Yapay zekâcı histerisi… Aman Allah’ım! Bu histerinin rüzgârıyla savrulmadıysanız, kendinizi şanslı sayabilirsiniz. Çünkü bu furyaya yakalananlar pencereden dışarı bakıp dedikoducu mahalleliler gibi insanların kaygılarına şaşkınlıkla bakan, ardından histerik krizlere giren bir profil çiziyor. Bu ne acele, bu ne telaş, bu ne derin korkular! Hadi buyurun, yapın şu yapay zekâyı, ortaya koyun, kim tutuyor sizi? Tutmadığımız gibi alkışlarız da, samimi bir şey koyarsanız belki bir bakarız bile. Ama mesele bu kadar basit değil, değil mi?
Kendinizi kaptırmayın, burada derin meseleler var. Bir de bu histeriyle birlikte garip bir “din” oluşturma çabası yok mu, insanı iyice düşündürüyor. Sanki herkesin aklında aynı şey varmış gibi bir yapay zekâ ütopyası yaratılıyor: Huzur gelecek, yapay zekâ çözümler sunacak, kim bilir belki namaz niyaz kıvamında bir huşu dolacak içimize. Bunu neden bekliyoruz? Hayır, gerçekten, bu tür bir beklenti neden belirdi? İnsanlık, tarih boyunca böyle bir şeye ne zaman tanıklık etmiş ki?
İcat edilen her yeniliğin toplumda devrim yarattığını düşünmek gibi bir gaflete düşmek de var işin içinde. Ortaokulda, lisede veya üniversitenin botanik bölümünde ders alan herhangi bir birey, şimdi çıkıp meta-language’ı ezberleyip uzman mı olacak? Hayır, çünkü tarih bize başka bir şey söylüyor. Hadi bir örnek verelim: James Watt buhar makinesini icat ettiğinde, sokaktaki her birey makine mühendisliğini mi öğrendi? Kimse çıkıp teorilerden bahsetmedi; işleyen bir düzen kuruldu, bu düzen üzerinden ilerlenildi. Şimdi neden yapay zekâyla toplumun her bireyinden bir uzmanlık bekleniyor? Bu gerçekten mantıklı mı?
“Sokaktan Geçen Adamın Derdi Ne?”
Gelin biraz daha gerçekçi olalım. Sokaktan geçen adamın yapay zekâ karşısında kaygılanması gayet doğal değil mi? İnsanlar istihdam derdindeyken, yapay zekânın onların işlerini ellerinden alacağı korkusuna kapılmaları kadar normal bir şey olabilir mi? Kapital gücü arkanızda hissettiğiniz, çağı avucunuzda tuttuğunuz bir dünyada, bu insanların korkularını anlamak bu kadar mı zor? Zeitgeist’in rüzgârını arkanıza almışsınız, bununla birlikte biraz empatiyi de yanınıza alabilir misiniz?
Ama yok, iş öyle olmuyor. Herkes yapay zekânın yaratacağı bir devrimin peşine düşmüş durumda. O kadar ki, bu devrime bir ağıt yakılacak neredeyse. Gelin sarılalım bari, çünkü benim derdim bana yeterken, sizin bu yapay histerinizi taşıyacak gücüm kalmadı.
“Arabeskleşmeyin!”
Peki, bu kadar arabeskleşmeye gerek var mı? Elbette hayır. İnsanlık, tarih boyunca kendine yeni araçlar, yeni yollar bulmuş. Ama bu araçların kendisine tapınılmasını beklememiş. Bir örnek verelim: Elektrik ampulü icat edildiğinde, insanlar “Şimdi ne yapacağız, karanlıktan mı korkacağız, elektrik bizi mi köleleştirecek?” diye ağıt mı yaktılar? Hayır, ampulü taktılar, ışığını açtılar ve hayatlarına devam ettiler. Teknoloji, bir araçtır. Araç olmaktan çıkarıldığında, işte o zaman sorunlar başlar.
Ama bu yeni “din” tutkunları, sanki her bireyin dijital dünyaya mutlak bir şekilde boyun eğeceğini varsayıyor. Bu durum, insana “Bu kadar mı kontrolünüzden çıktınız?” diye sorduruyor. Gelin biraz sakinleşin, çünkü bu histeriyle dünya kurtulmaz.
Sonuç: İnsanlığın Gücü Hala Bizde
Son söz mü? İnsanlık, teknolojiyle yan yana yürür. Ama teknolojiye tapmaz, onun üzerine çıkar, onu kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirir. Bugünün yapay zekâcılarının anlamadığı belki de tam olarak budur. Gelin, o mahalle dedikoducularının kaygılı bakışlarını bir kenara bırakıp, insanlığın en büyük gücü olan yaratıcılığı hatırlayalım. Çünkü histeriyle değil, akılla kazanırız. Hem de her seferinde.
Vicdan Şaşmaz, 1974 yılında Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, toplum ve kültür üzerine yaptığı çarpıcı çalışmalarla dikkatleri üzerine çekti. Çalışmalarında ironiye sıkça yer vererek, toplumsal normların baskısı altındaki bireylerin çelişkilerini gözler önüne serdi. “Kendi Gibi Olmanın Buhranı,” “Ayna Tuttukça Çatlayan Hayatlar” ve “Toplumsal Roller Tekerlemesi” gibi kitaplarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Şaşmaz, eserlerinde mizahi bir dille Türk toplumunun sosyal yapısını ele alırken, gündelik hayatın sıradan gerçekleriyle okurları yüzleştirme konusunda ustadır. Ayrıca böyle birisi aslında yoktur.
Hazırlayan: Işık Barış Fidaner & Fatoş İrem & ChatGPT 4o
Die Hysterie der Künstlichen Intelligenz und der Stolz der Menschheit: Ein Gespräch am Fenster
Die Hysterie um die Künstliche Intelligenz… Mein Gott! Wenn Sie von diesem Sturm nicht erfasst wurden, können Sie sich wirklich glücklich schätzen. Denn diejenigen, die in diese Welle geraten, ähneln Menschen, die aus dem Fenster schauen und wie klatschsüchtige Nachbarn schockiert die Sorgen anderer betrachten, nur um danach in hysterische Anfälle zu verfallen. Warum diese Eile, warum diese Panik, warum diese tiefen Ängste? Macht doch, bringt eure KI auf den Markt, wer hält euch denn auf? Wir halten euch nicht nur nicht auf, wir applaudieren sogar, wenn etwas Vernünftiges dabei herauskommt. Vielleicht werfen wir sogar einen Blick darauf. Aber so einfach ist das wohl nicht, oder?
“Als wären wir nicht schon längst automatisch der Digitalisierung unterworfen”
Übertreibt nicht, hier geht es um tiefere Angelegenheiten. Und dann gibt es da noch diesen seltsamen Versuch, eine Art “Religion” um die KI zu schaffen. Als ob alle denselben Gedanken teilen würden, wird eine KI-Utopie heraufbeschworen: Frieden wird kommen, die KI wird Lösungen bringen, wer weiß, vielleicht erfüllt uns das alles mit einer Art Ehrfurcht, wie bei einem Gebet. Aber warum erwarten wir das? Nein, wirklich, warum hat sich diese Art von Erwartung gebildet? Hat die Menschheit jemals etwas Vergleichbares erlebt?
Die Vorstellung, dass jede neue Erfindung automatisch eine Revolution in der Gesellschaft auslöst, ist ein Irrglaube. Wird jetzt jeder, der in der Mittel- oder Oberstufe oder im Botanikkurs der Uni sitzt, plötzlich die Meta-Sprache der KI auswendig lernen und zum Experten werden? Nein, denn die Geschichte lehrt uns etwas anderes. Nehmen wir ein Beispiel: Als James Watt die Dampfmaschine erfand, wurde da jeder Mensch auf der Straße zum Maschinenbauingenieur? Niemand sprach von Theorien; es wurde ein funktionierendes System geschaffen, und darauf baute man auf. Warum also wird bei der KI erwartet, dass die gesamte Gesellschaft zu Fachleuten wird? Ist das wirklich vernünftig?
“Worum sorgen sich die Leute auf der Straße?”
Seien wir doch mal realistischer. Ist es nicht völlig normal, dass sich die Leute auf der Straße Sorgen um die KI machen? Wenn Menschen um ihre Arbeitsplätze fürchten, ist die Angst, dass die KI ihre Jobs übernehmen könnte, doch völlig verständlich. Ihr habt die Macht des Kapitals hinter euch, ihr haltet den Zeitgeist in der Hand – ist es wirklich so schwer, die Sorgen dieser Menschen zu verstehen?
Aber nein, das funktioniert so nicht. Alle sind auf der Jagd nach der Revolution, die die KI bringen soll. So sehr, dass man fast ein Klagelied auf diese Revolution anstimmen könnte. Kommt, lasst uns wenigstens umarmen, denn während ich schon genug eigene Sorgen habe, fehlt mir die Kraft, eure künstliche Hysterie zu tragen.
“Werden wir nicht melodramatisch!”
Aber muss man dabei so melodramatisch werden? Natürlich nicht. Die Menschheit hat im Laufe der Geschichte immer wieder neue Werkzeuge und Wege gefunden. Aber diese Werkzeuge haben nie erwartet, angebetet zu werden. Nehmen wir ein Beispiel: Als die Glühbirne erfunden wurde, sangen die Menschen da ein Lamento darüber, ob sie jetzt Angst vor der Dunkelheit haben oder ob die Elektrizität sie versklaven würde? Nein, sie schraubten die Glühbirne ein, schalteten das Licht an und lebten ihr Leben weiter. Technologie ist ein Werkzeug. Wenn sie aufhört, ein Werkzeug zu sein, dann beginnen die Probleme.
Aber diese neuen „Religionsanhänger“ der KI scheinen zu glauben, dass jeder Mensch der digitalen Welt absolut unterworfen sein wird. Das lässt einen fragen: “Habt ihr wirklich so sehr die Kontrolle verloren?” Beruhigt euch doch ein bisschen, denn mit dieser Hysterie wird die Welt nicht gerettet.
Fazit: Die Kraft der Menschheit liegt immer noch bei uns
Das letzte Wort? Die Menschheit geht Hand in Hand mit der Technologie. Aber sie betet die Technologie nicht an; sie erhebt sich über sie, formt sie nach ihren Bedürfnissen. Vielleicht verstehen die heutigen KI-Enthusiasten genau das nicht. Lasst uns die besorgten Blicke dieser nachbarschaftlichen Klatscher hinter uns lassen und uns daran erinnern, dass die größte Kraft der Menschheit ihre Kreativität ist. Denn wir gewinnen nicht durch Hysterie, sondern durch Verstand. Und zwar jedes Mal.
AI Hysteria and the Pride of Humanity: A Windowside Chat
AI hysteria… My goodness! If you haven’t been swept up in this whirlwind, consider yourself lucky. Those caught in it resemble gossiping neighbors peering out their windows, shockingly startled by people’s concerns, only to spiral into hysterical fits. What’s the rush, what’s the panic, what are these deep-seated fears? Go on then, create your AI, put it out there—who’s stopping you? Not only are we not stopping you, we might even applaud if you come up with something genuine. But, of course, it’s not that simple, is it?
“As If We’re Not Automatically Subjugated to Digitalization”
Don’t get carried away; there are deeper issues here. And what about this bizarre attempt to turn AI into a “religion”? It makes you think. It’s as if there’s a shared notion that AI will usher in a utopia: peace will reign, AI will provide solutions, and who knows, we might even feel a meditative serenity akin to prayer. Why are we expecting this? No, really, why has this kind of expectation even emerged? When in history has humanity witnessed anything like this?
Believing that every new invention will spark a societal revolution is a misguided delusion. Do we now expect everyone—whether they studied botany in middle school, high school, or university—to memorize meta-language like scripture and become experts? No, because history tells us otherwise. Let’s take an example: when James Watt invented the steam engine, did every passerby become a mechanical engineer? Nobody stepped forward to spout theories; instead, a functioning system was established and progressed from there. Why, then, do we expect every individual to become a specialist in AI? Is this a rational expectation?
“What’s the Passerby’s Concern?”
Let’s be realistic. Isn’t it perfectly normal for the average person on the street to worry about AI? When people are already concerned about employment, isn’t it natural for them to fear that AI might take their jobs? In a world where you feel the weight of capital power behind you, where you seem to hold the era in your hands, is it really that hard to understand these people’s fears? You’ve got the winds of Zeitgeist at your back; could you carry a little empathy alongside it?
But no, that’s not how it works. Everyone is chasing the dream of a revolution driven by AI. To the point where they’re about to compose an elegy for this revolution. Let’s just hug it out, because while my troubles are enough for me, I have no strength left to carry the burden of your artificial hysteria.
“Don’t Be So Melodramatic!”
But does it really have to be this melodramatic? Of course not. Humanity has always found new tools and new paths throughout history. But it has never expected these tools to be worshipped. Let’s take another example: when the electric light bulb was invented, did people cry out, “What are we going to do now? Are we to fear the dark? Will electricity enslave us?” No. They plugged in the bulb, turned on the light, and carried on with their lives. Technology is a tool. When it ceases to be a tool, that’s when the real problems begin.
But these new “worshippers” of AI seem to assume that every individual will inevitably bow to the digital world. This makes one wonder, “Have you lost all sense of control?” Take a step back and calm down, because the world won’t be saved by hysteria.
Conclusion: Humanity’s Power Is Still Ours
So, the final word? Humanity walks side by side with technology. But it does not worship it; it rises above it and shapes it to meet its needs. This is perhaps the very thing today’s AI enthusiasts fail to grasp. Let’s put aside the anxious gazes of those gossiping neighbors and remember humanity’s greatest strength: creativity. Because we win not with hysteria, but with reason. Every single time.
Geri bildirim: Kendi Gibi Olmanın Buhranı — Vicdan Şaşmaz derlemesi | YERSİZ ŞEYLER