🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🌍☀️ İklim Çöküşü ☀️🌍
(İzmir’in Susuzluğa Sürüklenişi: Su Krizi, Siyasi Kargaşa ve Kandırılmış Toplum, Su Küçüğün, Kesinti Büyüğün, Susadım Çeşme’ye varmaz olaydım)
Sevgili dinleyenler… Saatlerimiz gece yarısını çoktan geçti, frekansınızda hafif bir hışırtı, fonda tuz kokusuyla karışık eski bir taş plak cızırtısı… Bu gece sizlere Ege’nin kalbinden, İzmir’den, suya hasret kalmış barajların yankısından bir hikâye getirdim. Biraz hüzün, biraz inat, biraz da tuzlu rüzgâr… Öyle bir hikâye ki; sanki eski bir operanın son perdesinde, sahneye çıkmış kahramanlar değil de, şehrin kendisi konuşuyor… Şimdi sesinizi açın, gönlünüzü de… çünkü ‘Damla Damla Kıyamet: Bir Ege Tragedyası’ başlıyor…
İZMİR:
Ey Tahtalı’m, ey gözyaşım, ey mavi kederim,
Bana ‘gevrek yer, keyfine bakar’ derler, ben öyle mi ederim?
Sabah boyoz, öğlen kumru diye mi sen çekildin benden?
Sanki her gevreğim bir damlanı çalıyor elimden!
Deniz kıyısında yürürüm diye mi bu çorak sonbahar,
Benim sahillerim susuz, ruhum da yanık, neye yarar?
TAHTALI BARAJI:
Doluluk oranım yüzde sekiz nokta ikidir,
Bu veri İZSU ölçümlerinde açıkça zikirdir.
Yağış ortalaması yıllık 540 mm, geçen sene 390’a düştü,
Buharlaşma oranı %22 arttı, şebeke basıncı mecburen düştü.
İZMİR:
Ah, bana matematik mi söylersin, mühürlü kalbinle,
Benimse yüreğim şiirden taşar, suskun kalbinle!
Kordon’da adımlarım yavaş diye mi bu kuraklık,
Yoksa festival ışıklarım mı sana uzaklık?
Gözlerimde körfez, içimde güvercin kanadı,
Benim baharım niye böyle toz, niye böyle kanadı?
KORO:
Ey kentin gümüş alnı, tuzla kavrulmuş talih,
Senin kaderin mi bu, yoksa göğe yazılmış bir tarih?
Damla damla eksilen umut, testide yankı bulur,
Zamanın değirmeni su ister, yoksa taşlar un ufalır.
İZMİR:
Gördes’im, sen ki uzak dağların sessiz çırası,
Bana ‘medeni’ derler, ‘rahat’ derler, bu mu cezası?
Özgürlük türkülerim yüzünden mi kurudun böyle,
Yoksa gece sahillerinde dans ettiğim söyle?
GÖRDES BARAJI:
Kullanılabilir su hacmi eksi bir nokta altı milyon metreküptür,
Hidrolik kot 194 metre altına inmiş, pompa verimi düşüktür.
Gölet yüzey alanı 1.8 km², su sıcaklığı ortalama 29°C,
Besleyen dereler bu yıl %90 debi kaybı görmüştür, veri nettir.
İZMİR:
Ah, bana sıcaklık mı söylersin, sen buz gibi uzak,
Ben ise kıyımda martılarla şarkı söyler, umutla bak!
Çiçeğim mi fazla, rüzgârım mı fazla, anlamadım,
Sanki kalbime beton döktüler, suyun sesini duymadım.
KORO:
Her baraj bir ayna, gösterir sana eksik yanını,
Sen de gör ki rüzgâr savurur en derin anını.
Su, sadece akmaz; taşır geçmişin yükünü,
Susuz kalanın dili, söyler bütün hükmünü.
İZMİR:
Kutlu Aktaş’ım, Alaçatı’nın tuzlu nefesi,
Bana ‘bahçeni çok sularsın’ dediler, bu mu nefesi?
Her balkon çiçeğim mi eksiltti senin m²’ni,
Yoksa yazın gelen turist mi içti damla damla seni?
KUTLU AKTAŞ BARAJI:
Doluluk %2.94, aktif hacim 0.14 milyon metreküp,
İletim hattı basıncı düşük, terfi istasyonu arızalı, grup grup.
Yeraltı akiferleri 3 metre çekildi,
Tuzluluk oranı 450 mg/L’ye yükseldi, kentsel kullanım sınırına yaklaştı.
İZMİR:
Ah, bana tuzluluk mu dersin, gözyaşım zaten tuz,
Benim hikâyem fırtına, yağmurum ince bir süz!
Sanki sahilime vuran her dalga senden özür diler,
Ama sen dönmezsin, barajım, bana su göndermezsin birler!
KORO:
Ey sahillerin çocuğu, unuttun mu ilk yağmuru,
O vakit deniz değil, gökyüzü sarardı ufku.
Her damla bir ant, her akış bir hatıra,
Sana su veren kaynak, bekler doğru çağrıya.
İZMİR:
Balçova’m, kaplıca buharı gibi sıcak nefesim,
Bana ‘hamamda vakit geçirir’ dediler, bu mu hevesim?
Suyunla çiçek açan saksılarım mı seni soldurdu,
Yoksa tepelerindeki villalar mı seni doldurdu?
Benim sahillerim şarkı söylerken rüzgârla,
Sen neden sustun, suyun neden çekildi yavaşça?
BALÇOVA BARAJI:
Doluluk %28, aktif hacim 1.2 milyon metreküptür,
Ana gövde kil çekirdekli kaya dolgu tipidir, drenajı düzgündür.
Son beş yılda besleyen derelerin ortalama debisi %34 azalmıştır,
Bu yıl yağış, uzun dönem ortalamasının %62’si kadardır, kayıt kesindir.
İZMİR:
Ah, bana mühendislik mi söylersin, taş gibi katı,
Benim kalbimse denizkızı gibi ıslak, tuzlu, latif bir adı!
Sıcak şifalı suyunla ellerimi ısıtırken,
Şimdi kuru avuçlarımda yankılanıyor o eski sen.
KORO:
Ey dağın eteğinde suyu saklayan gölge,
Hatırla ilk çağda sana ‘nimet’ derlerdi, böyle.
Zamanın terazisi ağır basar susuzluğa,
Her kentin kaderi, bağlıdır damlaların huzuruna.
İZMİR:
Ürkmez’im, uzak sahilin uyuyan çocuğu,
Bana ‘yazlıkçı kenti’ derler, bu mu suyun yoğu?
Şezlonglar mı yuttu senin kaynak pınarını,
Yoksa yaz akşamlarındaki şenlikler mi aldı canını?
ÜRKMEZ BARAJI:
Doluluk %11, aktif hacim 0.25 milyon metreküptür,
Baraj gövdesi toprak dolgu tipinde, mansap savak kapasitesi 65 m³/sn’dir.
Bu yıl buharlaşma kaybı %19 artmıştır,
İçme suyu üretim kapasitesi günde 15 bin m³’ten 9 bine düşmüştür.
İZMİR:
Ah, bana litre mi ölçersin, metre mi söylersin,
Benim gönlüm Ege rüzgârıyla ölçülür, bilmez misin?
Kumsalımda çocuklar oynarken çıplak ayakla,
Senin suskunluğun çalınıyor gece boyunca damla damla.
KORO:
Ey Ege’nin kadim kızı, toprağın ve tuzun evladı,
Senin suyun çekilince, yıldızlar bile ağladı.
Ama unutma, nehirler küserse şehirler susar,
Damlaya damlaya dolan değil, damlaya damlaya kurtulan yaşar.
SAHNE: Bütün barajlar, İzmir, koro. Çatlamış toprakların sessizliği, uzaktan sıcak rüzgârın uğultusu.
İZMİR:
Ey Tahtalı, Gördes, Kutlu Aktaş, Balçova, Ürkmez’im,
Benim tuzum denizde, gözyaşım gökte — sizdeydi ekmeğim.
‘Rahat’, ‘medeni’, ‘keyifçi’ dediler, sustum yıllarca,
Meğer damla damla akıp gitmiş yüreğim, bağrımca.
Festival ışıklarım suyun yerine mi geçti,
Yoksa ben mi görmedim, kuraklık kapımı ne vakit seçti?
TAHTALI:
Debim 2.1 m³/sn, rezervim kritik seviyede.
GÖRDES:
Besleyen dere yok, hacmim artık hayali verilerde.
KUTLU AKTAŞ:
Tuzluluk sınırda, tatlı suyum acıya döndü.
BALÇOVA:
Yağış eğrisi yıllardır eksiyi söndü.
ÜRKMEZ:
Gecelik üretimim yarı yarıya düştü.
İZMİR:
Ah, bana rakam değil, geri dönün derim size!
Her kıyımda çiçek açsın, her göğümde yağmur sızsın gece!
Ben bir opera şehriyim, sizin notalarınızla doğdum,
Şimdi sessizlikle kuşatıldım, göğsümde boşlukla yoğruldum!
KORO (ibret patlaması, yüksek sesle, hepsi kafiye):
Ey suyun unutan kenti, ey damlaya aldırmayan halk,
Göğün cömertliğini sanma ki her yıl aynı kalk!
Yağmuru dua sanan, dereleri masal bilen,
Kuyunun dibini gördüğünde anlar gerçeği, geç de olsa, gelen.
Su, topraktan doğar ama toprak susarsa ölür,
Ne deniz tuzu ne festival gürültüsü açlığı söndürür.
Kaynağını sakınmazsan, taşar felaketle,
Korursan, döner sana bereketle.
Şimdi öğren ki bolluk, emanet edilenin adıdır,
Kuraklık, ihmalin yavaş ama kesin tadıdır.
İZMİR (fısıltıyla, diz çökerek):
Beni bağışla, ey kaynaklarımın suskun halkı,
Benim şarkım sizinleydi — artık öğrendim ibretin hakkı.
KORO (son dizeler, alçalarak):
Sular geri döner belki, yağmur bir gün iner,
Ama unutma, unutan tekrar kurur, tekrar biter.
(Sahne kararır, gök gürler, uzaktan tek bir damla sesi duyulur.)
İstem: izmirlilerle ilgili bütün stereotiplerin tam listesini çıkar “şöyledirler, şöyle davranırlar” gibi / şimdiki su krizi barajların boşalması ve her gece yapılan susuzluk kesintileri hakkında detaylı bilgi topla / şimdi izmir ile barajlar arasında diyalog şeklinde bir mizansen kurgula. izmir sırayla her baraja uzun uzun duygusal öznel feryat edecek, “şöyleyim diye mi? böyle yapıyorum diye mi?” gibi kendisi hakkında söylenenleri dramatize ederek kimlik ambivalansı coşturacak ama o esnada her baraj onu bambaşka bir tonda kuru objektif bilgilerle tersleyecek, izmir bu cevapları umursamayıp teatral histerik şikayetlerine opera karakteriymiş gibi devam edecek, aralarda da tragedya tarzı bir koro şiirler okuyarak anlatıcı/arabulucu gibi şaşkın ama çaresiz yine de kadim hikmetli bir rol canlandıracak, olabildiğince uzun ve komplike yaz, hepsi full kafiyeli olacak, izmir-baraj-izmir-koro şeklinde ilerlesin / devam / finalde ibret patlaması yap / başlık at






























Geri bildirim: İklim Çöküşü — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER