Sus söyleme herşey ortada artık

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

⚖️🤹‍♂️🕊️ İtidal Telkini ⚖️🤹‍♂️🕊️

Bazı insanlar vardır; vaktiyle halkın sesi olmakla övünmüş, mazlumun yanında saf tutmuş gibi yapmış, kalemini bir direniş bayrağı gibi sallamışlardır. Çocukluklarında, gençliklerinde; işçi sınıfına, yoksul köylülere, adaletsizliğe karşı sözüm ona bir başkaldırı ateşiyle yanmış gibi görünürler. Hele ki fotoğraflara, demeçlere, eski defterlere bakılsa, bir ömrü “emekten”, “özgürlükten”, “eşitlikten” yana adamış izlenimi bırakırlar. Hatta öyle ki bir dönemler İsveç sokaklarında sürgünde yaşayıp da “sosyalizm” adına şarkılar yazdıkları anlatılır, gözyaşı dökülerek.

Fakat zaman geçer, maskeler düşer.

Bunca yıl “halk” için şarkılar bestelemiş, edebiyat kürsülerinde “yoksulların acısını” terennüm etmiş birinin, seksen yaşına geldiğinde, çıkıp “iç güzellik dışarı yansır” diye vaaz vermesi… Hatta işi daha da ileri götürüp, insanları bakışlarından, yüzlerinin “nurundan” ya da “kurt ifadesinden” güzel-çirkin diye sınıflandırması… Evet, işte burada, bir hayatın baştan aşağı koca bir sahne olduğunu anlamaya başlıyoruz.

Zülfü Livaneli… Sen, Berlin Duvarı’nın yıkılışında dökülen idealleri hâlâ bir gurur nişanı gibi taşırken, bugün dönüp insanların yüz hatlarından karakter yargılamaya girişiyorsun. Ne de güzel bir ilerleyiş! İsveç’teki sürgün günlerinde, “her insan güzeldir” diyen o bildirileri imzalarken, ileride “çirkin suratlılar”ı toplumdan ayıklamak ister gibi konuşacağını tahmin etmiş miydin? Şarkılarını, romanlarını dinlerken büyülenmiş kuşaklar, senin bir gün “bir bakışta kim kötü kim iyi anlaşılıyor” diyecek bir estetist ayrımcıya dönüşeceğini nereden bilebilirdi?

Hele ki zamanında, “Çirkin Kral” Yılmaz Güney’e yardım etmiş birinin şimdi güzellik kriteri koyması, trajik bir ironi değil de nedir?

Sen ki Madrid’de, Paris’te sosyalist kongrelerde “eşitlik kardeşlik” nutukları atarken; şimdi yüz çizgilerinden, ağız kaslarından, insanın değerini tartıyorsun. Hani eşitlik? Hani insanın görünüşüyle değil, mücadelesiyle, yüreğiyle ölçülmesi gerektiğini savunan o eski Zülfü Livaneli nereye kayboldu? Yaşlanınca mı unuttun yoksa gençliğinde sadece modaydı da, hiçbir zaman gerçekten inanmadın mı?

İşin en acıklı tarafı şu: Sen kendi suretine baktığında hâlâ bir “doğallık” görüyorsun. Saçını boyamadığın, botoks yaptırmadığın için kendini bir tür ahlaki üstünlükte sanıyorsun. Oysa mesele zaten sadece botoks değil; mesele yüzü gerdirirken insanın ruhunu da gerdirmesi. Gençliğinde her türlü zulme karşı çıktığını ilan eden birinin, sekseninde kendi suratını bir erdem timsali gibi sunması trajikomik. Kendince “pestisitsiz” yaşayıp kurtulduğunu zannediyorsun; oysa asıl zehir yıllar önce içine sinmiş: kibir ve ikiyüzlülük.

Adı halkla, adaletsizlikle anılmış bir adamın, yaşlılıkta gençleri yarışta rakip gören bir hırsla küçümsemesi, gençlikten beklenen değişimi aşağılaması… Bu ne yaman çelişkidir? Yıllarca ‘devrim’ diye dolaşıp, şimdi “Sen altın değilsin, sarraf ol” deme ukalalığı! Belki de gençlerin gözlerine bakınca sen, kendi geçip gitmiş iktidar düşlerini görüyorsun ve bu yüzden onları “çürümüş ciğer” misali tartıyorsun.

Ve evet, tam da bu yüzden artık hiçbir samimiyetin yok. Şiirlerle, şarkılarla ördüğün o yaldızlı geçmiş; şimdi kocaman bir sahte parıltı gibi dökülüyor üzerinden. Kendi kurduğun estetik diktatörlükte güzelliği ölçen bir cellat olmuşsun. Nur yüzlülükle çirkinlik arasında bir “üstün ırk” teorisi kuracak kadar ileri gitmişsin.

Zülfü Livaneli, sen artık halkın sanatçısı falan değilsin. Sen, yaşlanmış bir estetist ayrımcısın.
Ve en kötüsü: bunu gururla söylüyorsun.

Zülfü dökülmüş söze aman
Tipebakmak yakışmıș öze aman
Usandım bu görüntü faşizminden aman
Anatomi inkarcılarıyla geze geze

Olmuşsun bir yoz gayrı aman
Audrey Hepburn’ü çöz gayrı aman
Bir kalem bir tütsü aman aman
Hurafeni yaz gayrı

yy: Fİ

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Sus söyleme herşey ortada artık”

  1. Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: İtidal Telkini ⚖️🤹‍♂️🕊️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER