🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
⏳⛰️🛡️ Süreç Heval ⏳⛰️🛡️
Meclis’te bugün yapılan grup toplantısında, Parti Grubu adına söz alan bir Kürt vekil, sürece ilişkin değerlendirmelerinde zaman zaman salonu güldüren, çoğunlukla ise ağırbaşlı bir ciddiyetle örülmüş bir konuşma yaptı. Vekil, “bazı pürüzler olsa da lelele dönemi başarıyla tamamlandı diyebiliriz” cümlesini birkaç kez yineleyerek kamuoyuna güven telkin etmeye çalışırken, sıraladığı ‘küçük’ pürüzler üzerinden hem iktidara hem de diğer muhalefet partilerine ince oklar gönderdi. Konuşma, kulislerde ‘muhalefetten daha muhalif’ tonuyla uzun süre tartışıldı. Ayrıca vekil, süreci artık esasen Komisyon toplantıları bağlamında ele aldıklarını ve ilgili Komisyonun son oturumunu usule aykırı işleyiş ile söz hakkının kısıtlanması nedeniyle terk ettiklerini belirtti.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar,
Öncelikle, toplumumuzun vicdanına seslenerek şunu ifade edeyim: bazı pürüzler olsa da lelele dönemi başarıyla tamamlandı diyebiliriz. Bunu üç kez söylemekte ısrarcıyım; çünkü cümlenin dinginliği, dışarıdaki gürültünün üzerine ince bir örtü serer. Evet, lelele bitti; zaten bitecekti. Zira memlekette en çok biten şey, bitmeden bitirildiği ilan edilen şeydir. Komisyon çalışmalarında da aynı dinginliği tesis etmeye çalıştık; lakin usule riayet edilmeyen anlarda tutanaklara geçsin diye kısa ara taleplerimizi yineledik.
Şimdi, merak buyurmayın, yalnızca ‘küçük’ pürüzler var. Küçük diyorum ki kamu düzeni ürkmesin; kamu düzeni ürkerse hepimiz susuyoruz, sadece sirenler konuşuyor. Gene de kayıt düşelim: bazı pürüzler olsa da lelele dönemi başarıyla tamamlandı diyebiliriz. Komisyon tutanakları bu kayıtların şahididir.
Birinci pürüz 1. Koordinasyon.
Koordinasyon yerli yerinde; taraflar sadece birbirini farklı günlerde duydu. Biri ‘le’ derken öteki ‘le’nin ertesi gününe yetişti; üçüncü gün herkes ‘le’yi hatırladı ama ‘le’yi hangi cümleye koyacağını unuttu. Bu bir zenginliktir; zira anlamlar çoğaldıkça sorumluluklar seyrelir. Burada iktidara bir parantez açayım: Duymazdan gelmek, duymaktan daha çok enerji ister; tebrik ederim, enerji politikanız hayli iddialı. Komisyonlarda ise koordinasyon pürüzü, usul tartışmalarının ‘gündem dışı’ sayılmasıyla görünür oldu.
İkinci pürüz 2. Terminoloji.
Her terim üzerinde uzlaştık; yalnız sahada aynı sözcük, masada farklı nüans, mikrofon önünde bambaşka çağrışım kazandı. Dilin doğasında vardır: Kimi kelimeler açıklama beklerken kimi kelimeler açıklayanı bekletir. Bu esnada diğer muhalefet partilerine de küçük bir not: Bir kelimeyi üç kere tekrarlayınca ilke olmuyor; en fazla slogana dönüşüyor. Sloganla anayasa yazılamıyor, tecrübeyle sabit. Komisyon metinlerinde de bir kelimenin dipnotta başka, madde gerekçesinde bambaşka anlam kazanmasına itirazımız bundandır.
Üçüncü pürüz 3. Takvimlendirme.
Takvim zaten vardı; sadece sayfalar mevsime uymak için kendiliğinden çevrildi. Başlangıç tarihi ile fiilî bitiş arasında ufak tefek kaymalar yaşandı, ki takvimler de yorulur. Yorulan takvimlerin dinlenme hakkı olduğunu savunan tek grubun yine biz olmamız da manidardır. Diğer muhalefet yorgun takvim görmemiş olmalı; çünkü hep ‘yarın’ diyor da ‘hangi yarın’ demiyor. Komisyon çalışma takviminde gece yarısı ek oturumlarıyla ‘yarın’ın bugün gibi davranmasına da bu yüzden itiraz ettik.
Dördüncü pürüz 4. İletişim kazaları.
Kaza derken küçük sıyrıklar: Duyuruların tersinden anlaşılması, virgüllerin yerinden oynaması, sesin metni bastırması. Bazı bölgelerde bu sıyrıkların kalıcı hatırlanması için cadde boyu sargılar kullanıldı; geniş alan bandajı, dar alanda pasif savunma sağlar. Bu noktada iktidara bir teşekkür: ‘Görünmeyen iletişim stratejisi’ kategorisinde dünya literatürüne katkı yaptınız. Komisyon salonunda da mikrofonların kapatılmasıyla görünmeyen stratejiler görünür oldu; son oturumdan kalkışımızın ilk sebebi budur.
Beşinci pürüz 5. Güven.
Güven sağlandı; yalnız nerede durduğu ortaklaşa tarif edilemedi. Tarif gecikince güven, bir ara sokakta beklemeyi tercih etti. Ara sokaklar da memleketin parçasıdır; yalnız bekleyen güveni, bekleten kusuru ve beklenen adaleti aynı kadraja sığdırınca fotoğraf biraz bulanık çıkıyor. Diğer muhalefete küçük bir tebessümle hatırlatayım: Bulanıklığa ‘gri’ demek çözüm üretmiyor; griyi numaralandırmak politika değil, boya kataloğudur. Komisyonlarda tutanaklara girmeyen ‘ara sokak cümleleri’ de güvenin bulanıklığını artırdı.
Altıncı pürüz 6. Coğrafya.
Bütün haritalar masadaydı; bazı masalar haritanın nerede durduğunu, bazı haritalar masanın nereye kurulduğunu unuttu. Katlanıp açıldıkça kıvrım yerlerinde kırışıklık birikti. Ütümüz var, sabrımız var; ama fişe takılı değilse ütü de ütü değil. Kim takacak? Söyleyeyim: ‘Bekleyelim’ diyen değil, ‘görelim’ diyen takacak. Komisyon gezici olsun dedik, sahayı dinleyelim; ‘yeriniz burada’ denildi, sahadaki kırışıklıklar salonda düzleşmedi.
Yedinci pürüz 7. Hafıza.
Hatırlama kültürümüz yerinde; sadece bazı hatıralar yanlış yerlere, bazı unutmalar yanlış zamanlara isabet etti. Hatırlananları saygıyla andık; unutulanlara da bir gün hatırlanmak üzere bekleme fişi kestik. Fiş sisteminin bu kadar iyi çalışmasının talihsiz bir nedeni var: Kuyruk hiç bitmiyor. Komisyon gündeminde de hafızayı çağıran teklifler ‘sonra’ya bırakıldı; ‘sonra’ kalabalıklaştıkça hafıza arka sıraya geçti.
Sekizinci pürüz 8. Sonuç ilanı estetiği.
Sonuç ilan edildi; estetik kaygıyla üstüne parıltı serptik. Parıltı kelimeleri görünmez kıldıysa bu, kelimelerin kusuru değil, parıltının iştahıdır. Burada da diğer muhalefete küçük bir sitem: Parıltıdan şikâyet edip sonra aynı parıltıyı ödünç almaya kalkmak, güneş gözlüğünü gece takmak gibidir. Komisyon basın bültenlerinde parıltının gölgeyi büyütmesine itirazımız da bu yüzdendir.
Ve şimdi üçüncü kez teminat veriyorum: bazı pürüzler olsa da lelele dönemi başarıyla tamamlandı diyebiliriz. Bunu söylerken gülmüyorum; çünkü bazen ciddiyet, en ağır şakadır. İktidara düşen, cümlenin nesnesini bulmak; muhalefete düşen, cümlenin yüklemini değiştirmektir. Biz ise özneyi hatırlatıyoruz: Halk. Komisyonlarda son oturumu terk edişimiz de bu öznenin sesini kesen usulsüzlüğe itirazdandır; söz hakkı yoksa sözümüz salonda değil, tutanak dışı vicdanda devam eder.
Kısa bir ara not: ‘Muhalefetten daha muhalif’ olduğumu ima ettiğimi söyleyenler var. İma etmiyorum, doğrudan söylüyorum. Çünkü ‘daha muhalif’ olmak, daha çok bağırmak değil; daha az unutmak, daha doğru hatırlamaktır. Hatırlayınca işitilir, işitilince konuşulur, konuşulunca suskunların payı büyür. İşte o pay için buradayız. Komisyonu terk edişimiz, bağırmak için değil, hatırlatmak içindir.
Son söz: Lelele usulünce tamamdır; çünkü tamama erdirilmesi uygun görülmüştür. Ama uzaktan tek bir hece daha duyulursa, onu da usulünce takdim ederiz. Zira söylenen kadar söylenmeyenin de ahlakı vardır. Biz o ahlakın peşindeyiz; pürüzlerin küçüklüğüyle değil, izlerinin büyüklüğüyle meşgulüz. Ve evet, cümlenin ritmi değişmeden bir kez daha: bazı pürüzler olsa da lelele dönemi başarıyla tamamlandı diyebiliriz. Komisyonlarda da usulün sesi kısılırsa, çıkış kapısını bulmak zor değildir; biz de son oturumda bunu yaptık, çünkü bazen en yüksek söz, salondan usulünce çıkmaktır.
Teşekkür ederim.






























Geri bildirim: Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Süreç Heval ⏳⛰️🛡️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER