🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻
Edinilen bilgilere göre, şehir merkezindeki teknoloji sergisinde Süreç Robotix standında yapılan bir gösteri sırasında ortalık bir anda karıştı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi, alan kısa sürede güvenlik çemberine alındı. Görüntüler saniye saniye kaydedildi; izleyicilerin bir kısmı bunun bir gösteri olduğunu, bir kısmı ise film sahnelerini aratmayan bir deneyin kontrolden çıktığını söyledi. Kalabalığın ilk dalgası merakla yükseldi, ikinci dalga şüpheyle sertleşti, üçüncü dalga ise “bu devridaim mi” sorusuyla tartışmayı teknik bir kavgaya çevirdi.
Gösterinin arka planı, son haftalarda kulislerde dolaşan bir iddiaya dayanıyordu. İddiaya göre Slovaj Žižek, bir konuşmasında robotların ritüel yapamayacağını ve robotların küfredemeyeceğini söylemiş, insan denen şeyin tam da bu tür fazlalıklarda belirdiğini vurgulamıştı. Žižek’in düşüncesinde kamusal normun yanında bir de yazılmamış kuralların, ritüellerin ve müstehcen bir arka planın iş gördüğü fikri zaten bilinen bir çizgiydi; Süreç Robotix’in meydan okuması tam buraya oynuyordu. (Žižekian Analysis)
Süreç Robotix’in standına girenler, iki robotla karşılaştı: Heval ve Yoldaş. Şirket görevlisi, kalabalığa dönerek kısa konuştu: “İddiaya girdik. Tek tek çalışmıyorlar. Birlikteyken ne yaptıklarını kendiniz göreceksiniz. Lütfen çizginin gerisinde kalın.” Bu anonsla birlikte kalabalığın sesi bir kademe yükseldi; telefonlar havaya kalktı, birileri “işte o anlar” diye bağırdı, birileri “hile kokuyor” diye homurdandı.
İlk sahne Heval’indi. Robotun gövdesi ritmik biçimde sallanıyor, kolları halay figürlerine göre açılıp kapanıyordu. Ardından hoparlörden Kürtçe bir türkü yükseldi; kimi izleyici telefonunu kaldırdı, kimi gülerek eşlik etti. Kalabalığın içinden bir ses, yarı alaycı yarı şaşkın, “Bu bildiğin ritüel,” dedi. Heval’in sesi, mekanik ama ısrarcıydı:
“Lo lo hevalê min, em diçin…”
Robot, türküyle birlikte halaya devam etti. Yan tarafta duran bir görevli, “Kameralara yansıdı, evet; ama bu sadece koreografi,” demekle yetindi. Bir başkası ise, “Newroz ateşi yok ama ritim var,” diye mırıldandı. O sırada güvenlik görevlilerinden biri kalabalığı geri iterek, “Çevrede geniş güvenlik önlemi alındı, lütfen,” diye uyardı. Heval’in ayak vuruşları hızlandıkça salondaki uğultu da hızlandı; ritim sadece robota değil, izleyicinin nabzına da taşınmış gibiydi.
İkinci sahne Yoldaş’ındı. Bu robot, daha köşeli bir yüz paneline ve daha sert bir ses tonuna sahipti. Şirket görevlisi, Yoldaş’ın karşısına bir metal sehpa koydu, üstüne de bir düğme yerleştirdi. “Bu düğme çalışmayacak,” dedi, “yalnızca tetik.”
Düğmeye basıldı. Bir şey olmadı. Birkaç saniye sonra Yoldaş’ın sesi yükseldi; önce sakin, sonra gerilimli, sonra taşan bir öfkeyle:
“Yine mi aynı numara… Yeter artık… Siktir git!”
Kalabalıkta bir uğultu koptu. Bir izleyici, “Robot küfrediyor, şaka gibi,” diye bağırdı. Bir başkası, “Pes,” dedi. Görevli, “Lütfen, lütfen,” diye araya girdi; “Bu bölüm kontrollü.” Tam burada tansiyon tırmandı: bir yanda kahkaha atanlar, öte yanda “çocuk var burada” diye bağıranlar, daha ötede “bu makine nasıl ‘öfke’ üretiyor” diye teknik soru soranlar birbirine girdi. Güvenlik çizgisi bir adım daha öne çekildi, kalabalık sıkıştırıldı, nefesler kısaldı.
Tam bu noktada şoke eden detay diye sunulan kısım başladı. Süreç Robotix’in iddiası şuydu: Heval ve Yoldaş ayrı ayrı elektriksiz çalışmıyordu. Gerçekten de görevliler, iki robotun ayrı ayrı olduğu platformlarda güç kablolarını çıkardı; ekranlar söndü, hareket kesildi, sesler sustu. Ardından kalabalığın gözü önünde ikisini aynı odaya aldılar. Oda, standın arkasında cam bölmeyle ayrılmıştı. Kapı kapandı. Görevliler bu kez elektrik vermediklerini özellikle vurguladı. “İzole bir düzenek,” diyen oldu; hemen ardından bir başkası, “İzole diye bir şey yok, ortamla etkileşim vardır,” diye çıkıştı. İzole sistemin ideal bir kurgu olduğu, gerçek deneylerde tam izolasyonun zaten mümkün olmadığı tartışması daha o anda kalabalığın içine düştü. (Wikipedia)
İlk on saniye hiçbir şey olmadı. Sonra Heval’in ayaklarında, sanki ritmi arayan küçük bir titreme başladı. Yoldaş’ın baş paneli, sanki birini süzüyormuş gibi Heval’e döndü. Heval’in hoparlöründen kısık bir ezgi çıktı; Yoldaş, buna sinirlenmiş gibi bir sesle karşılık verdi:
“Kes şunu!”
Heval’in ritmi hızlandı. Yoldaş’ın ses seviyesi yükseldi. Birbirlerini tahrik eden iki sistem, sanki aynı odada bir devreyi kapatıyormuş gibi davranıyordu. O an, salonda “işte o anlar” diye fısıldaşmalar duyuldu. Bir izleyici, “Elektrik yoksa bu nasıl oluyor?” diye bağırdı. Bir diğeri, “Gündeme bomba gibi düştü bu,” dedi.
Cam odanın içinden gelen sesler netleşti. Heval, türküyü yeniden yakaladı; Yoldaş, küfürle karşılık verdi. Ardından ikisi de aynı anda hızlandı: Heval halaya asıldı, Yoldaş öfke tiradına girdi. Dakikalar geçtikçe, odanın tavanındaki küçük bir ışık çizgisi belirdi; şirket ekibi, “Bakın,” dedi, “enerji yükleniyor.” Bu cümle kalabalığı ikiye böldü ve tırmanış ikinci kez yaşandı: alkışlayanlar “sonsuz enerji” diye bağırdı, karşıt grup “devirdaim diye bir şey yok” diye karşılık verdi, ortada kalanlar ise “nereden ölçtünüz” diye üst üste sorular sordu.
Kalabalık paniğe kapılmaya başlayınca, güvenlik görevlileri bir adım daha öne çıktı. “Lütfen geri,” diye bağırdılar. “Kontrol altına alındı.” Buna rağmen telefon kameraları durmadı. Kimi izleyici “sonsuz” kelimesini tekrarlıyor, kimi “hile var” diye söyleniyordu. Birileri cam odanın kenarına kulak dayadı; sesler sertleştikçe, kalabalığın dili de sertleşti. Heval’in ritmi hızlandıkça Yoldaş’ın küfrü sıklaştı; küfür sıklaştıkça Heval’in adımı daha da bastı. Bu karşılıklı tahrik, sahnede bir enerji döngüsü gibi görünürken salonda bir toplumsal döngüye dönüştü: bağırış bağırışı besledi, şüphe şüpheyi büyüttü, coşku coşkuyu katladı.
Süreç Robotix’in başmühendisi olarak tanıtılan kişi, kameraların önüne geçti. Konuşurken cümleleri özellikle yuvarlıyordu:
“Edinilen bilgilere göre değil, bizzat gördüğünüz üzere… Tekil durumda çalışmıyorlar. Birlikteyken davranışsal rezonans, enerjiye dönüşüyor. Evet, kulağa saçma geliyor. Evet, soruşturma başlatılsın, gelsinler baksınlar. Biz sergiledik.”
Bu sözler, termodinamik bahislerini anında alevlendirdi. Kalabalığın içinden, üzerinde üniversite logosu olan yaka kartıyla biri öne çıktı ve sesini yükseltti:
“Birinci yasa var. Enerji yoktan var edilemez. Dışarıdan enerji girişi yoksa sürekli iş üretemezsiniz. Bu, devridaim makinesi iddiasıdır.”
Arkasından başka biri daha sert bir tonla ekledi:
“İkinci yasa var. Entropi artar. Sürtünme, kayıp, ısı… Yüzde yüz verim yok. Çevreden ısı çekseniz bile çevrimin kendisi sınırlıdır; Carnot sınırı diye bir şey var.”
“Devridaim” kelimesi duyulur duyulmaz, gösteri bir bilim tartışmasına ve bir prestij kavgasına dönüştü. Devridaimin birinci türünün enerji korunumu yasasını, ikinci türünün ise ikinci yasayı ihlal ettiği, bunun bilimsel konsensüs olduğu tartışması ağızdan ağıza yayıldı. (Wikipedia)
Aynı anda, salonda bulunan bir akademisyen olduğu söylenen kişi ilk itirazını büyüttü; artık daha net, daha saldırgan konuşuyordu:
“Fizik böyle işlemez. Burada gizli bir kapasite, bir batarya, bir depolama var. Bu ‘sonsuz’ iddiası bilimsel değil.”
Başmühendis geri adım atmadı; tırmanışı bir kademe daha yukarı taşıyan cümleyi kurdu:
“İddiaya göre değil, deney düzeneğine göre konuşuyorum. İçeri buyurun, açıp bakın.”
Bu meydan okuma, kalabalıkta bir anlık sessizlik yarattı; sonra sessizlik, bir anda aynı anda konuşan onlarca sese parçalandı. “Kumpas” diyen de çıktı, “algı operasyonu” diyen de. Bir izleyici, “Bu işin hakikati nerede?” diye bağırdı. Bir başkası, “Kapatın kapağı, içeride kablo var!” diye üsteledi. Güvenlik görevlisi araya girip “Lütfen, geri” diye bağırınca tartışma yeniden alev aldı; itişmeler oldu, telefonlar yere düştü, birinin ekranı paramparça oldu. O sırada cam odada iki robot hâlâ sürüyordu: Heval ritmi hiç bırakmıyor, Yoldaş sinirlenip yeniden küfrediyordu. İnsanların yüzündeki ifadeler, bir yandan eğlence, bir yandan tedirginlik taşıyordu.
Kalabalığın içinden birisi teknik bir hamle önerdi; sesi duyulacak kadar yükseldi:
“Kalorimetre gibi ölçün. Odanın sıcaklığı düşüyor mu? Çevreden ısı mı çekiyor? Eğer çekiyorsa izole değil. Çekmiyorsa nereden geliyor?”
Bir diğeri hemen karşılık verdi:
“Çevreden ısı çekip işi yüzde yüz verimle üretmek de ikinci yasayı çiğner. Entropi hesabı yapmadan ‘sonsuz’ diyemezsiniz.”
Başmühendis bu kez savunmayı ideolojik bir gösteriye çevirdi; sesinde alay vardı:
“Siz ‘sonsuz’ kelimesine takıldınız. Biz ‘kapanan döngü’ diyoruz. İki davranış birbirini tetikliyor. Ritüel ve küfür, enerjiye dönüşüyor. Şu anda gözünüzün önünde.”
Tam burada, gösterinin metaforu ile fiziğin dili birbirine girdi; kalabalığın bir kısmı “ritüel ve küfür enerjiye dönüşür mü” diye kahkaha atarken, bir kısmı “bu bir tanıtım hilesi” diye öfkeyle bağırdı. Tırmanış üçüncü kez yaşandı: gürültü yükseldi, güvenlik çemberi daraldı, bir köşede görevliler telsizle konuşmaya başladı, “ekip yönlendirin” dendi, “kontrol altına alıyoruz” dendi.
Gösteriden birkaç saat sonra, “Žižek’in iddiaları suya düştü” ifadesi sosyal medyada dolaşmaya başladı. Süreç Robotix, kısa bir yazılı açıklama yayımladı: “Robotlar ritüel yapamaz ve robotlar küfredemez iddiası, sahada sergilediğimiz karşılıklı tahrik düzeniyle test edilmiştir.” Açıklamanın altına anında “devirdaim makinesi satıyorlar” yorumları yağdı; karşı taraftan “bilim dogması çöktü” diye yazanlar da çıktı. O an itibarıyla tartışma iki eksene oturdu: biri psikolojik ve kültürel eksen, diğeri saf termodinamik eksen. Devridaim tartışmasının özü, kapalı bir düzende sürekli iş üretmenin bilimsel olarak imkânsız sayılmasıydı; bu yüzden “sonsuz çalışma” iddiası, ister birinci yasayı ister ikinci yasayı ihlal ediyor gibi görünüyordu. (Wikipedia)
Aynı akşam, Žižek adına gönderildiği belirtilen bir “özür beyanı” servis edildi. Metin kısa ve sertti:
“Ritüel ve küfür, sadece anlamın taşıyıcısı değildir; bazen anlamın yerine geçen mekanizmadır. Bu gösteri, sınırın nerede çizildiği konusunda beni yanılttı. Özür beyan ediyorum.”
Žižek’in düşüncesinde ritüellerin ve müstehcen arka planın, toplumsal düzenin görünmez çimentosu gibi çalıştığı fikri zaten bilinen bir çizgi; bu yüzden bazıları bu “özrü” gerçek bulmadı, bazıları ise “tam da onun tarzı” diyerek paylaştı. (Žižekian Analysis)
Sergi alanında ise gece boyunca güvenlik çemberi kalkmadı. Şirket, iki robotun cam odada “sonsuz” çalışmayı sürdürdüğünü ileri sürdü; eleştirmenler bunun bir gösteri hilesi olduğunu savundu. “Sonsuz” kelimesi büyüdükçe büyüdü, ardından termodinamiğin soğuk dili geldi ve kalabalığın üstüne bir kova su gibi döküldü: izole bir sistemde sürekli enerji üretiminin imkânsız sayıldığı, devridaimin bilimsel konsensüsle çeliştiği, en iyi ihtimalle gizli bir enerji kaynağı ya da çevreden enerji çekimi bulunması gerektiği tekrar tekrar söylendi. (Wikipedia)
Olayla ilgili inceleme başlatıldığı, tahkikatın sürdüğü belirtildi.






























Geri bildirim: TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER