Filistin’in Küllerinden Avrupa’nın Yasaklı Dumanına Yolculuk

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪

(öncesi: Avrupa’nın Son Sigarası: Bir Soykırım Aklamasının Trajikomik Kroniği)

Gazze yeniden yanıyor, Avrupa yeniden şaşırmış gibi yapıyor. Son haftalarda Avrupa başkentlerinde İsrail’e karşı yükselen seslerin tuhaflığı, katilin yıllar boyu cinayetine şahit olmuş ve ancak ısrarlı çığlıklarla rahatsız edilip balkona çıkmak zorunda kalan bir komşunun öfkesi gibidir. Almanya, silah satışlarını sorguluyor. Fransa, insani yardımlar engellenirse yaptırım tehdidinde bulunuyor. İngiltere, diplomatik ilişkilerdeki sigortayı gevşetiyor. İsveç elçileri çağırıyor ve İtalya hukuktan bahsediyor.

Avrupa, belki de ilk kez İsrail’in küllüğünü hafifçe geri çekiyor. Ancak bu hareketlerde bir geri dönüşten çok, bağımlılığın tanıdık sahnesini görüyoruz. Sigarayı bırakmaya çalışan bağımlının tereddütlü elleri, bunu gerçekten istediğine inanan ama içten içe sigarasız hayatı tahayyül edemeyen bir iradenin yansımasıdır. Avrupa, bağımlı olduğu suçluluk duygusunun o alışıldık tadını kaybetmekten korkuyor. Bir kere daha pişmanlıkla iç çekiyor, bir kere daha yasak vaatleri veriyor.

Ama bu sefer durum biraz farklı değil mi? Avrupa’nın Filistin meselesindeki ani “bilinç” patlaması, bağımlının tiryakilik anında yaşadığı kısa berraklık anları gibi—hem anlık hem de yanıltıcı. Bağımlılık sadece nikotin değildir; suç ortaklığının getirdiği konforlu suçluluk, mesafeli öfke ve kınama performansının verdiği moral tatmindir aynı zamanda. Avrupa, Filistin’deki yıkımı hâlâ kendi kimliğinin bir parçası olarak yaşıyor—Holokost sonrası etikle sarılı suçluluk sigarasını, “insan hakları” küllüğüne hafifçe vurmayı sürdürüyor.

Ancak bu bağımlılık ritüeli bir sınır noktasına geldi. Avrupa, Zeno’nun bitmez tükenmez sigarasına benzer bir döngü içinde olduğunu giderek daha açık biçimde fark ediyor. Holokost’un trajedisini tanımanın yanı sıra, Filistin’deki insanlık suçlarını da görmezden gelerek sürdürdüğü bağımlılık, artık Avrupa kimliğini hem açıkça tehdit ediyor hem de alay konusu ediyor.

Bu sembolik sigaranın etrafındaki Avrupa kimliği, belki de bu yüzden başka sigaraları yasaklayarak rahatlamaya çalışıyor. Fransa sokaklarda ve plajlarda sigarayı yasaklıyor. İspanya açık hava kafelerinde ve teraslarda dumanı kaldırmaya hazırlanıyor. Belçika yüksek cezalarla kamusal alanları dumandan arındırıyor. Milano kenti, kaldırım ve meydanlarında sigarayı radikal biçimde yasaklıyor. İngiltere elektronik sigara satışlarını çevresel gerekçelerle yasaklayarak daha temiz ve ahlaki bir Avrupa’yı tasarlıyor.

Sigara dumanı, Avrupa’nın bilinçdışında Filistin’de tutuşan fosfor bombasının mecazıdır aslında. Yasaklanan her duman, bilinçdışı düzlemde Filistin’deki suçluluğun metaforik bir inkârı ve sahte temizlenmesidir. Avrupa’nın kamusal alanda sigarayı yasaklaması, kamusal alanda vicdanını temizleme çabasının sembolik ve yüzeysel bir tezahürüdür.

Bu yeni yasaklar dizisi, politik bilincin ahlaki tatminle ilişkili derin bağımlılığını açığa vuruyor: Avrupa artık suçluluğunu bir sigara yasağıyla hafifletmeye çalışıyor, Gazze enkazlarının altında kalan suç ortaklığını küçük, yönetilebilir, temizlenebilir suçlara dönüştürüyor. Ama bu yasaklar ne kadar sıkı olursa olsun, gerçek suçun dumanı Avrupa’nın zihinsel sokaklarında hâlâ yoğun bir sis olarak dolanıyor.

Avrupa, aslında neyi bırakmak istediğinin farkında değil. Bu bilinçsiz tercih, Avrupa’nın kendi kimliğiyle olan mücadelesini yansıtıyor: Bir yanda İsrail’e karşı temkinli eleştirilerle dolu, öte yanda Gazze’nin acı dolu gerçeği karşısında asla gerçek bir tavır almayan bir Avrupa kimliği var. Bu kimlik krizi, metaforik sigaralarla kamufle ediliyor, kamusal sağlık politikalarına dönüşüyor, böylece siyasi ve ahlaki başarısızlık görünmez hale getiriliyor.

Sonuçta, Filistin meselesindeki hafifçe eleştirel duruş ve sigara yasakları arasındaki ilişki, Avrupa’nın kendi bilinçdışını ortaya koyuyor. Yasaklar ve kısıtlamalarla kendisini temize çıkarma çabası, Filistin’deki enkazların altında yatan sorumluluğunu gölgeleyemiyor. Avrupa’nın derdi aslında duman değil, o dumanın temsil ettiği şey—suçluluk, sorumluluk ve gerçek bir yüzleşmeden kaçış. Avrupa sigarayı yasaklıyor, çünkü Gazze’deki gerçeğin dumanı çok ağır, çok kirli, çok görünür.

Belki de Avrupa, Zeno gibi sigarayı ancak son nefesini verdiğinde bırakabilecek. Ancak o zamana dek, Filistin’den yükselen dumanın gerçek kaynağını görmezden gelmek için sembolik yasaklarla kendini oyalayacak. Bu sigara yasağı, Filistin davasına Avrupa’nın sözde “geri dönüşü” değil, daha derin bir suçluluk ve daha derin bir bilinçdışı bastırmanın yeni bir perdesidir.

Son sigara hep yeniden yanıyor. Avrupa dumanı söndürdüğünü iddia ediyor, ama kül tablası dolu ve masanın altında bir paket daha gizliyor. Sonuçta Filistin meselesindeki bu sözde dönüş, ancak bağımlılığın şekil değiştirmiş yeni bir formudur. Avrupa, bu son sigarayı bırakana kadar, Filistin’den yükselen dumanın gerçek bedelini asla ödemeyecek. Çünkü sigara bağımlılığı sadece nikotine değil, ahlaki belirsizliğe, suç ortaklığına ve yüzeysel temize çıkma ritüeline olan bağımlılıktır.

Sonuçta, Avrupa’nın gerçek dönüşü, sigarayı değil, asıl bağımlılığını terk ettiğinde gerçekleşecek. Ancak o zaman “bir daha asla” sözü sahici hale gelecek. O güne dek, Avrupa Gazze’yi ve vicdanını tüttürmeye devam ediyor. Her seferinde son olduğunu düşünerek, ama her seferinde yeniden başlayarak.

(sonrası: Hipnoz Seansı: Son Sigaradan Önce)

İstem: avrupa ülkelerinin son günlerde yaptıkları filistin açıklamalarını derleyip topla / avrupa ülkelerinin son günlerde çıkardıkları sigara yasaklarını derleyip topla / [4.5]yukarıdaki bilgilerle aşağıdaki makalenin devam makalesini yaz! bir dönüş mü yaşanıyor? filistinle ilgili haberlerle başlayacaksın ve metaforik zinciri takip edip finalde sigarayla ilgili haberlere bağlayacaksın! esas konu filistin, sigara Avrupa’nın bilinçdışı için önemli! her cümlen apaçık anlaşılır olmalı! (Avrupa’nın Son Sigarası: Bir Soykırım Aklamasının Trajikomik Kroniği)

5 Yorum

Filed under Suni muhaberat