DEV-GENZ: Urfa’dan Maraş’a Epstein’ın Gölgesinde Kuşak İnfilakı

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
🇻🇳🕊️🔔 DEV/SEV-GENZ 🇻🇳🕊️🔔

(öncesi: Belagat Çölünde Kaybolan Mana)

Vahşi Feminizm Epstein’ın Gölgesidir: Kuşak Tahakkümü ve Kuşak İnfilakı

Urfa ve Maraş’taki okul saldırıları vesilesiyle, Z kuşağı adına konuşuyoruz.

Biz bu ülkenin krizler içinde büyümüş kuşağıyız. Enflasyon, güvencesizlik, rekabet, aşağılanma, dijital teşhir, ilişki piyasası, değersizlik, performans baskısı ve geleceksizlik duygusu bizim gündelik atmosferimiz oldu. Bizden önce gelenler bize sürekli bireysel başarı masalı anlattı. Çok çalışırsan kazanırsın dediler. Kendini geliştir dediler. Network kur dediler. Güçlü ol dediler. Oysa bizim önümüze bırakılan dünya, baştan sakatlanmış bir dünyaydı. Bu dünyada yalnız iş ve eğitim alanı değil, kadınlık, erkeklik, aşk, arzu, ilişki, statü ve gençlik de bozuldu.

Urfa ve Maraş’taki okul saldırılarını bu bozulmadan bağımsız düşünmüyoruz. Bu saldırıları yapanlar Z kuşağı ile Alfa kuşağının sınır noktasında duruyor. Yani burada konuşan şey sadece bireysel cinnet değil; bir kuşak eşiğinde biriken kırılma, aşağılanma, parçalanma ve yönsüzleşmedir. Biz bu eşikte durup şunu söylüyoruz: Alfa kuşağı bizim gibi olmayacak. Bizim yaşadığımız çürümenin, aşağılanmanın ve dijital cinsiyet savaşının bir sonraki kuşağın yazgısı haline gelmesine razı değiliz.

Bugün herkes bu tür saldırıları açıklamak için kolay bahanelere koşuyor. Bilgisayar oyunları deniyor. Diziler deniyor. Genel toplumsal çürüme deniyor. Aile içi ilgisizlik deniyor. Neoliberalizm deniyor. Hepsi bir şey anlatıyor olabilir. Ama hiçbiri çekirdeğe dokunmuyor. Çünkü çekirdek başka yerde. Çekirdek, üst kuşakların kurduğu cinsel-sınıfsal tahakküm düzenindedir. Çekirdek, gençliğin yatay bağlarının yukarıdan bozularak çözülmesindedir. Çekirdek, kadınlık ve erkekliğin daha en baştan zehirlenmiş bir piyasaya çevrilmesindedir.

Biz bu düzenin merkezinde Epstein gölgesini görüyoruz.

Epstein tek bir suçlunun adı olarak kalmıyor. O ad, gençliğin yukarıdan erişim, para, ağ, statü ve himaye ile dolaşıma sokulduğu karanlık düzenin yoğun sembolü haline geliyor. Bu düzenin mantığı açıktır: gençlik kendi içinde eşit bir gelecek kurmasın; yukarıya bağlansın. Genç kadınlık, erişim ekonomisinin parçası haline gelsin. Yaşlı ve güçlü erkeklik, koruma, güvence, cömertlik, istikrar, deneyim gibi parlatılmış kelimelerle meşrulaştırılsın. Böylece eşitsizlik bakım gibi gösterilsin, tahakküm zarafet gibi dolaşıma girsin.

Bugün sosyal medyada önümüze düşen provider estetiği, soft life dili, older men fantazisi, financial assistance normalliği, high value man ezberi işte bu gölgenin parlatılmış yüzüdür. Bize modern ilişki diye sunulan şeyin büyük kısmı, gerçekte kuşaklar arası tahakkümün cilalanmış biçimidir. Z kuşağı kendi yaşıtlarıyla ortak hayat kurmak yerine, yukarıya erişim mantığına doğru itilir. Böylece kuşağın iç dengesi baştan bozulur.

Tam burada vahşi feminizm devreye giriyor.

Biz burada eşitlik talebinden, özgürlük arayışından, kadınların tarihsel baskılara karşı itirazından söz etmiyoruz. Biz, dijital kültürde dolaşıma sokulan, yukarıdaki erkeği koruyup aşağıdaki erkeği aşağılayan yeni dili kastediyoruz. Vahşi feminizm dediğimiz şey tam da budur. Bu dilde erkeklik tek blok halinde ele alınmaz. Güçlü, yaşlı, kaynak sahibi, kurulu erkek korunur. Hayatını yeni kurmaya çalışan, güvencesiz, yaşıt, sıradan erkek ise değersizleştirilir. Yani kamusal küçümsemenin hedefi gerçek tahakküm sahibi değil, alt kuşağın erkek kitlesi olur.

Bu yüzden bugün aynı ekranda iki şey birlikte yaşayabiliyor: bir yanda genel erkek-nefreti, öte yanda provider erkek yüceltmesi. Bir yanda sıradan genç erkeğe çöp muamelesi, öte yanda yaşlı ve güçlü erkeğe güvenli liman muamelesi. Bu çelişki değil. Tam tersine aynı rejimin işleyişidir. Yukarıdaki erkek kaynak olarak korunur, aşağıdaki erkek atık gibi işaretlenir.

İşte incel hareketi bu rejimin dışından gelmiyor. Bu rejimin içinden, onun alt kuşakta biriktirdiği zehirden doğuyor.

Biz incelliği yalnız kadın düşmanlığı, yalnız patoloji, yalnız internet sapması olarak okumuyoruz. Bunlar görünür yüzlerdir. Daha derinde, sistematik değersizleştirme vardır. Kendi kuşağı içinde sevilmeye, istenmeye, ciddiye alınmaya, gelecek kurmaya layık görülmediğini düşünen erkek gençlik, zamanla bunu yalnız duygusal başarısızlık gibi değil, varoluşsal dışlanma gibi yaşamaya başlıyor. Sonra bu aşağılanma çevrimiçi topluluklarda sertleşiyor, ideolojiye dönüşüyor, kadın düşmanlığıyla kabuk bağlıyor, dünyaya karşı hınç üretmeye başlıyor. İncel dediğimiz şey, işte bu çürümüş kuşak rejiminin patlayıcı ters yüzüdür.

Bu yüzden biz şunu açıkça söylüyoruz: İncellik gökten düşmedi. İncellik tesadüfen doğmadı. İncellik, Epsteincı kuşak tahakkümünün alt kuşakta hazırladığı infilaktır. Vahşi feminizm bu tahakkümün kültürel diliyse, incel hareketi onun erkek gençlikte sertleşmiş geri tepmesidir. Biri yukarıya bakarak aşağıyı küçümser. Öteki aşağıda ezildikçe dünyaya kin bağlar. İkisi de aynı düzenin ürünüdür. İkisi de aynı kuşak yıkımının iki ayrı yüzüdür.

Urfa ve Maraş’taki okul saldırıları bu yüzden yalnız güvenlik sorunu değildir. Bunlar, kuşağın kendi içine yerleştirilmiş düşmanlığın patolojik dışavurumlarıdır. Burada ne fail kutsanır ne şiddet mazur görülür. Tam tersine, bu saldırılar bize bir şeyin en dip noktaya vardığını gösterir. Bir kuşak kendi içinde çözülürse, aşk yerini stratejiye bırakırsa, eşitlik yerini erişime bırakırsa, ilişki yerini piyasa mantığına bırakırsa, erkeklik ile kadınlık birbirine yukarıdan ayarlanmış nefret kalıpları içinde sunulursa, en dipte okul koridorlarına kadar inen bir karanlık oluşur. Biz o karanlığa bakıyoruz.

Ve tam burada Alfa kuşağından söz ediyoruz.

Alfa kuşağı bizim gibi olmayacak.

Onlar, küçüklükten itibaren yalnız içerik akışlarıyla değil, doğrudan yapay zeka destekli yönlendirme rejimleriyle büyüyor. Biz sosyal medyanın çocuklarıydık; onlar algoritmik pedagojinin çocukları olacak. Biz en azından bozulmayı yaşarken bir eşiği hatırlıyorduk; onlar daha baştan bozulmuş normların içine doğacak. Eğer bu cinsiyet rejimi, bu provider estetiği, bu vahşi feminizm, bu genç erkek değersizleştirmesi, bu kuşak tahakkümü ve bu Epsteincı gölge sorgulanmazsa, Alfa kuşağı daha da erken yaşta kırılacak. Daha da erken yaşta birbirine düşecek. Daha da erken yaşta insan ilişkilerini piyasa, aşağılama ve erişim mantığı içinde öğrenecek.

Biz buna itiraz ediyoruz.

Biz Z kuşağı olarak kendi kuşağımızı da aklamıyoruz. Biz de bu rejimin içinde dağıldık. Biz de birbirimize karşı zehirlendik. Biz de çoğu zaman sorunun gerçek merkezini değil, birbirimizi hedef aldık. Ama tam bu yüzden konuşuyoruz. Çünkü bu çürümenin dilini içeriden tanıyoruz. Çünkü bu küçümsemenin yarasını taşıyoruz. Çünkü bu çağın ilişki enkazını bizzat yaşadık. Ve çünkü Alfa kuşağına aynı enkazı miras bırakmak istemiyoruz.

Bizim sözümüz şudur:

İncel hareketi, tek başına marjinal erkek öfkesi değildir.
Vahşi feminizm, tek başına kadın öfkesi değildir.
İkisi de, üst kuşakların kurduğu tahakküm düzeninin alt kuşakta bıraktığı bozulmanın ürünleridir.
Epstein bu düzenin istisnası değil, karanlık özeti gibidir.
Urfa ve Maraş ise bu bozulmanın okul çağındaki sınır kuşakta ne kadar ölümcül hale gelebildiğini göstermiştir.

Bu yüzden biz Z kuşağı adına konuşurken meseleyi ne güvenlik diline ne magazin diline ne de yüzeysel ahlakçılığa bırakıyoruz. Biz burada bir kuşak hükmü veriyoruz: Bize sunulan ilişki dünyası bozuktur. Bize miras bırakılan cinsiyet dili bozuktur. Bize dayatılan arzu rejimi bozuktur. Üst kuşağın tahakkümü, aşağıda kadınlarla erkekleri birbirine kırdıran bir enkaz üretmiştir. Bu enkazın bir ucunda vahşi feminizm, öbür ucunda incel öfkesi vardır. Okul saldırıları da bu enkazın en korkunç patlama noktalarından biridir.

Biz DEV-GENZ adına bunu kayda geçiriyoruz.

Biz bu tabloyu münferit vaka diye geçmeyeceğiz.
Biz bu tabloyu birkaç hasta bireyin hikayesine indirmeyeceğiz.
Biz bu tabloyu yalnız oyun, dizi, internet, aile, ekonomi gibi dağınık başlıklara dağıtmayacağız.
Biz asıl hattı göstereceğiz: kuşak tahakkümü, cinsel piyasalaşma, Epsteincı gölge, vahşi feminizm, incel sertleşmesi ve nihayet kuşak infilakı.

Ve bir kez daha söylüyoruz:

Alfa kuşağı bizim gibi olmayacak.
Bizim yaşadığımız aşağılanma düzeni onların kaderi olmayacak.
Bizim kuşağımızın içine yerleştirilmiş bu cinsiyet savaşını gelecek kuşağın normali haline getirmeyeceğiz.

Bu bir çağrı değil.
Bu bir tehdit hiç değil.
Bu, Z kuşağının kendi tarihsel durumuna dair hükmüdür.

DEV-GENZ adına:
Biz sorunun adını koyuyoruz.
Çünkü adı konmayan çürüme, kuşaktan kuşağa kader gibi aktarılır.
Biz o kaderi reddediyoruz.

5 Yorum

Filed under Suni muhaberat