Hegelci diyalektiğin önemli kavramlarından Aufhebung, bir şeyi (1) hem iptal etmek, (2) hem muhafaza etmek, (3) hem de bir üst seviyeye çıkarmak (modern tabirle “güncellemek”) demektir. İngilizcede “sublation”, Türkçede “kapsayarak aşma” ile karşılanan bu kavram, dolaysız ve soyut bir karşılaşmayı kavramsal dolayımlar kurarak geliştirmeyi ve somutlaştırmayı ifade eder. “Dil oluşun evidir” (Heidegger) düşüncesine uygun olarak, kapsayarak aşmayı “olayları kavrayarak evcilleştirmek” şeklinde tanımlayabiliriz.
Diyelim ki başınıza gelen olumsuz bir tecrübe sizde ruhsal olarak anlaşılması zor travmatik bir darbe etkisi yapmış olsun. Dolaysız soyut karşılaşma budur, korkutur ve tehlike sinyalidir (gerçi “maceracı” olup bundan zevk almak da mümkündür). Sonra bu olayla başa çıkmak için “Ben şimdi tam olarak ne yaşadım?” diye düşünmeye başlarsınız, yani travmayı ruhsal olarak işlersiniz. Dolayımlar kurarak zihinde/ruhta somutlaştırmak budur: Aldığı darbe ile zedelenen kavrayış zemininiz, yeni şartlara uygun olarak onarılır. Buna uyumlanma/adaptasyon da denir. Bu ruhsal süreçten geçtikten sonra yaşadığınız hadiseyi bir muhatap karşısında dile getirmeniz yani onu simgeleştirmeniz mümkün olur. Böylece travmayı atlatmış olursunuz ve yolunuza devam edebilirsiniz.
Bütün bu süreç insanın yürürken yoldaki bir taşa ayağı takılıp tökezlemesine veya düşmesine benzetilebilir. Ruhsal darbeyi tam olarak atlatmak istiyorsanız sadece ayağınıza takılan taşın ne menem bir şey olduğunu gözlemlemeniz yetmez, kazaya yol açan gaflet anınıza geri dönüp yaşadığınız şaşkınlığı oluşturan şartları (tarihsel bağlamı) analiz etmeniz de gerekir. Çünkü taşın ayağınıza takılmasının asıl sebebi, yolunuza çıkması değil, kör noktanıza denk gelmesidir. Taşa takılma korkusuna teslim olup yolunuzu değiştirmek veya yürümekten vazgeçmek istemiyorsanız, takıldığınız taşın zihninizde denk geldiği kör noktanın koordinatlarını tam olarak tespit etmelisiniz. Kör noktanız sizin öznel ufkunuzun sınırlarını çizdiğine göre, düştüğünüz şaşkınlığı hakkıyla analiz etmek istiyorsanız, takıldığınız taş ile özdeşim kurmalısınız.
İşte bu özdeşim noktasına psikanaliz semptom adını verir. Psikanalize göre insanın takıldığı taş son tahlilde her zaman cinseldir: “Cinsiyet anlamı tökezleten taştır.” (Joan Copjec) Bunu şöyle hayal edebilirsiniz: İnsan çekici bulduğu birine gözü takıldığı için veya etkilemek istediği birine fazla odaklandığı için yürüdüğü yolda tökezleyebilir. Bütün tökezlemeler bu kaba modele uymaz ama hepsi öyle ya da böyle cinsellikle (cinsel ilişkinin imkansızlığı ile) ilişkilidir.
Sonuç olarak (1) sizi gafil avlayan şaşkınlığın tekrarlama riskini iptal etmek istersiniz, bunun için (2) takıldığınız taş olan semptomla özdeşim kurarsınız, yani onu ruhta/zihinde muhafaza edersiniz, ve (3) kavrayış araçlarınızı güncelleyerek dayandığınız ruhsal/zihinsel zemini onarırsınız. Demek ki travmanın işlenmesi, yaşanan tecrübeyi kapsayarak aşmak yani “kavrayarak evcilleştirmek” demektir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, uyumlanma/adaptasyon işini itaat veya konformizme çevirmemektir. Eğer takıldığınız bütün taşları sizi tökezletmek için kasten yolunuza çıkaran tümgüçlü bir varlık düşüncesine kendinizi kaptırırsanız (bu figür “Tanrı” veya “kötü hayali baba” olabilir [1]) hiçbir şeyi kapsayamaz ve aşamazsınız, şaşkınlığınızı üreten semptomatik ceviz yekpare halde kalır, Süperego olup tepenize çıkar ve sizi Ego’nuzdan yakalayıp itaat ve konformizme mahkum eder, böylece evcilleştirilen taraf siz olursunuz.
İşte insanlığın koronavirüs salgını ile yaşadığı travmayı işlemek ve atlatmak için gerek duyduğu ve ürettiği aşılar (sahiden koruyanları kastediyorum [2]) Hegelci bir Aufhebung olarak kavranabilir: Aşı (1) virüsün hasta edici etkisini iptal eder, (2) virüsten parçaları kendi içinde muhafaza eder, (3) insanların bünyesini virüs karşısında güncellemeyi sağlar. Bu bileşik etkiye “kapsayarak aşı” diyelim. Aşının aş kökündeki “yama, eklenti, onarım” anlamı ile aşmanın aş kökündeki “geçmek, geride bırakmak” anlamı bağlantılıdır. Aşmak aynı zamanda hem geçirmek hem de geçmektir, çünkü geçirilecek unsurla (semptom) özdeşim kurulmalıdır.
Böylece aşı karşıtlığının ne olduğunu da anlayabiliriz. Aşı karşıtı olmak, yürürken takıldığı taş (semptom) olan koronavirüsle özdeşim kurmayı reddetmektir. Koronavirüsün olağan gerçekliğimize katıldığını ve onu derinden sarstığını yadsıyabilmek için virüsü “normal” gerçekliğe yabancı kılan tümgüçlü komplo odakları kurgulanır. “COVID”in doğru isminin “SARS 2” olduğunu öne süren Badiou bile aşı karşıtı olmamasına rağmen COVID’in insanlığa yaşattığı SARSılmanın ilksel niteliğini inkar etmeye gerek duymuştur [3]. Burada asıl inkar edilen şey insanın kendi kör noktası, yani bilmezliğidir [4]. İnkar aslında tamamlık taslamadır, yani “Ben biliyorum, o bilmiyor” düşünce kalıbına dayanır. İnsanlığın düştüğü şaşkınlıktan belli komplo odakları sorumlu tutulduğu zaman, virüs karşısında düşülen bilmezlik “komployu bilmeme”ye tercüme edilerek baştan savılır. “Virüs hiç hayatımızda yokken aslında ne iyiydik” hayaline sıkı sıkı tutunulur, ama böylece bu hayale ihanet edilmiş olur, çünkü bu tutum travmanın işlenmesine ve atlatılmasına engeldir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Hayali Baba ve Sanal Ağanın Çelmesi”
[2] Bkz “Aşının Koruması ve Bilimsel Yaklaşım”
[3] Bkz “Salgın Durumu Üzerine” Alain Badiou
[4] Bkz “Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir”
İmge kaynağı.
kapsayarak aşma
kap, say, ara, kaçma!






























Geri bildirim: Salbırak — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sütur ve Südur: Basit ve Diyalektik — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: O Yar Benim Yahut Oyar Beni — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doğruyu Bilme İsteği ve Sahiyi Bilebilme Arzusu — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hayalet, Hayal, Tin ve Din — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ay yarıktır: Kapsam, Saklam, Bağlam — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER