Öznel Ergime ve Nesnel Ergime — Işık Barış Fidaner

İki tür ergime vardır, öznel ve nesnel [1]. Şimdi bunları birer birer ele alalım.

oznel

Öznel ergimede bir kişi mevcut bir Esas-İmleyene tabi kılınmaktadır. Örnekler: ergenliğe geçiş, sünnet, vaftiz. Toplumu bir arada tutan unsur, iğdişten muaf bir Esas-İmleyendir. Topluma dahil edilen her özne için iğdiş etme gerekliliği yeniden sahnelenerek bu muafiyet geçerlenmelidir. Öznel ergimenin tek öncülü Ötekinin eksikliğinde tezahür eden imkansız keyfiyettir. Bu öncül ergimeye giren figürü şekillendirir: çaresiz bebek, yaramaz çocuk, kabahatli genç, numaracı zat, hilebaz şahıs. İğdiş gerekliliği sahnelendiği zaman ergin kişinin keyfiyetinden bir parça özelleşerek onun arzu organı olur ve öncül imkansızlığın bir kısmını dönüştürür: oradan toplumun bilgisinde cisimleşen mümkünatlardan oluşan yeni bir dünya çıkarır. Öznenin dahil edilmesi sayesinde Esas-İmleyen artık o özneyi toplumun dil ve toplum sistemini oluşturan diğer imleyenlere temsil edebilir.

nesnel

Nesnel ergimede öncül bir olumsal nesneden yeni bir nesnelliğin gerekliliği doğar. Toplumdaki her öznenin kendi dünyasında kovalamayı arzuladığı çeşitli nesneler vardır. Öznenin toplumsal bakışına göre, bu nesneler toplumun bilgisi bakımından iyi veya kötü, yararlı veya yararsız sayılabilecek rastgele şeylerdir. Ama bir de öznenin arzusunun nesne-sebebi vardır ki o katiyen iyi veya kötü sayılabilecek rastgele bir şey değildir. Bu özel nesne ilk başta öne çıksa da yorumlanmaya gerek duyan olumsal bir kaza gibi gözükür. Aslında onun ergime-öncülü imkansız keyfiyetle (Ötekinin eksikliği) derin bağları vardır. Bu bağ veya iz semptomu oluşturur, o da rüya, şaka, dil sürçmesi, parapratik gibi çeşitli şekillerde tezahür edebilir. Nesnel ergimede semptomun gerçek istisnası bir Esas-İmleyenin simgesel istisnasına çevrilir [2]; bunun için arzunun özel nesne-sebebi, yeni nesnel dünyanın simgesel zemini kılınmalıdır. Şamanın törenlerle şefi yetkilendirmesi veya kilisenin din yoluyla orduyu yetkilendirmesi böyledir. “Sinthome” kelimesinin Joyce yoluyla Lacan’ı yetkilendirmesi de böyledir.

Lacan’ın dört söylemi bakımından histeri söylemi ve üniversite söylemi öznel ergimeye daha çok başvururken analitik söylem ve Efendi söylemi nesnel ergimeye daha çok başvurur.

Histeri söylemi Ötekindeki eksikliğin imkansız keyfiyetini defalarca uyandırarak mümkün bilginin öznel ergimesinin durmadan yenilenişini sahneler; üniversite söylemi ise önceki bir öznel ergimeden gelmiş mevcut bilgi imkanlarını tekdüze bir tarzda dayatarak Ötekinin eksikliğini inkar eder. Bu ikisi üniversitede öğrencinin tavrı ve akademisyenin tavrıdır.

Analitik söylem Ötekinin eksikliğinden kaynaklanan semptomatik tezahürleri yorumlayıp nesnel ergimelerin yenilenişini sahneleyerek yeni Esas-İmleyenler üretir; Efendi söylemi ise önceki bir nesnel ergimeden gelmiş bir Esas-İmleyenin tekdüze tekrarlamasını dayatarak yeni semptomları bastırıp boğmaya çalışır.

Özetle, histeri söylemi ve analitik söylem sırasıyla öznel ergime ve nesnel ergimeyi yenilerken, üniversite söylemi ve Efendi söylemi sırasıyla önceki bir öznel ergimenin ve önceki bir nesnel ergimenin toplumsal simgesel ürününe nostaljiyle yapışıp kalmıştır.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Öznel ergime ve nesnel ergime fırsatçı medya ekolojisinde Y2 ve Y1’e tekabül eder. Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır”

[2] Bkz “Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna”

4 Yorum

Filed under Şey