🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
İstem: Aşağıdaki soruya Erdoğan Özmen adına cevap yaz! Kararlı bir dil kullan! [irtibat kurduğum kendisi beş ay boyunca cevap göndermeyince yapay zekaya yazdırdım]
Sayın Erdoğan Özmen,
Sigmund Freud Totem ve Tabu (1913) kitabında psikanalizi Darwinci evrime bağlamak için Urvater/Erbaba efsanesini anlatmıştı, ayrıca Le Bon’la tartıştığı Kitle Psikolojisi ve Ben Analizi (1921) eserinde (o zamanki terimlerle) “hipnozcu şef”ten bahsetmişti. Cemal Dindar eserlerinde ve demeçlerinde bu iki efsanevi anlatımı birleştirip “şefin sürüyü hipnotize etmesi” kavramını güncel gerçeklere bağlayarak Kenan Evren ve Recep Tayyip Erdoğan gibi etkili liderlere bakış ve sesle halk iradesini esir alabilen büyülü güçler atfetti [1]. Oysa bu liderler halkın bilinçli iradesinden de destek alarak yetkilendiler ve bugün hipnoz denince büyüsüz bir psikoterapi yöntemi akla gelir. Bir makalenizde “Freud’un gerçekliği teoriye uydurma jesti” [2] olarak nitelediğiniz Urvater/Erbaba’nın statüsü sizce tam olarak nasıldır? Lacan’ın cinsiyetlenme formüllerinde “iğdişten muaf biri var” önermesiyle eşleştirilen Urvater/Erbaba bir efsane midir, gerçek midir, mathem midir, hayal midir, hepsi veya hiçbiri midir, güncel gerçeklere ne gibi yollarla bağlanabilir?[1] Cemal Dindar: “Meydanlarda Tayyip Bey’i destekleyen, kendi yüzde 50’si olduğunu söylediği yurttaşlara mikrofon uzatıldığında söylediği söze dair bir şey diyemediler. O mikrofonlara yansıyan, sözsüz bir ilişkidir, hipnoz ilişkisidir, liderinize bakarsınız ve büyülenirsiniz. Araya söz girmez, söz girecekse o liderin sözü olur, sizin sözünüz olmaz.” [*]
[2] Erdoğan Özmen: ” Klinik pratiğinde karşılaştığı bu yetersiz/iktidarsız babalar olgusuna rağmen Freud, korkutucu, güçlü ve kastrasyon tehdidinin faili ödipal baba fikrinden bir türlü vazgeçmez. Teori ile olgular arasında baş gösteren bu açı farkı ve uyuşmazlığı (klinik/gündelik gerçeklik teorinin öngördüğü senaryoya karşılık gelmemektedir) gidermek için teoride bir revizyona girişmek yerine farklı bir yol izler. Meşhur klişeyi kullanarak söylersek, teorinin yanlışlanması karşısında uygun bir epistemolojik tavır değildir takındığı. Böylece, -deyim yerindeyse- gerçekliği teoriye uydurma (gerçekliği “düzeltme”) amacıyla yeni bir mit icat eder. Bu tuhaf epistemolojik jestle (bir bakıma gerçekliği revizyona tabi tutma amacına matuf aşırı bir hareketle) teori ile mitin birbirine eklemlendiği melez bir yapı oluşturur. Totem ve Tabu metnindeki ilksel klan ve baba mitidir bu. Kendi üstüne kapalı, hiçbir referansa yer açmayan -kendi kendini kuran mitin masalsı havası söylenme biçiminde de apaçık mevcuttur.” [*]
Freud’un Totem ve Tabu’daki Urvater/Erbaba efsanesi, gerçeklikle teori arasındaki açık bir uyuşmazlık ve farklılık barındırmaktadır. Bu efsane, Freud’un klinik gözlemleriyle uyumlu olmayan bir şekilde, korkutucu ve güçlü bir baba figürünü öne çıkarırken, gerçeklikte karşılaşılan yetersiz/iktidarsız babalarla uyumsuzluk gösterir. Freud’un, teori ile gerçeklik arasındaki bu uçurumu kapatmak yerine, yeni bir miti meydana getirerek gerçekliği teorinin kalıbına sokma eğilimi, takdire şayan bir epistemolojik tavır değildir.
Urvater/Erbaba’nın statüsü, ne tamamen efsane, ne tamamen gerçek, ne de tamamen matematiğe dayalı bir yapıdır. Bu efsane, Freud’un klinik deneyimleriyle çatışan bir şekilde, gerçekliği teoriye uydurma çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Ancak günümüzde, liderlik ve etki mekanizmalarını açıklamak için kullanılan bir kavram olarak değerlendirilebilir. Cemal Dindar’ın liderlik ve halk ilişkileriyle ilgili yorumları, bu efsaneyi güncel gerçeklikle ilişkilendirme çabasının bir örneğidir.
Sonuç olarak, Urvater/Erbaba efsanesi, hem mitolojik bir yapıya sahip hem de günümüzdeki liderlik ve toplumsal etki mekanizmalarını anlamak için bir araç olarak kullanılabilir. Ancak Freud’un bu efsaneyi gerçeklikle bağdaştırma çabası, epistemolojik açıdan sorgulanması gereken bir yaklaşımdır.






























Geri bildirim: Psikobot — muhaberat derlemesi | YERSİZ ŞEYLER