En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar — Işık Barış Fidaner

Bir yazar yazısında eğer iyi bilinen bir fikre karşı çıkıyorsa “Bence E=mc2 değil” deyip geçmekte özgürdür, Albert Einstein’a atıf yapması gerekmez [1]. Ama geçenlerde okuduğu bir makalede ilk kez rastladığı X fikrine karşı çıkıyorsa “Bence X değil” deyip geçmesi sakıncalıdır [2]; fikri aldığı kaynağa atıf yapması gerekir, yoksa bu fikrin kendisinden kaynaklandığı izlenimine yol açmış olur, bu da intihaldir. Cümlede X’e itiraz ediyor olması yazarı X’in kaynağına atıf yükümlülüğünden kurtarmaz, zira bu fikrin sadece yazarı itiraz ettirmiş olması bile onun düşünce akışında önemli bir rol oynadığının inkar edilemez bir delilidir. Yok eğer “hayır hiç de önemli bir rol oynamadı” diyorsa itiraz cümlesini yazıdan atıverir ve sakınca da kalmaz.

Buna karşı denebilir ki: Ama intihal çok ağır bir suçlama değil mi! Küçücük bir cümlecikte minicik bir atıfın ihmal edilivermesini yazarın kendi özerk karar ve inisiyatifine bırakamaz mıyız? Nihayetinde yazının bütünsel akışını tasarlama görevini üstlenmiş koskoca yazar, vurgulanması gereken diğer mühim ve ciddi fikirlerin yanında bu küçük metin parçasını gereksiz ve işlevsiz sayıp atıvermiş olamaz mı? Faydacı ve işlevsel gerekçelere saygı duyup küçük aşırmaları affedemez miyiz? Bir aşırmanın intihal sayılabilmesi için büyük ölçekli olması gerekmez mi? Yazar zaten X’i açıkça reddettiğine göre X’i kaynaklarıyla birlikte önemsemeyip bir kenara atması ve üstelik kendisine ait olan bir yazıda bu tavra bir jest olarak yer vermesi onun en doğal hakkı değil midir?

Buna verilecek yanıt Sigmund Freud’dur: Yazar bir fikri bilinçli tavrıyla ne kadar ısrarla itiyorsa ve kenara atıyorsa, o fikir yazarın bilinçdışı arzuları bakımından o kadar merkezi bir yere sahiptir ve atıf yapılmayı o kadar çok hak ediyor demektir. Yazı ilk yazıldığı zaman yazarın atıf koymayı ihmal etmesi belki bastırma sayılabilir (repression, Verdrängung) yani rahatsız eden bir lekeyi silme jesti olarak takıntı nevrozuna işaret eder. Fakat yazarla irtibat kurularak atıf yapma yükümlülüğü hatırlatıldığı halde yine de gerekçeler öne sürerek atıftan kaçındığı takdirde yazarın asıl tavrının inkar olduğu anlaşılır (disavowal, Verleugnung) bu da sapkınlaşma işaretidir. Fetişçi inkar şöyle der: “Atıf gerektiğini çok iyi biliyorum ama yine de bundan kaçıyorum.” (je sais bien, mais quand même) Böyle bir gelişme de ne yazık ki intihal suçlamasını hak eder.

Psikanalizde sapkınlık büyük Öteki’nin keyfiyetinin tatmin edilmesi ile tanımlanır. Sapkınlaşan yazar büyük Öteki’ni memnun edebilmek için herşeyi göze almıştır. Öteki’nin büyük olması, yazıyı okuyup beğenecek muhatap sayısının olabildiğince çoğaltılması demektir; yani yazının muhatabı anonim kalabalıklardır, onların yazıyı “sevebilme ihtimali” uğrunda feda edilecekler listesinin en başında da hakikat gelir [3].

İntihalin ağır bir suçlama olmasının nedeni aşırmaların büyük ölçekli olması değildir, bastırmanın inkara dönüştüğü anda ortaya çıkan kritik tavır değişikliğidir. Atıf yapmayı ihmal eden yazar bu yükümlülüğü bastırmış, yani düşünememiş, bilememiş, yapamamış olabilir. Ama uyarıldığı halde yine de atıf yapmamak için faydacı ve işlevsel gerekçeler uydurup kendi özerk inisiyatifi ile buna karar verip uygulayan bir yazar, bu jesti aracılığıyla hayırsız bir inkarcılık mutabakatının zeminini hazırlamış demektir. Yazısını bir sunak yapmış ve Tanrı gibi taptığı büyük Öteki’nin keyfiyeti için o sunakta X fikrinin kaynağını kurban etmiş demektir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Albert Einstein (1905) “Ist die Trägheit eines Körpers von seinem Energieinhalt abhängig?” [Bir cismin ataleti enerji içeriğine bağlı mıdır?] Annalen der Physik. 323 (13): 639–641.

[2] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Emsal Vaka: “Ben böyle uygun gördüm””

[3] Bkz “Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir”, “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi”

5 Yorum

Filed under Şey