Solcu Medya: Stagemaxxing — Sır Perdesi Önünde Politika

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

‘Sol Siyasetin Piyasa Gehen’i’ TİP’in üç ayrı yüzünü politik görünürlük piyasasının üç ayrı puan türü olarak okumuştu: Erkan Baş looksmaxx, Ahmet Şık kekomaxx, Sera Kadıgil bratmaxx. Oradaki ana fikir, siyasetin artık yalnızca program, örgüt, seçim taktiği, Meclis faaliyeti ve ideolojik çizgiyle işlemediğiydi. Politik figür, sosyal medya çağında bedeniyle, sesiyle, yüzüyle, kıyafetiyle, öfkesiyle, mimikleriyle, viral kesitiyle ve sahne anıyla dolaşıma girer. Erkan Baş güvenilir lider görüntüsüyle, Ahmet Şık sert çatışma bedeniyle, Sera Kadıgil taşkın ve viral kadın öfkesiyle çalışır. Bu üçlüde yüz, beden ve enerji siyasal sermayeye dönüşür (🔗).

Bu üçlü ilk halkadır. İlk halkada figürler görünürlük piyasasına girer. İkinci halkada görünürlük sahneye bağlanır. Meclis kürsüsü, tiyatro perdesi, belgesel salonu, YouTube masası, kanal logosu, laptop, mikrofon, park konuşması, polis ablukası, siyah-beyaz afiş, kısa video kesiti ve canlı yayın fonu aynı düzene girer. Politik figür artık yalnızca konuşmaz; sahne alır. Söz artık yalnızca açıklanmaz; kadraja yerleştirilir, ışığa sokulur, perdelenir, kesilir, başlıklandırılır ve dolaşıma bırakılır.

Bu düzene stagemaxxing denebilir. Stagemaxxing, politik sözün sahne değerini artırma pratiğidir. Burada optimize edilen şey yüz güzelliği, kişisel karizma veya düzgün sunumdan ibaret kalmaz; sahne değeri büyütülür. Figürün arkasına perde, önüne masa, yanına mikrofon, eline dosya, yüzüne ışık, sözünün üstüne başlık, çıkışına viral kesit eklenir. Siyaset, görünürlük ekonomisinden sahne ekonomisine geçer.

Solcu medyadaki özel biçim ise sır perdesi stagemaxxing’idir. Figür, perdenin arkasını görmüş kişi gibi sahnelenir. Tehdidin nasıl kurulduğunu, hukukun nasıl askıya alındığını, halkın hangi sese güvenmek istediğini, hangi sorunun düzeni açığa çıkaracağını veya dağınık olayların hangi şemada birleştiğini biliyormuş gibi konuşur. Barış Atay, Can Atalay, İrfan Değirmenci, Onur Öncü ve Doğan Ergün bu sır perdesinin beş ayrı figürüdür.

Barış Atay threatmaxxing yapar: hesap tehdidini viral sermayeye çevirir. Can Atalay martyrmaxxing yapar: engellenmiş temsil ve hukuki mağduriyeti meşruiyet fazlasına çevirir. İrfan Değirmenci cozymaxxing yapar: sıcak, tanıdık, yalansız, şiirli-politik güven alanı kurar. Onur Öncü hostmaxxing yapar: soru masasını politik kuvvete çevirir. Doğan Ergün wonkmaxxing yapar: politik gündemi kavramsal, bağlantısal ve stratejik şemaya dönüştürür.

Bu beşli, Erkan-Ahmet-Sera üçlüsünün devamı gibi görünür; aslında onu daha büyük bir medya düzeneğine bağlar. Erkan sahneyi güvenilirleştirir. Ahmet sahneyi sertleştirir. Sera sahneyi viralleştirir. Barış tehdit perdesini açar. Can yokluğuyla hukuk perdesini açar. İrfan sıcaklık perdesinden konuşur. Onur soru perdesini yönetir. Doğan bağlantı perdesini şemalaştırır.

Perde neden solcu medyanın ana dekoru oldu?

Solcu YouTube ve alternatif medya mecralarında tekrar eden bir görsel düzen var: tiyatro perdesi, loş ışık, sabit masa, mikrofon, laptop, kitaplık ya da kültür fonu, kırmızı-siyah tonlar, küçük salon hissi, uzun konuşma, kısa kesit, konuklu masa, belgesel ve panel estetiği. BirGün TV, soL TV, Evrensel WebTV, alan, Artı TV ve Onlar TV gibi kanallarda bu düzen farklı biçimlerde görünür.

BirGün TV’de perde haberi kültür salonuna alır. Ekoloji, rant, maden, yol, ihale, yerel direniş veya emek başlığı, kuru haber masasına sıkışmak yerine sahneye çıkarılmış kamusal mesele gibi kurulur. Verilen Likya Yolu örneğinde doğa, ihale ve sermaye baskısı bir haber başlığı olmanın ötesinde kamusal dram olarak sahnelenir (🔗).

soL TV’de perde doktrin etkisi üretir. ‘Komünist Bakış’ gibi formatlarda gündelik haber yorumundan çok siyasal okul, kürsü ve ideolojik disiplin havası kurulur. Perde burada hafif kültür salonundan çok kadro sahnesi gibi çalışır (🔗).

Evrensel WebTV’de perde emek, tanıklık ve anma sahnesidir. Hakan Tosun başlığında olduğu gibi gazeteci, sermaye karşısında hedef haline gelen tanıklık figürü olarak sunulur; perde burada hem sahne perdesi hem yas perdesi etkisi taşır (🔗).

alan’da perde parti figürünü sert propaganda yüzeyinden alıp sohbet, tarih, gençlik dili, polemik ve YouTube kesiti arasında dolaştırır. Erkan Baş’ın Ekim Devrimi, Lenin ve Türkiye üzerine konuştuğu formatta TİP figürü güncel siyasetçi olarak kalmaz; tarihsel-siyasal tartışmanın sahne konuğuna dönüşür (🔗).

Artı TV’de perde kültürel otorite üretir. Edebiyat, sanat ve ideoloji konuşulurken stüdyo düzeni sanat üzerine konuşan yayını da küçük bir sanat sahnesine yerleştirir (🔗).

Onlar TV’de perde, perde arkası vaadini büyütür. Devlet içi savaş, dosya gazeteciliği, operasyon, yolsuzluk, kriminal-politik ilişki ve kulis dili sahne fonuyla birleşince izleyiciye kapalı bir alanın açılacağı hissi verir (🔗).

Bu yüzden stagemaxxing yalnızca arka plana tiyatro perdesi koyma meselesi değildir. Perde, sol siyasal sözün biçimidir. Ana akım televizyon parlak stüdyo, ekran duvarı, sert ışık ve kurumsal haber masasıyla otorite üretirken; solcu medya küçük salon, sabit fon, koyu renk, kültür masası ve uzun konuşma ile başka bir meşruiyet üretir. Ana akım stüdyo “olanı veriyorum” der. Solcu perde “arkada bir şey var, açacağım” der.

Barış Atay: threatmaxxing ve tehdit perdesini bilen oyuncu

Barış Atay’ın politik sahnesi tiyatrodan gelir. Bu cümle biyografik bir ayrıntı olarak değil, stagemaxxing’in merkezindeki bilgi olarak okunmalı. Atay, tehdit dilini önce sahnede oynadı. Sonra bu tehdit, yasak, hedef gösterme, saldırı, viral meydan okuma ve Meclis kürsüsü üzerinden politik bedene yazıldı.

‘Sadece Diktatör’ bu açıdan kurucu sahnedir. Onur Orhan’ın yazdığı, Caner Erdem’in yönettiği, Barış Atay’ın oynadığı tek kişilik oyun, politik tiyatro ile gerçek siyasal baskı arasındaki hattı açtı. Ankara Valiliği oyunu yasakladı; Bianet, Valiliğin Barış Atay’ın tek kişilik ‘Sadece Diktatör’ oyununu yasakladığını ve aynı bağlamda toplumsal duyarlılık içeren tiyatro, panel, söyleşi, sinema, sinevizyon ve sergi gibi etkinliklere de yasak getirdiğini aktardı (🔗). Oyuncular Sendikası’nın desteğini aktaran Bianet haberinde oyunun Van, Antalya, Burdur, Denizli, Uşak, Alaşehir, Manisa ve Konya’da da engellendiği bilgisi yer aldı (🔗).

Burada sahne kendi dışındaki mekanizma tarafından büyütülür. Atay sahnede diktatörü oynar. Oyun yasaklanır. Yasak, oyunun ikinci perdesine dönüşür. Temsil edilen tehdit, salon kapısında gerçek aygıt olarak belirir. Oyuncu bedeni politik hedef bedenine çevrilir.

Threatmaxxing tam burada başlar. Barış Atay’ın tehdidi “ben tehdit ederim” çizgisinden çok “tehdit bana yönelince onu geri basmama sermayesine çeviririm” çizgisinde çalışır. Kadıköy’de saldırıya uğraması bu hattı politik sahnenin dışından içeri taşır. T24, Atay’ın Kadıköy’de bir grup tarafından “vatan haini” denilerek saldırıya uğradığını, yere düşürüldükten sonra tekmelendiğini ve hastaneye kaldırıldığını aktardı (🔗). T24’ün başka haberinde Atay’ın saldırıdan sonra “bu olayın faili beni hedef gösteren Süleyman Soylu’dur” dediği aktarıldı (🔗).

Bu sahnede üç katman üst üste gelir. İlk katman tiyatrodur: Atay tehdit eden iktidar sesini sahnede bedenleştirir. İkinci katman yasaktır: oyun engellenir, salon kapatılır, temsil edilen şey kendini sahne dışında gösterir. Üçüncü katman saldırıdır: hedef gösterme, sokak saldırısı, hastane, açıklama, viral cümle ve geri dönüş pozu aynı hatta girer.

“Nerede kalmıştık?” cümlesi threatmaxxing’in en kısa formülüdür. Tehdit ritmi kesmek ister; figür ritmi yükselterek geri döner. Bu yüzden Atay’ın siyah takım, koyu gömlek, bıyık, sert yüz, dar kadraj, Meclis kürsüsü ve tek kişilik oyun estetiği aynı politik görüntüye bağlanır. Yüz saldırıdan sonra düşmez; tehdit yüzün kenarlarını sertleştirir. Kürsüdeki süre göstergesi bile onun aleyhine işleyen zaman gibi değil, geri basmayan sözün sayacı gibi görünür.

Barış Atay’da sır, tehdidin nasıl çalıştığıdır. Onun pozunun gücü şuradadır: diktatörün iç sesini oynayan oyuncu, sonra bu sesin gerçek siyasal dolaşımda nasıl saldırıya, yasağa ve hedef göstermeye dönüştüğünü kendi bedeniyle taşır. Threatmaxxing, tehdidi kanıta, yasağı tanıtıma, saldırıyı viral geri dönüşe çevirir. Barış Atay, tehdit perdesini bilen oyuncudur.

Can Atalay: martyrmaxxing ve hukuk perdesini yokluğuyla açan portre

Can Atalay’ın stagemaxxing’i sahneye çıkma üzerinden işlemez; sahneye çıkamama üzerinden işler. Onun figürü konuşan bedenle değil, engellenmiş temsilin ürettiği yoklukla büyür. Seçilmiş milletvekili olarak Meclis’te bulunamaması, cezaevinde tutulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, Hatay temsilinin askıda kalması, hukuk krizini kişisel dosya olmaktan çıkarıp siyasal sahneye taşır.

Martyrmaxxing burada mağduriyetin temsil hakkını çoğaltmasıdır. Figür sahnede bulunmadığında, sahnenin merkezi onun yokluğuyla kurulur. Can Atalay’ın siyah-beyaz portresi, büyük isim yazısı, takım elbise, kravat, Meclis koltuğu, boş sandalye, belgesel perdesi, okunmuş mesaj ve ayakta alkış aynı düzende birleşir. Beden içeridedir; görüntü dışarıda dolaşır. Temsil engellenir; temsilin işaretleri çoğalır.

Bu hattın en güçlü sahnesi Can Atalay belgeselinin gösterimidir. ANKA Haber, Can Atalay hakkında hazırlanan belgeselin ilk gösterimi için Atalay’ın Silivri’den mesaj gönderdiğini aktardı. Atalay mesajında “Ne yazık ki izleyemediğim belgesel, öykü içinde öykü gibi” dedi; belgeselin “memleketin yakın tarihini, bunca eşitsizliği, bunca haksızlığı” bir kişi vesilesiyle anlattığını ve “ülkenin genel vaziyetine bir örnek üzerinden ayna tuttuğunu” söyledi (🔗). Evrensel de belgeselin ilk gösteriminin Üsküdar’da yapıldığını ve Atalay’ın aynı mesaj hattını aktardı (🔗).

Bu sahnede belgesel yalnızca biyografi anlatmaz. Kendi belgeselini izleyemeyen kişinin yokluğu, belgeselin asıl politik sahnesi haline gelir. Perde onun yerine oradadır. Salon onun yokluğuna bakar. İzleyici bir hayat hikâyesi izlerken aynı anda şu soruya yerleşir: Bu kişi neden burada olamıyor?

Can Atalay’ın siyah-beyaz portresi bu yüzden seçim afişinden çok anayasal eksikliğin fotoğrafı gibi çalışır. Renkler çekilmiş, beden çekilmiş, salonda yalnızca yüz, isim ve temsil iddiası kalmıştır. Meclis koltuğuna yerleştirilen portre, boşluğu dolduran propaganda nesnesi gibi değil, boşluğun kendisini büyüten kanıt gibi görünür. Belgesel perdesi, Meclis koltuğu, cezaevi, Hatay ve AYM kararları aynı hat üzerinde toplanır.

Atalay’ın “öykü içinde öykü” formülü martyrmaxxing’in çekirdeğini verir. Bir kişinin hukuki hikâyesi, memleketin yakın tarihine açılır. Kişisel tutukluluk, temsil kriziyle birleşir. Temsil krizi, hukuk krizine bağlanır. Hukuk krizi, deprem bölgesi Hatay’ın siyasal yokluğuna eklenir. Böylece figür kendi adına konuşmaz; yokluğuyla daha geniş bir kamusal hak iddiasını taşır.

Can Atalay’da sır, hukukun içeriden nasıl askıya alındığıdır. Onun sırra vakıf pozu paradoksaldır: sahnede bulunmadığı için sahneyi açar. Belgesel perdesi, onun yerine konuşan ikinci bedendir. Siyah-beyaz portre, hukukun askıya alındığı yeri gösteren anıta dönüşür. Can Atalay, hukuk perdesini yokluğuyla açan portredir.

İrfan Değirmenci: cozymaxxing ve sıcaklık perdesinden konuşan tanıdık ses

İrfan Değirmenci’nin politik görünürlüğü sert kavga, tehdit, anıtsal yokluk veya teknik analiz üzerinden çalışmaz. Onun sahnesi sıcaklık üretir. Sabah haberlerinden gelen tanıdıklık, “Günaydın Türkiye” tonu, temiz yüz, gülümseme, kırmızı kravat, mavi takım, şiirli-politik dil ve ev içi güven hissi siyasete çevrilir.

Cozymaxxing burada sıcak, tanıdık, yalansız, kırılgan ama güven veren politik yakınlık üretmektir. İrfan Değirmenci’nin figürü, klasik siyasetçinin kürsü ciddiyetinden çok sabah ekranının ev içi sesinden gelir. O ses, kahvaltı masasına, anneanne evine, açık televizyona, kahve kokusuna, yarı uykulu güne ve “bugün ne oluyor?” sorusuna bağlanır. Politikleştiğinde bu ses, seçmenle parti arasına soğuk program dili yerine tanıdık bir güven aralığı yerleştirir.

Çankaya adaylığı bu hattı görsel alana taşır. Değirmenci’nin görsel kodları temiz ve erişilebilirdir: mavi takım, beyaz gömlek, kırmızı kravat, açık yüz, düzgün saç, gülümseme, park/yeşil alan, mahalle hissi. Adaylık görselinde stüdyo adamı sokağa çıkar. Haberci temizliği, komşu sıcaklığıyla birleşir. “Ben siyasetçi değilim” pozu, siyasete dışarıdan bulaşmış, ama tam da bu yüzden güvenilir kalan figür duygusu üretir. “Ekrandan gelen bir ünüm var; bu ün ilk kez bir işe yarayacakmış gibi hissediyorum” hattı, medya tanıdıklığının politik göreve çevrildiği anı verir.

Yoğurtçu Parkı sahnesi cozymaxxing’in sınavıdır. 28 Haziran 2025’te TİP’in Kadıköy Yoğurtçu Parkı’ndaki etkinliğine polis müdahale etti; T24, konuşmacı İrfan Değirmenci’nin de aralarında bulunduğu 43 kişinin gözaltına alındığını aktardı (🔗). Gazete Oksijen de Yoğurtçu Parkı’ndaki etkinlikte Değirmenci’nin de aralarında bulunduğu en az 42 kişinin gözaltına alındığını yazdı (🔗). Ege Saati, sosyal medyada yayılan görüntülerde 40-50 kişilik grubun etrafının polis ekipleri tarafından sarıldığını ve Değirmenci’nin konuşma yaptığı sırada gözaltına alındığını aktardı (🔗).

Yoğurtçu Parkı, Kadıköy’ün kamusal hafızasında forum, protesto, yürüyüş ve açık hava siyasetinin yeridir. İrfan Değirmenci’nin cozymaxxing’i bu parkta ev içi güven hissini açık hava siyasetine taşır. Polis çemberi içinde konuşmak, sıcaklığı steril stüdyo ışığından çıkarır. Polisleri selamlama jesti bu yüzden merkezi bir jesttir. Karşısındaki güç aygıtını bile önce duyan, bakan, işiten insan topluluğu olarak muhatap almaya çalışır. Bu jest yumuşaklık gösterisi değil; siyasal sıcaklığın zor koşulda korunmasıdır.

Ters kelepçe ve gözaltı görüntüsü, sıcaklığın zorla kesildiği anı büyütür. Değirmenci’nin “dinlemeye gelenlerden çok polis memuru var” şeklinde dolaşan ifadesi, cozymaxxing’in görsel-ironi çekirdeğini verir. Parkta konuşma vardır; konuşmayı dinleyen yurttaşın yerini polis çokluğu almıştır. Sabah ekranının tanıdık sesi, bu kez parkta polis ablukasına seslenir.

İrfan Değirmenci’de sır, halkın kırılmış ama hâlâ sıcak kalmış vicdanıdır. Onun pozu “gizli dosya biliyorum” pozu değildir; insanların neden yorulduğunu, neden güven aradığını, hangi ses tonuyla yeniden konuşmaya açılacağını biliyormuş gibi durur. Cozymaxxing, sıcaklığı kişisel sevimlilikten çıkarıp politik güven alanına çevirir. İrfan Değirmenci, sıcaklık perdesinden konuşan tanıdık sestir.

Onur Öncü: hostmaxxing ve soru perdesini yöneten host

Onur Öncü’nün sahnesi yüz, beden veya adaylık üzerinden değil; masa, soru ve yayın tertibatı üzerinden kurulur. Onun politik kuvveti, neyi söylediğinden çok neyi sordurduğu, kimi hangi başlıkla masaya aldığı, hangi cümleden kesit çıkardığı ve hangi soruyla görünmeyeni sahneye çağırdığı yerde oluşur.

Hostmaxxing, gazeteci-sunucu formunun politik kuvvete çevrilmesidir. Sunucu burada aracı figür olarak kalmaz; masa kuran, konuk yerleştiren, soru veren, başlık açan, ritim belirleyen ve kesit doğuran kişiye dönüşür. Onur Öncü’nün görsel kodları bu yüzden masayla birlikte okunur: koyu üst giyim, masa, laptop, mikrofon, kanal logosu, canlı yayın kadrajı, başlık, konuk, kısa video kesiti.

Dar halkada alan vardır. TİP’in sosyal medya paylaşımlarında Erkan Baş’ın alan YouTube kanalında Onur Öncü’ye konuk olduğu örnekler dolaşıma girer; TİP’in bir paylaşımı “Genel Başkanımız Erkan Baş, alan YouTube kanalında Gazeteci Onur Öncü’nün konuğuydu” ifadesiyle bu ilişkiyi açıkça kurar (🔗). Barış Atay’ın da Onur Öncü ile ‘Mevzu Derin’ formatına katılması, alan’ın parti figürlerini sohbet, polemik, tarih ve kısa kesit ekonomisine sokan sahne olduğunu gösterir (🔗).

Geniş halkada bütün sol YouTube perdesi vardır. BirGün TV, soL TV, Evrensel WebTV, alan, Artı TV ve Onlar TV’de tekrar eden tiyatro perdesi, masa ve uzun konuşma düzeni; Onur Öncü’yü yalnızca bir kanal figürü olmaktan çıkarır, solcu medya stagemaxxing’inin host tipine yerleştirir. Perde konuşmayı sahneye alır. Masa soruyu kurar. Laptop belge, akış ve gündem kontrolü verir. Mikrofon kamusal söz yetkisi sağlar. Kanal logosu alternatif kurum hissi üretir. Başlık kesit öncesi çerçeveleme yapar. Konuk, sahneye alınmış politik bedene dönüşür.

Öncü’nün soru formu bu düzene uygun çalışır. Tele2 Haber’in sosyal medya kesitlerinde MESEM ve okul güvenliği tartışmasında “MESEM’i kim ortaya getirdi? Bu ülkenin Millî Eğitim Bakanı yok mu? Şimdi burada sorumluluk kimde?” diye sorduğu görülür (🔗). Bu soru zinciri, hostmaxxing’in net örneğidir. Tek soru atılmaz; sorular ardışık basınç kurar. Sorumluluk görünmezlikten çıkarılır. Haber masası, soruşturma masasına yaklaşır.

Öncü’nün gazetecilik pratiğinin hukuki baskıyla temas etmesi de bu formu güçlendirir. Bianet, 2023 seçimlerinde oyların yanlış yazıldığı iddiasını paylaşması nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla yargılanan Onur Öncü’nün beraat ettiğini aktardı (🔗). MLSA haberinde Öncü’nün savunmasında “Kastım yanıltıcı bilgiyi yaymak değildi, bir gazetecinin paylaşımını alıntılayarak durum aktarımı yaptım” dediği aktarılır (🔗).

Burada host figürü yalnızca stüdyoda soru soran kişi olarak kalmaz; aktardığı bilgi, paylaştığı iddia ve kurduğu gündem nedeniyle hukuki baskının konusu haline gelir. Bu, hostmaxxing’in siyasal ciddiyetini büyütür. Soru, kişisel merak değildir. Soru, politik düzenek açma tekniğidir.

Onur Öncü’de sır, sorulursa açığa çıkacak politik düzenektir. Onun pozu “cevabı ben vereceğim” pozu değil; “hangi sorunun hangi perdeyi açacağını biliyorum” pozudur. Onur Öncü, soru perdesini yöneten hosttur.

Doğan Ergün: wonkmaxxing ve bağlantıların sır perdesi

Doğan Ergün bu sahneye başka yerden girer. Barış Atay tehdidi, Can Atalay yokluğu, İrfan Değirmenci sıcaklığı, Onur Öncü soruyu sahneye taşır. Doğan Ergün bağlantıyı sahneye taşır. Onun görünürlüğü dramatik patlama, anıtsal mağduriyet, sıcak yakınlık veya host ritmi üzerinden çalışmaz. Ergün’ün sahnesi şematiktir.

Wonkmaxxing, politik görünürlüğü kavramsal yoğunluk, hızlı açıklama, dosya bilgisi, bağlantı kurma ve stratejik soğukkanlılıkla büyütür. Wonk, siyaset dilinde ayrıntıya, politika tekniğine, veri ve kavram çözümlemesine gömülen uzman tipini çağırır. Doğan Ergün bu forma çok iyi oturur: siyaset bilimci, akademisyen, gazeteci, editör, parti yöneticisi, seçim örgütleyicisi ve yerel aday katmanları aynı figürde birleşir.

Bianet’in biyografik aktarımında Ergün’ün TİP’te Parti Meclisi, Merkez Yürütme Kurulu ve Genel Başkan Yardımcılığı görevleri yürüttüğü; Sol, Cumhuriyet ve İleri Haber’de gazetecilik, editörlük ve köşe yazarlığı yaptığı; Yeditepe Üniversitesi’nde gazetecilik ve siyaset bilimi dersleri verdiği; 2017 referandumunda Hayır ve Ötesi müşahit örgütlenmesinin yürütücülüğünü üstlendiği aktarılır (🔗). Bu biyografi, figürü tek bir kimliğe kapatmaz; çok dosyalı siyasal teknisyen etkisi üretir.

‘Zamana Karşı’ formatı bu wonkmaxxing’in sahne aygıtıdır. alan’ın Doğan Ergün videolarında açıklama şöyle kurulur: “Siyaset Bilimci, Akademisyen Doğan Ergün, her hafta alan editörlerinin gündeme dair hazırladığı 5 soruyu 3’er dakika içinde yanıtlıyor” (🔗). Bu format başlı başına politik estetik üretir. Beş soru, üçer dakika, süre baskısı, gündem yoğunluğu, kısa cevap ve kavramsal harita aynı anda çalışır. Uzun teorik arka plan, YouTube kesitine uygun yoğunlukta paketlenir.

Başlıklar bile wonkmaxxing’in mantığını gösterir: “Macaristan’da Orban kaybedince kazanmış olduk mu?”, “Suriye’de kim kazanmış oldu?”, “TİP rapora neden hayır dedi? Laiklik mücadelesi nasıl verilir?”, “Devlet Bahçeli’nin çıkışı kırılma mı yeni bir devlet manevrası mı?”, “Yalçın Küçük bugün bize ne anlatıyor?”, “Saray’ın yeni şerifi kim?”, “Çatlı filmi neden şimdi çekildi?” Bu başlıklarda gündem tekil olay olarak kalmaz; rejim, sınıf, devlet, dış politika, tarih, hafıza ve örgüt sorularına bağlanır (🔗) (🔗) (🔗).

Doğan Ergün’ün yazılı zemini de bu formu besler. Ayrım’daki yazar sayfasında ‘2025’ten 2026’ya Dönemin Sorumluluğunu Almak’, ‘Devletin Derini: Sermayeyi Takip Etmek’ ve ‘Bir Yelken Problemi: Örgütün Rüzgarı, Rüzgarın Örgütü’ gibi metinleri listelenir (🔗). ‘Devletin Derini: Sermayeyi Takip Etmek’ başlığı, sır perdesinin Doğan Ergün’de nasıl işlediğini doğrudan gösterir: derin devlet ve devlet aklı gibi sisli alanlar, sermaye-siyaset-bürokrasi mekanizması içinde okunur (🔗). ‘Bir Yelken Problemi’ ise parti, örgüt, toplumsal devinim, siyaset ve ideolojik üretkenliği model kurarak anlatır; gövde, yelken, rüzgâr, dümen ve salma gibi unsurlar siyasal örgüt şemasına çevrilir (🔗).

Doğan Ergün’ün görsel kodları da bu şematik etkiye uyar: gözlük, sakin yüz, gri veya sade ceket, kontrollü jest, akademisyen-gazeteci ifadesi, masa/stüdyo fonu, dosya açma hissi, “şimdi bağlayacağım” yüzü. Onda meydan okuma yüzü yerine harita çıkarma yüzü vardır. Politik karizma, yüksek duyguya değil, bağlantı kurma yeteneğine bağlanır.

Doğan Ergün’de sır, olayların birbirine nasıl bağlandığıdır. Onun pozu şudur: Bu olay tek başına olay değildir; arkasında rejim mantığı, uluslararası örüntü, sınıfsal çıkar, seçim stratejisi, örgüt sorunu ve zamanlama vardır. Wonkmaxxing, sırrı büyütmez; sırrın şemasını çıkarır. Doğan Ergün, bağlantıların sır perdesini açan wonktur.

Sekiz figür, tek sahne ekonomisi

Erkan Baş, Ahmet Şık ve Sera Kadıgil ilk görünürlük üçlüsünü kurar. Erkan Baş looksmaxx ile liderlik ağırlığı üretir; bıyık, takım, uzun gövde ve sakin öfke partiyi güvenilirleştirir. Ahmet Şık kekomaxx ile çatışma basıncı üretir; kel kafa, bağıran ses, gazeteci bedeni ve geri basmayan sertlik sahneyi kavga alanına çevirir. Sera Kadıgil bratmaxx ile viral taşkınlık üretir; gözlük, hukuk dili, alay, öfke ve ani patlama sahneyi kesit makinesine dönüştürür.

Barış Atay bu zemine tehdit perdesini ekler. Sadece Diktatör’de sahnelenen tehdit dili, oyunun yasaklanması ve saldırı sonrası geri dönüş jestiyle politik sermayeye dönüşür.

Can Atalay yokluk perdesini ekler. Cezaevi, Meclis’te bulunamama, belgesel gösterimine katılamama, siyah-beyaz portre ve Hatay temsil krizi meşruiyet fazlası üretir.

İrfan Değirmenci sıcaklık perdesini ekler. Sabah haber hafızası, kırmızı kravat, gülümseyen yüz, parkta konuşma ve polis ablukasında selam jesti siyasal güven alanı kurar.

Onur Öncü soru perdesini ekler. Masa, laptop, mikrofon, kanal logosu, konuk, başlık ve soru zinciri politik düzenek açma tekniğine dönüşür.

Doğan Ergün bağlantı perdesini ekler. Beş soru, üç dakika, kavramsal harita, dönem analizi, devlet-sermaye şeması ve örgüt modeli gündemi soğukkanlı bilgi yoğunluğuna çevirir.

Bu şemada her figür bir sırrın taşıyıcısı gibi sahnelenir. Barış tehdidin sırrını bilir. Can hukukun askıya alınışını yokluğuyla gösterir. İrfan halkın hangi sıcaklığa kapı açacağını bilir. Onur hangi sorunun perdeyi aralayacağını bilir. Doğan olayların nasıl bağlandığını bilir. Erkan liderlik ağırlığını, Ahmet çatışma basıncını, Sera viral taşkınlığı sahneye verir.

Solcu medya stagemaxxing’i bu figürlerin toplamında kurulur. Perde yalnızca arka fon değildir; politik sözün bugünkü ana düzenidir. Bir şey saklanıyor, bir şey gösterilecek, bir şey açılacak, bir şey sorulacak, bir şey bağlanacak. Bu his, solcu medyanın en güçlü sahne duygusudur.

Sır perdesi

Stagemaxxing’in final noktası sır perdesidir. Perde hem kapatır hem açılacağını ima eder. Solcu medya, politik figürü bu perdenin önüne koyduğunda ona yalnızca söz hakkı vermez; ona vakıflık pozu verir. Figür, bir şeyi görmüş, yaşamış, taşımış, sezmiş, sormuş veya şemalaştırmış kişi olarak görünür.

Barış Atay’da sahne tehdidin çalıştığı yeri gösterir. Can Atalay’da sahne yokluğun gösterdiği hukuki boşluğu büyütür. İrfan Değirmenci’de sahne sıcaklığın baskı altında bile nasıl korunmaya çalışıldığını gösterir. Onur Öncü’de sahne doğru sorunun politik kuvvetini gösterir. Doğan Ergün’de sahne olayların arkasındaki bağlantı düzenini gösterir.

Siyaset burada yalnızca doğru sözü söyleme işi olmaktan çıkar; doğru perde önünde, doğru bedenle, doğru sesle, doğru masayla, doğru soruyla, doğru şemayla ve doğru kesite dönüşecek biçimde sırra vakıf görünme işi haline gelir.

Erkan sahneyi güvenilirleştirir.

Ahmet sahneyi sertleştirir.

Sera sahneyi viralleştirir.

Barış tehdit perdesini açar.

Can yokluğuyla hukuk perdesini açar.

İrfan sıcaklık perdesinden konuşur.

Onur soru perdesini yönetir.

Doğan bağlantı perdesini şemalaştırır.

Solcu medya stagemaxxing’i budur: sır perdesi önünde politika yapmak.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat