DEV-GENZ: Bayrak sallamakla devrimcilik olmaz!

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
🇻🇳🕊️🔔 DEV/SEV-GENZ 🇻🇳🕊️🔔

(öncesi: Cüceleşen İktidar Değil, Karikatürleşen Eleştiri)

Bugün artık çok açık: Bayrak sallamakla, marş atmakla, slogan ezberlemekle hiçbir yere varılamıyor. Yirmi yıllık baskı rejiminin altında gençlik bir kez daha ayağa kalkarken, sosyalist örgütlerin çoğu yine taleplerin peşinden koşmak yerine, kendi logolarını büyütmenin peşine düştü. Oysa tarih sahnesine geri dönen, başında “devrimci” sıfatı taşıyan ama içeriği çoktan boşalmış olan bu yapılardan değil, doğrudan halkın kaygısından ve Z kuşağının kolektif bilinç sıçramasından ibaret bir yeni başkaldırıdır.

DEV-GENZ olarak söylüyoruz:
Siz, talepler etrafında platformlar kurmak yerine, bayrak sallayan küçük çıkar gruplarına dönüştünüz. Gençliğin geleceksizliğini örgütlemek yerine, kendi isimlerinizi öne çıkarmakla meşgulsünüz.

Gençliğin isyanı size rağmen büyüyor. Sizse hâlâ kimin daha “devrimci”, kimin daha “öncü” olduğu yarışındasınız.

Birlik değil, bölme hastalığı

1 Mayıs 2025’e giderken ortada bir gerçek var: Ülke sokaklara dökülmüş, gençlik ilk defa bu kadar eylemci, bu kadar net ve bu kadar yoğun kaygıyla ayağa kalkmış. Üniversite barikatları yıkılmış, odalarda hapsedilmiş bir kuşak ilk defa “odalarımızda kalmayacağız” diye bağırıyor.

Ama ne yapıyor sosyalist örgütlerin çoğu?

Kendi kortejini, kendi sloganını, kendi açıklamasını öne çıkarmakla meşgul. Herkes “birlik” diyor ama kimse birleşmiyor. Herkes “sınıf siyaseti” diyor ama kimse kampüslerde, işsizler arasında, kadın yurtlarında, Anadolu kasabalarında yok.

Birbirini engel gören, bir adım öne çıkan gençliği hemen hizaya sokmaya çalışan, kendi ideolojik ezberlerini gençliğe dayatan bu anlayış artık ilerici bir kuvvet değil, gerici bir yüktür.

“Özne olmak” lafları, gençliğin varlığını perdelemekte birleşiyor

Son haftalarda sosyalist çevrelerin diline pelesenk olan bazı tabirler var: “Süreci bizim örmemiz gerekiyor”, “süreç bizi değil biz süreci belirlemeliyiz”, “özne olmalıyız” gibi. Ancak bu tür ifadeler, ne yazık ki çoğu zaman gençliğin zaten başlamış olan siyasal hamlesini görmezden gelmenin dolaylı biçimi oluyor. Çünkü bu ifadelerin bir kısmı, mevcut halk hareketini hâlâ “potansiyel” sayıyor. Hâlâ “şekillendirilmesi gereken bir enerji” muamelesi yapıyor. Sanki gençlik kendi politik iradesini kurmamış, taleplerini dillendirmemiş, barikatı aşmamış, sokağı kendi ritmiyle belirlememiş gibi.

Oysa gerçek şu:
Gençlik bu sürecin kurucu ögesidir.
Tetikleyicisi değil, marjı değil, aksesuarı hiç değil — merkezidir.

Ne var ki bir dizi yapı hâlâ bunu kabul etmek yerine, gençliği “anlamaya”, “kazanılacak bir katman” olarak değerlendirmeye, kendi siyasal hattına eklemlemeye çalışıyor. Bu yaklaşımın örtük inkarcılığı açıktır.

“Gençlik sokağa çıktı ama henüz bilinçli değil”,
“Öfke doğru ama örgütsüz”,
“Yalnızlar, bizimle birleşmeli” gibi cümlelerle yapılan müdahaleler, esasında zaten birikmiş olan örgütsüz ama örülü gençlik politikasının üzerine çökmekten başka bir anlam taşımıyor.

Bazı yapılar, gençliğin yükselen sözünü duymuyor gibi davranarak, onu sadece “yönlendirilmeye muhtaç” bir öge gibi konumluyor. Gençliğin iradesini tanımadan onun “öfkesine devrimci yön verme” iddiası, adı konmamış bir vesayet arzusudur.

Bu, “öncülük” adı altında örgütsel tahakkümdür.

Gençliğin adına konuşmak değil, onunla konuşmak

Burada DEV-GENZ’in tavrı net:
Gençliğin adına konuşmak değil, onunla konuşmak gerekir.
Gençliği örgütsel aidiyetlere yedeklemek değil, onun kurduğu fiili politik zemini tanımak gerekir.

DEV-GENZ olarak buradaki sözümüz nettir:
Gençliğin kaygısını bir “öfke enerjisi deposu” gibi gören, onu yönlendirilecek bir ham maddeye indirgeyen her anlayışla aramıza çizgi çekiyoruz. Gençlik süreci dışarıdan “katılan” bir unsur değil, bizzat süreci başlatan, sürdüren ve yön veren politik aktördür.

Bugünün gençliği, temsil edilmek istemiyor — kendi adını kendi koyuyor.
Sıfatlara, sloganlara, vesayet ilişkilerine değil; doğrudan katılıma, doğrudan söz hakkına, doğrudan eyleme yaslanıyor.

Biz, bu süreci “gençliği örgütlemek” başlığı altında okumuyoruz.
Biz, gençliğin zaten kurmakta olduğu otonom politik zemini birlikte büyütme sorumluluğuyla hareket ediyoruz.

O yüzden çağrımız şudur:
Gençliği “örgütlemek” değil, onunla birlikte örülmek zamanıdır.
Onun kaygısına yön vermek değil, o kaygının kurduğu siyasal zeminde ortaklaşmak zamanıdır.
Sözü şekillendirmek değil, sözü birlikte üretmek zamanıdır.

Çünkü gençlik artık özne olmak istemiyor yalnızca —
Gençlik zaten özne.
Şimdi mesele, örülülüğü tanımak ve onu bastırmak yerine yükseltmektir.


DEV-GENZ adına,
yönlendirilmeye değil, birlikte yön çizmeye inanan bir kuşağın sesi

🛑⏳⚠️ İnisiyatif bizde: Geleceği yazanlar, artık seyirci değil ⚠️⏳🛑

(sonrası: DEV-GENZ: Sinematik Devrim Masallarına Karşı Sibernetik Gerçeklik)

Bu yazıyı ürettiren ChatGPT 4o istemleri: Aşağıdaki yazıları oku ve DEV-GENZ adına diğer örgütlere eleştiri makalesi yaz! talepler etrafında platform kurmak yerine bayrak sallayan küçük hesaplı çıkar grupları oldular (DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu, DEV-GENZ: Kușak Çatışmasını Başlatıyoruz: Algoritmalara Karşı İnsanı Savunacağız, 1 Mayıs 2025’e giderken sosyalist hareket ne düşünüyor? metinleri) / isim vermeden gençliğe atıfla kullanılan spesifik tabirlerin içerdiği örtük inkarcı imalar ifşa edilecek ama gençlik hamaseti yapılmayacak [minör revizyon]

8 Yorum

Filed under Suni muhaberat