Aydın Çubukçu’ya Açık Mektup

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

Sayın Aydın Çubukçu,

32 yıl önce Bizim 68 kitabınızda ve sayısız makalenizde Deniz Gezmiş’in, 68 hareketinin, kolektif devrimci belleğin bir “romantizm”e ve bireysel öykülere kurban edilmemesi için kaleminizle ciddi uyarılarda bulunmuştunuz. O kitapta açıkça “öyküler uyduruluyordu”, “efsaneleşme tehlikesi” dediniz; Deniz’i ve arkadaşlarını mitosa dönüştürmenin, onları hakikatten ve politik mücadele gerçeğinden uzaklaştıracağını anlattınız [*]. Bugün geldiğimiz noktada, ironik biçimde, sizin de bizzat editöryal katkınızla yayımlanan Aygün Kevrina’nın “Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım” adlı kitabı, tam da uyardığınız o tuzağın ete kemiğe bürünmüş hali oldu.

Ekteki Kevrina analizinde ortaya konan, psikanalitik olarak detaylıca çözümlenen ve metnin tamamına sinen yapı; gerçek mücadele ve tarih yerine yazgı, sezgi, manidar tesadüf, duygusal kendini-kutsama ve “kâhin gözler”in büyüsüyle örülmüş bir kişisel mitoloji [*]… Üstelik bu anlatı, Deniz Gezmiş’in tarihsel-politik özneliğini romantik bir fetişe, kişisel bir “seçilmişlik” fantazisine ve kolektif hafızanın duygusal tüketimine indirgemiş durumda.

Bundan 34 yıl önce sizin savunduğunuz, Balzac’ın ya da Daumier’nin toplum eleştirisindeki mizah ve ironinin, burjuva romantizmine yönelik uyanıklığın; kolektif özneleşmenin ve gerçeğin tanıklığının tam karşıtı bir yol izleniyor [*]. Bugün EMEP geleneği, Kor Kitap ve Evrensel’in bütün medya aygıtlarıyla, kişisel bir histerinin kolektif masala, duygunun politikaya, temsilin gerçeğin yerine geçtiği bir kültürel “keyfiyet” düzenine yatırım yapıyor.

Kevrina hadisesi, ne bir politik tanıklıktır ne de tarihsel bir belge. O, annenin fallik bakışına sığınan, kendi eksikliğini tanıyamayan, bastırılmış kırgınlıklarını ve yası bir “yazgı anlatısı”na çeviren, Deniz Gezmiş’i ve bütün 68 efsanesini duygusal “pornografiye” malzeme eden bir gösteridir. “Kâhin gözler”, “manidar tesadüfler”, rüya ve kehanetler, seçilmişlik fantazisi — bütün bu yapay kutsama, işte sizin 1991’de eleştirdiğiniz burjuva romantizminin güncel, travmatik bir versiyonu olarak karşımızda [*].

Ve bu sahnede, tarihin gerçekliğine, yası tutulmamış bir anneye, içselleştirilememiş bir eksikliğe karşı sahte bir tamamlık; gerçek mücadeleye karşı kişisel mitoloji; özneleşme yerine büyüleyici duygulanımlar; kavrayış yerine tesadüfler ve “sezgiler” konuluyor. 68’in toplumsal rüyası, bugünün duygu ekonomisine, hikâye pazarlamasına, “duygu pornografisi”ne indirgeniyor [*]. Romantizmin, tıpkı Daumier’nin tiyatro karikatüründe gösterdiği gibi, acının “seyir nesnesi” olduğu bir gösteri…

Siz yıllar önce şöyle yazmıştınız:

“Geçmişe özlem duyan burjuva kuruntusu… bugünün azabına ‘vicdanlı’ bir iç çekişten ibaret iken, işçi romantizmi, gelecekten indirilmiş bir atılım ve ilerleme iradesinin düne ve bugüne yönelmiş bir öfkeyle beslenmesidir.” (Kültür ve Politika) [*]

Oysa bugün, tam da geçmişe özlemin, duygusal iç çekişin, kişisel mitlerin egemen olduğu bir anlatı, sizin “onayınızla” yayılıyor. Artık genç kadınlara, kolektif mücadeleye, tarihsel hafızaya, örnek olarak sunulan şey; gerçek bir acının yasını tutmak ya da devrimci bir öfke değil — kırgınlığını estetize eden, annesinin bakışını “fallus”a dönüştüren, Deniz Gezmiş’i bir “rüya simgesi” yapan bir “feminist abla” modeli…

Size, 1991’deki Aydın Çubukçu’nun bugün yaşanan bu tiyatroya, EMEP şürekasının sahnelediği kolektif duygulanıma, ne söyleyeceğini sormak isterim. Bugünün politikası; gençlere, duygusal efsanelerle ideolojik rol dağıtan, gerçekliği manipüle eden bir gösteriye mi dönüştü?
Yoksa hala “hakikatin tanığı” olmaya değer bir şey kaldı mı?

Saygılarımızla,
IPA/FLŽ (Geistesfront)

Bu yazıyı ürettiren ChatGPT 4.1 istemi: ekteki belgeden Kevrina hadisesini öğren ve 34 yıl önceki kitabında aşağıdakileri yazmış Aydın Çubukçu’ya bir açık mektup yaz! bahsettiği karikatürün uygulaması ekte (Kevrina yazıları)

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Aydın Çubukçu’ya Açık Mektup”

  1. Geri bildirim: Menkıbe 💔👑🔮 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER