Varmışçasına… Bu bir varsayımdır.
Birinci ya da ikinci heceyi vurgulamak anlamı değiştirir:
1) Var vurgulanırsa “Varmış!” isim-yüklem olur.
2) Mış vurgulanırsa “Varmış!” fiil-yüklem olur.
İki durum şöyle ayrılır:
1) Varsayım varolmak içindir.
2) Varsayım varılmak içindir.
Varsayım dümdüz okunursa şöyle olur:
1) Var saydım, bence o vardır: varolmak için.
2) Var saydım, bence o vardır: varılmak için.
Fakat dilek kipiyle de okunabilir:
3) “Varsa!”yım: O varsa ben de varım.
4) “Varsa!“yım: O varırsa ben de varırım.
Temel geçişkenlik noktaları şunlardır
1) O vardır.
2) Ona varılır.
3) O varır.
“O vardır” isim-yüklemlidir ve ego yapısındadır, “O nasıl vardır?” sorusuyla “onun özyaşamöyküsü” yazılacak olursa “onun ismine yapıştırılması münasip görülen sıfatlar” bir kapsam oluşturacaktır.
“Ona varılır” ve “O varır” ise fiil-yüklemlidir ve özne yapısındadır, “O nereye/kime/neye varır? Ona kim/ne varır?” sorularıyla “onun bağlamı” (fiilin ayağına dolanan zarflar) dolaşılır = keşfedilir (yoksa icat mı edilir?).
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Bkz “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”






























Geri bildirim: Kamualev — derleme | YERSİZ ŞEYLER