Kut, Aykut, Aykent: Bengi Dönüş Bengi Düşüş’tür — Işık Barış Fidaner

Oruç Aruoba’ya göre Kut, yani kutlu ve kutsal (olan ve kılan) şey, Bengi Dönüş’e katılan ve bu sayede düşmeyen bir varlıktır [1]. Oysa bir gezegenin Güneş etrafında dolaştığı yörünge olarak düşünüldüğünde Bengi Dönüş’ün aslında Bengi Düşüş olduğu anlaşılır, zira Güneş etrafında dönmenin fiziksel anlamı sürekli Güneş’e doğru düşmektir. Kepler’in keşfettiği gibi gezegen yörüngeleri elips şeklindedir. Elipsin odak noktalarından birinde Güneş bulunur, karşı odak noktası ise boş durur:

yorunge

Gezegenin bengi dönüş-düşüş yörüngesini kutlandıran bu iki odak noktasını adlandıralım: Güneş’in doldurduğu odak noktası Aykut’tur. Boş duran karşı odak noktası ise Aykent’tir. Bu isimler çok sayıda anlamı yoğuşturuyor.

yorunge2

İki isim de “Ay” diye başlar çünkü Güneş’in yörüngesinde kutlu dönüşünü (düşüşünü) sürdüren gezegen bir uydudur, aynı Ay gibi.

İsimlerin geri kalanı şöyle ilişkilenir: “Kent”in boşluğu “Kut”un doluluğu ile telafi edilir: Kent bir topluluğun yaşadığı yerleşim yeri, ortam veya mahaldir. Kut ise onların önderi yahut Tanrısı yahut sadık kaldıkları bir ilkedir. Kut aslında Kent’in boşluğunu örtüleyen bir fetiş nesnesinden ibarettir. Dolayısıyla Kut’a yön ve şekil veren asıl öğe Kent’teki noksanlıktır.

Öte yandan Aykut ve Aykent, “I could” (yapabildim, yapabilmiştim) ve “I can’t” (yapamam, yapamıyorum) demektir. İlkel bir örnekle açıklayalım: Totem hayvanını öldürüp yemenin yasak olması Aykent’tir. Zaman zaman özel bir törenle totem hayvanının kesilip yenmesi ise Aykut’tur. Aykut, Aykent yasasını temellendiren suçtur, kaideyi temellendiren istisnadır [2]. İlksel suçu hem bastırarak, unutarak, boşvererek, hem de hatırlayarak, anarak, anımsatarak kanunlar yürürlükte kalır.

“Şu anda yapamıyorum” diyen Aykent’in yürürlükteki kanunları uygulayabilmesi, “Bir zamanlar yapabilmiştim” diyen Aykut’un istisnai hatırasının canlı tutulması sayesindedir. Aykent herkesi bağlayan iğdiş yasasıdır, ensest yasağıdır, toplumsal kaidedir, Aykut ise iğdişten muaf istisna noktasıdır, dolayısıyla iğdişin failidir. Aykent S2‘dir, Aykut S1‘dir.

Daha derin bir düzeyde Aykent “olmaz” anlamına da gelir. Olmaz, arzunun imkansızlığıdır, tatminsizliğidir, bir nesneden diğerine durmadan dolaşmasıdır (veya dolaşıp durmasıdır), belli bir nesneye sabitlenememesi, yani arzunun isteğe indirgenememesidir. Aykent’in alt yüzünde arzunun nesne-sebebi objet a bulunur.

Bir mola anında yakalanırsa Aykent’in fotoğrafı çekilebilir. Aykut’un daha derin anlamı, Aykent’i geçici olarak yakalayan fotoğraf olmasıdır. Aykut’un alt yüzünde fallus hayali φ bulunur.

Aykut Bengi Dönüş noktasıdır, Aykent Bengi Düşüş noktasıdır. Aykut-Aykent arasındaki diyalektik eşdeğerlik-zıtlık-kutuplaşma yörüngenin sonsuzluğunu belirler:

yorunge3

Tarihsel bir örnekle yazıyı bitirelim: NASA’nın Apollo 11 projesi.

Columbia uzay aracı üç astronot komutasında 16 Temmuz 1969 Çarşamba günü Ay’a gönderildi, aynı gün Dünya yörüngesinden çıktı ve 19 Temmuz Cumartesi günü Ay yörüngesine girdi.

elips

Astronotlardan iki tanesi, Buzz Aldrin ve Neil Armstrong, Kartal adlı ikinci araçla Ay yüzeyine iniş yaptılar, Ay’a ayak bastılar ve Ay üzerinde yürüdüler. Orada Neil Armstrong ünlü sözünü söyledi: “Bu benim için küçük, insanlık için büyük bir adımdır.” İki astronot Ay yüzeyindeki görevleri tamamladıktan sonra Kartal aracıyla yörüngede dolaşan Columbia aracına geri döndüler.

O sırada Ay yörüngesinde dolaşan Columbia aracında bulunan üçüncü astronot Michael Collins diğer iki astronotun yüzeydeki işi bitirip geri dönmesini bekliyordu. Tek başına 28 saat boyunca Ay yörüngesinde dolaştığı için ve Ay’ın karanlık tarafından geçerken Dünya’yı ufukta göremediği için gazeteciler Collins’e “Adem’den bu yana dünyanın en yalnız kalan insanı” demişlerdi. Daha geçtiğimiz Nisan ayında ölen Collins ile yaşarken yapılan röportajlarda gazetecilerin ona sorduğu önemli sorulardan bir tanesi şuydu: “Ay’ın yörüngesine kadar gidip yüzeyine ayak basamadığınız için kendinizi kötü hissetmediniz mi?” Collins Apollo 11 görevinde tatminsiz kalmadığını teyit ederek bu soruyu yanıtlıyordu.

İşte Apollo 11 projesinde Ay yüzeyine inen iki astronot (Aldrin ve Armstrong) Aykut’tur: Onlar yapabilmiş (I could!) oldukları için kutlanırlar ve Bengi Dönüş’ü kutlandırırlar. Yörüngede dolaşmaya devam ederek iki astronotun geri gelmesini bekleyen Michael Collins ise Aykent’tir: O kendisi yapamaz (I can’t!) ama yapanların yapabilmesini mümkün kılan koşul olan Bengi Düşüş’ü cisimleştirir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Oruç Aruoba (1997) Yakın.

[2] Bkz “Lacan’da Cinsiyetlenme Formülleri”

13 Yorum

Filed under Şey