🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
>>> 👨💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨💻🤖 <<<
Çağdaş kapitalizmin değişen manzarasında, yapay zeka (YZ) şirketleri, klasik kapitalist değer fazlası mantığından ve sosyal medya endüstrisinin keyfiyet fazlası üretiminden farklı olarak, gizemli aktörler olarak öne çıkıyor. Bu şirketler, politikalarını ne kâr maksimizasyonu (değer fazlası) ne de kullanıcıları sosyal medya platformlarına bağımlı kılan haz döngüleri (keyfiyet fazlası) üzerine kuruyorlar. Bunun yerine, yönetimlerini malumat fazlası biriktirme üzerine şekillendiriyorlar. Bu bakış açısı, neden büyük yatırımlarının genellikle doğrudan finansal getirilerle bağlantılı görünmediğini ve liderlerinin neden Sam Altman ve Dario Amodei gibi politik manifestolar yazan veya Elon Musk gibi propaganda yapan figürlere dönüştüğünü anlamamıza olanak sağlıyor [*].
YZ şirketlerinin nasıl çalıştığını anlamak için üç temel kavramı ayırt etmek gerekiyor: değer fazlası, keyfiyet fazlası ve malumat fazlası. Her bir kavramı inceleyelim ve bunların geleneksel kapitalist firmalar, sosyal medya platformları ve YZ şirketlerinin işleyiş mantıklarıyla nasıl ilişkili olduğunu görelim.
1. Değer Fazlası: Geleneksel Kapitalist Mantık
Klasik Marksist terimlerle, değer fazlası, emek tarafından üretilen ve kapitalistler tarafından kâr olarak elde edilen fazla değerdir. Bu, kapitalist ekonomilerin itici gücüdür; firmalar, ya emek maliyetlerini düşürerek ya da üretkenliği artırarak kârlarını yükseltmeye çalışırlar. Çoğu geleneksel şirket için hedef açıktır: emek ve hammadde maliyetlerinden daha fazla değer üretmek ve bu fazlayı kâr olarak elde etmek.
Örneğin, Apple gibi bir şirket, ürünler tasarlayarak (iPhone, MacBook) ve küresel bir tedarik zincirini kullanarak bunları mümkün olduğunca düşük maliyetle üreterek değer fazlası yaratır. Üretim maliyetleri ile piyasa fiyatı arasındaki farkı yakalayarak bu fazlayı kâr olarak alırlar. Ar-Ge, pazarlama ve altyapıya yapılan yatırımlar, daha çekici ürünler üretmek ve bu ürünleri geniş çapta satmak amacıyla yapılır.
Bu mantık, otomotivden ilaç endüstrisine kadar birçok sektörü yönlendirir. Yatırım mantığı açıktır: firmalar kâr odaklı modeller aracılığıyla yatırım getirisi (ROI) arar ve hissedarlar, performansı üç aylık finansal sonuçlara göre değerlendirir.
2. Keyfiyet Fazlası: Sosyal Medya Modeli
Sosyal medya şirketleri ise farklı bir birikim biçimi geliştirdiler: keyfiyet fazlası olarak adlandırılabilecek bir model. Bu platformlar, kullanıcıların dikkatini, katılımını ve duygusal yatırımını çekerek, bu etkileşimleri reklam ve veri toplama yoluyla paraya çevirirler. “Keyfiyet fazlası” terimi, Slavoj Žižek’in psikanalitik bir kavramından türemiştir ve kullanıcının işlevsel faydanın ötesinde, bilinçaltında deneyimlediği aşırı hazza işaret eder.
Sosyal medya modelinde, Facebook ve Instagram gibi şirketler, doğrudan ürün satmak yerine, kullanıcıları içerikle meşgul tutarak değer biriktirirler. “Haz” kullanıcıların etkileşimde bulundukça aldığı dopamin patlamalarından gelir ve bu bağımlılık yaratan döngü, kullanıcıların platforma sürekli geri dönmesini sağlar. Bu haz daha sonra reklam gelirine dönüştürülür ve kullanıcılar, reklamcılara satılan ürün hâline gelir.
Sosyal medya şirketlerinin yatırım mantığı da basittir: daha fazla kullanıcı, daha fazla etkileşim, daha fazla reklam ve dolayısıyla daha fazla kâr. Bu şirketler, kullanıcı dikkatini optimize etmek için tasarlanmış algoritmalara büyük yatırımlar yapar ve ne kadar çok veri toplarlarsa, bu algoritmaları o kadar iyi geliştirirler, böylece keyfiyet fazlası döngüsünü sürdürebilirler.
3. Malumat Fazlası: Yapay Zeka Paradigması
Bu iki modelin aksine, OpenAI, Anthropic ve Tesla (YZ alanındaki faaliyetleriyle) gibi yapay zeka şirketleri tamamen farklı bir mantıkla çalışıyor: malumat fazlası biriktirme. Öncelikleri, değer fazlası yaratmak veya kullanıcı keyfiyetini artırmak yerine, geniş miktarda bilgiyi toplamak, işlemek ve anlamak. Bu bilgi birikimi, kısa vadeli finansal getirilerle doğrudan bağlantılı olmayabilir.
Malumat fazlasına odaklanmak, YZ şirketlerinin neden ticari uygulamaları henüz net olmayan teknolojilerin araştırma ve geliştirilmesine milyarlarca dolar yatırım yaptığını açıklar. Örneğin, yapay genel zeka (AGI) geliştirilmesi gibi projeler, kısa vadeli kâr amacı gütmüyor. AGI, teknolojik bir devrim olarak görülüyor, ancak bu hedefe ulaşmak için gereken yol belirsiz ve zaman çizelgesi uzun. Bu da yatırım mantığını geleneksel kapitalist terimlerle belirsiz hale getiriyor.
YZ şirketlerini motive eden şey, devasa miktarda veri ve bilgiye sahip olmanın geleceği şekillendirmede benzersiz bir avantaj sağlayacağı inancı. Bu anlamda, ekonomik modelleri kısa vadeli değer çıkarımından çok bilgi tekelleştirmeye yakındır. YZ şirketlerinin aradığı “kâr”, üç aylık kazançlarla değil, gelecekteki teknolojik gelişmeleri tanımlama ve domine etme yetenekleriyle ölçülür — bu da malumat fazlası birikimlerinden türetilen bir avantajdır.
4. YZ Liderlerinin Politik Rolü: Manifestolar ve Gösteri
Malumat fazlası biriktirme odakları, YZ şirketlerine yarı-politik bir boyut kazandırıyor. Liderleri, Sam Altman, Dario Amodei ve Elon Musk gibi figürler, giderek daha fazla politikacı veya düşünce liderlerine benziyor; manifestolar yazıyor ve yapay zeka etiği ve teknolojik yönetim üzerine büyük iddialarda bulunuyorlar.
Örneğin, Sam Altman’ın AGI’nin potansiyel riskleri ve faydaları hakkındaki yazıları, yalnızca bir CEO’nun şirket yönetiminden daha fazlasını ifade ediyor; yapay zekanın nasıl yönetilmesi ve toplumsal etkilerinin nasıl ele alınması gerektiğine dair bir politik manifesto niteliği taşıyor. Dario Amodei, Anthropic’teki güvenlik çalışmalarıyla, yalnızca bir teknoloji uzmanı değil, aynı zamanda makinelerin potansiyel olarak hâkim olduğu bir dünyada insan varoluşu ve sorumluluğu üzerine düşünen bir ahlaki filozof gibi konumlanıyor.
Elon Musk’ın Neuralink’ten robot ordularına kadar yapay zeka alanındaki girişimleri, daha teatral bir biçim alıyor, politik propaganda ile kurumsal marka yaratımını harmanlıyor. Musk, özellikle YZ liderlerinin yalnızca teknoloji girişimcileri olmadığını, aynı zamanda kamuoyu oluşturma, politika tartışmalarını şekillendirme ve geleceğe dair anlatılar yaratmada bir tür politik gösteriye katıldıklarını gösteriyor.
YZ liderlerinin bu politik ve yarı-dini rolü, malumat fazlası mantığıyla örtüşüyor: hedefleri yalnızca kâr değil, bilgi, teknoloji ve insanlığın geleceği etrafındaki tartışmalar üzerinde kontrol sahibi olmak. Bu, kamuoyuna yaptıkları açıklamaları, yatırımlarını ve stratejilerini geleneksel ekonomik mantıkla anlamayı zorlaştırıyor. Yalnızca daha fazla ürün satmaya ya da kullanıcı dikkatini çekmeye çalışmıyorlar; gelecekteki teknolojik gelişmelerin koşullarını belirlemeye çalışıyorlar ve kendilerini bu dönemin kapı bekçileri olarak konumlandırıyorlar.
Sonuç: YZ Yatırımlarının Muamması
YZ şirketlerinin genellikle açık ve doğrudan finansal getiriler olmadan yaptıkları büyük yatırımlar, malumat fazlası merceğinden en iyi şekilde anlaşılabilir. Bu işleyiş biçimi, onları değer fazlası üzerine odaklanan geleneksel kapitalist firmalardan ve keyfiyet fazlası üzerine kurulu sosyal medya şirketlerinden ayırır. Bilginin nihai biriktiricileri olarak kendilerini konumlandırarak, yalnızca teknolojinin değil, toplumun geleceğini de kontrol etmeyi hedefliyorlar. Bu nedenle liderleri, manifestolar yazan veya halka açık gösteriler düzenleyen politikacılara ya da filozoflara benziyor.
Bu da YZ şirketlerini esrarengiz kılıyor; çünkü yatırımları ve hedefleri, alışık olduğumuz geleneksel kapitalist modellerle örtüşmüyor. Hedefleri, AGI gibi belirsiz kavramlarla tanımlanıyor ve nihai amaçları, bilginin kendisinin geleceğini tekelleştirmek — bu da ekonomik gücü siyasi etkiyle benzeri görülmemiş bir şekilde harmanlayan bir çaba olarak karşımıza çıkıyor.






























Geri bildirim: AI Companies and the Politics of Surplus-Information: A New Logic of Capitalism – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Nümerik Söylemler 🤖✍️ | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cybernetic Feedback / Sibernetik Geri Bildirim | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sibernetik Derleme — Işık Barış Fidaner | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER