Sedat Peker’in TIR ifşaları dolayısıyla Türkiye siyasetinde ne kadar kritik bir dönüş noktası olduğu bir kez daha hatırlanan 7 Haziran 2015 genel seçimlerinin [1] hemen ardından Financial Times’da yayınlanan analizde [2] verilen ilginç mesajı şöyle özetleyebiliriz:
Bugüne dek Türkiye siyaseti dört tane kült kişilik (Atatürk, Erdoğan, Öcalan, Gülen) etrafında dönen bir kabile mantığı ile yürüyordu (bu yüzden Türkiye’de kurumlaşma hep zayıf kalmıştı) ama artık Erdoğan’ı yerinden eden 7 Haziran 2015 seçimleri ile açılan demokratik müzakere alanı Türkiye siyasetinin makus talihini değiştirebilir.
“Kült kişilik” kavramı Freud’un Totem ve Tabu‘da (1913) anlattığı mitolojik Erbaba (Urvater: İlksel Baba) yani iğdişten muaf Efendi figürünü belirtir, Lacan’a göre bu figür simgesel düzende S1 ile simgelenen Esas-İmleyen’in simgesel istisna konumunu işgal eder [3].
Kameraya konuşurken “aslan avına çıkmak” mecazını kullanan Sedat Peker hem aslanı hem de avcısını bu dokunulmaz S1 konumuna yerleştirmektedir. Peker çelişkili bir rol üstlenmiştir: Bir yandan anlattığı gerçekler ve ifşa ettiği görüntülerle Türkiye’deki “kabile mantığı”nın işleyiş şekillerine dikkat çekerek bu mantıksız mantığın dağıtılmasına katkı yapmaktadır, öbür yandan milyonlarca izleyicisi nezdinde kendi şahsına ayrılmış dokunulmaz bir yer kapmaya çalıştığı ölçüde bu “kabile mantığı”nı yeniden üretmektedir.
Peker’in içinde bulunduğu çelişkiyi şöyle ifade edebiliriz: Aslana saygıda kusur etmeden onu avlamak.
Freud’un Totem ve Tabu‘da anlattığı ilkel klanlardan her biri belli bir hayvan türünü totem hayvanı sayıp kutsamıştır. Totem hayvanının klandaki insanların kaynaklandığı ata olduğuna inanılır. Klan üyelerinin totem hayvanını öldürmeleri ve etini yemeleri kesinlikle yasaklanmıştır ama çok istisnai durumlarda özür dileme ve kefaret ödeme törenleri yapılması şartıyla totem hayvanlarının avlanmasına izin verilir.
Totem hayvanı, Freud’un ünlü tezine göre, bütün kadınları kendi hükmü altında tutarak kendisi dışındaki tüm erkekleri iğdiş ettiği için öldürülmesi gereken Erbaba’yı simgeler. Freud’a göre, diğer bütün erkeklerin toplanıp Erbaba’yı öldürmeleri hatta onun etini yemeleri olayı, Batılı toplumların tarih öncesinde gerçekten yaşanmış bir olaydır ve bu toplumların bilinçdışında bir suçluluk hissi olarak varlığını sürdürmektedir.
Freud’a göre Erbaba’yı öldüren erkekler bu cinayetin ardından serbest kalan kadınlara kendileri sahip olmaya çalışmamışlardır, aksine klan dahilinde cinsel ilişki kurulmasını yasaklamışlardır, bu da ünlü ensest yasağıdır. Toplumsal kurumlaşma sağlayan tüm yasalar en temelde ensest yasağına dayanır. Erbaba’yı öldürmek ensest yasağının tatbik edilmesidir ve böylece toplum denen şeyin kurulmasıdır.
Lacan’a göre Freud’un anlattığı bu hikaye mitolojik bir masal olsa bile gayet aydınlatıcı kavramlar sunar. “Erbaba” kavramı iğdişten muaf Efendi figürleri şeklinde tüm toplumlarda bulunabilir. Kurumlaşmaya elverişli olmayan kabile mantığının hakim olduğu topluluklarda iğdişten muaf Efendi figürleri gerçeldir (actual): Bu topluluklar Erbaba’yı öldürememiş ve ensest yasağını tatbik edememişlerdir. Kurumlaşmasını gerçekleştirebilmiş daha uygar toplumlarda ise iğdişten muaf Efendi figürleri görcüldür (virtual): Bu toplumlar Erbaba’yı öldürmüş ve ensest yasağını tatbik etmişlerdir. Aslına bakılırsa her toplumda bu iki eğilimin bir arada bulunduğunu söyleyebiliriz. İçinde bulunduğumuz fütursuzluk çağında [4] uygar kurumlaşmadan kabile mantığına doğru bir gerileme yaşanmaktadır.
Aslan avıyla ilgili asıl soru şudur: Peker’in amacı Erbaba’yı öldürüp toplumsal iğdiş yasasını kurmak mıdır, yoksa kendi şahsını iğdişten muaf Erbaba konumuna yerleştirmek midir? Peker’in bir “suç örgütü lideri” olduğunun kendisi dahil herkesçe kabul gördüğünü hatırlarsak bu soruyu yanıtlamak epey kolaylaşır.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Kalkması gereken perde: 2015’te ne oldu?” Dinçer Demirkent; “Mithat Sancar: 1993’ten Susurluk’a, 2015’ten Peker’e” Ali Duran Topuz
[2] Bkz “Turkey: Fading factionalism” Daniel Dobey, 11 Haziran 2015
[3] Erbaba (1) tarihöncesindeki erken babadır, (2) erkekliğini simgelerle perdelemeyen babadır, (3) erbap yani mutlak yetkilidir, (4) er-bab yani erkeklik kapısını kilitlemiştir. Konya’da tarih öncesi bir höyüğün taşıdığı bu ismi Freud’un tarih öncesi efsanesine uygun buldum. Bkz “Rektör Ataması ve Lacan’da Dört Söylem”, “Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna”, “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”, “Teorik ve etik bir kusur: ‘Böcekler ezilmek içindir’”
[4] Bkz “Fütursuz Çağa Karşı Sütur”































Geri bildirim: Anlam-tanesi — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sanal Ağa Özentilerine Karşı: Kural, Kurul, Kurum, Kuram — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hanımefendinin Erkek Düşmanlığı Kıskanç Beyefendinin “Öteki Erkek” Düşmanlığıdır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mama Yemdir, Alkışlamak “Al kışla!”maktır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Perde — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: S1: Arzu-Artığının Bilgiye Dikilmiş Auralı Kesmesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER