Niagara: Arzular Şelale, Sükut Patlar, Sükun Patlamaz — Işık Barış Fidaner

(Dikkat: Spoiler)

Niagara (1953) filminin odak noktası Rose (Marilyn Monroe) olsa da sonuçta Niagara’ya sürüklenen çift George Loomis ve Polly Cutter olur. Bu isimler adamın kaderinin delilik olduğunu, kadınınsa onun peşinde sürüklendiğini ima eder:

Loomis = looney + loom is = delilik ağları örülür (kader ağlarını örer)
Polly = parrot + poly = papağan gibi tekrarlayıp çoğaltma (kaderin tesiri)

Bu çiftin tekneyle Niagara’ya sürüklenmesi elbette cinsel çekimi çağrıştırır ve şu sözü anımsatır:

Arzular şelale

Bu söz iki tarzda okunabilir:

1) Arzular şelale olmuş: Arzular adam ve kadına aittir, ikisi yakınlaştıkça aralarındaki elektriklenme şelale gibi akmaya başlıyordur, Niagara da aralarındaki duygusal akışın simgesidir, mecazıdır.

2) Arzuluyor şelale: Niagara arzuların simgesi değil doğrudan kaynağı ve öznesidir. Arzu Tanrısı Niagara’nın enerjisi adam ve kadına tesir edip onları aynı tekneye tesadüf ettirmiş ve kendisine doğru çekmiştir adeta.

Fakat finalde tekneyi düşürüp parçalayan arzular şelalesi, bu “kazada” ölen adamın daha önce Rose’u öldürdüğü sahneyle birlikte düşünülmeli, zira adamı öldüren Niagara sanki Rose’un intikamını alıyor gibidir.

Rose’un öldürülmesi çan kulesinde çelik halatlarla tutturulmuş çanlarla simgelenir. Çanları durdurmak arzuyu hapsetme (arlandırıp zulalama) ve böylece Şey’i susturma (lâl etme) girişimidir (Şey: das Ding: dile getirilemeyen keyfiyet: jouissance). Bir kelime oyunuyla bunu anlatalım:

Ar zula, Şey lâl

Ama arzunun arlanışı/yükselişi kalıcı olmaz, sonra gene alçalır/zül olur ve bir kez daha yükselir, bu dalgalanmanın simgesi de çiçektir: Rose veya lale. Bunu da bir kelime oyunuyla anlatalım:

Ar zül ar, Şey lale

Şimdi asıl meseleye geliyoruz:

1) Arzular patlayıp şelale olduğu için mi çanlar susturulur?
2) Yoksa çanların susturulması üzerine mi arzular şelale olur?

Filmin senaryosu her iki açıklamaya da müsaade eder:

1) Evet çünkü Loomis Rose’un arzusuna dayanamaz ve cinayet işler.
2) Evet çünkü Loomis’in susturma saplantısı Polly’de arzu uyandırır.

Susturmaya sükut, şelaleye patlama dersek formül basitleşir:

1) Sükut patlama karşısında alınan bir tedbir midir?
2) Yoksa sükut bizzat patlamaya yol açan sebep midir?

Bunu mümkünatların yasaklanması bakımından dile getirirsek:

1) Arzu yasaklandığı için mi tek imkanda mahpus kalır ve yasaklanan diğer mümkünatları kaybeder?
2) Yoksa arzu yasaklanması sayesinde mi “herşey bambaşka olabilirdi” yanılsamasına kapılır?

Bu mantıklardan birincisi kulağa daha düz ve doğal gelir, ikincisi daha diyalektik ve düşündürücüdür. Her ikisinin de geçerli olduğunu kabul edebiliriz.

Sebep-sonuç ilişkisi genelde düz mantığı izlese de kimi mühim anlarda tersine dönüp diyalektik mantığı da izler. Eğer o diyalektik anları gözden kaçırırsak sükut-patlama-sükut-patlama döngülerinden çıkamayız. O anlara dikkat edersek sükuna yaklaşırız ve patlamayabiliriz.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Yazıya vesile olan Bakma ve Görme Biçimleri: Tatlı Çarşambalar sunumu ve toplantısı için katılımcılara teşekkürler (link).

4 Yorum

Filed under Şey

4 responses to “Niagara: Arzular Şelale, Sükut Patlar, Sükun Patlamaz — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Şeylâl — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Sema Arzda Tezahür Etmelidir: Semantiğin Antikarzı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Anahtar köprüde kaybolmuştu | YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER