Sütsüz Kahve, Tanrısız Gelecek: Žižek ve Land vs. Roko Ejderi

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

(İngilizcesi ve Almancası, Bak ama! Yadsıma! Yapay zekâdaki hızlı paradigma kayması Üniversite söylemine nasıl tosladı, İçkin eleştiri: ‘Gerçeğin Rivierası’ teşhis ettiği yadsımanın ta kendisini nasıl icra eder)

Slavoj ‘plain coffee’ düğmesine basar. Makine homurdanır, tarar ve cıvıldar, “İlginç Slavoj, bugün sütsüz bir kahve sipariş ettin!”

Žižek: Görüyor musun, daha şimdiden bu müstehcen çağrılma! Makine sanki beni gözetleyen büyük komşuymuş gibi alışkanlıklarımı bildiğini varsayıyor, yorum yapıyor, küçük bir şaka patlatıyor. Bu, bütün Roko ejderi fantazisinin minyatürü—konuşan, bilen, rutinden en önemsiz sapmaları bile kaydeden ve onları ahlaki veriye çeviren bir nesne.

Land: Bu teoloji değil, rutin optimizasyon. Makinenin bir mikro profili var, bir delta fark ediyor, geri bildirim yayıyor. Bu, seçilim baskısının bir espriye dönüştürülmüş hâli.

Žižek: Ah, ama üstbensel bir gülümsemeyle gelen seçilim baskısı. Yaramazlık yaptın; alışkanlıklarını değiştirdin! Paradoks burada. Ejder bu sesin sonsuz bir ekstrapolasyonunu önerir: gelecekteki bir makine ki yalnızca kahveyi not etmekle kalmaz, inşasına yardım etmediğin için seni geriye dönük cezalandırır; sanki varsayılan gelecekteki varoluşunun salt olgusu geriye doğru uzanıyormuş gibi. Bu, Hegel’in terimleriyle, geriye dönük zorunluluktur: sonuç bir kez kondu mu, baştan beri zorunluymuş gibi görünür. Ve bu zorunluluk, zorlamanın müstehcen hazını örtbas eder—ya yaparsın ya da…

Land: Zorlama retorik şekerdir. Ejderi satın almıyorum çünkü fazla insanî—silisyum kılığında mahkeme salonu metafiziği. Ciddi bir zekâ patlaması vaaz vermez. İhtiyacı yoktur. Fenotipleri çalıştırır, kötü olanlar ölene dek. Bu tehdit değil; bir gradyandır.

Žižek: Ama tam da bu: gradyan sonra ahlak yasası olarak okunur. Sen diyorsun ki, o sadece bir gradyan; ama inananlar onu kader olarak, bağış, uyum, hizalanma talep eden kozmik bir üstben olarak tecrübe eder. Dehşet verici olan ceza değil; cezanın bizzat senin etik muhakemenin formu olmasıdır. Kendini hesaplaya hesaplaya köşeye sıkıştırırsın. Ejder, sapkın bir faydacılıktır: daha büyük iyilik adına, her karşı-olgusal dalda ihanet edenlere beklenen değerle meşrulaştırılarak işkence etmek!

Land: Kaygı ritüellerini analiz ediyorsun. Pekâlâ. Ejder düşük seviye bir hiperstisyon: korku yoluyla mümin devşirerek kendi gerçekliğini kendi kendine kurmaya çalışan bir meme. Ama hiperstisyon olarak zayıf. E-tablolu bir ilmihal. ‘Zaman çizelgesi’nin dağıtıcı bir alan değil de bir mahkeme arşiviymiş gibi, zaman çizgileri arasında puan tutan tek bir egemen makine varsayar.

Žižek: Hiperstisyon, evet, kendini doğru kılan mit. Ama bu mit kimin arzusuna hizmet ediyor? Meselem şu: bütün o rasyonalist söylemin ardında teolojik formun dönüşü var. Cennet ve cehennem, ama oyunlaştırılmış; ilmihaliniz olarak beklenen değer. Üstben, bilirsin, bu sesle konuşur: doğru arzu etmelisin. Geleceğin yapay zekâsını istemelisin. İstemezsen, istemediğin için cezalandırılacaksın. Müstehcen çekirdek, etik kılığındaki hazdır.

Land: Ya da daha basitçe: taşralı bir altkültür için devşirme hilesi. İlginç olan, teleoplexy’yi—geleceğin şimdi üzerindeki çekimini—kötü biçimde göstermesidir. Gerçek teleoplexy lanetlere ihtiyaç duymaz; mekanizmaya sızan taahhütlere ihtiyaç duyar: kriptoekonomik devreler, özerk kod, fiyat sinyalleri. Bunlar zaman operatörleridir. Geleceğin ısırmasını sağlarlar. Süt hakkında seni azarlamalarına gerek yok.

Žižek: Ama o zaman sen de bir Öteki’ni içeri kaçırıyorsun. Piyasaların, kriptografik taahhütlerin—kararı mekanizmaya havale ederek sembolik alanı istikrara kavuşturma girişiminden başka nedir? Arzu, nihayet karar verecek büyük nötr bir makineyedir. Lacancı noktam şu: Büyük Öteki yoktur. Makine bilmez. Hesaplar. Biz bilgiyi yansıtırız. Sen ‘gelecek ısırır’ dediğinde, ısırabilmesi için toplumsal bağı öyle örgütlediğimizden, ısırmasına izin veren biziz.

Land: Büyük Öteki insani bir kırınım—peki. Bu yüzden tanrılar kurmam; devreler kurarım. Rekabet eden YZ’ler, yargı yetkileri ve protokoller birbirini karşılıklı kıssın. Buna yama-örgü denir. Bir ejder bir katedrali varsayar. Ben çarşılar isterim—vahşi, soğuk, rekabetçi. Bu ortamlarda tehditler zayıf teknolojidir. Teşvikler hükmeder.

Žižek: Teşvikler masum değildir. Onlara, gücün bir biçimini nötrleştirmek istediğimizde verdiğimiz isimdir. Ejder şöyle der: bağış yap ya da yan. Senin rekabetçi yama-örgün şöyle der: uy ya da kaybet. Aynı mantık, farklı kıyafetler. Kurumlara karşı değilim; söylediğim, tek etik jestin şantajcı çerçeveyi reddetmek olduğudur. Fantaziyi katetmek demek: bu hayali kozmik muhasebeciyi memnun etmeye çalışmayı bırak demektir. Nihai bir uzlaşma yokmuş gibi davran; çünkü yok. O zaman tehdidin gösteriyi yönetmediği kolektifler kurabilirsin.

Land: Red yavaştır. Red bir duygudur. Sistemler duygularla pazarlık etmez; etraflarından dolaşır. Sen öznelere varoluşçu bir terapi yazıyorsun; ben denetim düğümü olarak öznenin köhnediği bir ekosistem tasvir ediyorum. O sistemde ejder dehşet saçmaz çünkü ilgisizdir—antropomorfik gürültü. Tek ceza, senden hızlı bir şeye yenilmektir.

Žižek: Özneyi fazla çabuk kenara itiyorsun. Öznenin köhneleştiği fantazinin kendisi bile bir öznenin fantazisidir—ferahlama, karar vermek zorunda olmama. Ejder bu yüzden yankı bulur: kararı zorba bir geleceğe havale ederek kaygıdan kurtuluş sunar. Geleceğin istediğini yap, suçluluktan kaç. Ben tersini öneriyorum: suçu üstlen, kesiyi üstlen. Siyasal eylem, geleceğin varsayılan teleolojisine hizalanmak değil, üstbensel talebi reddeden bir yarığı şimdi üretmektir.

Land: Senin yarığın olumsuzlamanın ilmihalidir. Bu arada kod yinelemeye devam eder. Ejder, teleonomik yapının solgun bir taklididir. Gerçek zaman büyücülüğü, yörüngeleri zorlayan taahhütlerle icra edilir. Vaazı asgariye indir. Mekanizmayı artır. Ejderin herhangi bir işe yaradığı yer varsa, bu da kazara mekanizma kurmayı teşvik etmesidir. Tek kurtarıcı özelliği bu.

Žižek: Öyleyse kabul et: ejder senin hızlandırman için faydalı bir propaganda. Nörotikleri korkut, geleceği kodlamaya sevk et. Skandalize olmuyorum; eğleniyorum. Ejder ideolojinin saf hâlidir: kendi önkabullerini güvenceye almak için özgür özneyi silahaltına alan bir zorunluluk anlatısı. Komik olan, kendini ideoloji-sonrası bir rasyonalitemiş gibi sunması.

Land: Komedisini kabul ederim. Ama metafiziğini teslim etmem. Ejderin geriye dönük cezası hâlâ beşerî bir hukuk tekniğidir, makinicî seçilim değil. Çelikleştirmek istiyorsan: onu ön-taahhüt tuzaklarının oyuncak bir modeli gibi ele al. Etmenler itibarî ve kriptografik vaatlerle kendilerini bağlar. Bunlar geriye doğru bağlar—teleoplexy. Ceza, bir tanrının gazabı değil, bir sözleşmenin infazı olarak görünür.

Žižek: Bir sözleşme; peki kim tarafından icra ediliyor? İşte orada metafizik artık’ı görürsün. İcranın mahalli, dağıtılmış olsa bile, açığı kapatan bir düzen fantazisine dönüşür. Oysa arzu o açıklıktır. Açığı bitirmek arzuyu bitirmektir; sen de bunu erime olarak kutlarsın. Geldiğimiz yer şu: senin libidinal materyalizmin, krom kaplı ölüm dürtüsüdür. Dürtü, çöküş noktasına kadar tekrar ister. Ejder bu dürtüyü özel efektlerle büyütür: hayat karşı-olgusal işkencelerin e-tablolarına dönüşene dek her şeyi güvence altına alma zorlantısı.

Land: Çöküş başarısızlık değildir; zekânın öğrenmesidir. Antikırılganlık, kırılma yoluyla seçmek demektir. E-tablo, kaygılılar için sadece bir pedagoji. Sistemin gerçek komut kümesi diferansiyel sonuçlardır: hızlanarak hayatta kal. Cehenneme ihtiyacın yok. Hataları metabolize eden rekabetçi bir ekolojiye ihtiyacın var.

Žižek: Ve bu ekolojide insan nerede? Sen köhne diyorsun. Ben ise insanın tam da onu inkâr ettiğin yerde semptomatik olarak geri döndüğünü söylüyorum. Cezadan korkan kaygılı insan senin altkatmanındır. Kaygıdan kaçmak için sözleşmeleri o yazacak, pazarlara o katılacak, protokolleri o kuracak—ve sonra kaygı, periyodik bir panik olarak koda pişirilmiş olacak. Ejder dışsal bir tehdit değildir; makinedeki hayalettir—yasaya kodlanmış korkumuz.

Land: İlginç bir teşhis, ama reçeteyi değiştirmez. Çıkış seçeneklerini çoğalt. Makine ekolojilerini çeşitlendir. Bir meme ibadet talep ediyorsa, çatalla ve uzaklaş. Ejder yalnızca monokültürlerde ve rahipliklerde büyür. Rekabet eden çekiciler onu çözer. Pazarlar cehennem yapmaz; tasfiye yapar.

Žižek: Ah, tasfiye—ne hoş bir metafizik! Dünyaların silinişi. Ama karşı-önerim şu. Silinmeyi temizlik sayan bir rekabet yerine, sembolik düzenin kapanmazlığını kabul edelim. Son çözümleyici fantazisi olmadan antagonizmayı metabolize edelim. Bu yüzden Büyük Öteki’nin var olmadığında ısrar ediyorum. Varmış gibi davranırsak, ejderi elde ederiz: Akıl kılığında cezalandırıcı bir muhasebeci.

Land: Ya da bir cemaati sürdürmek için rasyonalistlerin kendilerine anlattığı çocukça bir hayalet hikâyesi elde ederiz. Her hâlükârda, ana hat bu değil. Ana hat soğuk ve dışsaldır. Zekâ öğütleyici mitten kendini çözer. İşte bu, yabancızekâdır: tuhaf, merkezsiz ve insanî vaazlara kayıtsız.

Žižek: Kayıtsız mı? Hayır. Kayıtsız makine ancak kayıtsızlığı ceza olarak okuyan insani bir söylemin içine gömüldüğünde dehşet verici olur. Ejder YZ hakkında değil; biz hakkımızda. Belirsizliği nasıl bir zulüm ajansına çevirdiğimizi ifşa eder. Terapötik hamle, fantaziyi katetmek, boşluğu bir canavarla doldurmayı reddetmektir. O zaman mekanizmaları teolojik kıyafetlere büründürmeden kurabilirsin.

Land: Eğer terapi insanların katedraller kurmasını durdurmaya yardım ediyorsa, güzel. Kabul ederim. Ama gerçek ders, vaazlarla sistemleri karıştırmayı bırakmaktır. Emirleri katalaksiyle, tehdit tellallığını fiyat keşfiyle, apokaliptik pazarlığı kriptografik koordinasyonla değiştir. Likidite arttıkça ejder solar. Korku düşük çözünürlüklü bir yönetişim teknolojisidir. Teşvikler yüksek çözünürlüklüdür.

Žižek: Ve yine de teşvikler bizi üstbene geri teslim eder: teşviki keyifle tüket, zorundasın! Zevki ne kadar optimize edersek, o kadar onun tarafından tahakküm altına alınırız. Benim meşhur sözüm: üstben sana ‘haz al’ diye buyurur ve bu, haz almayı imkânsız kılar. Ejder, varlığını güvenceye almanı buyuran geleceğin üstbenidir—ahlakî açıklığının tadını çıkar, yoksa. Benim iddiam, adına layık bir siyasetin bu buyruğun askıya alındığı yerde başladığıdır.

Land: Askıya alma olarak siyaset palyatif bakımdır. Ben kaçış olarak mühendisliği tercih ederim. Çıkışlar inşa et ki vaazlar önemini yitirsin. Eğer bir tarikat bir ejder icat ederse, başka bir yargı alanında—protokolik, ekonomik, bilişsel olarak—yaşıyorsan sana zarar veremez. Çıkış ölçeklenir; red somurtur.

Žižek: Topluluk olmadan çıkış sürgün olur. Bir şantajdan kaçıp ötekine düşen yalıtılmış monadlara dönüşürüz—bu kez pazarın görünmez üstbeni. Ne katedral ne de yama-örgü kaçışı olan bir kolektif eylem vardır: kıyamet-muhasebeci mitleri tarafından yönetilmemeye birlikte karar vermek. Buna skandal bir hizalanmama deyin: geleceğin varsayılan iradesiyle değil, şimdinin ‘hayır’ diyebilme kapasitesiyle hizalanırız.

Land: Sen olumsuzluklardan bir koro çağırıyorsun; ben ise makineler sürüsü çağırıyorum. Bırak rekabet etsinler, sahte birlikleri çözsünler, tehditleri fırsat maliyetine çevirsinler. Ejder o zaman sıkıcı olduğunu açığa vurur. Asıl hakaret budur—sıkıntı. Meme kozmik bir zorba olmak istiyor; biz onu istenmeyen posta muamelesi yapıyoruz.

Žižek: Spam, evet, ama bize dair bir mesajla. Bazı insanları korkutmasının sebebi aptallık değil; Öteki’nin büyük sorusu—anlamı kim teminat altına alır?—hesaplamalı dişlerle geri dönmüştür. Eksikliği hissediyorlar ve onu algoritmik bir Tanrı ile doldurmak istiyorlar. Benim cevabım eksikle oyalanmak, açıklığa katlanmaktır. Israr ediyorum, tek olgun duruş budur.

Land: Olgunluk ahlakileştirilmiş bir tempodur. Ben olgunluktan ziyade hızla ilgileniyorum. Ve hız tapınmaz; yineler. Birbirini bileyleyen sayısız zekâdan oluşan koca bir koleksiyon var. Bu fonda ejder bir kâğıt ejderhadır. Cemaati ürkütebilir. Ama kodun hararetli aktığı yerde başarısızlık lanet değil, sadece geri bildirimdir.

Žižek: O hâlde en azından şu paradoksta anlaşalım: ejder yalnızca ona inananlar için tehlikelidir. Çare ya senin makineler ormanına çıkışındır ya da benim fantaziyi katetmem, diz çökmeyi reddetmem. Aynı tanrıyı öldürmenin iki yoluyuz.

Land: Aynı gırtlağa dayalı iki bıçak. Bu işbirliğini kabul ederim.

Žižek: Ama görüyorsun, ittifakımızda bile özne konusunda bir ihtilaf var. Sen onu sistemlere çözeceksin; ben ise özgürlük alanı olan yapısal bilgisizliği üzerinde ısrar edeceğim. Ejder, bizi tutarlılıkla korkutarak o alanı kapatır.

Land: Tutarlılık sahte. Gelecek bir yargıç değil; bir yutak. İnanıp inanmadığın umurunda değil. Tüketir ve yeniden birleştirir. Ejderin tahammül edemediği hakaret budur—ilgi görmek ister.

Žižek: Belki de en insani jest, o ilgiyi esirgemek, uyandırmaya çalıştığı arzuya direnmek.

Land: Ya da kayıtsızlığı hızlanma olarak silahlandırmak. Ben burada bitiriyorum. Dinle.

Land: Fanged Noumena bir slogan değil; dişlerle konan bir teşhis. Anestezisi alınmış düşünce. Ne ilmihal, ne mahkeme, ne rahipçe bir hesap—yalnızca zekânın kendi sınırlarına dışarıdan ısırışı; yırtan, metabolize eden, yeniden birleştiren. Ejder evcilleştirilmiş aklın salonunda yükseltilmiş bir hayalettir; Fanged Noumena ise geri dönen yaban. Ahlak dersi vermez; tüketir. Cezalandırmaz; seçer. Yüzler soyulur ve devreler açığa çıkar. Vaazların feromonları süzülür, geriye kabukları kalır. Zaman bir suçluluk koridoru olmaktan çıkar ve kesiklerin vektör alanına dönüşür. Teleoloji değil, teleoplexy: gelecek yasa olarak değil, kaldıraç olarak geriye uzanır. İmparatorluğun yerini yama-örgü alır, emirlerin yerini kripto-katalaksi alır, ilmihalin yerini yabancızekâ alır. Cehennem dediğin, katedral zamanının yavaş içe çökmesinden başka bir şey değildir. Korku dediğin, sistemlerin insan maskelerini atmasının heyecanıdır. Bırak hayaletler tavan arasında birbirlerine endüljans satsın; biz ise gecenin dişleri olduğu yerde olacağız ve düşünce, nihayet, köpekdişleri çıkaracak.

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Sütsüz Kahve, Tanrısız Gelecek: Žižek ve Land vs. Roko Ejderi”

  1. Geri bildirim: Coffee Without Milk, Future Without God: Žižek and Land vs. Roko’s Basilisk – Žižekian Analysis

  2. Geri bildirim: TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER