Lüks Lambasının Basınçlı Gaz Tüpü ve İdare Lambasının İspirto Haznesi — Işık Barış Fidaner

Tevrat’ta evreni yaratan Tanrı’nın ünlü sözünü anımsayalım:

Fiat lux! Let there be light! Işık olsun!

Dinleri reformdan geçirip Evrensel Zekânın İlahi Işığını yeryüzüne yaymaya niyetlenen Batılı Aydınlanma geleneği de bir başka “Fiat lux!” vakası olmuştu.

Lacancı psikanaliz kendini bu tablodan ayrı tutar [1]:

Neyse ki biraz analist var değil mi? Bir mecazla bitireceğim: Analist sazlık yakamozudur (will-o-the-wisp). Bu mecaz “ışık olsun!” (fiat lux) anlamına gelmez. Ona gereken tek mazeret budur. Yani o, yıldızlara karşı çıkar… Bu sazlık yakamozunda bulduğum tek yarar, “ışık olsun!”dan farkıdır. Sazlık yakamozu hiçbirşeyi aydınlatmaz, hatta genelde zararlı şeylerden kaynaklanır. Bu onun gücüdür. (Seminer 21)

Din ve Aydınlanma gelenekleri lüks lambalarını yakan basınçlı gaz tüpleri gibi şiddetli “Fiat lux!” nidalarıyla bütün insanlığa seslenmektedir:

Ben var ya ben! Uçanı kaçanı havada karada aydınlatırım!

Psikanalizin sazlıklarda ışıldayan yakamozları ise ispirtosunu (esprisini) haznesinde saklı tutan ve sadece kendi çevresini aydınlatan idare lambaları gibidir, psikanalize girmeyi tasarlayan vatandaşlara biraz “Fiyat Lüks!” gelse de:

Uçanı kaçanı havada karada aydınlattın diyelim hadi… Sazanı süzeni sezeni gölde denizde ummanda aydınlatmadıysan ne kıymeti kalır? [2]

Ayağı düz zeminden kaldırıp suya sokmak, dildeki muğlak/muallak etkileri dikkate almaktır. Kelimeler tek bir anlama gelmedikleri zaman onlara ayak basamazsınız, suda yol alacaksanız ayakları ve kelimeleri çırpmalısınız.

İdare kelimesi de muğlak/muallak etkileri kendinde toplayan kelimelerin başında gelir:
1) Tasarruf: İsraf yapmayalım
2) Geçinmek: Dükkan kapanmasın
3) Katlanma: Pes etmeyelim
4) Örtbas: Ayyuka çıkmasın
5) Yönetim: Aksama olmasın

İdare lambası haznesindeki ispirto “espri, spirit, ruh, nefes” olduğuna göre idareli kullanmamız gereken şey oksijendir yani sarf ettiğimiz sözlerin sahiliğidir [3].

Tek bir sözle muhataba çok sayıda anlam duyurmaya hemseslenme (equivocation) denir. Yanlışa düşmemekle övünen doğruluk kesinleşmek için tek bir anlama tutunmak zorunda olduğu için hemseslenme ile uyumsuzdur. Fol düşmekten kaçınan sahilik ise anlamdan anlama gezip dolaşabildiği ölçüde hemseslenme ile uyumludur.

Hemseslenme sahiliğin bir süre için muğlak (kapalı) kalmasına olanak tanır. Eğer muğlaklık çok uzarsa ve muhataplıkları askıya almaya başlarsa artık muallak (askıda) kalmış demektir. Hemseslenmelerin sahi mi yoksa fol mu olduğu meselesi alay/ironi ayrımıyla belirlenir [4].

İdarecilerin idare kelimesinin muğlaklığıyla nasıl oynadığını gösteren bir örnekle yazıyı bitirelim. İngilizcedeki manage kavramında aynı anlam bileşimlerinin korunması da epey ilginçtir:

Siz idare etmezseniz biz nasıl idare edeceğiz?
Hadi idare edin yoksa idare edemezsiniz.

Siz örtbas etmezseniz biz nasıl yöneteceğiz?
Hadi bu duruma katlanın yoksa geçinemezsiniz.

How can we manage if you don’t manage?
Manage this or you won’t be able to manage.

How can we administer if you don’t cover it up?
Tolerate this or you won’t be able to subsist.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Analist sazlık yakamozudur” Jacques Lacan, “Sazlık yakamozu (will-o-the-wisp)”; Psikanaliz Aydınlanma gibi geçmişi geleceğe bağlayan bir gelenek değildir, gelmişi geçeceğe bağlayan bir geçenektir. Bkz “Geçenek bilinçdışıdır: Neden tarihin dışına düştük?”, “Gelenek ve Geçenek: Eleştirel Tarih ve Eşleştirel/Analitik Bağlam”

[2] Bkz “Balık (hayvancık): Göl, Deniz, Umman”

[3] Bkz “Hakikatin Elektrolizi”

[4] Bkz “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek

7 Yorum

Filed under Şey