🦋🤖 Robo-Spun by Fİ+IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Açılış: Çekmecenin içindeki dünya
Eskiden evlerde küçük nesneler olurdu. Kullanılmasa dahi çekmecelerde, raflarda dururdu. Düğmeler, ipler, lastikler, mandallar, bozuk parçalar, kutu kapakları, ambalaj artıklarından kalan kartonlar, kimi zaman “niye saklanıyor bu” denilen kırpıntılar. Bu nesneler, evin içinde sessiz bir ikinci katman gibi dururdu: işe yarayıp yaramadığı belli olmayan ama elin altına gelince birden işe yarayan şeyler.
Çocuklar bu nesnelerle oyunlar, oyuncaklar üretirlerdi. Burada asıl mesele, oyuncak kıtlığı değildi. Asıl mesele, oyunun hammaddesinin açık uçlu olmasıydı. Bir kapak para olurdu, teker olurdu, göz olurdu, dümen olurdu. Bir ip hem sınır olurdu hem yol olurdu hem tuzak olurdu. Bir kutu, bir gün ev olurdu ertesi gün tünel olurdu sonra birden fırın olurdu. Nesne “ne olduğu”nu dayatmaz, ne olacağına çocuğun elinin denemesi karar verirdi.
Bu yüzden hayal dünyasını, kreativiteyi, düşünceyi metodik geliştirmeyi besleyen bir durumdu bu multifonksiyonel nesneler. Metodik geliştirme, deneme, üretme, x temsili yapma gibi imkânlar vardı. Bir şey çalışmadığında, iş bitmezdi. Bir şey çalışmadığında, bir şeyin yerine bir şey koyma başlardı. Parçayı ikame etme, eksikliği uydurma, arızayı yeni bir düzenekle telafi etme… Bunların hepsi, düşüncenin “adım adım” ilerlemesi demekti.
Bu tür açık uçlu parçaların oyunu ve öğrenmeyi nasıl genişlettiği, eğitim bağlamında da “loose parts” yaklaşımı üzerinden anlatılır; evdeki çekmece ekosistemi tam da bunun gündelik, kendiliğinden hâlidir (🔗). (Children and Screens)
Burada bir fark daha vardı. Hazır bir ürünü tüketmekten, o ürünün belirlenmiş yegane “meşgul ve mutlu etme, dikkat odaklatarak lust besetzen yapma” işlevi ve anlamını tanımaktan farklı olan buydu. Hazır ürün, anlamı paketler; kullanıcıdan istenen, o anlamı tanıyıp tüketmektir. Çekmecedeki parça ise anlamı paketlemez; anlam üretmeye zorlar. Bu zorunluluk, sıkıntı gibi görünse de aslında yöntemdir. Çünkü yöntem, “kolaylık”tan değil, sürtünmeden doğar.
Hazır ürün: Meşgul etme ve tek işlevin baskısı
Hazır ürünün en büyük özelliği, tek bir doğru kullanım biçimi ima etmesidir. Hangi düğmeye basılacağı, hangi sırayla ilerlenileceği, ne kadar sürede “haz” alınacağı, nerede ödül geleceği, nerede bir sonraki aşamanın açılacağı… Bunların çoğu önceden yazılmıştır. Böyle bir düzende çocuk, üretimden çok tanımaya ve takip etmeye çağrılır.
Bu durum, yalnızca oyuncak meselesi değildir. Bu, oyunun zaman örgüsü meselesidir. Çekmecedeki parçalarla oynarken oyunun ritmi içeriden kurulur. Bir şeyi biriktirerek, geri dönerek, yarım bırakıp tekrar açarak. Hazır ürünle oynarken ritim dışarıdan gelir. Ürün “ne zaman eğleneceğini” bile bir tür protokol gibi dağıtır.
İşte tam burada bir kayma başlar. Metodik geliştirme, deneme, üretme, x temsili yapma, açık uçlu parçalarla doğal olarak doğarken; hazır ürünle birlikte “dikkatin işletilmesi” öne çıkar. Dikkat, bir işe yoğunlaşmak olmaktan çok, bir akışa bağlanmak hâline gelir. Bağlandıkça sürer; sürdükçe ödül verir; ödül verdikçe daha çok bağlar.
Fayda sterili ev: Artığın tasfiyesi, sürtünmenin silinmesi
Artık fayda sterili evlerde böyle nesneler yok. “Steril” kelimesi burada yalnızca hijyen değildir; iz bırakmayan bir düzen demektir. Yarım kalmış bir şeyin ortada durmasına izin vermeyen, işlevi belirsiz şeyleri barındırmayan, fazlalığı “hata” gibi gören bir ev. Bir masa düşünülür; üstünde hiçbir şey kalmaz. Bir çekmece düşünülür; içinde yalnızca kategorize edilmiş, tek amaçlı şeyler vardır. Belirsizlik, evin içinden silinir.
Belirsizlik silinince, ikame etme de silinir. Arıza ile yaşama alışkanlığı da silinir. Oysa metodik geliştirme, arızanın içinden geçer. Arızanın izini taşır, hatayı hatırlayarak ilerler, eksik parçayı uydurarak bir sonraki adımı kurar. Steril ev, hatayı barındırmaz; hatayı barındırmayınca, hatayla uğraşmanın gerektirdiği tahammülü de üretmez.
Bu noktada ev bir atölye olmaktan çıkar, vitrin gibi işlemeye başlar. Atölye, iz bırakmayı kabul eder. Vitrin, izi düşman sayar. Atölyede “yarın devam” mümkündür. Vitrinde “hemen toparla” emri hüküm sürer.
Silinebilir 2 boyutlu ‘varyok’: Var gibi, izsiz ve ağırlıksız
Bu boşlukta 2 boyutlu “silinebilir” işlevi “faydası” belirlenmiş rengârenk şekiller var, “varyok” var. “Var” çünkü gözün önünde. “Yok” çünkü dokunup dönüştürme imkânı yok. “Var” çünkü etkisi anlık olarak güçlü. “Yok” çünkü geriye bir şey bırakmıyor. Silinebilirlik, sadece pratiklik değildir; deneyin bedelini sıfırlar. Bedel sıfırlanınca, deneyin izi de sıfırlanır. İz sıfırlanınca, yöntem görünmezleşir.
Çekmecedeki parça, elin altında kalır; ertesi gün yeniden bulunur; dünün yarımını bugüne taşır. Silinebilir 2D nesne, “kapat” ile yok olur; “yenile” ile baştan akar; “geri al” ile hata hiç olmamış gibi davranır. Hata hiç olmamış gibi davranıldığı yerde, hatadan öğrenmek de görünmez olur. Oyun “kurmak” değil, “geçmek” olur.
Bu zeminde nesne, tükenmek üzereyken hızla blink blink yapıp kaybolan nesneye dönüşür. Ardından hemen aralıksız next nesnenin gelmesi zinciri başlar. Kapanış yoktur. Durma yoktur. Sindirme yoktur. Yalnızca geçiş vardır.
Blink blink ve next zinciri: Kapanışsızlık, sabırsızlığın makinesi
Tükenmek üzereyken blink blink yapıp kaybolan nesne, hemen aralıksız next nesnenin gelmesi zinciri. Bu, sadece “çok içerik” meselesi değildir. Bu, zamanın küçük parçalara bölünmesi meselesidir. Bir şey bitmez; bitmeye yaklaşır, parlayıp kaybolur. Bitmediği için tatmin tamamlanmaz; tamamlanmadığı için dikkat gevşemez; gevşemediği için yeni nesneye zıplamak kolaylaşır.
Böylece varlığın önemsizliği kurulmuş olur. Nesnenin varlığı, sürekliliğiyle değil, anlık etkiyle ölçülür. Yalnızca mutlu ettiği sürece relevansı vardır. Mutlu etmeyi bırakınca ya da yavaşlayınca “çöp”e düşer; yerine yenisi gelir. Bu düzen, sabrı bir erdem olmaktan çıkarır; sabrı bir arıza gibi kodlar. Beklemek, “boşluk” gibi görünür; boşluk, düşman gibi görünür; düşman gibi göründüğü için de hızın içine daha çok gömülünür.
Amerikan Pediatri Akademisi’nin “dijital ekosistem” çerçevesi, tam da bu noktaya basar: Çocukların ihtiyaçlarını gözeten bir tasarım mümkünken, “engagement ve ticarileşme”yi önceleyen ekosistemlerin kullanımı uzatıp uyku ve hareket gibi sağlıklı davranışları yerinden edebildiğini açıkça söyler (🔗). (publications.aap.org)
Bu zincir, hız ve stres üretir. Hız ve stresin en olağan belirtisi sabırsızlık ve tahammülsüzlüktür. Ama iş burada bitmez. Bu sabırsızlık, çoğu zaman “aşırı zekâ” diye okunur. Çünkü dışarıdan bakıldığında hızlı tepki, hızlı tüketim, hızlı sıkılma, “üstünlük” gibi parlatılabilir. Oysa burada hız, bir fazlalık değil, bir düzenektir.
Yanlış okuma: ‘Aşırı zekâ’ etiketi, sonra gelen kuşak küçümsemesi
Bu tüketim hızında ve bu nedenle oluşan yoğun streste en olağan belirti olan sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğü “aşırı zekâ” olarak yorumlamış olan ebeveynler, bugün “artık büyümüş” olan alpha ve son Z halkası için “salaklar, biz zekiyiz/zekiydik” diyorlar.
Bu dönüş, tek bir cümlelik bir hakaretin ötesinde bir yapıyı gösterir. Semptom önce yüceltilir, sonra aynı semptomun ürünleri küçümsenir. Sabırsızlık önce “parlaklık” diye kutlanır; aynı sabırsızlık yetişkinlikte “aptallık” diye damgalanır. Böyle bir damgalama, meseleyi kişilik meselesine indirger; oysa mesele, ritim ve ortam meselesidir. Ortam hız üretmiştir; hız sabırsızlık üretmiştir; sabırsızlık bir süre “zeka” diye okunmuştur; sonra aynı hız rejimi, kendi ürünüyle kavga etmeye başlamıştır.
Bu noktada “öznenin suçu” gibi görünmesi kolaydır. Kolay olduğu için de çoğu anlatı burada biter. Ama asıl mesele, çocuğun nerede tutulduğudur. Ev, ortak hayatın ritmini çocuğa açmak yerine çocuğu bir adaya kapatınca, hız rejimi tek alternatif hâline gelir.
Ev içinde ev: Çocuğu yerleştirmek değil, yerinden etmek
Sürekli aşırı dış uyaranlara ve strese maruz bırakılarak sürreel dünyalara terk edilip alışverişlere gidilmiş, insta storylere onsuz selfie yetiştirmek için ev içinde ev verilmiş çocuklar. Bu sahnenin çıplak gerçeği, “zaman yetiştirme”nin çocuğun ritmini yutmasıdır. Dışarıda hız vardır. İçeride hızın boşluğunu dolduracak bir şey gerekir. Çocuk, ortak alanın içinde yaşamak yerine ortak alanın dışına alınır. “Ev içinde ev” denen şey, çoğu zaman bu demektir: evin içinde bir yönetim alanı.
Burada meşhur gerekçe de hazırdır. “Pedofili var” denir. Kaygı gerçek de olabilir; ama bu kaygının nasıl kullanıldığı, hangi düzeneklere bağlandığı belirleyicidir. Kaygı, çocuğun dışarıyla temasını azaltır. Temas azalınca içerideki boşluk büyür. Boşluk büyüyünce, boşluğu dolduracak “silinebilir 2D varyok” devreye girer. Böylece çocuk, evin ortak ritminden çekilip bir akışa teslim edilir.
Bu teslimiyet, “kötü ebeveynlik” masalına indirgenmeyecek kadar yapısal bir şeydir. Çünkü hız sadece bireysel tercih değildir; gündelik hayatın örgüsüdür. Alışveriş, yetişme, paylaşma, görünür kalma, işin parçalanması, her şeyin “hemen şimdi” moduna çekilmesi… Çocuğa ayrılan zaman, çoğu zaman çocuğa ayrılan mekânla ikame edilir. Zaman verilmez, ada verilir. Ada verilince çocuk “korunmuş” gibi görünür, ama aslında ortak hayatın içinde yer edinme imkânı daralır.
Yersiz Şeyler’de “önde olma” arzusunun hem güç fantazisi hem de hayatta kalma stratejisi olarak ele alınması, bu görünürlük baskısının nasıl bir hayatta kalma refleksine dönüştüğünü iyi yakalar; öne çıkma baskısı, “varlığın yalnızca etkisi kadar değerli olması” fikriyle aynı zeminde çalışır (🔗). (YERSİZ ŞEYLER)
Çocuklar büyüdü ve: Backrooms, liminal spaces, kenara köşeye itilmişlik
Çocuklar büyüdü ve… Bu cümlenin devamı tek bir yere bağlanmıyor; ama bir duyguya bağlanıyor. Kenara köşeye itilmişlik hissine. Yer var ama yerleşilecek yer yok hissine. Mekân var ama “home” yok hissine.
Backrooms ve liminal space estetikleri, tam burada devreye giriyor. Liminal space, aslında geçiş alanı demek. Koridor, otel holü, alışveriş merkezi, okulun merdiveni, gece boş kalmış bir bekleme salonu… Normalde geçilip gidilen yerler. Normalde orada “kalınmayan” yerler. Bu yerler boş kaldığında, tanıdık olur ama yanlış olur. Çünkü beyin, bu yerleri insan sesiyle, hareketle, amaçla birlikte bekler. İnsan sesi yoksa, amaç yoksa, hareket yoksa, “burada bir eksik var” alarmı çalar. Tehdit yoktur ama anlam bozulmuştur.
Backrooms bunun bir ileri biçimidir. Geçiş alanı kalıcılaşmıştır. Çıkış yoktur. Amaç yoktur. Sadece sürüp giden bir iç mekân vardır. Burası canavarın mekânı olmak zorunda değildir; çoğu zaman canavarsız hâli daha etkilidir. Çünkü burada korku, “bir şey olacak” korkusu değil, “hiçbir şey olmayacak ama bitmeyecek” korkusudur. Blink blink zincirinin mekânsal hâli gibi: tükenmeye yaklaşan ama asla tükenmeyen bir süreklilik.
Yersiz Şeyler’de “gönülsüzce aynı yere dönmek” üzerinden kurulan yersizlik fikri, bu döngü hissini iyi yakalar: farklı durumlarda bile, aynı “çaresizlik ve yersizlik” duygusuna varabilen bir tekrar mantığı vardır (🔗). (YERSİZ ŞEYLER)
Bu yersizlik, evin içinden başlar. Ev “home” gibi olmaktan çıktığında, yani deneyimin sembolik yerleşimi bozulduğunda, tekinsizlik sıradanlaşır. Žižekian Analysis’te semptomun “home” için sembolik yerinin olmaması üzerinden “unhomely” olarak tarif edilmesi, bu hissin adını koymak için işe yarar; mesele bir hayalet değil, yerin yer olmamasıdır (🔗). (Žižekian Analysis)
İnternetin fenomenolojisini bir “montajlı düzenek” gibi düşünmeye imkân veren metinler de aynı noktaya bağlanır: saf deneyim, saf söz, saf dikkat diye bir şey kalmayınca, her şey önceden kurulmuş bir akışın içinde yaşanır; akışın içindeki özne, bazen kendini “orada” bulur ama “oraya ait” hissetmez (🔗). (Žižekian Analysis)
Backrooms/liminal space estetikleri, bu “ait olmama”nın görsel dilidir. Boş koridor, boş otel, boş AVM; hepsi bir geçiş yeridir. Geçiş yeri kalıcı olunca, hayat “geçişte sıkışmış” gibi görünür. Bu sıkışma, notların başındaki dönüşümle aynı çizgidedir: çekmecedeki çok işlevli parçanın yerini, silinebilir 2D varyok alınca; kalıcılığın yerini, blink blink/next zinciri alınca; yöntem kurmanın yerini, akışa bağlanmak alınca; sabrın yerini, acele almak alınca… geriye, mekânın kaldığı ama yerin kaybolduğu bir duygu kalır.
Kapanış: Çekmecenin kaybı, metot kaybı
Çekmecedeki küçük nesne, evin içinde kalırdı. Kaldığı için geri dönülebilirdi. Geri dönülebildiği için yöntem kurulabilirdi. Yöntem kurulduğu için deneme, üretme, x temsili yapma mümkün olurdu. Bugün fayda sterili ev, bu “kalma”yı düşman sayıyor. Yerini silinebilir 2D varyok alıyor. Varyok, iz bırakmadığı için yöntem de bırakmıyor. Arkasından blink blink/next zinciri geliyor. Zincir, kapanış üretmediği için sabır üretmiyor. Sabır üretmeyince sabırsızlık “zeka” diye parlatılabiliyor; sonra aynı sabırsızlık “aptallık” diye küçümsenebiliyor. Çocuk ev içinde eve alınırken, ortak hayatın içinden çekilirken, büyüdüğünde geriye kalan şey çoğu zaman bir estetik değil; bir duygu oluyor. Yersizlik. Kenara köşeye itilmişlik. Mekân var ama yer yok hissi.
Bu hissin görsel dili bugün Backrooms ve liminal spaces adı altında dolaşıyor. Ama asıl hikâye, ekranın içindeki bir korku evreniyle başlamadı. Asıl hikâye, evin içindeki çekmecenin sessizce boşalmasıyla başladı.
İstemleme notları:
eskiden evlerde küçük nesneler olurdu, kullanilmasa dahi çekmeyecelerde raflarda duran. çocuklar bu nesnelerle oyunlar, oyuncaklar üretirlerdi. hayal dünyasini kreativiteyi, düşünceyi metodik geliştirmeyi besleyen bir durumdu bu multifonksiyonel nesneler. hazir bir ürünü tüketmekten, o ürünün belirlenmiş yegane ‘meşgul ve mutlu etme, dikkat odaklatarak lust besetzen yapma’ işlevi ve anlamını tanımaktan farklı olan buydu. metodik geliştirme, deneme, üretme, x temsili yapma gibi imkânlar vardı. artık fayda sterili evlerde böyle nesneler yok. 2 boyutlu ‘silinebilir’ işlevi ‘faydası’ belirlenmiş rengarenk şekiller var, ‘varyok’ var. tükenmek üzereyken hizla blink blink yapip kaybolan nesne, hemen aralıksız next nesnenin gelmesi – zinciri. varlığın önemsizliği, yalnızca mutlu ettiği sürece relevansı var. bu tüketim hızında ve bu nedenle oluşan yoğun streste en olaǧan belirti olan sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğü “aşırı zekâ” olarak yorumlamış olan ebeveynler, bugün “artik büyümüş” olan alpha ve son Z halkasi için “salaklar, biz zekiyiz/zekiydik” diyorlar. sürekli aşırı dışuyaranlara ve strese maruz birakilarak surreel dünyalara terkedilip alişverişlere gidilmiş, insta storylere onlarsiz selfie yetiştirmek (‘pedofili var :/ oh be bahane de güçlü!’) için ev içinde ev verilmiş çocuklar. “çocuklar büyüdü ve … ” (backrooms, liminal spaces, kenara köşeye itilmişlik)






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: From Drawer to ‘Varyok’: The Child’s Placelessness in the Utility-Sterile Home – Žižekian Analysis