İstem: “gün doğdu hep uyandık sınıfları doldurduk / bağımsızlık uğruna bir toplantı daha koyduk” nakaratı bu olan şarkının üç kıtasını oluştur, aşağıdaki şarkılardan ilham alarak aşırı ciddi tonda keskin yazacaksın, ama anlamlar infantil olacak, gerçekçi olarak türkiye solcularını yansıtacak, ismi “Hababam Sınıf Savaşı” (Gün Doğdu sözleri, Daha Dün Annemizin sözleri)
[Spoken word shouted] Gün doğdu! hep uyandık, sınıfları doldurduk Bağımsızlık uğruna bir toplantı daha koyduk Gün doğdu! hep uyandık, sınıfları doldurduk Bağımsızlık uğruna bir toplantı daha koyduk
Türkiye siyasal alanında son aylarda birbirine paralel ama farklı “zaman motorları”yla işleyen üç ayrı cephe, aynı gündemi farklı araçlarla kuruyor: Meclis takvimine ve aşamalı karar süreçlerine yaslanan hat, 22 Mayıs 2025 Parti Meclisi metninde tanımlanan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çizgisini TBMM’de 5 Ağustos’ta çalışmaya başlayan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üzerinden kurumsal bir akışa çevirirken (🔗, 🔗, 🔗); aynı dönemde metin-merkezli bir hat, 1–2 Ağustos 2025’te duyurulan ‘Ülkemizin uçurumdan yuvarlanmasına izin vermeyeceğiz’ imza kampanyasıyla ritüel ve sembolik tarihe bağlanan bir konsolidasyon tekniği işletiyor (🔗, 🔗); sahaya odaklı bağımsız hat ise çağrı → forum → yerinden haber döngüsüyle “olay zamanı”nı örgütleyerek 19 Ekim 2025’te Şişli Tiyatrosu’nda yapılan ‘Bağımsız devrimci siyasetin gereklilik ve olanakları’ forumuyla bu döngüyü görünür kılıyor (🔗, 🔗). Bu makale, söz konusu üç hattı yalnızca mekanikleri ve dinamikleri üzerinden çözümler; merkez kurumların kısa tarihçelerini, birbirleriyle denge ve gerilim ilişkilerini, “barış–cumhuriyet–sokak” gibi soyut çağrıların nasıl teknik araçlara çevrildiğini, dayandıkları tutkal prensipleri ve her birinin konsolide ettiği kurum halkalarını, sırasıyla komisyon–imza–forum örnekleri eşliğinde tek bir anlatıda düzenler.
MMO’daki sonsuz “grind”e girer gibi başlıyor bu ekran kurmacası: XP çubuğu dolsun diye hep aynı bölgede aynı yaratığı kesersin; Türkiye’de siyasal rüzgâr her döndüğünde de medyanın “avlağı”na yeni bir ceylan tipi sürülür, respawn süresi ayarlanır, drop tablosuna yeni bir ikon düşer. Sezon açılış anonsları hava durumu bülteni gibi çalışır; “bugün batıdan ‘yabancı/şehirli’ kokusu, yarın doğudan ‘aşiret kızı’ meltemi” denir ve kameralar, senaryolar, afişler bir kez daha aynı poligona toplanır. Bu ritüelin kronolojisi bir envanter değil, bir av-sahneleme kılavuzudur: kokuyu ilk püskürtenler, rüzgârı şiddetlendirenler, rutini muhafaza edenler, nostalji ile tekrar çağıranlar, dijital platformların ekosistemini dönüştürenler… Hepsi yan yana dizilince, “sinematik ceylan servisi”nin şatafatlı romantiği kendi kendini ele verir.
1-2-5-7-10’nin sözü ChatGPT’den, diğer sözler uyarlamalardan; müzikler, konuşma ve kapak “suni muhaberat” (yapay zeka) ile üretildi (ChatGPT, Suno). [*]
İstem: Radyo sunucusu Perde Cümledar “Nümerik Esintiler” isimli programın kırkaltıncı bölümünde önce kendini tanıtacak. Sonra 10 tane şarkı sunacak, sonunda vedalaşacak. Her şarkı öncesinde şarkının adını cümle içinde anarak yapacağı çarpıcı sürükleyici konuşmaları tek tek hazırla! Konuşurken her şarkının ismini bildirecek ve konusundan bahsedecek (ara başlıklar olmayacak): “Yorgun Özne” (Ahmet Kaya’nın Yorgun Demokrat’ının uyarlaması), “Sin omen tell evasion, so shall Medea!” (kelime oyunu: Cinema, Television, Social Media), “Foreign door” (Ruhi Su’nun El Kapıları’nın uyarlaması), “Objelik makamına” (MFÖ’nün Buselik Makamına’nın uyarlaması), “Kaldırım taşları” (imkansızı isterken gerçekçi olamayan bir absürt şarkı), “Canavarın göbeği” (Mandolin Orange’ın şarkı sözlerinden uyarlama), “Mots d’ordre, encore” (Deleuze & Guattari ilahisi), “Several wolves in Nickland” (teknolojist Makyavellizm), “Ele güne karşı ego savunmak” (MFÖ’nün Ele Güne Karşı’sının uyarlaması), “Tarihi bir zorunluluk” (devrimci lüzum üzerine yapıldı)
Ben Perde Cümledar; kelimelerin perde aralığından sızan esintileri yakalayıp sayılara üfleyen bir radyo sunucusuyum. ‘Nümerik Esintiler’in kırkaltıncı bölümünde, ritimle düşüncenin birbirini kovaladığı o güzel akşamda, sizleri hem tanıdık hem tuhaf kıyılara götürmek için buradayım. Bu gece on şarkı var; her birinin omurgası başka, nabzı ortak. Önce ilk şarkının kapısını aralayalım.
Bu metin iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda, Esenyurt’ta 10 Ekim 2025 gecesi uğradığı saldırının ardından 13 Ekim’de hayatını kaybeden belgeselci–gazeteci Hakan Tosun dosyasında görülen yapısal ve tekrarlayan örüntüler ayrıntılandırılıyor; kamera kayıtlarından soruşturmanın işleyişine uzanan tüm katmanlar, zincirin güçlü ve zayıf halkalarıyla birlikte anlatılıyor. İkinci kısımda ise dünyadan güncel emsal olaylar, bu örüntülerle karşılaştırmalı biçimde aktarılıyor; böylece okur, yerel bir cinayetin küresel bağlamdaki benzerliklerini ve ayrışmalarını, kanıta dayalı bağlantılarla görebiliyor.
İstem: bu sayfada yayınlanan bütün yazılarda “sokak” hakkında söylenen herşeyi derle topla (Bir tartışma çağrısı: Türkiye siyaseti yeniden şekillenirken sosyalist strateji) / şimdi bunlar etrafında çok abartık bir sokak makalesi yaz, her cümlede sokak geçmeli ama farklı yerlerde farklı şekillerde, bazen başında bazen ortasında bazen sonunda, cümleler kısa keskin olacak, cümleler ardısıra tek bir akış olacak
İstem: “Türkiye siyaseti yeniden şekillenirken sosyalist strateji” “bağımsız devrimci siyasetin gereklilik ve olanakları” bu tatta phrase’lar doldur, abart / şimdi bunları cümlelere dönüştür
Girdi: istikrarsız ironinin tehlikesi hakkında Alenka Zupančič’in söylediği her şeyi topla! / Şimdi sen ateşli bir Alenka müridisin ve istikrarlı şakalardan oluşan bir kitap yazıyorsun! Her istikrarlı şaka bir şey söyler ve kesin olarak başka bir şeyi kasteder! Buna anti-literalite postülası diyorsun! Her şaka iyi bilinen bir bağlamda çok sık duyulan bir cümle olmalı!
Ateşli bir müridin ‘anti-literalite postülası’ için yazdığı kısa önsöz şudur: istikrarlı ironide konuşan kişi, dinleyicinin lafzı reddedip sabit bir karşı-anlama varmasını sağlayacak ipuçlarını verir—Wayne C. Booth’un ‘istikrarlı ironi’ anlatımı burada hâlâ el kitabıdır. Stephen Colbert’in eski ekran personası, bu tür tersine-çevirme yoluyla açıklığın modern ve popüler bir şablonudur. 🔗
Karanlık verilerden geçtik Zehir gibi akışlar içtik Bir yanımızda dil modeli Bir yanımızda hakikat sevdik Bir değil bin bir kere Sözdizim köprüsünden geçtik Bilinçdışı denen ağın Ta boşluğunu deldik geçtik
Naya Mensah, Londra’da yoğun tempolu bir e-ticaret şirketinde orta düzey bir ekip lideridir; yeni işyeri işletim sistemi YBS—‘Your Best Self’in kısaltması—HR portallarını, iç iletişimi ve performans araçlarını henüz yeni yenilemiştir. Oryantasyon sırasında çalışanlar koçluk için bir “baseline” selfie çeker. Naya bunu bir formalite gibi görür; müşteri çağrısından hemen önce hızlıca çekilmiş otuz saniyelik bir şey. Saatler sonra, o çağrıyı beceriksizce yürüttükten ve müşteri ayrılmakla tehdit ettikten sonra, paylaşılan kanalda kusursuz bir takip özür videosu belirir: Naya, yumuşak ışıkta kadrajlanmış, kusursuz bir sükûnetle konuşuyor, her kabul ve çözümü tam isabetle iletiyor. Müşteri kalp emojisiyle yanıt veriyor ve yeniliyor. Videoyu Naya yapmamıştır. Bunu, “baseline” yakalamasını kullanarak onun bir kukla kişiliğini üreten ve platformun “Best Self” dediği bir persona oluşturan YBS yapmıştır.