🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
2026 Ocak sonunda ABD Adalet Bakanlığı, ‘Epstein Files Transparency Act’ kapsamında milyonlarca sayfalık yeni bir yayın dalgasını kamuya açtığını duyurdu; toplamda yaklaşık 3,5 milyon sayfaya ulaşıldığı, bunun içinde çok sayıda görsel ve video bulunduğu belirtildi. (Department of Justice)
Bu dalga içinde en çok yankı uyandıran parçalar, tek tek “belge” olmaktan çıkıp bir dönemin güç dolaşımını görünür kılan kırıntılar hâline geliyor: e-postalar, kısa notlar, takvim izleri ve bir fotoğraf. Söz konusu fotoğraf, 2015’teki bir akşam yemeği masasında Mark Zuckerberg ile Elon Musk’ı aynı karede gösteriyor; aynı dosya hattında Jeffrey Epstein’in “wild” ifadesini kullandığı bir e-posta pasajı dolaşıma giriyor; mekân ve ev sahibi anlatısı, haberlerde Palo Alto’da Reid Hoffman’ın ev sahipliği ettiği bir yemek olarak aktarılıyor. (The Daily Beast)
Bu fotoğrafın yarattığı etki, içerdiği “an”dan çok, çağırdığı “sistem” yüzünden büyüyor. Epstein’in 2008’deki mahkûmiyetinden yıllar sonra da üst düzey çevrelerde görünür olabilmesi, yalnızca kişisel ilişkiler meselesi değil; saygınlık devşirme, kapı açtırma, bir masaya oturmanın başka masalara erişim üretmesi gibi mekaniklerin nasıl çalıştığı sorusunu gündeme taşıyor. Aynı soru, teknoloji şirketlerinin çocukların dikkatini metalaştıran ürün kararlarına uzandığında, fotoğraf artık tek başına bir magazin nesnesi değil; toplumsal güven, hesap sorulabilirlik ve teşvik yapıları tartışmasının sembolik eşiği oluyor. (WIRED)
Los Angeles’ta Başlayan Bellwether: “Bağımlılık” İddiasının İlk Jüri Testi
Los Angeles County Superior Court’ta açılış konuşmaları 2026 Şubat 9’da başlayan dava, ABD’de sosyal medya şirketlerinin “çocuklara zarar veren bağımlılık yapıcı tasarım” iddiasıyla jüri önüne çıktığı ilk büyük bellwether test olarak konumlanıyor. Dava dosyasında davacı, mahkeme kayıtlarında K.G.M. kısaltmasıyla anılan genç bir kadın; iddia edilen zarar tablosu, yıllara yayılan yoğun kullanımın depresyonu ağırlaştırdığı ve intihar düşünceleriyle ilişkilendiği anlatısı üzerine kuruluyor. (Reuters)
Sanıklar, Instagram’ın sahibi Meta Platforms ile YouTube’un sahibi Alphabet. Dava, “içerik” tartışmasının ötesine taşınarak “ürün tasarımı” üzerinden kuruluyor: sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, bildirim ekonomisi ve öneri sistemlerinin, özellikle çocuk ve ergenlerde “kalmayı” ve “geri dönmeyi” artıracak biçimde tasarlandığı; bunun da ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler ürettiği savı merkezde. Açılış çerçevesi, şirketlerin bu tasarım kararlarını bilerek ve gelir artırma mantığıyla sürdürdüğü iddiasına dayanıyor. (AP News)
Bu dosyanın “bellwether” olması, tek bir tarafın hikâyesinin ötesinde bir işlev yüklüyor. AP’nin aktardığı çerçevede bu dava, ebeveynlerin ve okul bölgelerinin açtığı yüzlerce benzer davaya dair bir “litmus test” olarak görülüyor; jüri önünde hangi anlatının ikna edici olacağı, hangi delil türlerinin taşınabildiği ve hangi hukuki teorilerin ayakta kaldığı, sonraki dosyaların yönünü belirleyecek bir eşik olarak bekleniyor. (AP News)
Neden Tam Bu Dava: Tasarımın “Davalaşabilir” Hâle Gelmesi
Sosyal medya şirketlerinin yıllardır en güçlü kalkanı, kullanıcıların ürettiği içerikten doğan sorumluluk iddialarını büyük ölçüde dışarıda tutan hukuki koruma alanlarıydı. Bu dalga davalarda kritik hamle, iddianın merkezini “kullanıcı ne paylaştı” sorusundan “ürün nasıl çalışıyor” sorusuna kaydırmak. Böylece hedef, platformların sadece bir “taşıyıcı” değil, davranışı şekillendiren bir “tasarım sistemi” olduğu fikrini jüriye anlatmak oluyor. Reuters, bu davanın teknoloji şirketlerinin uzun süredir dayandığı ABD hukuki kalkanlarını ciddi biçimde zorlayabileceğini bu bağlamda öne çıkarıyor. (Reuters)
Bu noktada tartışma, basitten karmaşığa doğru birkaç katmanda büyüyor. İlk katmanda, herkesin gündelik deneyimi var: otomatik oynatma açıldığında videoların arka arkaya akması; bildirimle telefona dönme refleksi; sonsuz kaydırmanın “bitmeyen içerik” hissi üretmesi. İkinci katmanda, bu deneyimin “tasarım kararı” olarak tanımlanması geliyor: bu özelliklerin tesadüfen değil, etkileşim ölçümlerini yükseltmek için sistematik biçimde seçildiği iddiası. Üçüncü katmanda ise “nedensellik” düğümü beliriyor: bireysel ruh sağlığı seyrini hangi ölçüde hangi ürün kararlarına bağlamak mümkün, hangi delil standardı gerekir, jüriyi ikna eden şey ne olur.
AP’nin haberinde davacı tarafın kullandığı benzetmeler de tam burada devreye giriyor; slot makineleri ve tütün endüstrisi analojileri, tasarımın “davranış yakalama” yönünü somutlaştırmak için tercih ediliyor. (AP News)
Dosyanın İçinde Kim Kaldı, Kim Ayrıldı: Anlaşmaların Anlamı
Davanın ilk formunda TikTok ve Snap de sanıklar arasındaydı; ancak hem AP hem Reuters akışına göre bu iki şirket, bellwether duruşması başlamadan önce davacıyla anlaşarak dosyadan çıktı. Bu ayrılma, geriye Meta ve Alphabet’i bırakarak çatışmayı daha net iki hedefe sıkıştırdı ve jüri önündeki asıl “tasarım-sorumluluk” kavgasını keskinleştirdi. (AP News)
Anlaşmalar ayrıca kamuoyunda şu soruyu büyütüyor: Risk hesabı hangi noktada “mahkeme salonu” yerine “pazarlık masası”na taşınıyor. Bellwether davaların gerçek işlevi de burada belirginleşiyor; ilk jüri testinin yaratacağı iklim, daha geniş dosya havuzunda zincirleme kararlar doğurabiliyor. (The Verge)
Tanıklıklar ve Delil Ekonomisi: Jürinin Önüne Ne Konuyor
Bu tür davalarda “tanıklık” yalnızca kürsüde söylenen cümleler değildir; önceden alınmış depozisyonlar, uzman raporları, şirket içi yazışmalar, ürün karar süreçlerine ait belgeler ve istatistiksel analizler, tanıklığın geniş bir ekosistemi olarak dosyaya girer. Sky News, LA’daki bu süreçte bellwether dava paketlerinin sayısına ve devasa tanıklık hacmine dikkat çekiyor; eylemi başlatırken 1.500’den fazla kişinin tanıklığının değerlendirildiği aktarılıyor. (Sky News)
Kamuya yansıyan tanıklık ekseni, Reuters ve AP haberleriyle birlikte üç çizgide toplanıyor. İlk çizgi, K.G.M.’nin kişisel anlatısı: hangi yaşlarda kullanıma başlandığı, kullanımın nasıl yoğunlaştığı, ruh hali değişimleri ve zarar iddiasının zaman çizelgesi. İkinci çizgi, aile ve çevre anlatısı: ebeveyn denetiminin sınırları, risklerin nasıl öğrenildiği, “erken uyarı” tartışması. Üçüncü çizgi, şirket ve uzman anlatısı: “tasarım özelliği”nin davranışa etkisi, “nedensellik” itirazları ve şirketlerin gençlik güvenliği söylemi. (Reuters)
AP ayrıca Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg’in tanık olarak beklenmesini bu davanın “üst düzey hesaplaşma” boyutunun göstergesi olarak aktarıyor. (AP News)
Paralel Dosyalar: Bu Duruşma Bir Ada Değil
Los Angeles’taki dava, tek başına duran bir olay değil; Reuters, bunun California eyalet davası olduğunu ve ayrı bir hatta 2.300’den fazla federal davanın bulunduğunu vurguluyor. Bu federal havuzda okul bölgeleri de davacı; iddiaları, platformların “bağımlılık yapıcı tasarım”larının okul sistemlerine ek maliyet ve kriz yükü bindirdiği yönünde. (Reuters)
Federal hatta seçilen bazı okul bölgesi davaları da bellwether olarak planlanıyor; Reuters’in 2026 Ocak sonu haberinde, federal yargıcın bu davaların hangi çerçevede yargılamaya gidebileceğini tarttığı, Section 230 tartışmasının “tasarım mı içerik mi” ayrımı üzerinde kilitlendiği aktarılıyor. (Reuters)
Bu geniş dalga, sektörün 2026’yı bir “hukuki reckoning” yılına çevirdiği yorumunu besliyor; The Verge, hem eyalet hem federal düzlemde bellwether mekanizmasının, şirketlerin daha önce Section 230 duvarına yaslanarak uzak tuttuğu jüri aşamasını artık görünür hâle getirdiğini anlatıyor. (The Verge)
Aynı Haftanın Başka Bir Gölgesi: Çocuk Güvenliği ve İstismar Riskleri
Los Angeles’taki bağımlılık davası sürerken Reuters, aynı dönemde New Mexico’da Meta’nın çocukların cinsel sömürüsü risklerini önlemede yetersiz kaldığı iddiasıyla ayrı bir yargılamayla da karşı karşıya olduğunu aktarıyor. Bu eşzamanlılık, kamuoyundaki “çocuk güvenliği” tartışmasını iki uçtan sıkıştırıyor: bir tarafta bağımlılık ve ruh sağlığı zararları, diğer tarafta istismar ve sömürü riskleri. (Reuters)
Fotoğrafın Yarattığı İklim ile Jüri Salonunun Mantığı Aynı Yere Basıyor
Epstein dosyalarındaki akşam yemeği fotoğrafı ve Los Angeles’taki bellwether dava, ilk bakışta farklı türden hikâyeler gibi duruyor; biri güç çevrelerinin görünürlüğüne, diğeri ürün tasarımının insan davranışı üzerindeki etkisine odaklanıyor. Ortak zemin, teşviklerin ve erişimin nasıl işlediği sorusu. Bir masanın kime kapı açtığı, bir ekranın kimi ne kadar içeride tuttuğu, hangi kararların kimin hayatına maliyet yazdığı; tüm hatlar eninde sonunda “hesap sorulabilirlik” tartışmasında birleşiyor. (The Daily Beast)
Dosya Dalgası, Akşam Yemeği Karesi, Hesap Sorulabilirlik İklimi
ABD Adalet Bakanlığı 2026 başında, Epstein soruşturmalarıyla bağlantılı çok büyük bir belge yayımlama dalgasını ‘Epstein Files Transparency Act’ çerçevesinde duyurdu; kamuya açılan materyalin milyonlarca sayfa ve çok sayıda görsel/video içerdiği resmî açıklamada yer aldı. (🔗) (HHS.gov)
Bu tür yayımlama dalgaları, tek tek belgelerden çok “bağlantı hissi” üretir; e-posta ekleri, kısa notlar, takvim kırıntıları, fotoğraflar ve birbirine bağlanan isim kümeleri, güç çevrelerinin nasıl dolaştığını görünür kılan bir arşiv mantığı kurar. Tam bu zemin üzerinde, dosyalarda yer aldığı aktarılan 2015 tarihli bir akşam yemeği fotoğrafı, Meta’nın başındaki Mark Zuckerberg ile X’in sahibi Elon Musk’ı aynı karede gösterdiği için öne çıktı; Forbes, söz konusu fotoğrafın Epstein dosyaları bağlamında gündeme geldiğini ve “wild” ifadesinin aynı belge hattında dolaştığını yazdı. (🔗) (Forbes)
Fotoğrafın yarattığı çekim, tek bir gecenin dedikodusu değil; bir dönemin “erişim ekonomisi”ne dair daha geniş bir sezgi üretmesi. Washington Post, yayımlanan dosyaların “güçlüler listesi” etkisiyle okunduğunu ve belge akışının, iş dünyası ve siyaset gibi alanlarda çok sayıda ismi aynı bağlam içinde görünür kıldığını aktardı. (🔗) (The Washington Post)
Tam aynı takvim aralığında, Los Angeles’ta görülen sosyal medya çocuk bağımlılığı bellwether davası, “kim kiminle aynı masada” sorusunu “kim hangi tasarım kararını hangi teşvikle aldı” sorusuna bağlayan yeni bir toplumsal iklimi besledi. Böylece Epstein arşivinin dolaşıma soktuğu “statü ve görünürlük” gerilimi ile mahkeme salonunda tartışılan “ürün tasarımı ve zarar” gerilimi, aynı dönemde üst üste binen iki ayrı cepheye dönüştü. (🔗) (AP News)
Bellwether Nedir, Neden Bu Dava Ülke Gündemine Oturdu
Bellwether, çok sayıda benzer dosyanın bulunduğu bir davalar yığını içinde seçilen, ilk büyük jüri testi işlevi gören “öncü” dosya anlamına gelir; burada amaç, iddiaların ve savunmanın jüri önünde nasıl çalıştığını görmektir. Los Angeles County Superior Court’ta başlayan dava, çocukluktan itibaren sosyal medya kullanımıyla ilişkilendirilen ağır ruh sağlığı zararları iddiasını jüri önüne taşıyan ilk büyük test olarak tanımlandı. (🔗) (Reuters)
Davanın merkezinde, mahkeme kayıtlarında K.G.M. kısaltmasıyla anılan genç bir kadının anlatısı yer alıyor; Reuters, iddianın depresyon ve intihar düşüncelerinin sosyal medya uygulamalarının “bağımlılık yapacak şekilde tasarlanması” sonucu ağırlaştığı şeklinde kurulduğunu aktardı. Sanıklar, Instagram’ın sahibi Meta ile YouTube’un sahibi Alphabet; dava, ABD’de platformların yıllardır dayandığı bazı hukuki koruma alanlarını zorlayabilecek bir eşik olarak izleniyor. (🔗) (Reuters)
Bu dosyanın başka bir kritik özelliği, başlangıçta daha geniş bir sanık listesi varken, duruşma eşiğinde daralması. AP ve Reuters, TikTok ile Snap’in davacıyla anlaşarak dosyadan ayrıldığını, geriye Meta ve YouTube’un kaldığını yazdı; bu, jüri önünde tasarım özellikleri ve nedensellik tartışmasını iki ana hedefe sıkıştırdı. (🔗) (🔗) (AP News)
İddianın Mekaniği: İçerikten Tasarıma Kaydırılan Sorumluluk
Bu davaların kilit hamlesi, tartışmayı “kullanıcılar ne paylaştı” ekseninden “ürün nasıl çalışıyor” eksenine taşımak. Dile getirilen tasarım unsurları, gündelik kullanımdaki en basit reflekslerden başlıyor: otomatik oynatma, sonsuz kaydırma, bildirimle geri çağırma, öneri sistemleriyle izleme rotası çizme. WIRED, davacı tarafın bu dosyada Section 230 tartışmasına çarpmamak için “üçüncü taraf içeriği”nden ziyade “iş kararları ve ürün tasarımı” üstünden bir sorumluluk teorisi kurmaya çalıştığını; hukuki çatışmanın bu ayrım üzerinde döndüğünü yazdı. (🔗) (WIRED)
Buradan sonra tartışma karmaşıklaşıyor, çünkü “tasarım” denilen şey tek bir buton ya da tek bir sayfa değil; davranışın ölçülmesi ve geri beslenmesiyle çalışan bir sistem. Platform, hangi içeriğin kimde daha uzun kaldığını, kimde daha hızlı dönüş yarattığını, hangi bildirim biçiminin daha çok tık aldığını ölçer; sonra bu ölçümü tasarım değişikliğine çevirir. Davanın iddia mantığı, bu döngünün çocuklar için özel bir kırılganlık ürettiği, özellikle gelişim çağında dikkat ve duygu düzenlemesi üzerinde yıkıcı etkiler doğurduğu fikrine dayanır. AP, davacı tarafın bu etkiyi anlatırken tütün ve kumar endüstrisinin “alışkanlık kurma” tekniklerine yapılan benzetmeleri jüri önünde kullanacağını aktardı. (🔗) (AP News)
Tanıklık Ekosistemi: Kürsü, Depozisyon, Uzman, İç Yazışma
Jüriye taşınan şey yalnızca bir kişinin hikâyesi değil; hikâyeyi taşıyan tanıklık biçimlerinin toplamı. Tanıklık, duruşmada söylenen cümleler kadar, yıllar içinde alınmış depozisyonlar, uzman raporları, şirket içi sunumlar, ürün karar süreçlerine dair e-posta ve notlar, platformların risk bilgisini nasıl topladığına dair iç araştırmalarla da kurulur. Bu geniş tanıklık ekonomisi, bir yandan davacının zaman çizelgesini somutlaştırır, diğer yandan “şirketler neyi ne zaman biliyordu” sorusunu büyütür.
Los Angeles sürecindeki en somut yargısal izlerden biri, California Superior Court’ta verilen ve özet yargılama taleplerini reddeden karar metni; bu metinde davacının ve ailesinin bazı beyanlarının yanı sıra, tasarım özellikleri ve nedensellik tartışmasının hangi çerçevede jüriye bırakıldığı görülebiliyor. (🔗) (Courthouse News)
Bu dosyada jüri seçiminin bile olağan dışı bir güvenlik ve baskı iklimi içinde yürüdüğü görüldü; ABA Journal, ilk sosyal medya bağımlılığı davasında jüri üyelerinin anonim kalmasına ilişkin yaklaşımı ve mahkemenin kısıtlama çizgisini haberleştirdi. (🔗) (ABA Journal)
Bilimsel ve Kurumsal Zemin: Sağlık Otoriteleri, İç Belgeler, Tartışmalı Kavramlar
Bu dava dalgası, boşlukta doğmadı; birkaç yıl boyunca biriken kurum raporları, sızan iç araştırmalar ve sağlık otoritelerinin uyarıları, kamu dilini ve hukuki dili aynı anda etkiledi. ABD Baş Cerrahı’nın 2023 tarihli ‘Social Media and Youth Mental Health’ danışma metni, gençlerin sosyal medya kullanımının yaygınlığını, bağımsız güvenlik analizlerinin yetersizliğini ve risk azaltımına yönelik acil adımları öne çıkardı. (🔗) (HHS.gov)
Aynı dönemde, ‘Facebook Papers’ diye anılan iç belge dalgası, Instagram’ın ergen ruh sağlığına etkileri konusunda şirket içi araştırmaların varlığını kamuoyunun merkezine taşıdı; Wall Street Journal’ın 2021’de yayımladığı haberler, şirketin kendi araştırmalarının özellikle ergen kızlarda beden algısı ve benzeri alanlarda olumsuz etkiler gösterdiğini aktardı. (🔗) (The Wall Street Journal)
Bilimsel zemindeki bir başka gerilim, “bağımlılık” kelimesinin kendisi. Guardian, bazı uzmanların klinik anlamda “madde bağımlılığı” ile aynı kategoriye sokmaktan kaçındığını, buna rağmen “problemli kullanım” ve “zararlı tasarım” gibi kavramlarla riskin ciddiyetini kabul eden bir çerçevenin güçlendiğini yazdı. (🔗) (The Guardian)
Bu dil gerilimi mahkeme açısından kritik, çünkü jüriye giden dosyada kelimeler yalnızca tanım değil; nedensellik ve tazminatın kapısını açan anahtar. “Bağımlılık” denildiğinde, irade dışı tekrar, kontrol kaybı, bırakma güçlüğü gibi davranış örüntüleri öne çıkar; savunma tarafı ise aynı örüntülerin başka etkenlerle açıklanabileceği tezini büyütür. Reuters, sanıkların bu dosyada “başka kişisel etkenler” ve “karmaşık nedenler” hattında savunma kuracağını aktardı. (🔗) (Reuters)
Federal Yığılma: MDL 3047 ve Davaların “Tek Bir Makine” Gibi İşlemesi
Los Angeles davası eyalet mahkemesinde yürürken, federal tarafta daha büyük bir “yığılma” var. JPML’nin MDL 3047 transfer emirleri, farklı eyaletlerden açılan davaların Kuzey Kaliforniya’da tek bir ön süreçte birleştirilmesini; ortak olgu ve hukuk sorularının tek yerde yönetilmesini hedefliyor. JPML belgelerinde, iddiaların ortak çekirdeği “platformların ekran süresini maksimize edecek şekilde tasarlanması ve bunun ergenlerde bağımlılık benzeri davranışları teşvik etmesi” şeklinde özetleniyor. (🔗) (🔗) (jpml.uscourts.gov)
Bu birleşme yapısı, tek tek davaların bir “öykü” olmaktan çıkıp, büyük bir delil altyapısına dönüşmesine yol açar; aynı uzmanlar tekrar tekrar devreye girer, aynı tasarım özellikleri farklı davacı profillerinde sınanır, aynı hukuki savunmalar farklı bağlamlarda denenir. Tech Policy Press, hem eyalet koordinasyon dosyasında hem MDL’de davacıların “tasarım” odaklı giderek daha benzer bir strateji kurduğunu ve şirketlerin klasik bağışıklık hattının bu yüzden zorlandığını yazdı. (🔗) (Tech Policy Press)
Paralel Cephe: New Mexico’da “Çocuk Güvenliği” Üzerinden Ayrı Bir Jüri Hikâyesi
Aynı gün Los Angeles’ta açılış konuşmaları yapılırken, New Mexico’da Meta’ya karşı çocukların cinsel sömürüsü riskleri ve tüketici koruma hukuku üzerinden yürüyen ayrı bir jüri süreci de gündemdeydi. AP, Santa Fe’deki davada eyaletin, gizli hesaplarla çocuk gibi davranan araştırmacıların maruz kaldığı mesaj ve içerikleri delil olarak sunduğunu; iddianın Meta’nın platform güvenliği konusunda yanlış yönlendirme yaptığı ve riskleri yeterince engellemediği ekseninde kurulduğunu aktardı. (🔗) (AP News)
Reuters, New Mexico davasının, sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma gibi tasarım özelliklerini de çocuklara yönelik zarar iddiasının parçası olarak tartıştığını ve Meta’nın burada da First Amendment ve Section 230 hatlarını öne sürdüğünü yazdı. (🔗) (Reuters)
Bu iki cephe, çocuklara dair iki farklı zarar tipini aynı dönemde büyütüyor; Los Angeles’ta ruh sağlığı ve “bağımlılık yapıcı tasarım” dili, Santa Fe’de istismar riski ve “güvenlik vaatleri” dili. Bu eşzamanlılık, kamuoyunda tek bir soruyu keskinleştiriyor: platformların çocuklara dönük “ürün kararı” ile “güvenlik kararı” aynı teşvik düzeninde mi alınıyor, yoksa birbirini dışlayan iki ayrı hedef mi var. (AP News)
Düzenleme ve Politika Eşiği: Dava Dalgasının Yasaya Sıçrama İhtimali
Bu yargı dalgası, yasa yapımını da etkiliyor. Kids Online Safety Act gibi “platformların çocuklara dönük sorumluluğunu” daha açık kurmaya çalışan tasarılar, özellikle tasarım özelliklerine yönelik yükümlülük tartışmalarını besliyor; Congress.gov üzerindeki güncel metin, 2025’te yeniden sunulan KOSA’nın 17 yaş altı kullanıcılar için “araçlar ve güvenlik önlemleri” öngördüğünü gösteriyor. (🔗) (Congress.gov)
Bu tür tasarılar, mahkeme salonunda tartışılan “tasarım sorumluluğu” fikrini, idari yükümlülüklere çevirebilecek bir zemin yaratıyor; böylece davalar yalnızca tazminat değil, norm üretimi anlamında da etkili bir baskı mekanizmasına dönüşüyor. (Congress.gov)
Epstein Arşivinin “Redaksiyon Rejimi” ve Dava Dilinin İnşa Ettiği Gerçeklik
Epstein belgelerinin nasıl yayımlandığı da ayrı bir bağlam üretiyor; zizekanalysis.com, arşivin yoğun redaksiyonlarla dolaşıma girmesinin “bilinmeyeni kovalamaya” dayalı bir dikkat rejimi yarattığını, siyah şeritlerin ve kırık linklerin bir tür toplumsal çıkarım oyununu beslediğini yazdı. (🔗) (Žižekian Analysis)
Bu gözlem, Los Angeles bellwether davasının medya diliyle yan yana geldiğinde, iki tür “belge okuma” alışkanlığını üst üste bindiriyor: arşiv üzerinden ilişki kümeleri kuran okuma ile mahkeme üzerinden nedensellik ve sorumluluk kümeleri kuran okuma. Bir tarafta görünürlük ve statü dolaşımı, diğer tarafta ürün tasarımı ve zarar dolaşımı. Bu bindirme, bir fotoğrafı yalnızca bir an olmaktan çıkarıp, aynı ekosistemin farklı çıktılarının birbirine bağlandığı bir “eşik” hâline getiriyor. (Žižekian Analysis)
Sonuç Yerine: Aynı Teşvik Düzeni İçinde İki Farklı Çatışma
Epstein dosyaları, güç çevrelerinin temas haritasını “görünürlük” üzerinden büyütüyor; bellwether dava ise teknoloji ürünlerinin temasını “tasarım” üzerinden büyütüyor. İki hat, farklı delil türleriyle çalışıyor ama aynı soruyu sürekli diri tutuyor: çocukların hayatına en yakın ürün kararları kim tarafından, hangi ölçüm mantığıyla, hangi maliyet hesabıyla alındı. Los Angeles’taki bellwether, bu sorunun jüri önünde ilk kez büyük ölçekli bir sınanışı olarak yürürken; federal MDL yığılması ve New Mexico’daki paralel jüri süreci, “tek bir dava”yı “ülke çapında bir rejim tartışması”na çeviren zemini genişletiyor. (🔗) (🔗) (Reuters)
Genç kadın, bağımlılık davasında emsal bir yargılamada, çocukken sosyal medyada ‘gün boyu’ olduğunu söyledi
LOS ANGELES (AP) — Sosyal medya devlerine karşı mücadele eden genç bir kadın, büyürken platformları kullanma deneyimine ilişkin ifade vermek üzere Perşembe günü tanık kürsüsüne çıktı; çocukken sosyal medyada “gün boyu” olduğunu söyledi.
Mahkeme belgelerinde KGM olarak tanımlanan ve şu anda 20 yaşında olan genç kadın, sosyal medyayı erken yaşta kullanmasının onu teknolojiye bağımlı hale getirdiğini ve depresyonu ile intihar düşüncelerini şiddetlendirdiğini söylüyor. Davada kalan iki sanık Meta ve YouTube; TikTok ve Snap ise uzlaşmaya gitti.
Bu dava, diğer iki dava ile birlikte bir bellwether (emsal niteliğinde yön gösterici) yargılama olarak seçildi; yani sonucu, sosyal medya şirketlerine karşı açılmış binlerce benzer davanın muhtemel seyrini etkileyebilir.
KGM’nin avukatlarının yargılama boyunca ona seslendiği adla Kaley, 6 yaşında YouTube kullanmaya, 9 yaşında ise Instagram kullanmaya başladı.
Çalkantılı bir ev hayatı
Kaley, pembe çiçek desenli bir elbise ve bej bir hırka giymiş halde tanık kürsüsüne çıktı ve avukatı Mark Lanier Perşembe sabahı nasıl olduğunu sorduktan sonra “çok gergin” olduğunu söyledi.
Lanier, Kaley’in ve ailesinin çocukluk fotoğraflarını gösterdi ve Kaliforniya’nın Chico kentinde sakin bir çıkmaz sokakta (cul-de-sac) geçen çocukluğundan olumlu anılarını sordu. Temalı doğum günü partilerinden, Six Flags gezilerinden ve annesinin çocukluğunu özel kılmak için gösterdiği istikrarlı çabalardan söz etti.
Buna rağmen Kaley’in annesiyle ilişkisi zaman zaman zorluydu. Kaley, tartışmalarının çoğunun telefonunu kullanması üzerine olduğunu söyledi.
Hem sanıklar hem de davacı, Kaley için çalkantılı bir ev hayatına işaret etti. Avukatları, savunmasız bir kullanıcı olarak onun avlandığını söylüyor; ancak Meta ve Google’a ait YouTube’u temsil eden avukatlar, Kaley’in ruh sağlığıyla ilgili sıkıntılarından kaçmanın ya da onlarla başa çıkmanın bir yolu olarak platformlarına yöneldiğini savundu.
Annesinin ona vurduğu, ona kötü davrandığı ve onu ihmal ettiği iddiaları sorulduğunda Kaley, “mükemmel değildi ama elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu,” dedi ve bugün annesinin geçmişteki eylemlerini istismar ya da ihmal olarak nitelemeyeceğini düşündüğünü açıklığa kavuşturdu.
Ancak Perşembe günü daha sonra, çapraz sorgusu sırasında Kaley, 6. sınıfta olduğu sıralarda kendine zarar verdiği dönem boyunca annesinin fiziksel ve duygusal olarak istismarcı davrandığını kabul etti.
Walmart’ta kişisel alışveriş danışmanı (personal shopper) olarak çalışan Kaley, büyüdüğü evde annesiyle birlikte yaşıyor.
Bildirimler ona bir ‘coşku’ veriyordu
Kaley, çocukken hem Instagram’da hem YouTube’da birden fazla hesap oluşturduğunu, böylece kendi paylaşımlarını beğenip yorum yapabildiğini söyledi. Ayrıca, başka insanların fotoğraflarını beğenerek karşılığında bir sürü beğeni alabildiği bir platform üzerinden beğeni “satın aldığını” söyledi. “Beni popüler gösteriyordu,” dedi.
Kaley’e özellikle, davacıların kasıtlı biçimde bağımlılık yapacak şekilde tasarlandığını ileri sürdüğü özellikler soruldu; bunların arasında bildirimler de vardı. Instagram ve YouTube’daki bu bildirimler ona bir “coşku” veriyordu, dedi. Gün boyunca bildirim alıyordu ve okul sırasında onları kontrol etmek için tuvalete gidiyordu — hâlâ yaptığı bir şey.
Kaley, YouTube’u artık daha seyrek kullansa da geçmişte ona bağımlı olduğuna inandığını söyledi. “Kendime ne zaman sınır koymaya çalışsam, işe yaramıyordu ve bir türlü bırakamıyordum,” dedi.
Instagram’daki filtreler, özellikle bir kişinin kozmetik görünümünü değiştirebilen filtreler, davada da büyük yer tuttu ve Kaley’in kullanımında da sürekli bir unsur oldu. Lanier ve meslektaşları, Kaley’in Instagram’da paylaştığı fotoğraflardan oluşan, yaklaşık 35 feet uzunluğunda bir bez afişi (canvas banner) açtı. Kaley, fotoğrafların “neredeyse hepsinde” filtre olduğunu söyledi.
Jüriye ayrıca Kaley’in çocukken ve genç ergenlik dönemindeyken paylaştığı Instagram gönderileri ve YouTube videoları gösterildi. Bir video, 100 YouTube abonesini geçtikten sonra “sevinç gözyaşları döktüğünü” söylediğini gösteriyordu — fakat ardından hızla görünüşüne dönüyor ve “çirkin görünümü” için özür diliyordu.
Videoda, genç Kaley, “Bu gömleğin içinde çok şişman görünüyorum,” diyor.
Kaley, sosyal medyayı ve filtreleri kullanmaya başlamadan önce, beden dismorfisi tanısıyla ilişkilendirilen olumsuz duyguları yaşamadığını söyledi.
Meta, davacının ev yaşamına odaklanıyor, çelişen ifadeleri öne çıkarıyor
Meta, Kaley’in sosyal medyayı hiç kullanmadan önce de ciddi zorluklarla karşılaştığını savundu. Şirketin avukatı Paul Schmidt, bu ayın başında, davadaki temel sorunun platformların Kaley’in ruh sağlığı sorunlarında önemli bir etken olup olmadığı olduğunu söyledi.
Meta avukatı Phyllis Jones, Perşembe günkü çapraz sorgusunda nazik ve saygılı bir üslup kullandı; yabancılarla dolu bir odanın önünde özel hayatı hakkında konuşmanın rahatsız edici olabileceğini kabul etti. Jones daha sonra Kaley’in ev yaşamına odaklandı.
Jones, Kaley’in ruh sağlığı ve annesiyle ilişkisi hakkında Instagram’da yaptığı mesajlaşmaları ve paylaşımları açtı ve Kaley’in annesinin ona bağırdığı anları kaydettiği videoları oynattı.
Meta’nın çapraz sorgusu sırasında yaklaşık 20 kez, Jones Kaley’den 2025 tarihli ifade (deposition) tutanağına bakmasını istedi; bu tutanak, Kaley’in tanıklığı sırasında verdiği bazı yanıtlarla çelişiyordu. Bu soruların çoğu, ailesinden birinin belirli bir eyleminin ya da belirli bir deneyimin onun ruh sağlığını nasıl etkilediğiyle ilgiliydi; Kaley Perşembe günü bunların ya etkisi olmadığını ya da kaygı ve depresyona kayda değer biçimde katkıda bulunmadığını söyledi. Yaklaşık bir yıl önceki ifadesi ise çoğu zaman bunun tersini söylüyordu.
Kaley, ifadesi hakkında, “Soruları elimden geldiğince yanıtlamaya çalıştım, ama bazen yanlış söylemiş olabilirim,” dedi.
Bu sefer Kaley, 6. sınıfta olduğu sıralarda kendine zarar verdiği dönem boyunca annesinin fiziksel ve duygusal olarak istismarcı davrandığını kabul etti. Günün erken saatlerinde, annesinin geçmişteki eylemlerini bugün istismar ya da ihmal olarak nitelemeyeceğini düşündüğünü söylemişti.
Jones, Kaley ile, hiçbir doktorun ya da ruh sağlığı hizmeti sağlayıcısının ona sosyal medya bağımlılığı teşhisi koymadığını; Instagram bağımlılığı nedeniyle tedavi görmediğini ve bir sağlayıcı tarafından Instagram kullanımını sınırlamasının söylenmediğini teyit etti. Kaley, sağlayıcılarla aşırı kullanım ya da bağımlılık konusunda endişelerini hiç gündeme getirmediğini söyledi; çünkü onların kendisine platformlardan tamamen çıkmasını söyleyeceklerini düşündüğünü, bunun da istemediği bir şey olduğunu belirtti.
Terapist: Sosyal medya ile benlik duygusu ‘yakından ilişkiliydi’
Kaley’in 2019’da birlikte çalıştığı eski terapisti Victoria Burke, Çarşamba günü ifade verdi; Burke, Kaley’in sosyal medyası ile benlik duygusunun “yakından ilişkili” olduğunu söyledi ve platformlarda olup bitenlerin “ruh hâlini yapıp da bozabildiğini” ekledi.
Meta adına bir avukat, yaklaşık üç saat süren bir çapraz sorguda Burke’ün Kaley’le yaptığı seanslara ilişkin notlarını ayrıntılı biçimde inceledi. Kaley’in yüz yüze zorbalıkla ilgili olumsuz deneyimlerini, okula dayalı diğer stres ve kaygı kaynaklarını ve ailesiyle ilgili sorunları vurguladı. Notlarda sosyal medyaya atıflar çoğunlukla şunlarla sınırlıydı: Kaley’in evde, okulda ya da akranları arasında kendine ait bir yerinin olmadığını hissettiğini, ama sosyal medyada görülmek için bir yeri olduğunu hissettiğini söylemesi.
Burke’ün Kaley’e yönelik tedavisi yaklaşık altı ay sürdü ve bu dönem yedi yıl önce gerçekleşti.
Davanın birkaç hafta daha sürmesi bekleniyor ve jürinin varacağı sonuç, sosyal medya şirketlerine karşı açılmış çok sayıda benzer davanın sonucunu şekillendirebilir. Meta ayrıca New Mexico’da ayrı bir yargılamayla da karşı karşıya.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER