浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞
(öncesi: Jaklakanya Seyrüseferi 1: Jak’la kan kızılı)
19’uncu “…yahut daha beteri” seminerini önceleyen “tuğladan duvarlara konuşmasında” Lacan şöyle der:
Bir bilgi zemini var ki sanki psikanalist oraya hiç tesir edememiş gibidir. Sonuçta düzen böyledir. Bilgi zeminleri öyle akşamdan sabaha değişmez ki! Gelecek Tanrı’nındır, dedikleri gibi, yani şansı yaver gidenlerindir, onlara köşeyi döndüren bir ilhamla beni takip edenlerindir. İşte onlar bir yere varacak, yeter ki domuzcuklara yem olmasınlar. İyi talih dediğim budur (bonne chance). Geri kalanlarınsa talihle hiçbir alakası yok. Onların işlerini otomatizm kararlaştıracak, o da talihin tam tersidir, iyi olsun kötü olsun.
Fransızca bir halk deyimi olan “yeter ki domuzcuklara yem olmasınlar” ifadesi İngilizce çeviride “yeter ki öcülere yem olmasınlar” yapılmış:
si les petits cochons ne les mangent pas
so long as the bogeyman doesn’t get them
Bu ifadeye başvuran Fransız halkı belki sahiden de öcüleri kastediyordur ama konuşan Lacan olunca bu “domuzcuk” imleyenini hafife alamayız. Üç domuzcuk masalını hatırlayın: Orada öcüleşen taraf domuzcuklar değildir, onların evlerini yıkan kurttur (“…yahut daha beteri”).
Okumaya devam et




























