Hegel’in ünlü sözünü bilirsiniz:
Was vernünftig ist, das ist wirklich; und was wirklich ist, das ist vernünftig.
What is rational is actual, what is actual is rational.
Makul olan şey gerçektir, gerçek olan şey makuldür.
Bu sözü Türkçeye çevirerek “ispatlamak” pek zor değildir:
1) What is rational is also right.
2) What is actual is also true.
What is right is true, what is true is right.
Doğru olan şey doğrudur, doğru olan şey doğrudur!
Biz Türkler Hegelci bir dil mi konuşuyoruz yoksa? Hayır!
Hegel’in bu sözü sarfetmekteki amacı makuliyet (Vernünftig) ve gerçeklik (Wirklich) kavramlarını birbirine karıştırmak (conflate) değildi, onlar arasında bir geçişkenlik olduğuna dikkat çekmekti, biz Türkler de bu geçişkenliğin canlı delilleriyiz!
Ama o geçişkenlik bizim kör noktamızdır! Şayet neyin neyle geçişken olduğunu ayırt edebilmek istiyorsak “true” ve “right” kavramlarını ayırt edebilmek zorundayız. Bunun yol ve yordamının nasıl olacağını da geçen yıl size açıkladık [1]:
What is right is true, what is true is right.
Doğru olan şey sahidir, sahi olan şey doğrudur.
Örnek: Birkaç yıl önce bir mahkemede “sıfırlama” tapelerinin montaj olmadığı ilan edildi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik bu durumu “tapeler doğrudur!” diyerek duyurdu. Böyle derken “tapelerin montaj olmadığını anlamakta haklıyız!” demek istemişti. Oysa “tapeler sahidir!” demeliydi çünkü “tapelerin montaj olmayışının hakkını verelim!” demek gerekiyordu aslında [2].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Türkçe Konuşanların Hakikat Körlüğünün Sebebi”, Doğru (özel sayfa)






























Geri bildirim: Bardak Çağı — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güzel Can: gönderilen mesajı tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade almak — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER