Çalışarak insanca bir ücret almanız mümkünse buna alın teri denir. Yok eğer bu mümkün değilse alın terinin yerini ecel terleri alır.
Ecel teri dökmeyen kimse yoktur. Ecel terinin kaynağı hem o devrin egemenidir hem de onun temsil ettiği ölüm gerçeğidir. Alın teriyle çalışan işçi, egemenle iş sözleşmesi yaparak ecel terini uzaklaştırmaya çalışır.
Sözleşmeye uyup egemene hizmet eden işçinin döktüğü alın teri aslında özü itibariyle ecel terinden pek farklı değildir. Ücret ve sağlık sigortasının yanısıra verim ve fayda gibi değerlere dayanan “toplumsal” önkabuller işçinin “alnı açık yüzü ak” olmasını sağlayarak ecel terini alın teri kılığına sokmuştur sadece. Hatta sözleşmede diş sağlığı da varsa, işçi hayata “diş geçirdiğini” veya kadere “diş bilediğini” bile hayal edebilir.
Fakat çalışma şartları zamanla bozulursa ve ücretler (son günlerde olduğu gibi) değersizleşip dibe vurursa işçinin alın teri ecel terinden ayırt edilemez hale gelir ve işçi köleleşir. Bu kötüleşme, “erkeklik krizi” şeklinde tezahür eden bir yetkilenme krizine yol açar, çünkü köleleşmek (eril) işçinin fallustan mahrum kalmasıdır, bu da iğdiş edilmek ve dişilleşmek demektir [1]. Ekonomik kötüleşme işçinin “toplumsal” dişlerini mecazen söker.
Eril kimlik taslama (hem erkekte hem kadında) alın terinin altında yatan ecel terlerini unutturan veya inkar ettiren “toplumsal” bir gururlanmadır. “Toplum” denen yapı bu taslamaya yön veren ideallerin çökme ihtimalini önlemek için devreye sokulan muhafazakar tedbirler ve savunma mekanizmalarından oluşur.
Ekonomik bunalım, doğal felaket ve/ya siyasi egemenlik stratejisi gibi çeşitli nedenlerle muhtaçlaşma ve köleleşme yaşandığı dönemlerde “toplumsal” tedbirler çöker ve kaybedilen gururlu alın terinin ardında kalan hissi boşluk, önce geçici, kısmi, hayali avuntularla dolgulanır, daha sonra her gün yenilenen ve yinelenen korkulu ecel terleriyle dolar [2].
Bu fenalaşma süreci sonunda proleter prekerleşir, işçi dişilleşir: Alın terinin ecel terine karıştığı hisler yumağı ile uğraşan insan kaygıya ve depresyona gark olur ve bu duygusal yüklenme sonucunda özel bir ter döker, buna his-teri diyelim.
Alın terine ecel teri karıştıkça insan his-teri dökmeye başlar, yani hissiyat dengesi ve kendine hakimiyeti aşınır ve davranışlarına huzursuzluk, endişe, öfke, sinir, vb. duygular daha fazla yansır.
Fallus kaybıyla gelen hissi kriz eril özneye konum ve yönelim sağlayan standart hayat bilgisini geçersiz kılar; dişil özne ise “doğa” onu fallustan yoksun kıldığı için bilmezlik denizinde yön bularak yol almaya daha alışkındır; dişil özne his-teri dökme işini-bilir (know-how).
Alın teriyle hayatını kazanan işçinin proleter (eril) gururu tarihsel süreçte kaybedildikten sonra, sermaye, güvencesiz (dişil) prekerin döktüğü his-terini de sömürme yolları geliştirmiştir. Duygusal emek, manevi emek ve neoliberalizm, sermayenin his-terine uyumlanışıdır. Margaret Thatcher’ın “Toplum yok! Alternatif yok!” ilanı, emekçilerde alın terine ecel teri karıştıkça yoğunlaşan his-terini hedef almıştı.
His-teri dökme işine “emek” yerine “çaba” kavramı daha uygun düşer [3]: Emek veren işçi, işe yaradığının bilincinde olarak “Toplum” (veya “alın yazısı”) karşısında gönül rahatlığıyla gururlanabilir. Çaba gösteren birey ise kaderine hakim değildir, risk alarak hareket eder, her an işe yaramaz veya gereksiz sayılarak kovulma veya düşme tehlikesi yaşar, geçici bir statü altında ve belirsizlik içindedir, batmamak için çırpınır, sürüklenir, debelenir.
İşin tuhaf yanı, bütün zorluğuna rağmen (belki de bu zorluk nedeniyle) çaba göstermenin emek vermekten daha zevkli olmasıdır. Prekerleşen emekçi adeta kendi hayatı üzerine kumar oynamayı kötü bir alışkanlık haline getirir, kendini minik bir girişimci gibi görmeye başlar, her özne bir proje olur [4]. 68 hareketinin (cinsel) özgürleşme idealinde ve 90’ların (siber) özgürleşme idealinde bu tehlikeli zevk tespit edilebilir.
En kötü durum ise alın terinin ecel teriyle zehirlenip sapkınlaşmasıdır: İnsan eğer “kendini kullandırma dürtüsü”ne kapılırsa kendini gönüllü olarak sermayeye ve egemenlere kullandırarak kullaşabilir [5].
His-teri döken insan bütün bu hallere düşebilir. Terleten hislerle baş etmenin püf noktası insanın kendi döktüğü ecel terini başkalarına (yabancılara, düşmanlara, kadınlara, vb.) yansıtıp inkar etmemesi ve kendi alın terini oluşturan ecel bileşimini analiz edebilmesidir. His-terinin analizi dişil bir yöntemdir, eril bir taktik olan özeleştiriden epey farklıdır [6].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
[1] Bkz “‘Erkeklik Krizi’ Genel Yetkilenme Krizinin Tezahürüdür”
[2] Bkz “Muhtaçlaşma ve Arzu: Politik Muhalefet ve Siyasi Muhalefet”
[3] Bkz “Çaba, angaje emek-gücüdür”, “İş-başında-bilgi, Gerçek Angajmanlı Çabadır”
[4] Byung-Chul Han (2017) Psikopolitika: Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri.
[5] Bkz “Emek-gücünün Sapkın Çekirdeği: Kendini Kullandırmak”
[6] Bkz “Lack-own and Ideoanalysis”






























Geri bildirim: Tekir — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Arz-Rica Dengesi ve Noktalama Kuralı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hiperego ve Sinema: Eski Kıstas Eski Hamam: Terleme — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Lola’nın üç canı — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Örgüt çağırıyor! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hazım İlkesinin Ötesi: Hazım Hazindir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hepimiz Türkoyuz: İstanbul’da bekleyecek o seni — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tercihan, Tercih anı, Terci hanı, Ter cihanı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bak-teri: bağırsakta yaşar bağırmasak da! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Müş-teri Döken Müjderi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: His-teri: Olanaksızlık → Olanhaksızlık, Eko → Ekho — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bit tabi der hal: Al kışla… Sır adak iyi! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Gececil kelebekler çıkanda — Yusuf İslam (Cat Stevens) | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: LEGOLUGAT 🧩🧱📖 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER