(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Dinlemekten Sondaja, Kullanılmaktan Kendini Kullandırmaya
Freud 1912’de analistin karşısındaki kişiyi dinlerken kendi beklentisini geri çekmesini istedi. Gleichschwebende Aufmerksamkeit, eşit askıda dikkat, söylenenler arasından önceden önemli görünen parçaları seçme eğilimini askıya alan bir teknikti. Freud’un gerekçesi son derece somuttu: analyst belirli parçaları özellikle izlemeye başladığında kendi beklentilerine uygun malzemeyi seçer; anlamı henüz kurulmamış sözleri daha baştan mevcut bilgisinin içine yerleştirir. Analitik anlam ise çoğu kez daha sonra, yeni çağrışımlar geldikçe ve eski malzemeyi başka bağlara soktukça belirir. (🔗)
Otuz yıl sonra Wilfred Bion insan hakkında bilgi üretmenin bambaşka bir sahnesinde çalışıyordu. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunun War Office Selection Boards sistemi subay adaylarını hazırlanmış durumlara yerleştiriyor, onlara grup görevleri veriyor ve görev sırasında açığa çıkan davranışlardan gelecekteki askerî kapasiteleri hakkında hüküm çıkarıyordu. Görünürde aday bir problemi çözüyordu. Psikolojik gözlemci aynı anda adayın inisiyatifini, rekabetini, işbirliğini, tahakkümünü, çekilmesini ve grubun ortak amacına yaklaşımını okuyordu. WOSB belgelerindeki set problem ile real problem ayrımı bu çift katmanı açık biçimde gösterir: adayın önündeki görev ile değerlendirme kurulunun aday hakkında çözmeye çalıştığı problem aynı sahnede üst üste biner. (🔗)
İşte başlıktaki ele-verişli tam bu fazlalığı adlandırır. İnsan bir görevi yaparken görevin sonucu için gereken davranıştan fazlasını üretir. Konuşurken kastettiği anlamın ötesinde sürçmeler, vurgular, tekrarlar ve fantaziler açığa çıkarır. Bir grubun üyesiyken açık amaçtan taşan korku, öfke, bağımlılık, umut ve rekabet üretir. Ele-veriş, öznenin faaliyetine eşlik eden bu fazladır. Elverişlilik ise fazlanın başka bir makamın kullanımına açılmasıdır. Adayın davranışı seçim kuruluna, hastanın tepkisi analyst’e, çalışanın tavrı yönetim aygıtına, kullanıcının hareketi algoritmik modele elverişli hale gelir.
Bu dönüşümün eleştirisi “insan hakkında bilgi üretiliyor” cümlesinden çok daha ileri gider. Asıl sorun, kişinin kendi yaşantısı içinde ürettiği fazlanın ondan ayrılıp başka bir makamın seçim, sınıflandırma, görev verme, sıralama ve müdahale kapasitesine eklenmesidir. Bilgi, ele-veriş sahibinin geleceği üzerinde karar gücü kazandığında iktidar haline gelir. İnsan bu sisteme kendi isteğiyle daha fazla malzeme sunmaya başladığında sömürü yeni bir libidinal katman kazanır: özne yalnız kullanılan kişi konumunda kalmaz; kendi kullanılabilirliğini üretmeye girişir.
Yersiz Şeyler’in “kendini kullandırmak” kavramı bu noktayı Lacancı sevk mantığıyla emek-gücünü aynı düzleme getirerek açar. Lacan’ın “kendini gözüktürmek” ve “kendini işittirmek” gibi dönüşlü sevk biçimlerine “kendini kullandırmak” eklenir: kişi kendi bedenini, zamanını, yeteneğini ve kapasitesini Öteki’nin kullanımına sunar; bu sunuluş emek-gücünün sapkın nüvesini oluşturur. (🔗) Buradaki sapkınlık Lacancı bir yapı tarifidir: özne kendisini Öteki’nin keyfiyetine yarayan nesne konumuna yerleştirir. Bionik öznenin tarihinde bu hareket “beni seç”, “beni görevlendir”, “beni geliştir”, “beni daha iyi değerlendir”, “beni daha iyi modelle” biçimlerinde giderek derinleşecektir.
Freud’un bu tarihe sunduğu karşı kutup sevk, öteleme, fantazi ve yineleme zorlantısıdır. Sevk bedenden gelen ve psişik aygıta sürekli çalışma talebi yönelten iç baskıdır. Öteleme, sevkle bağlı temsilin psişik hayatta başka güzergâhlara itilmesini ve etkisinin rüya, semptom, sürçme, fantazi ve aktarımda sürmesini sağlar. Fantazi sevkin özne, nesne ve sahne içindeki örgütlenmesidir. Yineleme zorlantısı kişinin fayda hesabını aşan bir düzeni tekrar tekrar kurabilmesini gösterir. Yersiz Şeyler’in Sevkler ve Akıbetleri çevirisi Trieb’in bu içsel sevk karakterini Türkçede özellikle berraklaştırır. (🔗)
Freudcu özne bu yüzden kendi kullanım değerine sığmaz. Semptom üretkenliği bozabilir; fantazi görevin mantığından başka bir sahne kurabilir; yineleme kişiyi aynı çıkmaza geri getirebilir; sevk dışarıdan belirlenmiş hedefe göre itaatkâr bir enerji kaynağı gibi işlemez. Psikanalizin keşfi tam burada keskindir: kişinin kendisine bile yabancı kalan tatmin, arzu ve tekrar biçimleri vardır. Bion’un büyük teorik dönüşümü bu elverişsiz fazlayı giderek işlenebilirlik, öğrenme, bağlantı, görev, sınıflandırma ve dönüşüm sözlüğüne çekmesidir.
Bu hareket Freud’un ölümünden sonra İngiliz psikanalizinin kendi kurumunda başlamış bulunan başka bir arıtma süreciyle birleşti. Anna Freud ve Melanie Klein çevrelerinin 1940’lardaki Controversial Discussions kavgası çocuk analizi, bilinçdışı fantazi, ego, savunma, süperego ve erken kaygı üzerinde yoğunlaştı. British Psychoanalytical Society bu antagonizmayı ayrı eğitim hatlarına, teknik seminerlere ve kalıcı profesyonel kimliklere dağıttı. Anna Freudian, Kleinian ve Middle/Independent alanlar aynı çatı içinde ayrı bölmeler halinde sürdü. (🔗) IPA/FLŽ’nin Tartışmalı Tartışmaların Yargısı bu kurumsal sonucu antagonizmanın dolaşım düzeninin kurulması olarak okur. (🔗)
Danışıklı dövüşün işlevi burada gizli anlaşmadan çok daha maddi bir kurumsal sonuçta belirir: iki rakip revizyon birbirini güçlendirir, kurum bu ayrımı eğitim programına ve yetki dağılımına çevirir. Teorik çatışkı profesyonel örgütlenme kapasitesi üretir. Freud’un kavramları da aynı yıllarda İngilizce teknik sözlük içinde daha standardize bir dolaşıma girer. Ich “ego”, Trieb “instinct”, Besetzung “cathexis” gibi terimlerle profesyonel dilin parçaları olur. Böylece Freud’un sözündeki gündelik keskinlik teknik aktarımın düzgün yüzeyine geçirilir.
Yersiz Şeyler’deki S1 Arıtma Tesisi yaklaşımı bu hareket için güçlü bir kavramsal mercek sağlar. Analitik söylemin ürettiği kaba ve kanırtıcı esas-imleyen, açıklama, kavram, kaynakça, ekol ve kurum üzerinden düzgün S2 dolaşımına sokulur. Kesici ad bilgiye, bilgi uzmanlığa, uzmanlık kurumsal yetkiye dönüşür. (🔗) Bion’un tarihinde aynı arıtma mantığı üç ayrı yerde yoğunlaşacaktır: Freud’un Anglo-Sakson teknikleştirilmesinde, emotional experience’ın alpha-function ile düşünülebilir öğelere çevrilmesinde ve yeni fikrin Establishment tarafından contain edilmesinde.
Başlıktaki Bionik sözcüğü de bu dönüşümün bedensel imgesini Freud’dan alır. Freud 1930’da teknik araçlarla duyularını ve kuvvetini genişleten modern insanı Prothesengott, protezli tanrı, diye adlandırır: Der Mensch ist sozusagen eine Art Prothesengott geworden. İnsan teleskopla gözünü, iletişim araçlarıyla kulağını, makinelerle kas gücünü uzatır. (🔗) Bionik psikanaliz bu protez mantığını insanın psişik ve davranışsal fazlasına uygular: kişiden çıkan fazla yakalanır, işlenir, sınıflandırılır ve yeniden kullanım için hazırlanır.
Yersiz Şeyler’in surplus dörtlemesi bu dönüşümün ekonomik ve siyasi anatomisini tamamlar. Keyfiyet fazlası, faydayı aşan haz, kaygı, öfke, tutunma ve yineleme yükünü taşır. Malumat fazlası, açık işlev için gerekenin üzerinde biriken davranışsal bilgidir. İktidar fazlası, malumatı kontrol eden makamın insanların seçeneklerini, görevlerini ve çevrelerini biçimlendirme kapasitesidir. Değer fazlası, bu dolaşımın ekonomik birikime bağlanan kısmıdır. (🔗) Bion’un tarihsel ağırlığı önce keyfiyet fazlasının malumata çevrilmesinde belirir; Tavistock bu malumatı kurumsal iktidara bağlar; Karabasan dört fazlayı geri-beslemeli tek devrede birleştirir.
Bion’un kariyerindeki sıralama bu nedenle rastlantısal bir kavram yığını gibi okunamaz. 1940’ta War of Nerves reaction, morale ve prophylaxis sorunlarını açar. 1942’de WOSB hazırlanmış durumdan davranış çıkarır. 1943’te Northfield grup gerilimini task’a çevirir. Savaş sonrası grup teorisi açık görevin altındaki basic assumptions’ı sınıflandırır. Psikoz çalışmaları psişik işlevlerin parçalanmasını modelleştirir. Projective identification başka zihni iletişim ve işleme kanalına çevirir. Alpha-function experience’ı düşünülebilir öğeler halinde işler. Grid analitik malzemeyi koordinatlandırır. Transformations görünür üründen invariant çıkarır. O bütün bu çıkarımın nihai hakikat ufkunu kurar. Tavistock aynı bilgi rejimini seçim, yönetim ve organizasyona taşır. Geç Bion ise modelin kendi seçiciliğini ve kusurunu da inceleme nesnesi haline getirir.
Karabasan Makinesi bu tarihin sonunda yeni bir halka ekler. Bionik aygıt durumdan davranış, davranıştan malumat, malumattan model çıkarır. Karabasan çıkan modeli bir sonraki durumun seçimine bağlar. Kullanıcı kendisine sunulan dünyaya tepki verir; tepki model üretir; model sonraki dünyayı seçer; yeni dünya yeni tepki üretir. Kişiselleştirme bu çevrimi özne için cazip hale getirir: “Bana daha uygun olanı göster” talebi, teknik düzeyde “Beni daha iyi modelle” talebine dönüşür. Kendini kullandırmanın dijital biçimi burada doğar: “Beni daha iyi kullanabilmen için seni kendim hakkında eğiteyim.”
Bütün tarih böylece tek bir dönüşüm dizisinde toplanır. Freud’un öznesi sevkin ve fantazinin faydayı aşan fazlasıyla kendi kendisine çakışamaz. Anglo-Sakson kurum bu fazlayı teknik bilgi ve uzmanlık alanlarına dağıtır. WOSB davranış fazlasını seçim bilgisine çevirir. Bion grup ve zihin teorileriyle işlenebilirlik normunu geliştirir. Tavistock bu normu role, task, potential ve organizasyon diline bağlar. Karabasan ise özneye kendi kullanılabilirliğinin sürekli bakımını yaptırır.
Freud’un Elverişsiz Öznesi
Freud’un 1895 tarihli Entwurf einer Psychologie metni erken psişik aygıtı nöronlar, nicelikler ve geçirgenlikler üzerinden düşünür. Bu erken şema Freud’un biyolojik ve fiziksel açıklama arayışının izlerini taşır. Sonraki psikanaliz aynı aygıtı giderek daha yoğun biçimde sevk, temsil, öteleme, arzu, fantazi ve yinelemenin çatışmalı alanına dönüştürür. Mekanik terimler kalırken mekanizmanın merkezine kendi içinde bölünmüş özne yerleşir.
Bu dönüşümün temel kavramı sevktir. Freud 1915’te sevki bedensel bir kaynaktan gelen, psişik aygıta sürekli bir çalışma talebi yükleyen sınır kavramı olarak kurar. Dış uyaran belirli anda gelir ve organizma çevresel hareketle ondan uzaklaşabilir. Sevkin kaynağı bedenin içindedir; basıncı süreklidir; psişik aygıt bu kuvvet için çeşitli akıbetler üretir. (🔗)
Sevkin akıbetleri özneyi teknik anlamda “verimli” hale getiren tek yönlü işlemler değildir. Sevk zıttına dönüşebilir, öznenin kendisine yönelebilir, başka nesneye kayabilir, öteleme düzenine girebilir ve yüceltim içinde başka amaçlara bağlanabilir. Her akıbet sevkin psişik sahnesini yeniden kurar. Öznenin içsel hareketi bu nedenle bir girdinin doğru çıktıya çevrildiği doğrusal işlemden çok çatışmalı yolların tarihidir.
Öteleme bu tarihin merkezindedir. Ötelenen temsil bilinç alanındaki yerini kaybederken psişik etkisini korur ve başka oluşumların içinde geri döner. Semptom, rüya, sürçme, fantazi ve aktarım bu geri dönüşün farklı biçimleridir. Ötelemenin sonucu temizlenmiş bir parça üretmekten çok, öznenin başka yerde karşısına çıkan bir yabancılık yaratır. Sevksel fazla bu yabancılık sayesinde kendi kuvvetini sürdürür.
Freud’un analitik tekniğinin 1912’de seçici dikkate karşı geliştirdiği önlem buradan anlam kazanır. Analyst hangi parçanın elverişli bilgi taşıdığını baştan tayin ettiğinde çağrışım zincirinin henüz kurulmamış ilişkilerini kendi teorisine göre keser. Freud tam tersine, dağınık malzemenin ileride başka sözlerle birleşmesine alan açar. Bir ayrıntı aylar sonra başka bir anıyla, bir fantaziyle veya aktarımdaki bir hareketle yeni anlam kazanabilir. Bu zamansallık Nachträglichkeit’in, sonradanlığın, analitik önemini oluşturur.
Fantazi sevkin sahnesini kurduğu için öznenin “gizli özelliği” gibi okunmaya direnç gösterir. Freud’un 1919 tarihli Bir Çocuk Dövülüyor çalışması tek bir fantazinin dahi özne ve nesne konumlarını çeşitli evrelerde değiştirdiğini gösterir. Döven, dövülen, seyreden ve sevilen figürlerin yerleri dönüşür; suçluluk ve sevgi saldırganlıkla iç içe geçer; bazı ara evreler analiz sırasında geriye doğru kurulabilir. (🔗)
Bu fantazi yapısının kritik sonucu, görünür ifadeden sabit trait çıkarma arzusunu sekteye uğratmasıdır. “Bir çocuk dövülüyor” cümlesi kişinin içinde hazır duran tek bir davranış eğilimini bildirmez; sevksel konumların değiştiği bir sahneyi yoğunlaştırır. Aynı fantazi içinde özne etkinlikten edilginliğe, seyirden özdeşleşmeye, sevgi beklentisinden cezaya geçebilir. Psikanalitik anlam bu hareketin tarihinden doğar.
1920’de yineleme zorlantısı kullanım değerine sığmayan özneyi daha keskin biçimde ortaya çıkarır. İnsan acı veren ve başarısızlık üreten bir ilişki düzenini yeniden kurabilir. Çocuk oyunda kayıp sahnesini tekrarlar; yetişkin eski çatışmalarını yeni ilişkiler içinde yeniden sahneleyebilir. Yineleme, “experience’tan doğru dersi çıkarıp daha iyi performans gösterme” idealine indirgenemeyen sevksel ısrarı taşır.
Bu yüzden Freudcu elverişsizlik basit bir kusur anlamına gelmez. Kişinin kendi çıkarıyla, bilinçli isteğiyle ve üretkenlik hesabıyla çakışmayan şey psikanalizin merkezi malzemesidir. Semptom tam da işe yaramadığı yerde başka bir tatmini sürdürebilir. Yineleme tam da sonuç vermediği yerde bir sevksel güzergâhı koruyabilir. Fantazi gerçekliğin görevlerinden bağımsız başka bir sahne kurabilir.
1921’de Massenpsychologie und Ich-Analyse bu sevksel ekonomiyi grup alanına taşır. Freud’un grubunu libido, özdeşleşme ve liderle kurulan bağ örgütler. Lider ego idealiyle özel ilişki kazanır; grup üyeleri lider aracılığıyla birbirleriyle özdeşleşir. Ordu ve kilise gibi büyük kurumların birliği de bu libidinal bağın gücü üzerinden açıklanır. Bion’un work group kavramı aynı sosyal alanı daha sonra task ve işleyiş açısından yeniden düzenleyecektir.
1925 tarihli Yadsıma ele-verişin en yoğun küçük biçimini gösterir. Kişi bir düşünceyi olumsuz işaretle söylerken ötelenmiş temsil düşünce alanına bir giriş yolu kazanabilir. Freud’un “annem değil” örneğinin gücü buradadır: olumsuzluk işareti içeriğin psişik tarihini açığa vurur. (🔗) Karabasan’ın negatif geri bildirim devresinde “ilgilenmiyorum”, block ve çıkış hareketleri başka bir statü kazanacaktır; orada olumsuz tepki modelin sınırını belirleyen veri olur.
Freud’un öznesi bütün bu kavramlarda ortak bir özellik taşır: kendisini bütünüyle kullanılabilir kılamaz. Sevk task’a göre doğmaz. Fantazi organizational objective’e göre örgütlenmez. Öteleme geri bildirim alıp performans düzeltme biçiminde çalışmaz. Yineleme kişinin kendisini daha üretken kılma amacına boyun eğmez. Bionik dönüşüm tam bu elverişsiz fazlaya başka bir kader hazırlayacaktır.
Freud’un Anglo-Sakson Arıtılması
Freud’un İngilizce dünyaya yerleşmesi yalnız teorilerin aktarılmasıyla sınırlı kalmadı; psikanalizin kelimeleri, mesleki sınırları ve eğitim yolları da yeniden düzenlendi. Freud’un Almancasındaki gündelik sözcükler özel teknik terimlere çevrildikçe psikanaliz uluslararası profesyonel dolaşıma daha rahat yerleşti. Ich “ego”, Trieb “instinct”, Besetzung “cathexis” gibi karşılıklarla uzmanlık sözlüğünün parçalarına dönüştü.
Bu teknikleşmenin önemini kelime tercihlerinin doğruluğu tartışmasına indirgemek yetersiz kalır. Asıl dönüşüm, kavramın kullanım çevresinde gerçekleşti. İngilizce terimler eğitim programlarında, derneklerde, süpervizyonda ve yayıncılıkta ortak bir standart yarattı. James Strachey’nin Standard Edition projesi, Ernest Jones’un kurumsal ağı ve Anna Freud’un projedeki rolü Freud’u aktarılabilir profesyonel bilgiye dönüştüren geniş bir süreç oluşturdu.
Yersiz Şeyler’in “S1 Arıtma Tesisi” kavramı bu süreci keskin biçimde adlandırır. Analitik kesiyi taşıyan kaba isim, akademik ve kurumsal dolaşım içinde açıklamaya, kavrama ve literatüre dönüştükçe S2’nin düzenli bilgi akışına katılır. (🔗) Freud’un Anglo-Sakson standardizasyonunda da canlı ve çelişkili kavramlar eğitimde yönetilebilir teknik birimler kazanır.
Amerikan kurumsallaşması bu bilgi düzenine tıbbi yetkiyi ekledi. A. A. Brill’in erken çeviri ve örgütlenme faaliyetleri psikanalizi Amerikan hekimliğiyle güçlü biçimde bağladı. Eğitim ve üyelik üzerindeki mesleki denetim giderek kurumsal özerklik kazandı. Freud’un analitik pratiği böylece yalnız teorik öğreti olarak dolaşmak yerine kimlerin uygulama hakkı taşıdığını belirleyen profesyonel iktidarın alanına girdi.
Anna Freud’un ego ve savunma mekanizmaları üzerindeki çalışmaları bu teknikleşmenin teorik bir kolunu oluşturdu. Ego davranışın, savunmanın ve gelişimin daha ayrıştırılabilir işlevleri içinde incelendi. Amerikan ego psychology bu hattı adaptation, reality testing ve özerk ego işlevleri yönünde genişletti. İnsan kendi sevksel çatışmasının yanında çevreyle ne kadar işlevsel ilişki kurduğuna göre de değerlendirilmeye başladı.
Melanie Klein’ın hattı ise fantazi, iç nesne, splitting ve erken kaygı çevresinde yoğunlaştı. Freudcu fantazi çok erken psişik yaşamın sürekli ilişkisel örgütlenmesine çekildi. Sevgi, saldırganlık, iyi ve kötü nesnelerin parçalanması, projection ve introjection çocuğun erken dünyasını açıklayan başlıca işlemler haline geldi. Bion’un sonraki projective identification ve container teorisi bu Kleincı zeminden çıkacaktır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında British Psychoanalytical Society içinde patlayan Controversial Discussions, teorik farkı doğrudan kurum sorununa çevirdi. Anna Freud ve Klein çevreleri çocuk analizi tekniğini tartışırken aslında bilinçdışı fantazinin yaşı, ego ve süperegonun gelişimi, aktarımın niteliği ve analistin çocuğa yaklaşımı konusunda farklı Freud’lar üretiyordu. 1946’da ortaya çıkan kurumsal düzen Anna Freudian, Kleinian ve Middle/Independent alanları ortak çatı altında ayrı eğitim kültürleri olarak yerleştirdi. (🔗)
Bu danışıklı dövüşün asıl ürünü yönetilebilir antagonizma oldu. Tarafların çatışması her iki tarafın profesyonel kimliğini belirginleştirdi; kurum bu ayrımı program, süpervizyon ve teknik eğitim dağılımına çevirdi. Teorik çatışkı bir iktidar fazlası yarattı: institution artık farklı Freud revizyonlarını aynı yapı içinde yönetme kapasitesine sahipti.
John Rickman bu kurumsal tarih ile Bion’un savaş psikotekniği arasında önemli bir bağlantı kurdu. Rickman Freud, Ferenczi ve Klein çevreleriyle doğrudan psikanalitik ilişkiler yaşamıştı; Bion 1938’de onunla analize başladı. Savaşta ikisi Northfield deneyinde birlikte çalıştı; Bion daha sonra Klein’la analize girdi. (🔗) Freud’un kurum tarihi, Kleincı fantazi ve projection teorisi, askerî psikiyatri ve Bion’un kişisel gelişimi burada somut olarak kesişti.
İngiliz kurumunun teorik çatışmayı bölmelere ayırdığı yıllarda savaş aygıtı insan davranışını hazırlanmış durumlara ayırıyordu. Bion’un sonraki düşüncesi bu iki ayrıştırma tekniğinin ortasında şekillendi: dışarıda task ve observation, içeride splitting ve projection. Bu birleşim onun özgün terminolojisinin doğacağı zemini hazırladı.
WOSB: İnsan Görevi Çözerken Kurum İnsanı Çözüyor
Bion’un 1940 tarihli The War of Nerves: Civilian Reaction, Morale and Prophylaxis çalışmasının başlığındaki üç sözcük daha sonraki yönelimin ilk işaretlerini taşır. Reaction, insanın belirli koşullarda verdiği cevabı; morale, kolektif davranışın duygusal düzenini; prophylaxis, bu bilgiyle yapılabilecek önleyici müdahaleyi ifade eder. İnsan psikolojisi böylece koşul, tepki ve müdahale arasındaki operasyonel ilişkiye yerleşmeye başlar.
War Office Selection Boards bu ilişkiyi somut personel tekniğine çevirdi. İngiliz ordusu subay adaylarını yalnız görüşmelerde anlattıkları geçmiş üzerinden değerlendirmek yerine onları görevlerin ve grup durumlarının içine yerleştirdi. Command situations, leaderless groups ve çeşitli psychological pointers, adayın kendi davranışıyla değerlendirme aygıtına bilgi sağlamasını amaçlıyordu. (🔗)
Set problem ile real problem ayrımı bu tekniğin ruhudur. Aday bir engeli aşmaya, ortak nesneyi taşımaya veya grup halinde çözüm bulmaya çalışır. Bu onun set problem’ıdır. Gözlemci ise başka bir soruyu çözmektedir: aday bireysel başarıyla ortak amaç arasındaki ilişkiyi nasıl kuruyor, kimin fikrini dinliyor, otoriteyi nasıl üstleniyor, engel karşısında nasıl hareket ediyor? Bu, değerlendirme aygıtının real problem’ıdır.
Burada malumat fazlası ilk kez açık tarihsel biçim kazanır. Görevin bitmesi için gereken davranış bir sonuç üretir; görevin çevresinde açığa çıkan ton, ritim, rekabet, öfke, yardım, geri çekilme ve inisiyatif ise aday hakkında ek bilgi taşır. Kişinin açık faaliyeti başka bir makam açısından bir bilgi yüzeyine dönüşür.
Sömürü üç hareket içinde gelişir. Aday kendi davranışını üretir. Kurum davranışın görev sonucunu aşan kısmını kendi değerlendirme sistemine alır. Sonra bu bilgi adayın geleceğine ilişkin selection decision’a çevrilir. Kişinin kendisi hakkında ürettiği fazlalık, kişinin üzerinde karar verecek makamın kapasitesini büyütür.
Fakat WOSB’nin daha derin yeniliği adayın bu işleme yatırım yapmasıdır. Aday subay olmak ister. Liderliğini, dayanıklılığını, grup için yararlılığını ve initiative kapasitesini göstermek ister. Dolayısıyla hazırlanan durum yalnız istemsiz davranış çıkarmaz; “beni seçmeye değer bul” arzusunu da çalıştırır. Aday kendisini ileride kullanacak makamın gözünde daha kullanılabilir görünmeye çalışır.
“Kendini kullandırmak” burada emek piyasasından önce askerî seçim biçimi kazanır. Özne kendi kuvvetlerini, davranışını ve kişilik işaretlerini Öteki’nin seçimine sunar. Seçilmek, daha yüksek bir kullanım alanına kabul edilmek anlamına gelir. “Ben bu işi yapabilirim” cümlesinin altında “beni bu iş için kullanabilirsin” talebi işler.
Leaderless group bu ilişkiyi daha incelikli hale getirir. Açık lider geri çekildiğinde adaylar kendi davranışlarını daha serbest biçimde örgütler. Kimsenin açıkça “liderlik et” demediği durumda liderlik etme girişimi daha yüksek değerlendirme değeri kazanabilir. Komutun azalması ölçümü zenginleştirir. Özgür davranış sondaj için daha yüksek çözünürlüklü malzeme sağlar.
Bu nedenle modern sondajın önemli koşullarından biri düzenlenmiş serbestliktir. Kişiye seçim alanı verilir; kişinin bu alanı nasıl kullandığı gözlenir. İktidar doğrudan emirden çevre tasarımına doğru hareket eder. Karabasan’ın kullanıcının önüne seçenekler çıkarıp seçimlerden model üretmesine uzanan yapısal yakınlık burada başlar.
1943 Northfield deneyi seçimden tedaviye geçen başka bir kullanım geliştirdi. Bion ve Rickman askerî hastanedeki grup gerilimlerini grubun kendi çalışma konusu haline getirdiler. Intra-group tensions in therapy: their study as the task of the group başlığı dönüşümü doğrudan ifade eder: gerilim task olur.
Burada WOSB’nin davranış fazlası yerini yoğun bir keyfiyet fazlasına bırakır. Hastane grubunun kaygısı, rekabeti, otorite çatışmaları ve bağımlılıkları tedavi dışı gürültü olarak kalmak yerine grubun kendi işleyişi hakkında malumat üretir. Katılımcılar bu gerilimi yaşar, aynı zamanda onu inceleme faaliyetinin parçası olur.
Northfield kendini kullandırmanın ikinci biçimini hazırlar. Kişi yalnız seçilmek için kendisini göstermez; kendi kaygısını ve çatışmasını çalışma malzemesi olarak sunmaya başlar. “Benim tepkim de grubun anlaması gereken şeyin parçasıdır” düşüncesi Group Relations geleneğinde daha sonra tam bir deneyim pedagojisine dönüşecektir.
Work Group: Kendini Task’a Tahsis Etmek
Bion’un savaş sonrası grup teorisinin en önemli ayrımı work group ile basic-assumption group arasındadır. Work group açık görevi kavrayan, gerçekliğin koşullarını hesaba katan, düşünme ve işbirliği kapasitesi geliştiren gruptur. Bir işin yapılması için zaman, beceri, koordinasyon ve öğrenme gerekir; work group bunları organize eder.
Basic assumption ise aynı grubun açık task’ın altında başka bir ortak duygusal düzen çevresinde hareket etmesini anlatır. İnsanlar bilinçli olarak bir iş yapmak üzere toplanmış olabilir; grubun fiilî hareketi bağımlılık, tehdit veya kurtarıcı gelecek beklentisi çevresinde yoğunlaşabilir. Bion bu ortak hareketleri üç temel kategoriye ayırır.
Dependency durumunda grup güçlü, bilen ve besleyici bir figürün kendisini taşımasını bekler. Üyelerin farklı kaygıları ortak bir korunma talebine yoğunlaşır. Açık task sürerken grup başka bir düzeyde “Biri bize ne yapacağımızı söylesin” biçiminde örgütlenir.
Fight/flight durumunda ortak keyfiyet tehdit etrafında yoğunlaşır. Grup saldıracak bir düşman veya kaçılacak tehlike bulur; saldırganlık ve korku görevin mantığını kendi çevresine çeker. Açık iş başka bir amaç taşırken kolektif enerji savaş ve kaçış rejimine geçer.
Pairing durumunda grup gelecekte doğacak bir çift, kişi, fikir veya çözüm üzerinden umut üretir. Şimdiki güçlük gelecekteki kurtarıcıya yatırılır. Bion’un messianic hope diye geliştireceği beklenti bu yapıdan doğar.
Basic assumptions’ın özgün teorik işi, task’tan taşan ortak afekti latent group state halinde sınıflandırmaktır. Bion burada yalnız grup davranışını tarif etmez; dağınık korku, bağlılık ve umudu üç görünmeyen örgütlenme biçimine dönüştürür. Keyfiyet fazlası profesyonel grup bilgisi kazanır.
Valency aynı modeli bireye uygular. Kişinin belirli basic-assumption düzenine kolaylıkla bağlanma yatkınlığı davranışından okunabilir hale gelir. Sözcüğün kimyasal değerlik çağrışımı önemlidir: kişi belirli kolektif atmosferlerde belli bir ilişki biçimine daha kolay bağlanır. Grup davranışındaki tekil ele-veriş, daha kalıcı bir yatkınlık hakkında ipucu taşır.
Group mentality ortak bilinçdışı faaliyeti, group culture bu mentality ile bireysel isteklerin somut örgütlenmesini anlatır. Co-operation work-group faaliyetindeki ortak çalışma kapasitesini ifade eder. Specialized work group bazı toplumsal kurumların basic-assumption eğilimlerini belirli sosyal işlevlere bağlayabilmesini düşünür. Proto-mental system ise bedensel ve psişik süreçlerin henüz ayrışmadığı varsayımsal zemin üzerinden bu ortak afektleri köklendirmeye çalışır.
Freud’un Massenpsychologie’sinden Bion’a geçiş burada açık hale gelir. Freud grubu libido, özdeşleşme ve lider üzerinden çözümler. Bion aynı grubu task, work, cooperation, basic assumption ve valency üzerinden yeniden düzenler. Sevksel bağın üzerine işlevsel değerlendirme koordinatı eklenir.
Bu koordinat Bionik öznenin ilk normunu üretir. Work group düşünebilir, öğrenebilir, gerçeklik koşullarına uyum sağlayabilir ve task’a dönebilir. Basic-assumption hareketleri grubun fazlasını açığa çıkarırken work group aynı fazlayı çalışma kapasitesine tabi kılar. Olgunluk giderek fazlayı task’a geri tahsis edebilme yeteneği kazanır.
“Kendini kullandırmak” burada seçilme arzusundan daha derin bir biçime geçer. Work-group öznesi kendisini ortak görevin aracına dönüştürmeyi değerli sayar. Duygusunu kontrol eder, başkalarıyla cooperation kurar, kişisel gösterisini task’ın ihtiyaçlarına göre ayarlar. “Beni seç” talebi “Kendimi görevin kullanımına verebilirim” biçimine dönüşür.
Bu durum co-operation kavramına siyasi bir keskinlik kazandırır. Birlikte çalışma ortak bir insan kapasitesidir; kurumun tanımladığı task’a kendini tahsis etmek ise bu kapasitenin belirli bir iktidar ilişkisine bağlanmış biçimidir. Bion’un work-group normu bu iki hareketi aynı psikolojik olumlu kutupta birleştirmeye elverişlidir.
Buradan elverişli insan figürü çıkar. Elverişli insan frustration taşır, düşünür, link kurar, başkalarıyla cooperation geliştirir, role girebilir ve task’a geri dönebilir. Bu figür kısa süre sonra yalnız terapi ve grup psikolojisinin insanı olarak kalmayacak; Tavistock’un çalışan, yönetici ve organizasyon danışmanlığı dünyasına rahatlıkla yerleşecektir.
Fantaziden Processing’e: Başka Zihni Kullanmak, Kendini İşlettirmek
Bion’un 1950’lerde psikoz üzerine yönelmesi grup sahnesinde geliştirdiği observation mantığını daha küçük psişik ilişkilere taşıdı. Imaginary Twin vakası bu geçişin erken örneklerinden biridir. Analistin ilgisi yalnız hastanın anlattığı içeriklere yönelmez; hasta ile analyst arasında tekrar tekrar kurulan etkileşim örüntüsünü de izler. Analist, kendi konumunun hastanın psişik düzeninde nasıl kullanıldığını okumaya başlar.
Psychotic personality ile non-psychotic personality ayrımı kişiliğin farklı çalışma rejimlerine ayrılmasını sağlar. Bion psikotik işleyişte yalnız düşünce içeriklerinin parçalanmasıyla ilgilenmez; algılama ve düşünme işlevlerinin kendilerinin de splitting’e uğrayabileceğini düşünür.
Splitting of the apparatus bu nedenle belirleyicidir. Görme, işitme, düşünme veya fark etme gibi psişik functions parçalanıp dışarı projektif biçimde yerleştirilebilir. Bion’un bizarre objects kavramı, bu projektif parçaların dış nesnelerle birleşerek kişiye yeniden dönmesini anlatır. Gramofon kişinin işitme veya görme function’ının parçasını taşıdığında, nesne onu dinleyen veya gözetleyen tuhaf bir varlık niteliği kazanabilir.
Hallucinosis aynı süreçte iç psişik oluşumun dış gerçeklik ağırlığıyla yaşandığı başka bir çalışma rejimini adlandırır. Bion giderek psikozu yalnız içerik üzerinden değil, deneyimin nasıl temsil edildiği, hangi function’ın parçalandığı ve kişinin düşünce ile reality arasında hangi dönüşüm yolunu kullandığı üzerinden sınıflandırır.
Klein’ın projective identification kavramı bu çalışmaların merkezine yerleşir. Klein’da kişinin kendi içindeki bir parçayı fantazi düzeyinde başka nesnenin içine yerleştirmesi ve o nesneyle bu yerleştirme üzerinden ilişki kurması söz konusudur. Bion bu fantazmatik ilişkiye giderek bir iletişim işlevi kazandırır.
Bu geçiş önemlidir: fantazi sahnesi → projektif ilişki → iletişim kanalı. Başka kişiye yerleştirilen psişik parça, karşıdaki zihinde bir şey uyandırabilir. Analyst hastanın taşıyamadığı duyguyu kendi içinde hissedebilir ve bu experience’ı ilişkinin bilgisi olarak kullanabilir. Projective identification böylece aynı anda hem psişik işlem hem iletişim tekniği haline gelir.
Realistic projective identification bu iletişimsel yönü özellikle vurgular. Özne bir şeyi başka zihne bırakır; başka zihin o material’i alır ve ilişkiye başka biçimde geri getirir. Bion’un sonraki container-contained modeli bu hareketi genel bir düşünme mimarisine dönüştürür.
Container, gelen emotional material’i alan ve dönüştüren function’dır. Contained, bu relation’a giren malzemedir. Reverie, annenin veya analyst’in gelen psişik material’e açık alıcı hali olarak kullanılır. Çocuk ya da analysand kendi içinde şekil veremediği yoğun experience’ı başka zihnin processing kapasitesine sunar.
Bu ilişkinin iktidar yapısı burada belirginleşir. Contained ele-verir; container gelen şeyin hangi biçimde tutulacağı, ilişkilendirileceği ve geri sunulacağı üzerinde processing authority kazanır. Analyst artık yalnız geçmiş aktarımı dinleyen kişi değildir; başka insanın taşıyamadığı experience’ı işleyecek yardımcı function haline gelir.
Fakat kendini kullandırma bu sahneyi tek yönlü sömürüden daha karmaşık bir yere taşır. Analiz edilen kişi de container’ı kendi processing protezi olarak kullanır. Kendi confusion’ını, kaygısını ve projective material’ini analiste getirir ve başka zihinde çalıştırır. Böylece “Beni kullan” ile “Seni kendimi işletmek için kullanıyorum” hareketleri aynı relation içinde kesişir.
Bion container-contained ilişkisini daha sonra commensal, symbiotic ve parasitic biçimlere ayırır. İlişkinin kendisi hangi tür growth ürettiğine göre sınıflandırılır. Relation artık yalnız yaşanmaz; performans biçimi hakkında hüküm verilebilen bir sistem olur.
Nameless dread, containment işleminin aksadığı yerde ortaya çıkan yoğun experience’ı adlandırır. Duygusal yük başka zihin tarafından tutulup anlamlandırılabilir biçim kazanamadığında kişi onu adsız dehşet gibi yaşar. Böylece kaygı kendi başına bir psişik içerikten öte container’ın çalışma kapasitesi hakkında bilgi taşır.
1959 Attacks on Linking bu function dilini daha ileri götürür. Bion kişinin nesneler, düşünceler ve insanlar arasında bağ kuran işlevlere saldırabileceğini düşünür. Negatiflik artık sevksel yinelemenin yanında link kurma kapasitesinin bozulması açısından da okunur. “Ne tekrar ediyor?” sorusunun yanına “Hangi bağlantı function’ı zarar görüyor?” sorusu gelir.
Curiosity, stupidity ve arrogance üçlüsü Oedipus sorununu epistemik eksene taşır. Hakikati bilme arzusu, bilme relation’ına saldırı ve analyst’in kendi bilgi konumu psikanalitik çatışmanın merkezine yaklaşır. Freud’un Oedipus’unda sevk, cinsellik, yasak ve özdeşleşme ağır basarken Bion’un Oedipal probleminde bilgi ve truth giderek daha fazla ağırlık kazanır.
Bu terminolojik değişim son derece önemlidir. Bion’un sözlüğünde Freud’un sevk, libido, cinsellik, öteleme kavramlarının merkezi ağırlığı azalırken experience, function, link, learning, knowledge, thought ve truth kelimeleri güçlenir. Bionik çarpıtmanın derinliği tek tek teorik farkların toplamından çok bu sözlük değişiminde görünür: psikanalizin merkezi sevkin akıbetlerinden zihinsel processing kapasitesine doğru kayar.
Alpha-Function: “Yaşadığından İş Çıkar”
Bion’un düşünme teorisindeki en radikal hamlelerden biri thought ile thinker arasındaki ilişkiyi tersine çevirmesidir. Düşünceler her zaman onları önceden üretmiş egemen bir thinker’ın ürünü olarak ele alınmaz. Thought ortaya çıkar ve kendisini işleyecek bir thinking apparatus gerektirir. Bion’un apparatus for thinking thoughts ifadesi zihni düşünceler karşısında gelişen bir işleme aygıtı olarak kurar.
Pre-conception henüz belirli bir experience ile buluşmamış beklenti biçimidir. Pre-conception somut bir realization ile karşılaştığında conception oluşur; conception giderek daha genel concept düzeyine taşınabilir. Düşünmenin gelişimi böylece karşılaşma, işleme ve soyutlama basamakları kazanır.
Bu modelin belirleyici negatif momenti frustration’dır. Beklenen meme experience’ta bulunmadığında gerilim oluşur. Bion bu yokluk experience’ının düşüncenin ortaya çıkışına katkı sağlayabileceğini düşünür. Tolerance of frustration, öznenin yokluğun yarattığı gerilimi tahliye yerine düşünme faaliyetine taşıyabilme kapasitesidir.
Burada Bion’un insan normu açık biçimini kazanır. Frustration yalnız acı veren bir olay değildir; kişinin düşünme capacity’si hakkında sınav haline gelir. Acıyla ne yaptığı önem kazanır. Experience’tan thought çıkaran kişi growth yönünde ilerler; frustration karşısında processing’in dağılması başka bir zihinsel rota üretir.
1962 tarihli Learning from Experience bu düşünceyi beta-elements, alpha-function ve alpha-elements düzeniyle sistemleştirir. Beta-elements sensory ve emotional experience’ın henüz düşünme, rüya ve hafıza içinde kullanılabilir biçim kazanmamış parçalarıdır. Alpha-function bu malzeme üzerinde dönüşüm uygular. Alpha-elements ise thinking ve dreaming içinde yeniden kullanılabilecek psişik öğelerdir.
S1 arıtma tesisi metaforunun Bion’da en yerinde kullanımı tam burasıdır. Ham experience belirli bir function’dan geçirilir ve başka zihinsel işlemlerde kullanılabilecek forma kavuşur. Bion’un kendi modeli literal anlamda bir processing mimarisidir: experience’ın zihinsel kullanım değerini artırır.
Bu değişim Freudcu sevk ve öteleme ekseninden güçlü biçimde ayrılır. Sevk bedensel kaynağın psişik aygıt üzerindeki sürekli basıncıdır; öteleme sevkle ilişkili temsilin başka psişik güzergâhlarda etkisini sürdürmesini sağlar. Bion’un emotional experience modeli ise psişik malzemenin düşünülebilirlik derecesini merkeze alır. Bir tarafta sevkin çatışmalı akıbeti, diğer tarafta material’in processing kaderi ağırlaşır.
Dream-work-alpha bu farkı rüya teorisinde görünür hale getirir. Freud’un rüya işi arzu, öteleme, yoğunlaştırma ve sansür ilişkileri içinde rüya metni üretir. Bion’da dreaming bütün emotional experience’ın düşünülebilir hale gelmesini sağlayan sürekli function’a dönüşür. Rüya yalnız gece görülen özel metin olmaktan çıkar ve gündüz experience’ının da psişik işlenişine yayılır.
Contact barrier, alpha-elements’in bilinç ile bilinçdışı alanlar arasında oluşturduğu sınır ve bağlantıyı ifade eder. Beta-screen, alpha dönüşümünün aksadığı yerde beta-elements’in oluşturduğu özel yüzeydir. Reversal of alpha-function, daha önce işlenmiş material’in yeniden beta-benzeri parçalı hale gelmesini anlatır. Mental indigestion ise bütün sistemi sindirim benzetmesiyle günlük dile yaklaştırır: experience zihinsel olarak sindirilir veya taşınması ağır parçalara dönüşür.
L, H ve K bağlantıları processing dilini ilişkiye taşır. L Love, H Hate, K Knowledge relation’ıdır. K’nin merkez kazanması Bion’un epistemik yönelimini belirginleştirir. −K bilme relation’ını bozan hareketi, −L ve −H ilgili bağların negatif çalışma biçimlerini ifade eder. Psikanalizin olumlu ekseninde learning, linking ve knowing giderek belirleyici hale gelir.
Bion’un Learning from Experience formülü burada klinik kavramın ötesinde ideolojik bir çekim üretir: Yaşadığından iş çıkar. Acı, başarısızlık, frustration ve conflict kişinin daha iyi processing kapasitesi geliştirmesine hizmet edebilir. Experience’ın değeri giderek özneyi daha fazla thinking ve learning kapasitesine taşımasıyla ölçülür.
Kendini kullandırmanın psikolojik derinleşmesi burada gerçekleşir. WOSB adayı “beni seç” diyordu; work-group öznesi “kendimi task’a verebilirim” diyordu. Bionik processing öznesi şimdi “Başıma geleni beni daha işlevsel kılacak experience’a çevirebilirim” noktasına gelir. Kullanılabilirlik dışarıdan verilen bir değerlendirme olmaktan çıkar ve öznenin kendi üzerinde yürüttüğü çalışmaya dönüşür.
Bu mantık çağdaş çalışma ve kişisel gelişim kültüründe kolayca tanınabilir: başarısızlıktan ders çıkar, eleştiriyi feedback’e çevir, baskı altında dayanıklılık geliştir, travmadan resilience üret, conflict’i growth’a dönüştür. Bion’un klinik teorisi bu sonraki ideolojik sloganların kaynağı olarak okunmaktan çok, aynı işlenebilir insan idealinin psikanalitik biçimi olarak önem kazanır.
Yersiz Şeyler’in Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür metni bu dönüşümü başka bir sistem diliyle düşünür. Bir sistem dışsal kuvvetten daha güvenilir biçimde iş soğurabilecek şekilde o kuvvetin özgül örüntüsüne ayak uydurabilir; Lacancı sevkin dönüşlü yapısı da “kendi üzerinde iş yaptırma” hareketiyle bağlanır. (🔗) Bionik öznenin sapkınlığı da tam burada belirir: kendisini kullanan koşula uyum sağlayarak daha iyi kullanılabilir hale gelmek.
Grid: Hangi Malzeme Neye Yarar?
Alpha-function psişik material’i düşünülebilir hale getirirken Bion’un sonraki problemi, düşünülebilir hale gelen malzemenin nasıl örgütleneceğidir. Bu sorunun ilk kavramlarından biri constant conjunction’dır. Tekrar tekrar birlikte beliren unsurlar ortak bir düzenlilik olarak görülür. Dağınık experience artık yalnız işlenmiş parçalar toplamı değildir; parçalar arasındaki düzenlilik de bilgi taşır.
Binding bu parçaların ortak bir yapı içinde bağlanmasını ifade eder. Evolution, dağınık material’in daha örgütlü configuration halinde belirmesidir. PS↔D formülü de parçalanma ile yeniden ilişkilendirme arasındaki hareketi düşüncenin sürekli çalışma ritmine çevirir.
Selected fact bu örüntü çıkarımında özel bir role sahiptir. Bir seanstaki çok sayıda ayrıntı arasında belirli bir unsur diğer parçaları yeni biçimde örgütleyebilir. Selected fact, “en ilginç ayrıntı”dan çok dağınık material’e coherence veren bulgudur. Bir ele-veriş diğer ele-verişleri anlamlandırmak için daha yüksek kullanım değeri kazanır.
Bu kavram başlığın “elverişli” sözcüğüne daha kesin anlam verir. Sistem yalnız ele-veriş toplamaya yönelmez; hangi ele-verişin diğer malzemeyi düzenlemeye daha elverişli olduğunu seçer. İnsan yüzlerce şey açığa vurur; analyst bunların içinden daha yüksek örgütleyici değere sahip parçayı ağırlaştırır.
Bion’un function ve factor terminolojisi kişiliği aynı işlemsel çözümlemeye açar. Function gözlenen mental activity’nin adıdır; factor bu activity’yi oluşturan bileşendir. Psychoanalytic function of personality kişiliğin kendisini farklı functions ve factors üzerinden okunabilir hale getirir.
1963 Grid, Bion’un bu sınıflandırma tutkusunun en somut aygıtıdır. Grid’in dikey ekseni psişik material’i beta-elements’ten alpha-elements’e, dream thoughts ve myths düzeyinden pre-conception, conception, concept, scientific deductive system ve algebraic calculus düzeylerine taşır. Ham experience’tan giderek daha soyut ve formel bilgiye uzanan bir merdiven kurulur.
Yatay eksen daha farklı bir soru sorar: material hangi kullanım için devrededir? Definitory hypothesis bir tanım çerçevesi kurar. Notation material’i kayıt altına alır. Attention belirli parçayı odak haline getirir. Inquiry daha fazla material açığa çıkarmaya yönelir. Action düşünceyi müdahale veya problem çözme faaliyetine bağlar.
Grid’in özgüllüğü tam burada ortaya çıkar. Alpha-function experience’ın düşünülebilir hale gelmesini açıklıyordu. Grid düşünülebilir material’in epistemik kullanım sınıfını belirler. Bir düşünce kayıt için, bir diğeri inquiry için, başka biri action için kullanılabilir. Bilginin kullanım değeri psikanalitik teorinin açık kategorisine dönüşür.
Inquiry sondaj eleştirisinin teorik merkezlerinden biridir. Bion burada analyst’in daha fazla material ortaya çıkarmaya yönelen faaliyetine ayrı yer verir. WOSB dışarıda hazırlanmış situation ile davranış çıkarıyordu; Grid analytic thought içinde material çıkarma faaliyetine bir kullanım kategorisi tanır.
Freud’un 1912 tekniğiyle fark burada yeniden keskinleşir. Freud bilinçli attention’ın beklentiye göre material seçme gücünü geri çeker ve çağrışımın sonradan kuracağı ilişkiye alan açar. Grid attention ile inquiry’yi açık işlevlere ayırır. Freud’un analyst’i neyin önemli çıkacağını çağrışımın gelişine bırakırken Bion’un epistemik aygıtı hangi material’in hangi kullanımda çalıştığını koordinatlandırır.
Common sense, Bion’da günlük sağduyudan daha teknik anlam taşır; çeşitli sensory channels’ın veya observations’ın aynı realization çevresinde uyuşmasını ifade eder. Binocular vision aynı durumu farklı perspektiflerden birlikte taşıma kapasitesini anlatır. Scientific state of mind gözlemi hipotez ve sınama disiplinine bağlar. Ad hoc theorising ise tekil material için her seferinde keyfî açıklama üretmek yerine daha düzenli teorik araç arayışını güçlendirir.
Grid böylece Bion’un psişik malzemeye taktığı cetveldir. Experience artık yalnız düşünülmez; düşüncenin soyutlama derecesi, kullanım türü ve inquiry potansiyeli aynı anda izlenir. İşlenebilirlik sınıflandırılabilirliğe geçer.
Transformations: Ele-Verişten Gizli Modele
1965 tarihli Transformations Bion’un düşüncesinde yeni bir sorun açar. Grid görünür malzemeyi koordinatlandırmıştı; şimdi soru, görünür ürünün arkasındaki dönüşüm sürecinin nasıl çıkarılacağıdır. Bion bunu O, Tα ve Tβ notasyonuyla kurar.
O, dönüşümün kaynak situation’ı veya reality alanıdır. Tα, gerçekleşen transformation process’tir. Tβ, bu sürecin ortaya çıkan ürünüdür. Analyst’in karşısına doğrudan çıkan şey çoğunlukla Tβ’dir: söylenen söz, davranış, affect veya aktarım ürünü.
Invariant, farklı dönüşümler boyunca korunan özelliktir. Bir insan çeşitli sahnelerde farklı içerikler üretebilir; relation’ın belirli bir yapısı tekrar tekrar geri gelebilir. Analyst bu korunmuş özelliği yakaladığında görünür ürünlerin arkasındaki transformation hakkında çıkarım üretir.
Bion’un tarihinde burada gerçek bir epistemik sıçrama oluşur. WOSB hazırlanmış durumdan davranış çıkarıyordu. Basic assumption görünür grup davranışını latent state kategorisine yerleştiriyordu. Grid material’in kullanımını koordinatlandırıyordu. Transformations ise üründen üretici yapıya yönelir.
Bu nedenle invariant başlıktaki ele-veriş sorununu daha ileri götürür. Tβ kişinin görünür ele-verişidir; invariant bu ele-verişlerin içinden latent yapıyı çıkarmaya elverişli sayılan sabitliktir. Tekil olay örüntüye, örüntü daha kalıcı özelliğe doğru ilerler.
Vertex gözlem konumunun aynı material üzerinde farklı anlamlar yaratabileceğini ifade eder. Bion böylece gözlemcinin konumunu modelin içine alır. Rigid-motion transformation, kaynaktaki invariants’ın daha açık biçimde korunduğu dönüşümleri; projective transformation, projective identification’ın biçim bozucu etkisini; transformation in hallucinosis, psişik ürünün başka reality ağırlığı kazandığı işleyişi sınıflandırır.
Reversible perspective görünür kabul ile kişinin kendi kapalı perspektifi arasındaki çift düzeni açar. Bir analysand yorumla anlaşmış gibi konuşabilir ve aynı sözleri kendi anlam sisteminde başka işlevle tutabilir. Bion bu belirsizliği de yeni transformation kavramıyla teorik repertuara alır.
Bu aşamada Bion’un psikanalitik nesnesi giderek latent model karakteri kazanır. Analyst görünür söylemi olduğu yerde bırakmak yerine ürünler arasında korunmuş ilişkileri, dönüşüm tiplerini ve observation vertex’lerini bir araya getirerek görünmeyen çalışma düzeni hakkında hüküm üretir.
O bu çıkarımın metafizik ufkunu genişletir. Bion O’yu ultimate reality, absolute truth ve thing-in-itself çevresinde geliştirir. K bir şeyi bilme relation’ını taşırken O bilginin ulaşmaya çalıştığı nihai reality yönünü ifade eder. Grid’in koordinatlandırması ve invariant’ın çıkarımı böylece daha büyük bir hakikat arzusuna bağlanır.
Lacan’ın metadil eleştirisi bu noktada Bionik yönelime karşı güçlü basınç oluşturur. Formalizasyon arttıkça model kendi dışındaki son doğrulama makamına yaklaşmış gibi görünebilir; Lacan’ın S(Ⱥ) ve Gerçek hattı ise Büyük Öteki’nin iç tutarsızlığını, garantinin yapısal eksikliğini ve söylemin kendisini dışarıdan tamamlayacak son metalanguage konumunun çözüldüğü noktayı öne çıkarır. (🔗)
Yersiz Şeyler’in S1 arıtma eleştirisi de aynı sorunu başka düzlemde açar. Kesici imleyen giderek daha fazla S2 bilgisine çevrilebilir; bilgi genişlerken kesinin kendisi başka yerde kanırtmaya devam eder. Bion’un O yönelimi, bütün transformations’ın arkasındaki ultimate truth’a yaklaşmaya çalışırken Freudcu-Lacancı artık modelin tam kapanışına karşı sürtünme yaratır.
Karabasan açısından yapısal akrabalık burada keskinleşir. Dijital sistem de tekil event’lerden repeated pattern, pattern’den trait ve trait’ten latent user representation çıkarabilir. Bu doğrudan tarihsel aktarım çizgisi yerine aynı epistemik hareketin başka teknik zemindeki biçimidir: görünür davranıştan görünmeyen model çıkarma.
Tavistock: Kullanılabilir İnsan Kuruma Giriyor
Savaş sona erdiğinde Bion’un içinde çalıştığı personel ve grup teknikleri sivil kurumlara taşındı. 1945–47 Operation Phoenix döneminde Tavistock Clinic yeniden örgütlendi; Bion Interim Medical Committee’nin başkanlığını üstlendi. WOSB ve savaş psikiyatrisi çevresinden gelen uzmanlar yeni çalışma gruplarında buluştu. (🔗)
1947’de Tavistock Institute of Human Relations bağımsız araştırma, danışmanlık ve organizasyon çalışması için kuruldu. Enstitünün tarih çizgisi savaş sırasında grup, moral ve personel sorunları üzerinde gelişen yaklaşımların savaş sonrasında işyerleri ve başka sivil kurumlara taşınmasını açıkça gösterir. (🔗)
Rockefeller Foundation’ın desteği bu dönüşümü kurumsal ölçekte büyüttü. Savaşta morale ve efficiency için geliştirilen medical psychology ile sociology birlikteliği sivil grupların ve organizasyonların sorunlarına uygulanabilir araştırma programına dönüştü. Askerî sondajın bilgi birikimi endüstriyel ve sosyal yönetime geçti.
Glacier Metal Company çalışmaları bu geçişin belirleyici örneklerinden biri oldu. Organizasyonun yapısı, çalışan ilişkileri, kaygı ve işgücü devri aynı araştırma alanında ele alındı. Kurum yalnız üretim yapılan yer olarak değil, insanların kaygı ve savunmalarının belirli social structure’lar içinde örgütlendiği psikolojik sistem olarak okunmaya başladı.
1951’de Yorkshire kömür madenciliği çalışmalarından doğan socio-technical systems yaklaşımı insan grubuyla teknik üretim düzenini tek karşılıklı bağımlı sistem içinde düşündü. Teknolojik tasarım sosyal ilişkiyi, sosyal ilişki de teknolojinin işleyişini biçimlendiriyordu. (🔗)
Freud’un Prothesengott’u burada ikinci kez anlam değiştirir. İlk figürde insan dışarıya teknik organ takıyordu. Socio-technical düşüncede insan ve teknik organ birlikte ayarlanan sistemin parçalarına dönüşür. Protez artık sabit yardımcı araçtan, insanın davranışıyla karşılıklı olarak düzenlenen teknik çevreye ilerler.
1952 Unilever Management Development Scheme bu tarihin sömürü açısından en açık sahnelerinden biridir. Program yöneticilerin mevcut performansını ve gelecekteki management potential’ını değerlendirmeyi amaçlıyordu; Tavistock Institute danışmanları assessment sürecinde yer alıyordu. (🔗)
Potential kavramının politik anlamı çok güçlüdür: insanın gelecekteki kullanım değerinin psikolojik adı haline gelir. Çalışan bugün nasıl davrandığını gösterir; management bu davranışın ileride hangi role, authority ve responsibility düzeyine elverişli olduğunu hesaplar. Bugünkü ele-veriş gelecekteki kullanım kararına dönüşür.
Kendini kullandırma burada WOSB’deki seçilme arzusundan kariyer öznesine geçer. Çalışan yalnız mevcut işini yapmaz; gelecekte kendisinin daha yüksek düzeyde kullanılabileceğini kanıtlamaya çalışır. Leadership, initiative, resilience ve interpersonal capacity kişisel özellik olmanın yanında kurumun gelecekte kullanabileceği kaynaklar haline gelir.
Kariyer arzusu böylece özel bir sapkın yapı kazanır: “Beni daha değerli kullan.” Promotion daha fazla ücret ve statü taşıdığı kadar kişinin daha geniş organizational function’a tahsis edilmesi anlamına da gelir. İnsan kendi kullanılabilirliğini geliştirir ve bu gelişimi başarısının göstergesi olarak yaşar.
1957 Leicester Group Relations konferansları prepared situation mantığını bütün bir geçici organizasyona genişletti. Katılımcılar belirli time, task, role, boundary ve authority koşulları içinde birlikte çalışıyor; yaşadıkları kaygı ve grup davranışı aynı anda learning material haline geliyordu. (🔗)
Buradaki özne hem öğrenci hem deney malzemesidir. Kendi dependence’ını, authority ile ilişkisini, kıskançlığını, role çatışmasını ve fantazisini experience’ın içinde üretir. Consultant bu malzemeyi group dynamics dili içinde işler. Katılımcı tam da bu işleme girmek için konferansa gelir.
Kendini kullandırmanın üçüncü biçimi burada ortaya çıkar: “Beni kullanın ki kendim hakkında öğreneyim.” Katılımcı kendi kaygısını eğitim aygıtının hammaddesine sunar. Yaşadığı duygusal fazlalığın profesyonel olarak yorumlanması kişisel learning sayılır. Sömürü ve öz-bilgi aynı experience’ın iki farklı kullanımına dönüşür.
1960’ta Isabel Menzies’in hastane çalışması social system as a defence against anxiety fikrini geliştirdi. Hemşirelikte ölüm, hastalık ve yoğun bakım experience’ının yarattığı kaygının işbölümü, görev parçalanması, personel rotasyonu ve prosedürlerle nasıl ilişkilendiği incelendi. Organizasyon yapısı çalışanların defence mekanizmalarını taşıyan sistem gibi okunmaya başladı.
Burada kurum bir çeşit genişletilmiş container olur. İnsanların kaygısını role, prosedür ve işbölümü biçiminde dağıtır; aynı zamanda bu kaygı organizational diagnosis için bilgi sağlar. Çalışanın duygusal hayatı yönetim ve danışmanlık açısından kurumsal bir sensöre dönüşür.
A. K. Rice’ın primary task kavramı Bion’un work-group dilini organizasyonun merkezine taşıdı. Kurumun varlığını sürdüren ana faaliyet primary task olarak tanımlanır; role ve authority bu task’la ilişkileri açısından değerlendirilir.
Tam burada kritik siyasi soru ortaya çıkar: Task kimin task’ıdır? Kurumun yönetim yapısı primary task’ı tanımladığında elverişli davranışın kıstasını da belirler. Çalışanın kaygısı, direnci, relation’ı ve role deneyimi kurumun tanımladığı task’a yaptıkları katkıya göre yeniden okunabilir.
Bu dönüşüm sınıf ve emek ilişkisini psikodinamik bilgiye açar. Ücret, iş denetimi, hiyerarşi ve yönetim yetkisi gibi maddi antagonizmalar aynı zamanda role, authority, anxiety ve task ilişkileri olarak yorumlanabilir. Organizational knowledge böylece emek süreci üzerindeki yönetim kapasitesine eklenir.
Surplus dörtlemesinde malumat fazlasının iktidar ve değer fazlasına bağlandığı açık tarihsel eşik burasıdır. Çalışan davranışı assessment bilgisi üretir; bilgi role ve kariyer kararına dönüşür; bu karar işgücünün dağılımını ve üretim organization’ını etkiler; organizasyon ekonomik değer üretir. Psikolojik malumat yönetim sermayesinin parçası olur.
Bionik özne bu kurumsal aşamada belirgin bir çağrı alır: kendini tanı, experience’tan öğren, frustration taşı, role gir, task’a dön, potential’ını geliştir. Bu çağrı insanı dışarıdan zorlanan nesneden kendi kullanılabilirliğini sürekli üreten özneye dönüştürür.
Geç Bion: Sondanın Kendi Körlüğünü Sondalaması
Bion’un 1960’ların ortasından sonraki düşüncesi erken modellerin basit bir iptali gibi ilerlemez; gözlem aygıtının kendi seçiciliğini yeni çalışma nesnesi haline getirir. Sonda artık yalnız öznenin ele-verişiyle ilgilenmez, kendi filtresinin hangi malzemeyi seçtiğini de incelemeye başlar.
Memory and Desire bu refleksif hareketin merkezindedir. Analyst’in geçmiş seanslardan taşıdığı memory bugünkü material’i eski configuration içine çekebilir. Desire analyst’in görmek istediği sonuca doğru attention’ı biçimlendirebilir. Bion bu iki kuvvetin ağırlığını azaltarak mevcut experience’a daha açık analytic state arar.
Freud’un eşit askıda dikkatiyle temas burada görünür; Bion’un kendi düşüncesinde amaç giderek O’ya ve yeni realization’a daha doğrudan açılmaktır. Gözlem aygıtının gürültüsü bilgi probleminin yeni katmanı olur. Sondaj kendisini kalibre etmeye başlar.
Negative Capability, Keats’ten alınan bir ifadeyle uncertainty, mystery ve doubt içinde erken conceptual closure’a koşmadan kalma kapasitesidir. Bion için bu attitude material’in hazır kategoriye erken yerleştirilmesini geciktirir. Belirsizlik daha uzun süre taşındığında yeni ele-verişlerin ortaya çıkması mümkün hale gelir.
Act of Faith hazır S2 bilgisinin baskısını azaltarak O yönünde experience’a açılmayı hedefler. Teorik bilgi geri çekilir, intuition ve realization için başka bir alan açılır. Burada bilgi karşıtı bir tavırdan çok daha derin hakikate erişim tekniği işler.
Saturated formulation hazır anlamla dolmuş, yeni experience’a az hareket alanı bırakan formüldür. Unsaturated formulation daha geniş cevap ve çağrışım alanı açar. Sondaj terminolojisiyle söylersek unsaturated formulation daha az yönlendiren ve daha ayırt edici material ortaya çıkarabilecek probe biçimi kazanır.
Language of Achievement sözün yalnız bilgi vermesini aşarak emotional realization meydana getirmesine yönelir. Language of Substitution experience’ın yerine kavramsal karşılık koyan dili ifade eder. Bion artık bilginin yalnız doğruluğunu değil, karşıdaki insanda ne yaptığına ilişkin performansını da değerlendirir.
Mystic–Establishment ilişkisi bu epistemik problemi kurum ölçeğinde tekrar kurar. Mystic veya genius group’un mevcut knowledge düzenine sığmayan yeni fikir getirir. Establishment bu yeniliği contain eder, ona biçim verir ve kurumsal dolaşıma sokar. Yeni düşünce institution’ın içinde yaşayabileceği bir forma geçirilir.
S1 arıtma tesisi yaklaşımının Bion’daki üçüncü ve en keskin karşılığı budur. Kanırtıcı yeni idea, Establishment’ın containment faaliyetinde kurumsal S2’ye dönüşür. Bion burada yalnız psişik processing’in kavramlarını üretmez; yeniliğin kurum tarafından nasıl işleneceğinin teorisini de kurar.
Controversial Discussions tarihine buradan bakıldığında çember kapanır. Freud’un yarattığı teorik kesiler British Establishment içinde ayrı eğitim yollarına alınmıştı. Bion’un Mystic–Establishment modeli, kendi yetiştiği kurumun bu arıtma faaliyetini genel bir teori olarak yeniden ifade eder.
Catastrophic change mevcut düzenin büyük transformation’ını, emotional turbulence bu transformation sırasında açığa çıkan duygusal hareketi kavramsallaştırır. Sistem kendi krizini de bilgi taşıyan experience haline getirir.
Caesura kesintinin teorik kaderini değiştirir. Doğum, session veya düşünce içindeki kırılma ayrı iki alan arasındaki geçişi ele veren yoğun nokta haline gelir. Kesinti artık analiz dışı boşluk olmaktan çıkar ve kendisi analytic object olur.
Evidence Bion’un bütün kariyerinde dolaşan soruya açık isim verir: hangi experience analitik hakikat için kanıt değerine sahiptir? WOSB’de behaviour evidence haline gelmişti; group theory’de shared affect latent state için evidence olur; Grid categorized material üretir; Transformations invariant çıkarır. Geç Bion şimdi evidence üretim koşulunun kendisini sorgular.
Truth, lie ve liar etrafındaki ilgisi de aynı refleksif hareketi büyütür. Malumatın yalnız miktarı değil, hakikatle relation’ının niteliği de işleme nesnesine dönüşür. Bion’un epistemolojisi veri toplama aygıtından, kendi verisinin kalitesini değerlendiren aygıta ilerler.
Wild Thoughts modelin taşma problemi için en çarpıcı terimdir. Hazır thinker veya theory tarafından henüz contain edilmemiş thought “wild” olarak belirir. Ancak terim bir kez kurulduğunda kategoriye sığmayan şey de Bion’un sözlüğünde özel kategori kazanır. Grid’in başarısızlığı Grid sonrası yeni knowledge üretir.
Making the Best of a Bad Job gözlem aygıtının kusurunu teorinin çalışma koşulu haline getirir. Analyst’in sınırlılığı, dilin yetersizliği, evidence’ın belirsizliği ve theoretical apparatus’ın kusuru yeni observation material’e dönüşür. Aygıt kendi arızasından bilgi çıkarır.
Bütün bu geç dönem hareketi ikinci dereceden sondaj diye adlandırılabilir. Birinci derecede özne ele-verir ve model kurulur. İkinci derecede modelin yanılması, analyst’in bias’ı ve kategorinin yetersizliği yeni ele-veriş haline gelir. Karabasan’ın prediction error mekanizması bu yapının otomatik teknik homologunu oluşturacaktır.
Karabasan Makinesi: “Beni Daha İyi Kullan”
Karabasan Makinesi’nde tarih boyunca ayrı ayrı gelişen işlemler aynı geri-besleme devresinde birleşir. WOSB hazırlanmış durumdan davranış çıkarıyordu. Bion’un grup teorisi davranışı latent categories’e ayırdı. Alpha-function experience’ın processing’ini kurdu. Grid material’i kullanım sınıflarına yerleştirdi. Transformations visible product’tan invariant çıkardı. Tavistock bilgiyi institutional intervention’a bağladı. Karabasan bütün bunlara yeni bir operasyon ekler: çıkan model sonraki durumun seçimini belirler.
Kişiselleştirmenin yüzeydeki çağrısı basittir: “Bana daha uygun olanı göster.” Bu talep teknik düzeyde “Davranışlarımdan daha doğru model çıkar” anlamına gelir. Libidinal düzeyde ise daha radikal bir cümle üretir: “Beni daha iyi kullanabilmen için seni kendim hakkında eğiteyim.”
Devrenin ilk motoru keyfiyet fazlasıdır. İnsan yalnız hoşuna giden şeye yönelmez. Öfke, kıskançlık, tehdit algısı, tiksinti, korku, merak ve yineleme de attention üretir. Kişi kendisini kızdıran şeyi kontrol edebilir, tehdit gördüğü içeriğe tekrar dönebilir, korktuğu gelişmeleri sürekli arayabilir.
Bu nedenle sistemin özneyi anlaması için “gerçek preference”ı bilmesi şart değildir. Takılmayı öğrenmesi yeterli olabilir. Bir nesne keyfiyet fazlası üretip kişiyi tekrar tekrar davranışa sevk ettiğinde prediction açısından yüksek değer kazanır. Freud’un yineleme zorlantısının faydayı aşan ısrarı burada davranışsal sinyal haline gelir.
Yersiz Şeyler’in Bunanedersincilik kavramı içeriğin aynı anda çağrı ve sonda olmasını yakalar. Post yalnız bir şey söylemez; davranışsal olarak “Buna ne dersin?” diye sorar. Kullanıcı kelimeyle cevap vermese bile durma, geçme, geri dönme, arama ve paylaşma hareketleri cevap üretir. (🔗)
Bu hareket malumat fazlası üretir. Hizmetin açık işlevi içeriği ulaştırmaktır; kullanıcı etkileşiminin bıraktığı ayrıntılı behavioral trace açık işlevi aşan bilgi yaratır. Dwell time, scroll rhythm, search, skip, block, return ve follow gibi işaretler modelin eğitim malzemesine dönüşür.
Dijital sömürünün özgün tarafı, kullanıcının aynı davranışla hem bugünkü sistemi kullanması hem de gelecekte sistemin kendisini daha iyi kullanmasını sağlamasıdır. Kullanıcı her etkileşimde modelin training set’ine yeni örnek verir. Sistem kişiyi sınıflandırırken kişi kendi davranışıyla sınıflandırıcıyı eğitir.
“Kendini kullandırmak” dijital dünyada tam bu nedenle zirveye çıkar. Kullanıcı algoritmanın kendisini yanlış anladığını düşündüğünde feed’ini düzeltmeye çalışabilir. Bazı hesapları takip eder, bazılarını engeller, “ilgilenmiyorum” seçeneğini kullanır, aramalarını değiştirir, bilinçli biçimde belirli content üzerinde kalır. Kendi modelinin kalite kontrolünü kendi yapar.
Karabasan böylece kullanıcıya kendi kullanım kılavuzunu yazdırır. İnsan platforma yalnız “benim için çalış” demez; kendi davranışını platformun daha iyi çalışabilmesi için eğitim malzemesi haline getirir. Gözetlenen kişi kendi gözetiminin çözünürlüğünü yükseltir.
Exploration/exploitation ayrımı bu sondajın teknik biçimini açıklar. Exploitation sistemin mevcut modeline dayanarak yüksek olasılıklı seçenek göstermesidir. Exploration sistemin emin olmadığı alanı yoklayarak kullanıcı hakkında yeni bilgi toplamasıdır. Böylece content tüketim nesnesiyle deney stimulus’u aynı yüzeyde birleşebilir.
Leaderless group’un uzak yapısal yankısı burada belirir. Açık komut azalır; kullanıcı seçim alanında hareket eder; sistem bu hareketten latent preference ve trait çıkarır. Komut azalırken ölçüm artar. Kullanıcının özgür seçimi sistem açısından yüksek değerli observation üretir.
Yersiz Şeyler’in Hususi Öttürme Zorlaması bu devrenin epistemik sapkınlığını daha ileri taşır. Sahne belirli tepkiyi üretmeye elverişli biçimde kurulur; ortaya çıkan tepki daha sonra kişinin zaten sahip olduğu iç hakikatin kanıtı gibi okunur. (🔗) Algoritmik çağrı davranışın nedenlerinden biriyken davranış tekrar profile yazıldığında soru kendi cevabını üretip cevabı öznenin trait’i olarak geri alır.
Bu işlem event → trait dönüşümünü yaratır. Tekil etkileşimler repeated pattern içine alınır; pattern daha kalıcı ilgi veya eğilim modeline çevrilir; model Persona biçiminde yoğunlaşabilir. Bion’un invariant arayışında farklı products içinden korunmuş özellik çıkarılıyordu; Karabasan aynı epistemik arzuyu davranışsal modelleme teknikleriyle işler.
Model kurulduktan sonra iktidar fazlası başlar. Sistem hangi content’in öne çıkacağını, hangi notification’ın ne zaman geleceğini, hangi nesnenin hangi sırada görüneceğini ve kullanıcının hangi segment’e yerleştirileceğini giderek daha hassas biçimde seçebilir. Bilgi artık özneyi betimleyen temsil olmaktan çıkar; öznenin yaşayacağı çevreyi düzenleyen capacity olur.
Bu noktada prediction performatif hale gelir. Kullanıcı “X’e eğilimli” diye modellenir; daha fazla X-benzeri content gösterilir; kullanıcı bu çevrede yeni X-tepkileri üretir; yeni tepkiler modelin eski hükmüne eklenir. Model yalnız keşfettiği insanı kaydetmez; o insanın daha fazla ortaya çıkacağı koşulları kurar.
Prediction error bu sistemin ikinci dereceden sondajıdır. Sistem bir davranış bekler, kullanıcı başka hareket yapar. Beklenti ile fiilî cevap arasındaki fark modelin hangi noktada eksik olduğunu ele verir. Yanlış tahmin training signal’a dönüşür. Sistem kendi yanılgısından daha iyi prediction capacity üretir.
Geç Bion’un wild thought, Evidence ve model bias sorunlarıyla yapısal yakınlık burada güçlüdür. Kategoriye sığmayan observation sistemi sona erdirmez; kategori sisteminin güncellenmesine hizmet edebilir. Karabasan anomaliyi yeni feature, segment veya ağırlık ayarına çevirebilir. Modelin artığı yeni modelin malzemesi olur.
Negatif davranış da aynı kaderi yaşar. Block, mute, “ilgilenmiyorum”, hızlı geçiş ve çıkış belirli nesneyle kurulan negatif relation hakkında bilgi taşır. Freud’un Yadsımasında olumsuzluk ötelenmiş temsilin psişik izini açıyordu; Karabasan’da olumsuz tepki preference boundary’yi hassaslaştırır. Hayır bile çalıştırılır.
Bu nedenle direnç tek başına sistemden çıkış üretmez; direnç davranış halinde gözlenebilir olduğu sürece sistemin learning kapasitesini büyütebilir. Kullanıcı belirli Persona’dan kaçmaya çalışırken yaptığı hareketler modelin o Persona’nın sınırlarını daha iyi anlamasına katkı verebilir.
Yersiz Şeyler’deki Muamma hattı aynı soruna başka yönden yaklaşır. Belirsizlik ve anlaşılmazlık kişiyi aramaya, tekrar bakmaya, karşılaştırmaya ve yeni bağlantılar kurmaya sevk eder. Muamma davranış üretir; davranış malumat sağlar. Bion Negative Capability ile belirsizliği taşımaya çalışırken Karabasan belirsizliğin ürettiği hareketi telemetry’ye çevirir.
Sondaj ile telkin burada birbirini besler. Sondaj kullanıcıdan model çıkarır. Model hangi çağrının seçileceğini belirler. Seçilmiş çağrı yeni davranış üretir. Davranış yeniden sondaja girer. Telkin artık hipnotik emir biçiminden çok kişiselleştirilmiş environment selection biçiminde çalışır.
İktidarın gücü bu yüzden “Şunu yap” emrinde yoğunlaşmaz. Daha incelikli biçimi “Bunlarla karşılaş” düzenidir. Sistem hangi nesnelerin görünür olacağını, hangi sırayla geleceğini ve hangi ritimde tekrar edileceğini düzenlediğinde davranışın koşullarını biçimlendirir.
Öz-blok bu iktidarın içselleşmiş biçimidir. Kullanıcı kendi davranışının gelecekteki profile etkisini düşünmeye başladığında sistemin bakışını kendi içine taşır. “Bunu izlersem algoritma beni nasıl okuyacak?”, “Bunu ararsam feed’im neye dönüşecek?” gibi sorular davranışın önüne geçer.
Kişi artık yalnız kendisini kullandırmaz; kendi kullanılabilirliğinin bakımını üstlenir. Algoritmik profile’ın doğru çalışması için kendi davranışını düzenler. Bu, öz-sömürünün teknik biçimidir: kullanıcı ücretsiz olarak kendi profile engineering faaliyetini yürütür.
Sistemin hafızası bu öz-sömürüyü zamana yayar. Geç Bion analyst’in memory’sinin mevcut experience’ı eski modele çekmesini problem haline getirirken Karabasan uzun davranış hafızasını modelin avantajına çevirir. Kullanıcının geçmişteki hareketleri yeni context’lerde yeniden ağırlık kazanabilir.
Böylece bugünkü davranış gelecekteki çevreyi etkiler. WOSB bugünkü adaydan gelecekteki subayı, Unilever bugünkü çalışandan gelecekteki yöneticiyi çıkarıyordu. Karabasan bugünkü trace’ten gelecekte karşısına çıkarılacak dünyayı seçer. Şimdi geleceğe ipotek edilir.
Persona bu devrenin öznel sonucudur. Trace pattern’e, pattern trait’e, trait model’e dönüşür. Ardından model kullanıcının kendi kendisini anlamasına geri sızabilir. “Sistem beni böyle okuyor” ifadesi giderek “Demek ben buyum” duygusu kazanabilir.
Sapkınlık burada tamamlanır. Özne kendisini Öteki’nin kullanımına verir; Öteki ondan model çıkarır; model öznenin çevresini düzenler; özne bu düzenlenmiş çevrede kendisini yeniden üretir. Kişi yalnız sömürü nesnesi olmaktan çıkarak sömürü aygıtının kendi üzerine kapanan parçası haline gelir.
Surplus dörtlemesinin dört öğesi ilk kez burada tek geri-besleme devresinde tam olarak birleşir. Keyfiyet fazlası davranışı sürükler. Kendini kullandırma davranışı daha okunabilir hale getirir. Malumat fazlası modelin hassaslığını artırır. İktidar fazlası modelden hareketle çevreyi düzenler. Değer fazlası bütün bu kapasitenin ekonomik yoğunlaşmasını sağlar ve daha gelişmiş sondaj altyapısına geri yatırılır. (🔗)
Karabasan’ın çevrimi bu nedenle şöyle kapanır: keyfiyet → kendini kullandırma → davranış → malumat → model → iktidar → kişiselleştirilmiş çevre → daha rafine kendini kullandırma → değer → daha hassas model. Bionik processing’in eksik geri-besleme halkası burada teknik sistem tarafından tamamlanır.
Kullanılan İnsandan Kendi Kullanılabilirliğini Üreten İnsana
Freud’un öznesini Bionik özneyle ayıran en derin çizgi, bilgi miktarından önce kullanılabilirlik meselesinde yatar. Freud’un sevki içerden dayatan ve dış task’a göre hizalanmayan kuvvettir. Öteleme sevksel temsili başka psişik güzergâhlarda geri getirir. Fantazi kişinin sevksel sahnesini kurar. Yineleme zorlantısı kişinin kendi fayda hesabını aşan ısrarı taşır.
Freud’un keşfinin sertliği, insanın kendi kullanım değerinden taşmasıdır. İnsan kendisini bütünüyle işe yarar, şeffaf ve uyarlanabilir bir araç haline getiremez. Semptomun içinde başka tatmin, fantazinin içinde başka sahne, yinelemenin içinde başka ısrar çalışır. Psikanalitik özne bu fazlanın üzerinde kurulur.
Anglo-Sakson kurumsallaşma Freud’un bu kesilerini teknik dile, eğitim programına ve profesyonel yetkiye çevirdi. Controversial Discussions teorik antagonizmayı kompartmanlaştırılmış kuruma dönüştürdü. Bion tam bu institutional environment içinde savaş psikotekniğinden gelen task ve observation tecrübesini Kleincı fantazi, splitting ve projective identification teorisiyle birleştirdi.
WOSB’nin yeniliği davranış fazlasını selection knowledge’a çevirmesiydi. Aday görevi yaparken kendisini değerlendirme aygıtına sundu ve “beni kullanmaya değer bul” yatırımını davranışa döktü. Work-group teorisi bunu daha genel norm haline getirdi: iyi çalışan özne kendi fazlasını task’a tahsis edebiliyor, cooperation kurabiliyor ve group work’e dönebiliyordu.
Projective identification ile container bu kullanılabilirliği psişik relation’ın içine taşıdı. Başka zihin öznenin material’ini işlerken processing authority kazandı. Alpha-function ise işlenebilirliği zihnin genel normuna yükseltti: emotional experience düşünce, rüya ve hafızada kullanılabilecek elementlere çevrildi. Bionik öznenin yeni buyruğu ortaya çıktı: Yaşadığından iş çıkar.
Grid bu işlenmiş material’in kullanım alanını sınıflandırdı. Transformations görünür üründen latent yapı çıkardı. O extraction’ın ultimate-truth ufkunu kurdu. Geç Bion gözlemcinin kendi bias’ını ve model hatasını da işlenecek material haline getirdi. Bion’un terminolojisi genişledikçe ele-verişli sayılan alan da genişledi.
Tavistock bu epistemolojiyi kurumun karar yapısına taşıdı. Potential, role, authority, primary task ve organizational defence kavramları insanın işyerindeki kullanılabilirliğini psikolojik bilgiye bağladı. Çalışan yalnız işgücü olarak kullanılmadı; kendisini daha iyi kullanılabilir hale getirmeye çağrıldı. Kariyer gelişimi kendi kullanım değerini artırmanın arzulanır adı oldu.
Karabasan bütün bu tarihsel hareketi kişiselleştirmede yoğunlaştırır. Kullanıcı sistemi yalnız kullanmaz; sistemin kendisini daha iyi kullanabilmesi için kendi davranışını sunar. Feed’ini düzeltir, profile’ını eğitir, kendi geçmişini modelin hafızasına bırakır ve gelecekteki çevresini bugün ürettiği trace’lerle biçimlendirir.
Freud’un Prothesengott’u doğaya uzanmak için teknik organları kullanıyordu. Bu tarihin sonunda ilişki ters yönde de işlemeye başlar: teknik protez insanın zamanını, attention’ını, keyfiyetini ve davranışını kendi learning cycle’ının organı olarak kullanır. İnsan proteze eklenir.
Bionik Psikanalizin sondajcı çarpıtması tam bu nedenle yalnız “fazla psikolojik bilgi” üretmesiyle açıklanamaz. Belirleyici hareket, öznenin sevksel fazlasını işlenebilirlik ve task normuna çekmesi; ardından özneye kendi fazlasını processing, learning ve growth için seferber etmeyi öğretmesidir. Kullanılan insan giderek kendi kullanılabilirliğinin üreticisi haline gelir.
Sömürünün en ileri biçimi burada ortaya çıkar. Öteki insanın fazlasını zorla çekip almakla yetinmez. Özne kendi fazlasını ölçer, işler, sunar ve Öteki’nin işine daha uygun hale getirir. WOSB’de “beni seç”, work group’ta “kendimi task’a vereyim”, Unilever’de “potential’ımı gör”, Group Relations’da “kaygımı kullanarak beni bana öğret”, Karabasan’da “beni daha iyi modelle” aynı tarihsel hareketin giderek yoğunlaşan biçimleridir.
Freud’un öznesi bu zincirin içinde sürekli kanırtan artık olarak kalır. Sevk kullanılabilirlikten taşar. Öteleme geri döner. Fantazi başka sahne kurar. Yineleme growth hesabına çomak sokar. Lacancı S1 bu fazlaya kaba adını verir ve S2 arıtma tesisinin düzgün bilgi dolaşımını yeniden keser.
Bionik düzenin nihai arzusu ise bu kesiyi bile yeni evidence, new learning, Wild Thought veya prediction error olarak kullanabilmektir. Bu yüzden geç Bion’dan Karabasan’a uzanan en karanlık süreklilik şudur: aygıt kendi başarısızlığından da iş çıkarır.
Karabasan’ın kapalı devresinde kullanıcı kendi sömürüsünün veri işçisi, model eğitmeni, kalite kontrolcüsü ve hedefi olur. Keyfiyet fazlası davranış üretir; davranış malumat olur; malumat iktidar yaratır; iktidar çevreyi seçer; seçilmiş çevre yeni keyfiyet üretir; bütün çevrim değer fazlasına bağlanır. Öznenin kendi hareketi kendi üzerine dönen sondanın enerjisi olur.
Ele-verişli’yi elverişli saymanın son noktası, insanın ele verdiği şeyi kullanmakla yetinmeyip insana kendisini daha iyi ele vermeyi öğretmektir. Bionik Psikanaliz Freud’un sondajcı çarpıtmasıdır; çünkü Freud’un kullanım değerine sığmayan sevksel öznesini, kendi experience’ını işleyen, kendi frustration’ını taşıyan, kendisini task’a tahsis eden, kendi potential’ını sergileyen ve sonunda kendisini kullanan aygıtı kendi davranışıyla eğiten özneye doğru çevirir.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bionic Psychoanalysis, Which Treats Ele-verişli as Elverişli, Is Freud’s Probing Distortion – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Bionik Otofaji: Malpraktisin Öz-Sömürü Olarak Hastanın İçine Kurulması | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bionic Autophagy: The Installation of Malpractice Inside the Patient as Self-Exploitation – Žižekian Analysis