneminde kaldırıldı. 2024’te kurumun yöneticileri, belirli sakinlerin bileklikleriyle çalışan kapı sistemlerini ve personel eşliğinde bahçe yürüyüşlerini anlatıyordu. Eski düzende kişinin yöneldiği tabela onun belirli bir yerde bulunmasını sağlıyordu. Yeni düzende elektronik kapı, kişinin belirli bir noktaya yaklaşmasına tepki veriyordu. Bir bakım kurumu sahte durakları genişletirken başka bir kurum hareketi elektronik sistemle düzenlemeye geçebiliyordu. (🔗)

Sahte durakların gerçek etkisi hakkındaki araştırma da bu farklı kullanımları hesaba katmak zorundaydı. 2019 tarihli kapsamlı değerlendirme, doğrudan sahte otobüs duraklarının yarar ve zararlarını sınayan karşılaştırmalı çalışmaların eksikliğini belirtiyordu. Kurumların anlattığı sakinleşme olayları ve bireysel başarılı karşılaşmalar önemli gözlemlerdi. Buna karşılık kaybolma sayısı, polis çağrısı, fiziksel müdahale, personelin harcadığı süre, sakinlerin huzursuzluk düzeyi ve gerçek günlük faaliyetlere katılım farklı sonuçlar olarak ölçülmeliydi. Bir kişinin bankta sakinleşmesiyle kurumun toplam kaybolma riskinin azalması, ayrı kayıtlar gerektiren iki olaydı. (🔗)

Sahte duraktan gerçek yolculuğa

Sahte durak tartışmasının başka bir yönü, demansla yaşayan insanların gerçek ulaşım hizmetlerini kullanabilmesiyle ilgilidir. Otobüs şirketleri bir taraftan hizmet dışı tabelalarını bakım kurumlarına bağışlarken, diğer taraftan yön bulmakta zorlanan yolcularla nasıl iletişim kurulacağını öğreniyor. Duraklar ve tarifeler kolay tanınabilir hale getirildiğinde, sürücüler gerekli yardımı sağlayabildiğinde ve yolculuk sırasında kişiye eşlik edilebildiğinde, ulaşım alışkanlığının gerçek hayattaki kullanımı da sürdürülebiliyor.

Japonya’nın Toyohashi kentindeki ulaşım işletmesi bu iki faaliyeti birlikte yürüttü. 2021’den itibaren bakım kurumlarına eski durak tabelaları sağladı. Çalışanları demanslı yolcularla iletişim konusunda eğitim aldı. Bir ulaşım çalışanının yolunu kaybetmiş yaşlı bir kişiyi polis aracılığıyla ailesine kavuşturduğu da anlatıldı. İşletme, demansla yaşayan kişilerin gerçek otobüs gezilerine katılabilmesini kolaylaştıracak çalışmalar planladı. Ekim 2026 itibarıyla 15 bakım kurumuna tabela sağlamıştı. Bu örnekte aynı ulaşım ağı, bir insana güvenli biçimde bekleyebileceği yer sunarken başka bir insanın gerçekten yolculuk yapabilmesini de destekliyordu. (🔗)

2025’te Belçika’nın Varsenare kasabasındaki Avondrust bakım evi daha doğrudan bir çözüm geliştirdi. Kurum yakınındaki gerçek otobüs durağı, demanslı kişiler için de tanınabilir bir buluşma noktası olarak düzenlendi. Durağa yerleştirilen afişler, diğer yolcuları bakım evinden gelen kişilerle karşılaşabilecekleri konusunda bilgilendiriyordu. Yardım gerektiğinde kullanılacak iletişim bilgileri de afişlerde bulunuyordu. Gerçek otobüs yolcuları ve bakım evinden ayrılmak isteyen sakinler aynı bankta oturabiliyordu. Durağın ulaşım hizmeti, bakım amacıyla kullanılan bekleme işleviyle birleşmişti. (🔗)

Japonya’daki Anki Cafe ise durağın bakım evinin dışındaki sosyal hayata nasıl katılabildiğini gösterdi. Toyohashi’de demansla yaşayan kişilerin ve yakınlarının buluştuğu bu kafeye 2021’de hizmet dışı bir tabela bağışlandı. Zamanla durak çevrede tanınmaya başladı. Yakındaki çocuklar ziyaret etmeye, demanslı konuklarla karşılaşmaya başladı. Bankta sohbet edildi, dinlenildi ve çeşitli etkinlikler düzenlendi. Kurumun yatılı sakini bulunmuyordu. Bu nedenle durak, sokakta kaybolma riskinin yanı sıra mahalleyle ilişki kurma amacı açısından da önem taşıyordu.

Hastanelerde ise dekoratif durağın başka bir kullanım alanı gelişti: rehabilitasyon. Singapur’daki Yishun Community Hospital’da çalışanlar, 2024’te gerçek ulaşım sundurmasını andıran bir alan oluşturdu. Hastalar burada geçmiş otobüs güzergâhlarını ve yolculuklarını hatırlıyordu. Bazı fizyoterapi seanslarında hastalar yürüyüşlerinin sonunda durakta dinleniyor, ardından oturup kalkma ve diz uzatma egzersizlerine geçiyordu. Ulaşım işareti, kişinin yürürken ulaşmayı hedefleyebildiği somut bir yer haline gelmişti.

Bu kullanımlar, sahte durakların etkisini otobüs bekleyen sakinin davranışının ötesine taşıdı. Aynı nesne ziyaretçilerin konuştuğu bir bank, hastanın yürüyüş hedefi, eski mahallenin hatırlatıcısı veya gerçek servis aracının bekleme yeri olabiliyordu. Tasarımın aldığı anlam, orada gerçekleşen faaliyetlerin çeşitlenmesiyle değişiyordu.

Yirminci yılda sefer saatleri kayboluyor

3 Haziran 2026’da Almanya’nın Ludwigshafen kentindeki hastanenin geriatri bölümünde yeni bir demans otobüs durağı kuruldu. Durak binanın yedinci katındaydı. Duvarın önünde dört kişinin oturabildiği ahşap bank, park manzarası ve bir sefer tarifesi bulunuyordu. Tarifede kalkış ve varış saatleri yer almıyordu. Hasta gelip banka oturduğunda bir bakım görevlisi veya terapist yanına gelerek konuşuyordu. Diğer hastalar da burada dinlenebiliyor ve birbirleriyle sohbet edebiliyordu. (🔗)

Durağın tasarımı sırasında son derece bilinçli seçimler yapılmıştı. Projeye destek veren baskı şirketi koyu renklerden kaçınmış, bankı gri ve ahşap tonlarında hazırlamıştı. Duvar manzarasına, hastanın belirli bir yere gitme arzusunu artırabilecek tanınabilir yerel işaretler eklenmemişti. Tarifeye saat koymama kararı da aynı yaklaşımın parçasıydı. Remscheid’de yirmi yıl önce on dakikada bir sefer gösteren tabela, Ludwigshafen’da ulaşım hizmetini çağrıştıran fakat belirli bir kalkış anı bildirmeyen bir işarete dönüşmüştü.

Aynı yıl İngiltere’nin Basingstoke kentindeki hastanede Memory Lane adlı yeni bir alan açıldı. Daha önce tıbbi malzemelerin depolandığı bölüm, durak, eski telefonlar, tarihî fotoğraflar ve kırmızı posta kutusuyla yeniden düzenlendi. Sefer tarifeleriyle otobüs kartlarını hastanenin büro çalışanı hazırlamıştı. Alan, hastaların yakınlarıyla görüşebildikleri ve birbirleriyle konuşabildikleri bir yer olarak kullanılmaya başladı. Yedinci kattaki durakla bu koridorun ortak özelliği, ulaşım işaretinin hastane içindeki gündelik karşılaşmalar için kullanılmasıydı. (🔗)

Japonya’nın Aikawa kasabasındaki Aiwa no Sato bakım evinde ise çok farklı bir olay gelişti. Kurum Mayıs 2026’da gerçek bir otobüs işletmesinden hizmet dışı durak tabelası almıştı. Seksenli yaşlarındaki bir kadın bazen eve gitmek için eşyalarını toplamaya karar veriyor ve çalışanlardan karton kutu istiyordu. Personel onu durağa götürüp birlikte bekliyor, ardından çay içmeye davet ediyordu. Aynı kurumun çalışanları ve sakinleri sonbahardaki festival için yaklaşık bir ay boyunca kartondan büyük bir otobüs yaptılar. 18 Ekim 2026’da düzenlenen festivale dört yüzden fazla ziyaretçi katıldı. Karton otobüs, insanların önünde fotoğraf çektirdiği bir nesne haline geldi. (🔗)

Bu iki karton olayı, aynı bakım kurumunda ulaşım fikrinin ne kadar farklı faaliyetler doğurabildiğini gösteriyordu. Bir kadın eşyalarını toplayıp gerçek bir yolculuğa hazırlanmak için karton kutu istiyordu. Başka bir zamanda sakinler ve çalışanlar, sahte durağın yanına konabilecek bir otobüsü kartondan üretiyordu. İkincisinde yolculuk hazırlığının yerini ortak bir yapım faaliyeti almıştı. Durak, önünde beklenen nesnenin kendisinin yapılmasına yol açmıştı.

Hiç gelmeyecek otobüsün gerçekleştirdiği şey

2006’da Remscheid’deki bahçe durağının tarifesinde 670 numaralı otobüsün her on dakikada bir geleceği yazıyordu. Yirmi yıl sonra Ludwigshafen’daki yedinci kat durağının tarifesinde kalkış saatleri bulunmuyordu. Aikawa’da otobüsün kendisi kartondan yapılmıştı. Varsenare’de gerçek otobüslerin durduğu bir yer, demanslı insanlar için güvenli bir buluşma noktasına dönüşmüştü. Bir roman gerçek bir sundurmanın taşınmasına yol açmış, eski şehirlerarası otobüs tabelaları bakım kurumlarında yeni görevler üstlenmişti.

Bütün bu örneklerde ulaşım işaretinin çevresinde farklı gerçeklikler oluştu. Bir insan annesini bekledi, diğeri eski işine yetişmek istedi, bir başkası mandalinalarını toplamak için yola çıktı. Otobüste tuvaleti geleceğinden endişelenen kadın gerçekten tuvalete gidip bankına döndü. Başka bir kadın yabancı bir sakini yanına çağırdı. Bazıları beklerken rahatladı, bazıları gecikmeye kızdı, bazıları aldatıldığını fark etti. Bakım görevlileri insanlara eşlik etti, kurumlar onların hareketlerini yönlendirdi, ulaşım şirketleri tabelalar bağışladı, tasarımcılar gerçekçilik üzerinde çalıştı ve eleştirmenler bütün bu uygulamaların güven, özgürlük ve bakım emeği üzerindeki etkilerini tartıştı.

Sahte otobüs durağının temel özelliği, ulaşım sistemindeki iki faaliyeti birbirinden ayırmasıdır. Otobüs insanı başka bir yere taşır. Durak, insanın taşıtı beklediği yerdir. Bakım kurumu bu ikinci faaliyeti kendi alanına taşıyarak bekleme davranışını güvenlik, gözetim, hatırlama, sohbet, dinlenme ve bakım için kullanır. Bu nedenle durağın nasıl işlediği, yalnızca bankın ve tabelanın görünüşünden anlaşılır. Bekleyen kişinin ne istediği, yanında kimin bulunduğu, kendisine ne söylendiği ve sonunda nereye gittiği, o durağın gerçek işlevini ortaya çıkarır.

Remscheid’de Heinz-Wolfgang’ın büyük H işaretine kadar yürümesi, bütün bu tarihin başlangıcındaki en sade olaydır. Adam otobüse binmek üzere dışarı çıkar, banka oturur, bekler. Bakım görevlisi onu orada bulur. Ulaşım sisteminin tanıdık bir işareti, bir insanın hareketini ve başka bir insanın ona ulaşma yolunu değiştirmiştir. Otobüsün gerçekleşmeyen seferi, durağın çevresinde gerçekleşen bütün bu hareketlerin, karşılaşmaların, kararların ve bakım ilişkilerinin koşulu haline gelmiştir.

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Hiç Gelmeyecek Otobüsün Tarifesi”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: The Timetable of the Bus That Will Never Come – Žižekian Analysis