Tovariş, Comrade, Yoldaş — Işık Barış Fidaner

Nazım Hikmet “Kosmosun Kardeşliği Adına” şiirinde şöyle der:

Kosmosda bizden başka düşünen var mı
var
…
hangi dilde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla
Tovariş diyecek
söze bu sözle başlayacak biliyorum
Tovariş diyecek
…
selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,
…
ve kosmosun kardeşliği adına

Tovariş kelimesi Sovyetler Birliği’nde yoldaş anlamında kullanıldığı için eskiden Marksist çevrelerde iyi bilinirdi. Ama bu kelimenin Türkçeden geldiğini herkes bilmez.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs — Işık Barış Fidaner

Marx ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu‘nda (1848) dile getirdiği enternasyonal komünist ideal, şu sözlerle özetlenir: “Dünyanın işçileri birleşin! Kazanacağınız bir dünya var!” (“Workers of the world unite! You have a world to win!”) Avustralyalı düşünür McKenzie Wark (2015) bu bilindik sloganı bozundurarak farklı bir slogan elde eder: “Dünyanın işleyişleri bozunun! Dünyalandıracağınız bir kazanım var!” (“Workings of the world untie! You have a win to world!”). Kazanımları dünyalandırabilmek için dünyadaki işleyişlerin öznel-nesnel yapısına ifade verebilmemiz gerekir. Bu yazıdaki savım şöyle: Öznellik-nesnellik iki sürece dayanır: yetkilenme ile bedenlenme. Yetkilenmenin zemini iradedir. Bedenlenmenin zemini sistemdir (Fidaner, 2020, 8 Temmuz).
Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Hep Sonradan: Entropi ve Feda — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Robot şarkı)

tdworld_20573_lightbulb_getty

Bir ampul düşünün. Ampule verdiğiniz elektrik enerjisinin bir kısmı aydınlanma için kullanılır. Bu kısım, enerjinin “işe yarar” bölümüdür. Verilen enerjinin başka bir kısmı ise ısı halinde ampulün çevresine yayılarak kaybedilir. Bu ikinci kısım, enerjinin “işe yaramaz” bölümüdür. Her ampulde ve her sistemde bu ikinci kısmın ister istemez kaybedilmesi, “entropi” kelimesi ile belirtilir.

Okumaya devam et →

27 Yorum

Filed under Şey

İğdiş ve Jouissance Diyalektiği — Işık Barış Fidaner

İnsan varoluşunu imleyenler düzenine münhasır bir atıf yoluyla anlayamayız, hele jouissance’a münhasır bir atıf yoluyla hiç anlayamayız. Varoluşumuzu yaşayışımız, daha ziyade, bu iki kutup arasında özsel bir gerilim şeklinde olur. Tam da bu nedenle, yeni nesnelere özel anlamlar yüklemeye devam ederiz, eksiksiz olarak tamamlanmış bir varoluşu hayal ederiz; öte yandan, bu arzu nesnelerinin sınırlı oluşuyla tekrar tekrar yüzyüze geliriz, bu kutuplar –varoluşumuzun eşit ölçüde ilksel belirleyicileri– arasında gerilmiş olmaktan başka türlüsünü umut etmemizin boşuna oluşuyla yüzyüze geliriz. İnsanlar bu anlamda “arada-varlık”tırlar, varoluşları iki tezat terim –jouissance ile iğdiş– arasındaki diyalektik ilişki içinde yürütülür. İnsanın varlığı arzudur. (Philippe Van Haute, Uyumlanmaya Karşı [Against Adaptation])

Žižekçi bir kuramcı olarak, İstanbul’da düzenlenen ilk Yeni Medya Çalışmaları Kongresi’nde (2013) “Postmodern Yabancılaşma Modeli”ni (PYM) yayınlamıştım [1]. Türkçe olarak Lüzum ile Keyfiyet’in diyalektiğini tarif ediyordu. PYM’yi İngilizce’ye tam anlamıyla 2018’de çevirdim. Şemada görebileceğiniz gibi, PYM, Yetkilenme ile Bedenlenme’yi sırasıyla Lüzum ile Keyfiyet’e dayanan iki koşut süreç olarak tarif eder.

gelistirici-yasam2

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Hegel’de tekrar tekrar bu motifin çeşitlemelerini buluruz, şu sözündeki gibi: Antik Mısırlıların sırları bizzat Mısırlılar için de birer sırdı. Bu söze göre sırların çözümü derin bir içgörüyü açığa çıkararak değil, sadece gizemin yerini değiştirerek, onu ikileyerek olur. Burada ortaya çıkan hiçbir yeni olumlu içerik yoktur, sadece beni Şey’den ayıran ayırının/çatlağın salt topolojik olarak Şey’in kendisine yerleştirilmesi vardır. Ayırının böylece ikilenmesi, beni Şey’den ayıran ayırının beni ona dahil ettiğinin fark edildiği eşsiz an, benim Mutlak ile temas ettiğim biricik andır. Artık Mutlak Bilme’ye daha kesin bir belirlenim verebiliriz: Mutlak Bilme, bu ikilenmiş bilmezliği temsil eder, bizim bilmezliğimizin aynı zamanda Öteki’nin kendi kalbindeki bilmezlik olduğunu fark ettiğimiz şiddetli burguyu temsil eder.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Bilmezlik (ignorance))

Lacan’da Bilmezlik Tutkusu Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Lacan üç tutkudan bahseder: sevgi, nefret ve bilmezlik tutkuları [1]. Bu üçüncü tutku Türkçe literatürde “cehalet tutkusu” adıyla yer etmiştir. Muhtemelen dramatik etkisi nedeniyle tercih edilen bu adlandırma fol [2] ve yanlıştır.

Lacan’a göre cehalet “kaba bilmezlik”tir (crass ignorance, l’ignorance cràsse) ve “öğrenilmiş-eğitilmiş bilmezlik”ten (learned-trained ignorance, docte ignorance) ayırt edilmelidir. Lacan cehaletin ayırt edici özelliğini şöyle tanımlar: Kaynaklarına yönelik eleştirilerin dişleri, cehaletin (kaba bilmezliğin) yüzeyini bile çizmemiştir (Écrits, sf. 409). Öğrenilmiş bilmezlik ise cehaletten çok farklıdır ve psikanaliz için büyük önem taşır: “Analiz kendi ölçüsünü yalnızca öğrenilmiş bilmezliğin yollarında bulur.” (Écrits, sf. 300)

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Barışma mevcut Haç’taki Gül’ü tanımaktır — Slavoj Žižek

Hegelci fol barışmayı (false reconciliation) reddetmek yerine, diyalektik barışma mefhumunun kendisi yanılsama sayılarak reddedilmelidir; yani ‘sahi’ (true) barışma talebi terk edilmelidir. Hegel, barışmanın gerçek acı ve çatışkıları ortadan kaldırmadığının pekala farkındaydı – onun Hukuk Felsefesi’nin önsözündeki barışma formülü “mevcut Haç’taki Gül’ü tanımak” gerektiğidir; Marx’ın terimleriyle, barışmada dış gerçeklik bir Fikre uydurmak üzere değiştirilmez, bu Fikrin bu zavallı gerçekliğin kendi içsel “sahihati” (truth, hakikat, sahilik) olduğu tanınır. Marksistlerin “Hegel gerçekliği dönüştürmek yerine sadece onun yeni bir yorumunu sunar” eleştirisi bir anlamda esas meseleyi kaçırır – açık bir kapıyı çalar, çünkü Hegel’e göre yabancılaşmadan barışmaya geçmek için gerçekliğin kendisini değil, onu algılama ve onunla ilişkilenme şeklimizi değiştirmemiz gerekir.

Sahihat nasıl ilerler? Hegel’e göre, kendi (kendimize göre) sahi mefhumumuzu kendi-içinde sahilik ile kıyaslayarak azar azar kendi-içinde sahiliğe yaklaşmayız. Hegel radikal içkinliğin düşünürüdür: Deneyim sürecinde bir mefhumu kendisiyle kıyaslarız, onu kendi gerçellenmesi veya örneklenmesi ile kıyaslarız. Hegel burada radikal anti-Platoncudur: Bir mefhumu kendi örneklerinden ayıran ayırıda/çatlakta, sahilik örneklerin tarafındadır; örnekler bir mefhumun içkin tutarsızlıklarını açığa çıkarır, o yüzden örnekler mefhuma uymadığı zaman o mefhumu dönüştürmemiz gerekir.

Slavoj Žižek, İhtilaflar (Disparities)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

2 Yorum

Filed under Şey

Sahi, fol, çelişki, uğraklar — G. W. F. Hegel

Sıradan akıl sahi ile fol arasındaki karşıtlığı sabit saydıkça, verili bir felsefi sistemle ya uzlaşmayı ya da çelişmeyi beklemeye alışır, ve böyle bir sistemle ilgili herhangi bir açıklayıcı beyanda ya uzlaşma nedeni ya da çelişki nedeni görmeye alışır. Felsefi sistemlerin çeşitliliğini sahiliğin evrimsel ilerleyişi olarak kavramaz; daha ziyade bu çeşitlilikte ancak çelişki olduğunu görür. Çiçek açılıp serpildiği zaman gonca yok olur, ve çiçeğin goncayı çürüttüğünü söyleyebiliriz; aynı şekilde meyve geldiği zaman, çiçek bitkinin varoluşunun fol bir biçimi olarak açıklanabilir, zira çiçeğin yerine geçen meyve onun sahi doğası gibi görünür. Bu aşamalar sadece farklılaşmakla kalmaz; birbirleriyle uyumsuz kalarak birbirlerinin yerine geçerler. Ama kendi bünyevi doğalarının bitimsiz faaliyeti onları aynı zamanda organik bir birliğin uğrakları kılar, onlar orada sadece birbirleri ile çelişmemekle kalmazlar, orada onların her biri en az diğerleri kadar gereklidir; ve tüm uğrakların bu eşit gerekliliği böylece tek başına bütünlüğün hayatını teşkil eder. Ama felsefi sistemler arasında olan çelişki genelde bu şekilde kavranmaz; öte yandan, çelişkiyi algılayan akıl genelde onu nasıl çözeceğini ya da onu nasıl tek yanlılıktan kurtaracağını bilmez, çatışmalı ve bünyevi çatışkı içerdiği görülen şeylerde birbirini gerektiren uğrakların mevcudiyetini tanımayı bilmez.

G. W. F. Hegel, Ruhun Fenomenolojisi

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Hegel’in doğumunun 250. yılı vesilesiyle çevirdim. Sahi ile fol kelimeleri true ile false kelimelerinin karşılığıdır.

Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

4 Yorum

Filed under Şey

Cinsiyetsiz Ödül ve Ataerki — Işık Barış Fidaner

Berlin film festivali Berlinale, “En İyi Aktör” ve “En İyi Aktris” kategorilerinin yerine “En İyi Başrol Performansı” ve “En İyi Destekleyici Performans” kategorilerini geçirme kararı aldı. Kararı hem kutlayanlar hem de kınayanlar var. Tepkiler arasındaki çelişkiyi feminizmin iç çelişkisi bakımından değerlendirebiliriz. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Kimera — Işık Barış Fidaner

tmp715226516727791617

Kimera bir bedenlenmedir, ama ne tür bir bedenlenme? Öncelikle, Kimera bir canavardır, yani yetkisiz bir bedenlenmedir [1]. Mitolojide Kimera canavarını Yunan kahraman Bellerophon öldürür, bu iş için onu Likya kralı göndermiştir (Likya güney Anadolu’dadır). Kahraman, kraldan Fallus’un yetkilenmesini aldığı için, [2] Kimera’nın dişi bir canavar olması önemlidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey