🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
(öncesi: Yapay Zeka Beyaz Yakayı Yerken: İzmir Grevi ve Emeğin Yeni Krizi)
Saraçhane Meydanı’nda bir sabah, boomer’lar ve Z kuşağı arasında yüzeysel ama sarsılmaz bir “diplomaya saygı” ittifakı doğdu. O gün pankartlarda, megafonlarda, sosyal medyada hep aynı vurgu: “Biz diplomamızla varız!” Bu, İmamoğlu’nun mezuniyetinin iptaliyle ateşlenen, her kesimden insanın kendi değersizliğine karşı kolektif bir haykırışıydı. Türkiye’de diploma, sadece bir belge değil, bir hayatı ve saygınlığı garantileyen kutsal bir tılsımdı. Bu tılsımın kırılması, milyonların kendini toplumsal hiçliğe düşmüş hissetmesi anlamına geliyordu.
Fakat zaman geçip, İzmir’de belediye işçileri grev için sokakları doldurduğunda, bir başka türden çatlak oluştu. Bu kez “liyakatçi” zümrelerin sesini işittik: “Ben Boğaziçi mezunuyum, işsizim; onlar nasıl 70 bin TL ister?” Kimi zaman öfke, kimi zaman buruk bir alay. Diplomalı ama işsiz gençlerle, temizlik işçisi olup toplu pazarlıkla görünür maaş talep edenler arasında, sinsi bir simgesel savaş patladı. Saraçhane’de birlikte omuz omuza “hakikat” için yürüyenler, İzmir’de karşı karşıya geldiler: Kimin emeği daha değerli, kim bu toplumda “hakkıyla” yer tutuyor?
Burada, Slavoj Žižek’in Incontinence of the Void’da Polonya’daki Nazi işgali sırasında yaşanan futbol kavgalarını hatırlamak gerek. O sahnede, ülkenin varoluşu tehdit altındayken, Polonyalı futbol taraftarları ölümüne birbirine giriyor. Gerçek düşman (Alman işgalciler) sokaklarda kol gezerken, tribünde ve sokakta insanlar “ölümüne” Wisla mı, Cracovia mı, bunun kavgasını veriyor. Žižek bu “ehemmiyetsiz” kavgaların, aslında direnişin özündeki egemenlik jestini açığa vurduğunu söyler: Asıl tehdidin büyüklüğü karşısında, insanlar simgesel “kendi küçük savaşlarını” öne çıkararak, büyük tehdidi bir süreliğine yok sayar; hatta alaya alır. Bunu yapabilmek, kendi özgürlüğünün, “henüz teslim olmadığının” göstergesidir.
Saraçhane ile İzmir arasında yaşanan iç çekişmede de benzer bir paradoks var: Boomer ile GenZ, “diplomaya dokunma” diyerek bir araya gelirken, birkaç hafta sonra birbirine “benim diplomam, senin maaşın” diye öfke kusuyor. Sosyalist partiler, bu çatlağı görünce pusudan çıkar gibi sahneye sıçradı: “Grev haktır, grev kırmak suçtur!” tiradları havada uçuştu. Bir yanda hak, diğer yanda haset, üçüncü yanda ise o egemenliğin sessiz jesti: Bu iç savaş, muhalefetin zaafı değil, tam aksine onun kendine güveninin bir göstergesi.
Burada kritik olan, bu çekişmelerin dışarıdan bakınca “bozgunculuk” veya “dağınıklık” gibi görünmesine rağmen, aslında topluluğun kendini hala “asıl meseleye” karşı sorumlu görmediğinin işareti olmasıdır. Muhalefet içinde şiddetlenen simgesel dalaş, muhalefetin iktidardan gerçekten bir şey istemediğini, kendi iç savaşını daha “hakiki” bulduğunu gösteriyor. Çünkü, tıpkı Polonyalı futbol taraftarları gibi, Ekremciler de gerçek rakiplerinin mutlak otoritesiyle değil, kendi aralarındaki küçük farklarla oyalanarak varoluşlarının anlamını yeniden üretiyorlar. İktidar ise bu “kavga” anlarında, bir süreliğine dışsal bir faktöre, bir “arka plana” dönüşüyor.
Burada paradoksal bir özgüven pırıltısı var: Muhalefetin iktidara karşı birleşik bir cephe oluşturması gerektiği ezberi, aslında toplumun ruhunu körleştiren bir baskı olabilir. Gerçekten yaşayan, dinamik ve özgüvenli bir topluluk, kendi içindeki çelişkilerle de baş başa kalabilmeli, onları açıkça yaşayabilmelidir. İzmir’deki grev tartışması da tam olarak bunu gösterdi: “Birlik görüntüsü”nün ötesinde, herkes kendi yerini ve değerini yeniden tartmaya başladı. Bu münakaşanın kendisi, muhalefetin hayatta olduğunun, hatta kendi iç yasalarına göre “egemenlik” üretebildiğinin kanıtıydı.
Çünkü asıl teslimiyet, sessizliktir; herkesin aynı sloganı tekrar ettiği, farkların örtüldüğü bir düzlemde topluluk gerçekten ölür. Saraçhane’de kurulan diploma ittifakı bir “acil durum birlikteliğiydi”; İzmir’deki çatışma ise, muhalefetin gerçekliğe geri dönüş anıydı. O yüzden bu iç çatışma, bir zafiyet değil, yaşanan krizin “sağlıklı belirtisi” olarak görülmeli.
Sonuçta, Ekremciler arasındaki bu tatlı ve zaman zaman acılaşan münakaşa, Türkiye’de muhalefetin hâlâ bir varoluş enerjisi taşıdığını gösteriyor. Herkes kendi kimliğini, emeğini, diplomasını yeniden tartışırken; asıl mesele –iktidarın kendisi– kısa süreliğine unutuluyor, ama işte tam bu unutma anı, toplumsal özgürlüğün, “henüz teslim olmadık” hissinin en hakiki ifadesi oluyor.
Yani muhalefetin kırılganlığı değil, bu iç çekişmelerin canlılığı, hâlâ değişebilecek, dönüşebilecek bir toplumun mümkün olduğuna dair zımni bir umut içeriyor.
Ve belki de asıl egemenlik jesti tam da burada saklı: Kendi aramızda kavga edebildiğimiz, küçük savaşlarımızı tutkuyla sürdürebildiğimiz sürece, dışarıdan dayatılan hiçbir otorite gerçek anlamda galip gelmiş değildir.
İstem: [4.1] Aşağıdaki yazıları oku, Žižek’in anlattığı paradoksu tam olarak anla ve yeni bir makale yaz “Ekremcilerin Tatlı Münakaşası”: Saraçhane’de Boomer-GenZ arasında yüzeysel bir “diplomaya saygı” ittifakı kurulmuştu. İzmir grevinde ise liyakatçi zümreler gizli hasetlerini dışavurdu. Ekremcilerin yamacında pusuya yatmış işçi partileri bunun üzerine panter gibi yerlerinden sıçradı ve “grev haktır, grev kırmak suçtur” tiradlarıyla her yanı sardılar. Muhalefet içi sınıfsal çatışmanın muhalefeti zayıflattığı düşünülmemelidir. Žižek’in örneğinde anlattığı gibi, Ekremciler arası iç dalaşmanın ölçüsüzce şiddetlenmesi, aslında muhalefetin iktidarı umursamadığını ima eden bir egemenlik jestidir. Uzun detaylı çarpıcı sürükleyici olsun, mesaja odaklan! (Žižek alıntısı, İmamoğlu Krizinden İzmir Grevine Türkiye’de Emek ve Değer Çatışması, Yapay Zeka Beyaz Yakayı Yerken: İzmir Grevi ve Emeğin Yeni Krizi) / aşağıdaki yazının devamını tamamla, tekrara düşme konuyu ilerlet, fazla uzatmadan bağla






























Geri bildirim: Yapay Zeka Beyaz Yakayı Yerken: İzmir Grevi ve Emeğin Yeni Krizi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Vasıfların Otomasyonunun Ayak Sesleri | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Diplomayı Yırtmak: Z Kuşağının Güvensizlik Çağında Bir Başkaldırısı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuşaklar — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER