🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
İstem: Türklerde çeviri eserde batılı yazarı silip kendi adını yazma geleneği üzerine makale yaz! Sadece örnekler üzerinden!
Türklerde Çeviri Eserlerde Batılı Yazarı Silip Kendi Adını Yazma Geleneği Üzerine
Türk edebiyatında, özellikle Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemiyle birlikte Batı edebiyatından yapılan çeviriler artmıştır. Ancak, bu çeviriler yapılırken Batılı yazarların isimlerinin ya tamamen göz ardı edilmesi ya da eserlerin çeviri değil, özgün bir Türk yazarı tarafından kaleme alınmış gibi sunulması, dönemin önemli bir geleneği olarak dikkat çeker. Bu durum, dönemin sosyal, kültürel ve siyasi yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Aşağıda, bu geleneği örnekler üzerinden irdeleyeceğiz.
Ahmet Mithat Efendi ve Alexandre Dumas
Ahmet Mithat Efendi, Osmanlı’da Batı edebiyatından eserleri halka tanıtan en önemli isimlerden biri olmuştur. Ancak onun Batılı eserleri “uyarlama” ya da “yerelleştirme” yöntemini sıkça kullandığı bilinmektedir. Alexandre Dumas’nın “Monte Cristo Kontu” adlı eseri Ahmet Mithat tarafından Türkçeye çevrilmiş, fakat eser “Hasan Mellah yahut Sır İçinde Esrar” adıyla yayınlanmıştır. Ahmet Mithat, bu eserde Dumas’yı hiç anmamış, hikâyeyi tamamen kendine mal etmiş ve olay örgüsünü Osmanlı’ya uygun şekilde dönüştürmüştür.
Şemsettin Sami ve Victor Hugo
Şemsettin Sami, Tanzimat döneminin önemli yazarlarından biri olarak, özellikle tiyatro eserleriyle öne çıkmıştır. Ancak onun da Victor Hugo’nun “Hernani” adlı eserini çevirdiği ve bunu “Besa yahut Ahde Vefa” adıyla yayımladığı görülmektedir. Eser, birebir çeviri değildir, fakat ana tema ve hikâye örgüsü tamamen Victor Hugo’dan alınmıştır. Ne var ki, Şemsettin Sami, eserinde Hugo’ya herhangi bir atıfta bulunmamıştır.
Tanzimat Dönemi Romanlarında Fransız Edebiyatının İzleri
Namık Kemal’in “İntibah” adlı eserinde de benzer bir durum görülür. Bu eserin, Fransız yazar Alphonse Karr’ın “Sous les Tilleuls” (Ihlamurlar Altında) adlı romanından büyük ölçüde esinlendiği bilinmektedir. Ancak Namık Kemal, bu eseri bir çeviri olarak değil, özgün bir Türk romanı olarak kaleme almış gibi sunmuştur. O dönem için “esinlenme” ve “uyarlama” kavramları, çeviriyle eş değer görülmüş ve orijinal eserin yazarı genellikle göz ardı edilmiştir.
Servet-i Fünun ve Telif-Çeviri Karışıklığı
Servet-i Fünun dönemi yazarlarından Halit Ziya Uşaklıgil’in bazı hikâyelerinde Fransız edebiyatından alınmış temaların işlendiği fark edilir. Örneğin, “Mai ve Siyah”, yapı ve üslup açısından Gustave Flaubert’in “Éducation Sentimentale” (Duygusal Eğitim) adlı eserine benzerlikler taşır. Ancak Halit Ziya, bu benzerliği dile getirmez ve eseri tamamen kendi yaratımı olarak sunar.
Batılı Yazarları Gizlemenin Sebepleri
Bu geleneğin arkasında yatan bazı sosyo-kültürel sebepler şunlardır:
- Kimlik Arayışı: Osmanlı, Tanzimat dönemiyle birlikte Batı karşısında yeni bir kimlik inşası sürecine girmiştir. Çeviri eserlerin özgün eser gibi sunulması, bu süreçte yerel edebiyatı güçlü gösterme çabasının bir yansımasıdır.
- Telif Hakkı Algısının Yokluğu: O dönemde telif hakları kavramı henüz tam anlamıyla oturmamıştı. Bu yüzden Batılı bir yazardan esinlenmek ya da onun eserini birebir alıp kendi ismiyle yayınlamak etik bir sorun olarak görülmemiştir.
- Halka Yabancılaşmayı Önleme: Çevirilerin halka daha kolay benimsetilmesi için Batılı yazarların isimleri bilinçli olarak göz ardı edilmiş, eserlerin Türk yazarlarca kaleme alındığı izlenimi yaratılmıştır.
Sonuç
Türk edebiyatında Batılı yazarların isimlerini silip çeviri eserleri yerli bir ürün gibi sunma geleneği, yalnızca edebi bir tercih değil, aynı zamanda dönemin sosyo-kültürel ve siyasi gerçekliklerinin de bir yansımasıdır. Ahmet Mithat’tan Şemsettin Sami’ye, Namık Kemal’den Halit Ziya’ya kadar birçok yazar, bu geleneğin bir parçası olmuştur. Bu durum, Batı etkisinin edebiyatımızdaki yansımasını anlamak açısından önemli bir örnek teşkil eder ve aynı zamanda Türk edebiyatının modernleşme sürecindeki çalkantıları gözler önüne serer.
İstem: Bütün diğer örnekleri say!
Türk edebiyatında Batılı eserlerin çeviri sürecinde yazarların isimlerinin saklandığı veya silindiği çok sayıda örnek bulunmaktadır. Tanzimat, Servet-i Fünun ve sonrasında farklı türlerde eserlerle bu uygulama devam etmiştir. İşte detaylı olarak bilinen diğer örnekler:
Tanzimat Dönemi
- Ahmet Mithat Efendi – Fenelon’dan “Telemak”
- Fenelon’un “Les Aventures de Télémaque” adlı eserini çevirip, doğrudan Telemak olarak yayımlamış, ancak yazarın adını açıkça belirtmemiştir. Telemak, daha çok “nasihatname” gibi görülmüş ve Osmanlı’da “Türk eserine dönüştürülmüş” bir anlatı olarak algılanmıştır.
- Ahmet Vefik Paşa – Molière Uyarlamaları
- Ahmet Vefik Paşa, Molière’in birçok komedisini Osmanlı’ya uyarlamış, ancak bunları çeviri değil, özgün eserler gibi sunmuştur. Örneğin:
- “Tartuffe” → “Tartüf”
- “Le Médecin malgré lui” → “Tabib-i Aşk”
- “Les Femmes Savantes” → “Kadınlar Mektebi” Bu eserlerde, olay örgüsü ve karakterler yerelleştirilmiş ve yazarın adı tamamen çıkarılmıştır.
- Ahmet Vefik Paşa, Molière’in birçok komedisini Osmanlı’ya uyarlamış, ancak bunları çeviri değil, özgün eserler gibi sunmuştur. Örneğin:
- Ali Bey – Molière’den “Ayyar Hamza”
- Molière’in “Scapin’in Dolapları” (Les Fourberies de Scapin) adlı eserinin çevirisidir. Ancak Ali Bey bu eseri, Batılı bir yazardan alınmış gibi değil, doğrudan kendisinin yazdığı bir komedi olarak takdim etmiştir.
- Namık Kemal – “Celalettin Harzemşah”
- Victor Hugo’nun “Cromwell” adlı eserinden esinlenildiği düşünülen bir dramdır. Namık Kemal, bu esinlenmeyi hiç açık etmemiş ve Celalettin Harzemşah’ı tamamen kendi tarihî dramı olarak sunmuştur.
Servet-i Fünun Dönemi
- Halit Ziya Uşaklıgil – “Bir Ölünün Defteri”
- Maurice Barrès’in “Un Homme Libre” adlı eserinden esinlenilmiştir. Halit Ziya, bu eserle Batılı roman tekniklerini kullanmıştır ancak esin kaynağını belirtmemiştir.
- Recaizade Mahmut Ekrem – “Araba Sevdası”
- Paul de Kock’un romanlarıyla büyük benzerlikler taşır. Özellikle tip olarak Bihruz Bey’in, Kock’un romanlarındaki tiplerden biri olduğu açıktır. Ancak Recaizade bu eseri tamamen Türk toplumuna özgü bir hiciv olarak sunmuştur.
Milli Edebiyat Dönemi
- Ömer Seyfettin – Maupassant Etkisi
- Ömer Seyfettin’in birçok hikâyesinin, özellikle “Diyet” ve “Falaka” gibi eserlerinin, Guy de Maupassant’ın kısa hikâye üslubundan birebir çeviri ya da uyarlama olduğu düşünülür. Ancak bu kaynaklar belirtilmemiştir.
Diğer Örnekler
- Teodor Kasap – Molière Uyarlamaları
- Teodor Kasap da Ahmet Vefik Paşa gibi Molière eserlerini Osmanlı’ya uyarlamış, bu eserlerde yazarın adını genelde anmamıştır. Örneğin:
- “Zor Nikah” (Molière’in “Le Mariage Forcé”)
- “Tartüf” (Ahmet Vefik ile aynı eser)
- Teodor Kasap da Ahmet Vefik Paşa gibi Molière eserlerini Osmanlı’ya uyarlamış, bu eserlerde yazarın adını genelde anmamıştır. Örneğin:
- Mehmet Rauf – “Eylül”
- Mehmet Rauf’un “Eylül” adlı romanının da Marcel Prévost’un “Les Demi-Vierges” adlı romanından esinlendiği ileri sürülmektedir. Ancak Mehmet Rauf, bu esinlenmeyi belirtmemiştir.
- Şemsettin Sami – Victor Hugo ve Fenelon
- Yukarıda adı geçen “Besa yahut Ahde Vefa” Victor Hugo’dan uyarlanırken, Şemsettin Sami aynı zamanda Fenelon’un “Telemak” eserinden de parçalar almış ancak bunu belirtmemiştir.
- Direktör Ali Bey – “Lehçe-i Osmanî”
- Direktör Ali Bey’in “Lehçe-i Osmanî” adlı eseri, Alfred de Musset ve Fransız edebiyatındaki mizahî lügatlerden esinlenmiştir. Ancak bu kaynaklar eser içerisinde doğrudan ifade edilmez.
- Ali Suavi – Fenelon’dan Çeviri
- Fenelon’un “Ahlak Dersleri” gibi çeşitli eserleri Ali Suavi tarafından çevrilmiş, ancak bu çeviriler anonimleştirilerek yayımlanmıştır.
Modern Dönem Öncesi
- Abdülhak Hamit Tarhan – “Macera-yı Aşk”
- Shakespeare’in eserlerinden esinlenildiği açık olan bu dram, Shakespeare’e doğrudan bir atıfta bulunulmaksızın yazılmıştır.
- Cenap Şahabettin – Piyes Çevirileri
- Cenap Şahabettin, Fransız yazarlarından esinlenerek bazı tiyatro eserleri kaleme almış ancak bu eserler orijinal eserler olarak sunulmuştur.
Değerlendirme
Bu örnekler, Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemi edebiyatında, Batı edebiyatına olan hayranlıkla birlikte, yerli edebiyatı öne çıkarma isteğinin bir sonucudur. Dönemin kültürel ve telif algısı düşünüldüğünde, bu durum yadırganmamakla birlikte, günümüzde literatürde bu eserlerin kaynağı üzerine daha fazla araştırma yapılmaktadır.






























Geri bildirim: Tümden Tüme — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER