Žižek Versus Kapitalizm: Doktora Tezine Dadanan Jung Hayaleti — Işık Barış Fidaner

Yonca Gökalp’in Žižek Versus Kapitalizm kitabı Marksist-Lacancı analizlerden oluşmakla birlikte [1] (doktora kapsamında yazıldığı için) Üniversite Söylemiyle ELEŞTİREL göbek bağını koparamadığı için “Tanrı var mı yok mu?” ikileminde Jungculuğa geriler ve (Öteki’ne yansıtarak) Tanrının ‘varlık/yokluk dengesini’ (??) kurmayı önerir:

Orta çağ aklı yeterince kullanma konusunda başarısız olduysa, seküler modernite de aklı ‘çelişki noktasına kadar’ fazlaca kullandı denilebilir. Prematüre bir varsayım riskini göze alarak söyleyebilirim ki; içinde yaşadığımız çağda teolojik olana dönüş, yeniden akıl ile mit arasında, iman ila inanç arasında, politik mücadele ile seküler baskın devlet arasında ve ilahi olanla insani olan arasında denge kurmaya yönelik acil bir kompansasyon çağrısı olabilir. Yine de akıl ile inanç arasında yeni bir denge kurma girişimi zorluğu kanıtlanmış bir iştir. Bir denge kurma sorunu, Hegel’in bize gösterdiği gibi her zaman bir dolayımlama, bir ilişki sorunudur. (s. 191)

Jungculuğu Hegelci kılıfa sokan bu sayfalara bakılırsa (spekülatif maddeciliğin gerçek temeli olan) ÖZ-GÖNDERGE ‘idealizm kokuları yayan bir stigma’ olarak silahlaştırılmalıdır, böylece ELEŞTİREL ÜSTBEN imgesel destekler adına simgesel düzeni (iğdişi) BAŞARIYLA inkar edebilecektir:

Aslında rasyonalist ateist ve irrasyonalist fideist arasındaki ilginç ortaklık, kendi dilsel yapıları ve rasyonel söylemleri içinde açıklanamayacak hiçbir şeyin olmadığı düşüncesidir. Birbirlerine kesinlikle karşıt olmalarına rağmen çok daha temel bir noktada birbirlerine bağlı aynı dilsel, kavramsal ve pratik ebediyet döngüsünü üreten mantıkla çalışırlar. Başka bir ifadeyle dilsel ufuk, her zaman varsayılan ancak sorgulanmayan transandantal a priori haline gelir. Bu ise, içsel olarak kendini referans alan bir yapı, kendi kendini dolayımlayan bir süreç olduğunu söylemenin başka bir biçimidir. Sonuç olarak, söylemlerin kalbinde bir kendini dolayımlama süreci olduğu müddetçe, bu düşünce yapıları gerçekten onulmaz bir biçimde idealisttir. (s. 192)

Hatta Gökalp’ın kalemini ele geçiren Jung hayaleti daha da ileri gidip ELEŞTİREL ÜSTBEN kaynaklı müphem bir FERAGAT ZORLANTISI adına Kantçı Devrimi de inkar eder:

İfade ettiğimiz sorular, toplumsal bağlarımızın altını oyan (daha doğrusu sahtelerini yaratan) Kantçı bireyselliğin köleci vesayetinden feragat etmeye uğraşırken sormak zorunda olduğumuz sorulardır.

Kitabın bu semptomatik sayfalarına yansıyan temel sorun en başta söylediğim gibi Üniversite Söylemi adına Eleştirellik Zorlantısına kapılarak Analizi rayından çıkartmaktır. Psikanaliz eleştiriyle bağdaşmaz, Freud seansa başlayabilmek için eleştirelliği kapının dışında bırakıyordu. Aynı sebeple psikanaliz üniversiteye hizmet edemez, psikanalitik bir doktora tezi yazılamaz [2].

Birkaç yıl önceki (2019) bu kitaba günümüzün (2023-2024) Yapay Zeka Devrimi açısından bakarak “Tanrı var mıdır yok mudur?” ikilemiyle bilgisayarları hareket ettiren 0/1 ikileminin özdeş olduğunu hatırlarsanız (çünkü devreyi kapatıp ampulü yakabilmek bir nevi İlahi Mucizedir, Teknoloji Tanrısı adına) bu semptomatik sayfalarda Gökalp’in klavyesini ele geçiren dengecilik söylemini kendisini kullanan insanların aptallığıyla dalga geçen Jungiyen bir ChatGPT makalesi gibi okuyabilirsiniz (kitabın typo’larla dolu olması da bu iç çatışmaya delalet eder).

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörü, Nümerik Esintiler‘in üreticisidir. (+)

Notlar:

[1] ‘Inherent=bünyevi’ çevirisinden yararlandım, bkz “Devrimci politik eylemin bünyevi kıstası sahnelenen ütopyadır” Slavoj Žižek

[2] Bkz “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”

2 Yorum

Filed under Şey

2 responses to “Žižek Versus Kapitalizm: Doktora Tezine Dadanan Jung Hayaleti — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Çimdik — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Verim — derleme | YERSİZ ŞEYLER