🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪
Güzelbahçe’de yaşayan dikiş ustası Yaren Dede, halk arasında hem maharetli hem de maneviyatı derin bir kişi olarak bilinirmiş. Yaren Dede, ömrü boyunca yalnızca bembeyaz kumaşlara varyasyonlarla kendini tekrar eden karmaşık desenler işler, gri ya da başka renkte hiçbir kumaşı eline almazmış. “Beyaz sadeliğin, desenler ilginçliğin tecessümüdür” dermiş. Yaptığı gömlekler, çarşaflar, kefenler herkesin dilindeymiş. Ancak yıllar yılı, ne kadar davet edilirse edilsin, Yaren Dede hiçbir zaman cuma namazı için camiye uğramazmış.
Cemaat bu duruma anlam veremez, imam ise içten içe içerlenirmiş. Sonunda cami imamı sabredemez, Yaren Dede’ye haber yollar:
— Yaren Dede, neden cemaate gelmiyorsun? Herkes seni bekliyor.
Yaren Dede ise sükûnetle cevap verir:
— Evladım, benim sözüm var. Cuma namazlarımı yalnızca Kabe’de kılacağıma dair bir ahdim var. Eğer burada, camide kılarsam bu dünyadaki son nefesimi verir, emaneti teslim ederim.
Haberci köy meydanında bu cevabı iletir. Kimi inanır, kimi şüpheyle bakar.
İmam, Yaren Dede’nin “Kabe’de kılmazsam ölürüm” sözünü duyar duymaz içine kuşku düşer. Kendi kendine, “Bu mümkün mü? Yoksa bu işte bir iş mi var?” diye düşünür. Nihayet bir cuma günü kararını verir, köyün jandarmalarına haber yollar, Yaren Dede’yi camiye getirmelerini ister.
Jandarmalar, sabahın erken saatinde Yaren Dede’nin kapısını çalar. O an, görünmez ama kudretli Zelifar adlı bir cin, Yaren Dede’nin evini çevreler. Kapı ne kadar zorlansa da bir türlü açılmaz, jandarmalar şaşkınlık içinde pes eder. O cuma günü Yaren Dede camiye gidemez, imam bir türlü anlam veremez.
Ertesi hafta, imam bu kez kararlıdır. Daha fazla jandarma gönderir, bu defa köylüler de yardım eder. Yaren Dede hazırlanır gibi olur, fakat köy yolunda karşılarına Habbab adlı bir cin çıkar. Kimsenin görmediği bu varlık, yolları köklerinden çıkan ağaçlarla, uçuşan toprakla kapatır. Herkes bir an fırtına çıktığını sanır, yollar kapanır, Yaren Dede yine camiye gidemez.
İmam, artık işin peşini bırakmaz. Üçüncü cuma, “caymak yok, bu defa ne olursa olsun geleceksin” diyerek hem jandarmaları hem köylüleri toplar, dualar okunur, eller havaya açılır. Zelifar ve Habbab’ın bütün engelleri bu sefer bir bir aşılır, Yaren Dede koluna girilerek camiye getirilir.
Yaren Dede ise usulca abdestini alır, beyaz kumaşlarındaki zarif işlemeleri bir kenara bırakır, karalar bağlar, saf tutar, huşu içinde namaza durur. Namaz boyunca yüzünden bir nur yayılır. Secdeye varır, ammavelakin bir daha da başını kaldırmaz.
Cemaat şaşkınlık içinde bakarken, Yaren Dede aniden bembeyaz bir çarşafa sarınır; sanki mezardan yeni çıkmış bir hayalet gibi belirir. Camidekiler feryat figan ağlamaya, ağıtlar yakmaya başlarlar:
— Ey Yaren Dede! Sen ermiş miydin, veli miydin, derviş miydin, deli miydin?
Ama kimse dokunamaz, göz delikleri parlayan bembeyaz çarşafın altından Yaren Dede’nin sesi duyulur:
— Ahdi bozan, canından olur!
Ve herkesin gözü önünde, Yaren Dede secdede beşe kadar sayar:
— Bir… İki… Üç… Dört… Beş!
Ardından birdenbire apak topak olup göğe doğru yükselmeye başlar, caminin pencerelerinden içeri dolan boğucu bir ışık huzmesiyle birlikte Yaren Dede uçarcasına Kabe’ye doğru süzülür. Geriye sadece mor bir tespih ve kokusu kalır.
O günden sonra, Güzelbahçe’de ağıtlar dilden dile dolaşır, köylüler aralarında şöyle söyler olmuş:
— Yaren Dede, secdede Kabe’ye uçtu; dua edenin kalbinden geçeni bilir, niyet edenin yoluna nur olur.
Bugün hâlâ Yaren Dede’nin türbesine gelenler, mum yakar, bir dilek diler, adak adar. Geceleri beyaz kırpıntıların türbe üzerinde süzüldüğünü görenler, tekrarlı desenlere riayet eden dualarının kabul olacağına inanır.






























Geri bildirim: Raumdeutung 🌀🎭💢 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Haymatlos | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER