Tavşantepe cinayeti Narin’in (melek yapılıveren) “narin” görüntüleri etrafında “Narin cinayeti” diye kodlandı ama yeni bir tanıklığa göre Narin tam da narin olmadığı için hedef tahtasına konmuştu [*]:
Narin o gün orada 20 Ağustos akşamı amcasının evinin yakınındaki ahırda maalesef ki Türk toplumunun kaldıramayacağı bir şey gördü … ve Narin’in şöyle bir özelliği var, yani benim köyden, köyün yakınları- yani köye yakın köylerden görüştüğüm insanların, Narin’i tanıyanların söylediği, Türkçe iletişimi çok kuvvetli, kendisini çok iyi anlatabilen, belagati yüksek bir çocuk Narin, bundan kaynaklı onları görmüş olması, biraz da “bu susmaz, bu kesin anlatır” şüphesi de uyandırmış yakalananlar için, bu nedenle de bir gün sonra böyle bir olay örgüsü var…
Türkiye toplumunda hukuk kültürden özerk değildir, dolayısıyla insan belagatle yetkilenir, yani “güzel konuşarak” söz hakkını korur, bunun makbul yolu da hüsnütabir ve hüznütabirlerle edebiyat eylemektir [*]. Dolayısıyla Narin’i tanıyanların ona atfettikleri “Türkçe iletişimi kuvvetli, belagati yüksek olmak” onun şahsiyetinden ziyade Türkiye toplumunda yetkilenme şansı bulabileceğini kodlamaktadır. Bir çocuğun yetkilenmek için belagatçi bir tarz edinmesi gerekmez, yetişkinlerin üstbenlerini onlara iade ederek kültürel belagatçilik seviyesine nüfuz edebilmesi yeterlidir. Kamuoyunda sloganlaşan soruya bu temelde cevap verilebilir:
“Madem kıyacaktınız neden adını Narin koydunuz?”
Adını Narin koymanın iki fonksiyonu vardı. Öncelikle çocuğun yetkilenmesini önlemek içindi, olmadı, kıydılar. İkinci işlevi cinayetin kamuoyunda edebiyata boğulmasını sağlayarak hukuki yaklaşımı geciktirmekti, bu amaca ulaşıldı, slogan da buradan çıktı.






























Geri bildirim: İtikat — derleme | YERSİZ ŞEYLER