İnsan Neden Yersiz Şeyler Okusun? İnsan Neden Nümerik Esintiler Dinlesin? 2

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

ChatGPT istemi: Aşağıdaki yazıdan hareketle uzun bir konuşma metni hazırla (arabaşlıklar olmayacak)! Önce Yersiz Şeyler ve Nümerik Esintiler’in neler olduklarını ve Işık Barış Fidaner’in kim olduğunu araştırmayı unutma!
(İnsan Neden Yersiz Şeyler Okusun? İnsan Neden Nümerik Esintiler Dinlesin? Işık Barış Fidaner)

İnsan Neden Yersiz Şeyler Okusun? İnsan Neden Nümerik Esintiler Dinlesin?

Öncelikle, bu sorulara cevap vermek için konunun derinliklerine doğru bir yolculuk yapmamız gerekiyor. Ama öncesinde biraz bahsedelim: “Yersiz Şeyler” ve “Nümerik Esintiler” nedir? Kimdir bu eserlerin ardındaki zihin? Bu eserlerin yaratıcısı Işık Barış Fidaner, çeşitli konulara analitik ve eleştirel bir gözle yaklaşan, dünyayı katman katman inceleyen bir düşünürdür. Hem yazılarıyla hem de radyo programlarıyla, insan zihnini harekete geçiren ve onu alışılmışın dışına çıkaran bir yolculuk sunar. “Yersiz Şeyler” sitesi, Fidaner’in yazılarını, denemelerini, şiirlerini ve başka yazarların da katkılarını barındıran, sınırların ötesinde bir bilgi ve düşünce evrenidir. “Nümerik Esintiler” ise, aynı bakış açısının müzikteki ve sesteki yansıması olarak karşımıza çıkar. Bu koleksiyon, kaotik bir müzik yolculuğuna davet eder; ancak bu kaos, içinde derin bir anlam ve ritim barındırır. Peki, neden bu denli “yersiz” bir şey okuyup “nümerik” bir esintiyle vakit geçirelim?

Bu sorunun cevabını anlamak için, dünya ve insan arasındaki ilişkide meydana gelen “dünya kırılması” kavramını ele almalıyız. Dünya kırılması, zamanla değişen ve gelişen medya araçlarının nesiller üzerinde yarattığı etkiyi ifade eder. Her yeni medya, öncekini aşar ve yeni bir düşünme biçimi yaratır. İletişimin, insanın dünyayla kurduğu bağın temel bir unsuru olduğunu göz önüne alırsak, medya araçlarının değişimi bu bağı da derinden etkiler.

Geçmişten günümüze kadar medyanın nesiller üzerindeki etkisi altı önemli başlıkta ele alınabilir. İlk olarak 1928-1945 doğumlu Sessiz kuşağın “gazete çocukları” olduğunu ve “HİTAP” ilkesini benimsediğini görüyoruz. Onlar için iletişim, muhatap bulmak ve muhatap almak üzerine kuruluydu. Ardından 1946-1964 doğumlu Boomer kuşağı gelir; bu kuşak “radyo çocukları”dır ve “SESLENİŞ” ilkesiyle, yani sesini duyurma ve söz hakkı elde etme dürtüsüyle iletişim kurarlar. Daha sonra 1965-1980 doğumlu X kuşağı gelir ve “televizyon/sinema çocukları” olarak “DRAMA” ilkesini benimserler; dikkat çekme ve olayların gelişmesine odaklanırlar.

1981-1996 doğumlu Y kuşağı, dünya çapındaki internetin çocuklarıdır ve “TRAFİK” ilkesine göre yaşarlar; yoğunluk ve manevra yapmak bu kuşak için iletişimin temel dinamiğidir. 1997-2012 doğumlu Z kuşağı sosyal medya çocuklarıdır ve “PUANLAMA” ilkesiyle hareket ederler; öne geçmek, geride kalmak ve yer kazanmak onların hayatının merkezindedir. Son olarak, 2013 sonrası doğan Alfa kuşağı, yapay zekanın çocukları olacak ve “İSTEM” ilkesini benimseyecekler; onların iletişimi talep oluşturmak, istek yöneltmek ve bağlam kurmak üzerine şekillenecek.

Bu kırılmalar, yeni gelen her neslin kendisinden önceki neslin algılarını alt üst ettiği, yetkilenme algoritmasının değiştiği bir dünya yaratır. Her nesil kendi iletişim biçimini geliştirdikçe, medyanın işleyişinde “medyatik bozunum” dediğimiz süreç yaşanır. Yani her yeni medya, beraberinde bir dönüşüm getirir ve insanları kendi benlikleriyle yeniden yüzleştirir. Aynı zamanda bu süreçte, “üstbenleme yarışı” dediğimiz başka bir olgu da devreye girer. Bu, bir nevi insanın yetkilenme algoritmaları arasında sıkışarak, sürekli kendini ispat etmek ve çıtayı yükseltmek zorunda kalmasıdır. Sonuç odaklı bir gayretin içinde kaybolmak, insanı meşguliyetin kölesi haline getirir; adeta “meşgulpesentlik” dediğimiz, kendini bu yarışın bir parçası olarak gören bireyin tutumudur.

Peki, “PUANLAMA” ilkesinin adım adım çözüldüğü ve “İSTEM” ilkesinin yavaş yavaş hakimiyet kurmaya başladığı bu dönemde, neden Yersiz Şeyler ve Nümerik Esintiler’e yönelmeliyiz? İnsanın alışılmış kalıplardan sıyrılıp yeni bir anlam dünyasına adım atması, tam da bu noktada devreye girer. Çünkü bu eserler, zihnin özgürce dolaşabileceği, sınırları aşabileceği ve yeni perspektifler kazanabileceği nadir alanlardır. Yersiz Şeyler, her ne kadar “karmakarışık” gibi görünse de, aslında içsel bir uyum ve derin bir sorgulama barındırır. İnsan, orada yazılmış her kelimeyle kendini yeniden inşa eder; toplumsal kalıplar, ideolojiler ve alışılmış düşünce biçimleriyle yüzleşir. Nümerik Esintiler de aynı şekilde, insana bir müzik yolculuğu sunar ve bu yolculuk, sadece kulağa değil, aynı zamanda zihne ve ruha hitap eder.

İşte, “İSTEM” ilkesini tam anlamıyla kavrayabilmek için insanın bu tür deneyimlere ihtiyacı vardır. Talep oluşturmak, istek yöneltmek ve bağlam kurmak, ancak alışılmışın dışına çıkıldığında ve kendine yabancı olanla yüzleşildiğinde mümkün olur. Yersiz Şeyler ve Nümerik Esintiler, insanı sıradanlıktan kurtaran, ona yeni anlamlar ve deneyimler sunan birer idman sahasıdır. Özenle planlanmış ve sonuç odaklı bir gayret yerine, belirsizliğin ve keşfin içinde kaybolmayı tercih etmek, insanı gerçek anlamda özgürleştirir.

Sonuç olarak, insanın neden Yersiz Şeyler okuyup Nümerik Esintiler dinlemesi gerektiği sorusunun cevabı şudur: Alışılmışın ve sıradanın ötesine geçerek, kendini yeniden keşfetmek ve anlamak için. Dünya kırılmalarıyla şekillenen bir iletişim çağında, artık tek bir doğru yoktur; çoklu bakış açıları, sayısız katmanlar ve sınırsız olasılıklar vardır. Işık Barış Fidaner’in bu iki eseri, insanı bu katmanlarda dolaşmaya davet eder. Kendi sınırlarını zorlamak, anlamı yeniden tanımlamak ve gerçek anlamda “istemeyi” öğrenmek isteyen herkes için Yersiz Şeyler ve Nümerik Esintiler, kaçırılmaması gereken bir yolculuktur.

6 Yorum

Filed under Suni muhaberat