(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
(Fransızcası, İngilizcesi ve Almancası)
17 Ekim 2026’da Fransa ve İtalya’da gerçekleşen büyük başkaldırının tarihsel yeniliği, kendisinden küçüklerin eyleme geçmesiyle Z kuşağının yeni bir abi/abla görevi üstlenmesiydi. 2018’de Sarı Yelekliler isyanını çocukken seyreden geç Z, 2025’te DEV-GENZ şakasıyla kendi devrimci kuşağını adlandırmıştı. Ancak üst kuşaklarda gördüğü siyasi sahtekârlık, Z’nin kendi büyüklüğüne de güvenmesini güçleştirmişti. Bu sırada hemen altındaki Alfa kuşağı, oyun, chat, yapay zekâ ve arkadaş grupları içinde kendi müdahale alışkanlıklarını geliştiriyordu. Eylül 2026’da başlayan liseli hareketi 17 Ekim’de yüz binlerce insanı sokağa taşıdığında tarihsel ilişki tersine döndü: Küçüklerin başkaldırısı, büyük kardeşlere yeni bir görev verdi.
Bu dönüşümün arkasında iki farklı dünya deneyimi bulunuyordu. Geç Z, sosyal medyada görünüşünü ve başarısını puanlayarak, sınavlarda kendisini sıralayarak, geleceğini önceden belirlenmiş seçenekler arasından kurmaya çalışarak büyüdü. Alfa ise aynı dijital mirası yeniden başlatılabilir oyun turları, değiştirilebilir ortamlar ve ortak davranış komutları üzerinden devraldı. Bir kuşak kendi değerini ölçerken diğeri içinde bulunduğu durumun nasıl değiştirilebileceğini öğreniyordu. Alfa’nın bu deneyimi okul blokajlarına, sokak gösterilerine ve kent merkezindeki çatışmalara taşındığında Z’nin seyirciliği de sarsıldı.
17 Ekim’in ekonomik talepleri bu kuşak mücadelesinin maddi dünyasını oluşturdu. Yakıt fiyatları, ücretler, kiralar, eğitim bütçeleri ve ailelerin geçim sorunları gençlerin bugünkü hayatını belirliyordu. Fakat hareketin yayılmasını sağlayan belirleyici karşılaşmalardan biri, liselilerin eyleminin üniversitelileri, ebeveynleri ve eski protestocuları harekete geçirmesiydi. Aynı karşılaşmanın içinde Paris ve Milano’daki yağmalar, çocukların tüketim dünyasıyla mülkiyetin korunması arasındaki gerilimi görünür hale getirdi. Polis müdahaleleri, mağazaların tahribi, gözaltına alınan çocuklar ve ailelerin tepkileri, yeni abi/abla görevinin kapsamını genişletti. Küçüklerin başlattığı müdahalenin sonuçlarını kimlerin üstleneceği sorusu ortaya çıktı.
Bu yüzden 17 Ekim, bir kuşağın diğerine önderlik ettiği sıradan bir gençlik hareketi olarak kavranamaz. Alfa kendi eylemiyle Z’ye büyüklük görevi kazandırırken Z de bu eyleme katılarak kendi geçmişini yeniden üstlenmeye başladı. 2026’nın başkaldırısı, 2018’in isyanına yeni bir tarihsel anlam verdi; 2025’in DEV-GENZ şakası da yeni kardeşlik görevi sayesinde başka bir içerik kazandı. 18 Ekim’de Milano’da çocukların yeniden meydana çıkması, ardından hareketin adını, yönetimini ve devamını belirleyecek yeni örgütlenmelerin doğması, bu dönüşümün ilk sonuçlarıydı. Kuşak mücadelesi, Alfa’nın Z’yi harekete geçirmesi ve Z’nin bu hareketin devamında kendi büyüklüğünü sıfırdan üretmesiyle başladı.
1. Z’nin çocukluğu: Başkaldırıyı seyretmek, sahte abiliği görmek
2018’de Fransa’da başlayan Sarı Yelekliler hareketi, akaryakıt vergilerine karşı gösterilerden geniş bir ekonomik ve siyasi başkaldırıya dönüştü. İnsanlar kavşakları işgal ediyor, yolları bloke ediyor ve Facebook grupları üzerinden birbirlerini harekete geçiriyordu. İşe ulaşmak için otomobile ihtiyaç duyan yetişkinlerin öfkesi, ülkenin günlük ulaşım düzenini değiştiriyordu. Aynı olay, çocukların hayatına ailelerinin konuşmaları, okula gidiş yolları ve internette dolaşan görüntüler üzerinden giriyordu.
O sırada 2007–2010 doğumlular yaklaşık 8–11 yaşındaydı. Bugün erken Alfa diye anılan 2010–2013 doğumlular daha da küçüktü. Yetişkin için ekonomik mücadelenin parçası olan blokaj, çocuk açısından okulun kapanması veya gündelik hayatın alışılmış akışının kesilmesi anlamına gelebiliyordu. Çocuklar başkaldırıyı görürken başkaldırının kararlarını büyükler alıyordu.
Bu seyircilik, sonraki yıllarda yeni bir önem kazandı. Sarı Yeleklilerin kullandığı yol kapatma, kendiliğinden örgütlenme ve sosyal medya üzerinden çağrı yapma biçimleri çocukların hafızasında kaldı. Gençler büyüdükçe aynı ekonomik sorunları kendi yaşamlarında görmeye başladılar. Ailelerinin ulaşım masrafı artık kendi iş arayışlarının, eğitim seçeneklerinin ve bağımsızlaşma hesaplarının konusu oluyordu.
Ancak 2018 ile 2026 arasındaki en önemli gelişme yalnız ekonomik hayatın değişmesiydi. Z’nin geleceğe bakışı da başka bir biçim kazanmıştı.
2020’de pandemi kapanmaları başladığında geç Z ergenlik dönemindeydi. Okullar uzaktan eğitime geçerken arkadaşlıklar ekranlara taşındı. Gündelik hayatın erişim kuralları bir anda değişti. Hangi mekâna girileceği, hangi etkinliğin yapılacağı ve kiminle görüşüleceği yetişkin kurumların aldığı kararlarla yeniden belirlendi.
Z bu dönemi sosyal medyanın kişisel görünürlük düzeni içinde yaşadı. Profil, takipçi, beğeni, görünüş, başarı ve sosyal statü sürekli karşılaştırılan değerlere dönüştü. Looksmaxxing görünüşü geliştirmeyi, studymaxxing ders çalışmayı, grind yoğun gayreti, aura ise başkaları üzerindeki etkiyi ölçmeye yarayan bir sözlük oluşturdu. Kişi kendi değerini başkalarının bakışında ve sistemlerin verdiği puanlarda arıyordu.
Bu deneyim eğitim düzeninde de sürüyordu. Öğrenci deneme sınavına giriyor, sonucunu görüyor, eksiklerini belirliyor ve bir sonraki sınava hazırlanıyordu. Fransa’da Parcoursup yükseköğretime geçişte seçenekleri ve kabul sonuçlarını düzenliyordu. Bir gencin geleceği, henüz yetişkinliğe ulaşmadan belirli sıralama ve yerleştirme kararlarına bağlanıyordu.
Aynı yıllarda üst kuşakların siyasi temsil biçimleri de Z’nin karşısına çıkıyordu. Geçmişte mücadele etmiş büyükler kendi deneyimlerini gençlere aktarmak istiyordu. Bazıları gençlerin eyleminden kendi siyasi örgütlerinin devamını üretmeye çalışıyordu. Böylece gençlik adına konuşmak, gençliğin kendisiyle kurulan ilişkinin önüne geçebiliyordu.
Bu çelişki Nisan 2025’te DEV-GENZ şakasıyla görünür hale geldi.
8 Nisan’da İstanbul Kadıköy’deki öğrenci etkinliğinde ortaya çıkan DEV-GENZ pankartı, 1968 kuşağının DEV-GENÇ adına gönderme yapıyordu. Eski devrimci gençlik adı, yeni kuşağın internet mizahıyla yeniden kurulmuştu. Ardından yapay zekâya yazdırılan manifestolar, karşı bildiriler ve siyasi hicivler dolaşıma girdi. Z kendi kuşaksal kopuşunu adlandırıyor, fakat bu adı taşıyacak özerk tarihsel görevi henüz arıyordu.
Şakanın içindeki en çarpıcı olay 11 Nisan’da yaşandı. DEV-GENZ pankartının görüntüsünü paylaşmış bir öğrencinin tutuklanmasının ardından iki siyasi parti üyesi, öğrencinin kendilerine abi diye hitap ettiği özel yazışmaları kamuya gösterdi. DEV-GENZ tartışmasının kendi sözlüğünde bu davranış ağbileşme diye adlandırıldı. Küçüğün verdiği hitap, büyüğün siyasi itibarını sergileyen bir işarete dönüştürülmüştü. (🔗)
Sahte abiliğin işleyişi bu olayda açıktı. Büyük kişi, küçüğün kendisine gösterdiği yakınlığı kendi büyüklüğünün kanıtı olarak sunuyordu. Kardeşlik ilişkisi, sosyal medyada dolaşabilecek bir statü göstergesine dönüşüyordu. Geç Z’nin sürekli değerlendirilme ve görünürlük kazanma dünyası, bu kez siyasi örgütlenmenin içinde yeniden ortaya çıkıyordu.
DEV-GENZ’e karşılık gelişen SEV-GENZ kurgusu da aynı kuşak krizinin başka yönünü dile getirdi. Z, önceki kuşakların yaşadığı geçmişe duyulan özlemle ve büyüklerin sürdüremediği bir miras duygusuyla karşılaşıyordu. Bir yanda eski devrimci görüntülerden kopma arzusu, diğer yanda yaşanmamış bir geçmişi onarma isteği vardı. (🔗)
Böylece Z’nin büyüklük sorunu iki taraftan sıkıştı. Üst kuşakların abilik iddiasında sahtekârlık görüyordu. Kendi kuşağının bağımsız tarihsel görevini ise henüz oluşturuyordu. Bir küçüğe rehberlik etmek, eski büyüklerin kendi statülerini yeniden üretme davranışına benzemeye başlamıştı.
Z sahte büyüklükten uzaklaşırken gerçek abilik/ablalık görevini de askıda bıraktı. Alfa bu boşlukta büyüdü. Hemen üstündeki kuşağın kendisine sunacağı hazır bir siyasi kardeşlik ilişkisi oluşmadan, kendi oyun, chat ve arkadaşlık dünyasında bağımsız hareket etmeyi öğrenmeye başladı.
2. Alfa’nın başıboşluğu: Dünyayı yeniden başlatmayı öğrenmek
Alfa’nın yetiştiği dijital ortam, Z’nin sosyal medya dünyasından önemli bir bakımdan ayrılıyordu. Z kendisini başkalarının gördüğü bir profile dönüştürürken Alfa giderek değiştirilebilir durumların içinde hareket ediyordu. Roblox’ta farklı oyun alanlarına girilebiliyor, Minecraft’ta mevcut dünya yeniden düzenlenebiliyor, yapay zekâya verilen istemle yeni çıktı üretilebiliyordu. Arkadaş grubunun ortak davranışı da birkaç sözcük, ses veya görüntüyle başlatılabiliyordu.
Bu kültürün dilinde state kişinin o anki durumunu, server ortak etkinliğin gerçekleştiği ortamı, reset mevcut sonucu yeniden başlatmayı ifade ediyordu. Respawn başarısızlıktan sonra oyuna yeniden girişi, reroll yeni çekilişi, rebirth ise önceki turda kazanılan avantajların sonraki başlangıca taşınmasını sağlıyordu.
Bu sözlük insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi değiştiriyordu. Geç Z’nin incel ve looksmaxxing çevrelerinde genetic lottery, insanın hayatını doğumda yapılmış tek çekilişin sonucu olarak görmesine yol açabiliyordu. It's over kişinin mevcut yenilgisini bütün geleceğe yayıyordu. Alfa’nın cooked ifadesi ise mevcut durumun kötüleştiğini bildiriyordu; ardından gelen lock in yeni bir girişimi başlatabiliyordu. 22 Eylül 2026 tarihli Sona Kalan Z Donakaldı, Alfa Incel’e Reset Attı çözümlemesi bu zaman farkını ortaya koymuştu. (🔗)
Alfa eski Z kültürünün sözcüklerini de yeni işlevlere taşıdı. Sigma, mewing, maxxing ve aura, görünüş ve erkeklik sıralamalarının yanında arkadaşları güldüren jestlere, absürt sözcük birleşimlerine ve ortak tepki kodlarına dönüştü. Skibidi, 6-7 ve Chicken Jockey gibi ifadeler birkaç saniye içinde bütün sınıfın davranışını değiştirebiliyordu. Chat, is this real? hitabıyla çocuk sınıf arkadaşlarını tek tek çağırmak yerine bütün ortamı ortak bir muhatap olarak kuruyordu. (🔗)
Bu değişimin en önemli sonucu, çocuğun kendi çevresinde işlem başlatma alışkanlığı kazanmasıydı. Oyun veya sohbet ortamında bir davranışı başlatıyor, arkadaşlarının tepkisini görüyor ve sonraki hamleyi buna göre belirliyordu. İmleyenlerin değeri de giderek aynı ortak etkinlik içinde neyi harekete geçirebildiklerine bağlanıyordu.
Fiziksel dünya çocuğun karşısına başka kurallarla çıkıyordu. Okulun giriş saatini, öğretmen atamasını, sınav sonuçlarının nasıl kullanılacağını ve aile bütçesini başka insanlar belirliyordu. Çocuğun kendi zamanını ve geleceğini düzenleyen kurumlara müdahalesi sınırlıydı. Aynı çocuk, arkadaşlarıyla birlikte okul kapısını bloke ettiğinde her gün uyması beklenen düzenin işleyişini doğrudan değiştirebiliyordu.
Okul blokajı bu yüzden kuşak mücadelesinin özel bir eylem biçimi haline geldi. Öğrenci, hayatını düzenleyen kurumun günlük faaliyetini kendi arkadaşlarıyla birlikte yeniden belirlemeye yöneliyordu. Sınıfta geliştirdiği ortak jestler ve internet üzerinden kurduğu bağlantılar, okulun fiziksel kapısında gerçek bir müdahale kapasitesine dönüşüyordu.
2025’te Nepal ve Endonezya’daki gençlik protestolarının görüntüleri de bu kültüre yeni bir siyasi repertuvar sağladı. One Piece korsan bayrağı uluslararası protestolarda dolaşan bir işarete dönüşürken Discord ve başka çevrimiçi topluluklar gençlerin ortak faaliyet kurabileceği ortamlar haline geldi. Önceki hareketlerden kalan simgeler, yeni arkadaş gruplarının kendi eylemlerinde kullanılabilecek malzemeler olarak dolaşıyordu.
Eylül 2026’da Fransa’da Sarı Yelekliler hareketini yeniden canlandırma çağrısı yayıldığında bu iki tarihsel birikim karşılaştı. V2 rumuzlu genç bir TikTok kullanıcısı, yakıt fiyatları ve hayat pahalılığı nedeniyle 17 Ekim için protesto çağrısı yaptı. Aynı sırada liseliler kendi okul koşullarına karşı hareketlenmeye başlamıştı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar ve yükseköğretime geçiş kaygısı, öğrencilerin günlük yaşamlarında biriken sorunlardı. (🔗)
17 Eylül’den itibaren yayılan liseli blokajları, Ekim başında ülke çapındaki öğrenci gösterileriyle birleşti. 6 Ekim’de üniversiteliler, öğretmenler ve ebeveynler de liselilere katılıyordu. 13 Ekim’de 17 Ekim çağrısı artık geniş bir toplumsal buluşma tarihine dönüşmüştü.
Hareketin büyüme sebebini Paris’te 13 Ekim’de gösteriye katılan Lucile adlı liseli kendi sözleriyle anlattı:
Le mouvement lycéen a ramené tout le monde.
[Liseli hareketi herkesi bir araya getirdi.]
Aynı gösteride öğrenciler internet akışlarında farklı çağrılar gördüklerini anlatıyordu. Bazıları Fransız Devrimi’ne gönderme yapan içerikler izliyor, bazılarıysa önceki gösterileri yarı final, 17 Ekim’i büyük final olarak tanıtan paylaşımlarla karşılaşıyordu. Bir tarih, çocukların kendi dijital kültürü içinde ortak eylemin sonraki aşaması haline gelmişti. (🔗)
Alfa’nın başıboşluk içinde geliştirdiği müdahale kapasitesi artık başka kuşakların davranışını değiştirebilecek bir toplumsal kuvvete ulaşmıştı. Bu kuvvetin en önemli sonucu, büyük gençlerin kendi tarihsel görevlerini yeniden düşünmeye başlaması oldu.
3. Küçüklerin eylemi: Z’nin gerçek abi/abla oluşu
6 Ekim’de Paris’teki öğrenci gösterisine Aisne bölgesinden gelen liseli Mohamed, arkadaşlarının yanında üniversite öğrencisi ablasıyla birlikte yürüyordu. Aynı gösteride daha önce protestolara katılmamış ebeveynler de vardı. Bazı yetişkinleri harekete geçiren olay, liselilerin karşılaştığı polis müdahaleleriydi. Öğretmenler ise öğrencilerinin yaşadığı sorunlarla kendi çalışma koşullarının aynı kurumlarda oluştuğunu görüyordu. (🔗)
Bu sahnede kardeşlik yeni bir siyasi içerik kazanıyordu. Küçük kardeşin başlattığı hareket, ablanın kendi sosyal çevresine ve eğitim hayatına taşınıyordu. Üniversiteli kendi konumunu liselilerin hareketine destek verecek biçimde kullanıyordu.
Hareketin daha büyük öğrenciler üzerindeki etkisi başka kurumlarda da görüldü. Üniversitelerin ve seçkin yükseköğretim okullarının öğrencileri liselilerin başlattığı protestolara katıldı. Bazıları kendi okullarındaki daha iyi koşulları, başka liselerin yıpranmış binaları ve eksik öğretmenleriyle karşılaştırıyordu. Kendi eğitim kurumlarının imkânları, küçüklerin hareketine destek vermek için kullanılabilecek araçlara dönüşüyordu.
Bu durum sınıfsal çıkar ile kuşaksal motivasyon arasındaki farkı görünür hale getiriyordu. Eğitim ve geçim sorunları hareketin maddi içeriğini oluşturuyordu. Fakat daha avantajlı koşullardaki öğrencilerin harekete geçişinde liselilerin gerçekleştirdiği eylem ve onlarla dayanışma isteği belirleyici bir rol oynuyordu.
Fransa’da 29 Ekim’de yayımlanan bir görüşmede Aminata ve Mariam Touré adlı iki kız kardeş de lise hareketinin nasıl büyüdüğünü anlattı. Önce öğrencilerin kendi okullarını bloke ettiğini, ardından liselilerin birbirleriyle dayanışmasının ve daha büyük öğrenci örgütlerinin desteğinin sokakta ortak bir harekete dönüştüğünü söylediler. Okullarındaki kırık sandalyeleri, eksik öğretmenleri ve bakımsız binaları anlatırken asıl değişimi öğrencilerin kendi eylemlerinin yarattığını vurguladılar:
Chacun a d’abord bloqué son propre lycée. Puis la solidarité entre lycéens et le soutien des syndicats nous ont réunis dans la rue autour d’une même cause.
[Önce herkes kendi lisesini bloke etti. Ardından liseliler arasındaki dayanışma ve örgütlerin desteği bizi ortak bir amaç etrafında sokakta bir araya getirdi.] (🔗)
Bu sırada eski Sarı Yelekliler de yeniden harekete katılıyordu. Montpellier’de 17 Ekim günü protestoya katılan emekli Gilbert, kendi kuşağının siyasi örgütlenme deneyimini yıllar önce kavşaklarda kazandığını hatırlattı. Yeni kuşağın okul blokajlarında geliştirdiği davranışlardan öğrenilecek şeyler bulunduğunu söyledi:
Les jeunes ont beaucoup à nous apprendre dans la manière de nous organiser.
[Gençlerin örgütlenme biçimi konusunda bize öğretecek çok şeyi var.] (🔗)
2018’in yetişkin eylemcisi, 2026’da gençlerin kendi başlattığı hareketin katılımcısı olmuştu. Eski kuşağın örgütlenme deneyimi yeni kuşağın eylemiyle karşılaşırken, geçmişten gelen repertuvarın nasıl kullanılacağı da değişiyordu.
Z’nin abi/abla oluşu tam bu karşılaşmada gerçekleşti. Büyük genç kendi yaşına dayanarak bir yetki ilan etmek yerine küçüklerin başlattığı harekete kendi imkânlarını kattı. Üniversite örgütlenmesi, kentler arası iletişim, önceki protestolardan gelen deneyim ve yetişkinlerle kurulabilen bağlantılar hareketin devamına bağlandı.
İtalya’da aynı değişim başka bir yoldan gelişti. Italia in Piazza hareketinin koordinatörleri, bazı gençlerin Avrupa’daki siyasi durumla ilgili bir TikTok videosunun yorumlarında karşılaştığını anlattı. Birkaç gün içinde WhatsApp grubu doldu. Ardından farklı kentlerdeki gençler birbirleriyle bağlantı kurarak aynı gün gösteri düzenlemeye başladı.
20 Ekim’de yapılan görüşmeye göre koordinasyonun çekirdeğinde ortalama 21–22 yaşındaki yaklaşık 40 genç bulunuyordu. Bu insanlar 17 Ekim’de 14 kentte protestolar düzenlemişti. Hareketin ilk itici gücü, gençlerin başka insanların da eyleme geçebildiğini görerek kendi ülkelerinde ortak bir şey yapabileceklerini keşfetmesiydi. Ekonomik talepler bu karşılaşmanın ardından genişleyen topluluk içinde ortaklaştırıldı. (🔗)
Bu kuruluş biçimi, kuşak mücadelesinin merkezi ilişkisini gösteriyordu. Eylemi başlatma kapasitesi ile hareketin devamını örgütleme kapasitesi farklı kişiler ve yaş grupları arasında dağılıyordu. Büyük gençlerin üstlendiği koordinasyon, küçüklerin ve liselilerin açtığı hareket alanında yeni bir işlev kazanıyordu.
17 Ekim’de Fransa’da yaklaşık 550 bin kişi yetkililerin, 800 bin kişi ise organizatörlerin hesaplamasına göre gösterilere katıldı. İtalya’nın 14 kentinde de binlerce insan sokağa çıktı. Bu ölçekteki buluşma, eski ekonomik taleplerin yeniden dile getirilmesi kadar yeni bir kuşaksal ilişkinin oluşması bakımından önem taşıyordu. (🔗)
Z’nin kendisine ait tarihsel görevi, Alfa’nın başkaldırısının devamını üstlenirken şekilleniyordu. 2025’te sahte abilikle karşılaşmış olan gençler, 2026’da büyüklüğün başka bir biçimini gerçekleştirme imkânı bulmuştu. Küçüklerin eylemi büyüklerin kendi hayatını, siyasi geçmişini ve gelecek beklentisini değiştiren bir kuvvet haline gelmişti.
Ancak aynı gün meydanlarda gerçekleşen yağmalar, bu yeni kardeşliğin karşısına çok daha somut bir sorumluluk çıkardı.
4. Yağma ve 18 Ekim: Yeni kardeşliğin ilk büyük sınavı
17 Ekim’de Paris ve Milano’da bazı mağazalar yağmalandı, polisle çatışmalar yaşandı ve kent merkezlerinde ciddi maddi zarar oluştu. Eğitim, ücretler ve geçim koşulları için sokağa çıkan kalabalıkların yanında başka gruplar pahalı tüketim ürünlerine yöneldi.
Bu gelişme çocukların dünyasındaki bir gerilimi açığa çıkardı. Bir çocuk spor ayakkabıyı, telefonu, oyun konsolunu veya koleksiyon kartını arkadaşlarının arasında değerli bir nesne olarak tanıyordu. Ürünü vitrinde görebiliyor, reklamını izleyebiliyor ve fiyatını biliyordu. Fakat onu edinme imkânı ailesinin gelirine bağlıydı.
Milano’daki gençlerin tanıklıkları bu deneyimi somutlaştırıyordu. Pero’da sosyal konutta yaşayan 16 yaşındaki F., babasının eskiden verebildiği küçük harçlığı artık karşılayamadığını, temizlik işlerinde çalışan annesinin de müşterilerini kaybettiğini anlattı. Ailesindeki her harcama endişe yaratıyordu. 18 yaşındaki M. ise çalışan anne babasının ay sonunu getirmekte zorlandığını görerek gelecekte kendisinin de aynı hayatı yaşayacağından korkuyordu.
Bu gençler için büyümek, ailelerinin bugünkü ekonomik güçlüklerinin kendi gelecekleri haline gelmesi ihtimaliyle karşılaşmaktı. Milano’nun lüks mağazaları da bu karşılaşmanın görünür yüzeylerinden biriydi.
Yağma sırasında vitrin kırıldığında, gündelik alışverişin erişim kuralı geçici olarak değişiyordu. Ürünün piyasa fiyatı ile onu fiziksel olarak ele geçirme imkânı birbirinden ayrılıyordu. Arkadaş grubunun içinde yaşanan heyecan, nesneye sahip olma arzusuyla yasağın aşılabildiğini deneyimleme arzusunu birbirine bağlıyordu.
Alfa’nın oyun sözlüğü burada gerçek maddi dünyayla karşılaşıyordu. Dijital oyunda loot elde etmek, NPC ile karşılaşmak veya bir engeli bypass etmek belirli bir oyun durumunun işlemiydi. Gerçek mağazada ise aynı davranış başka insanların mallarını, işlerini, bedenlerini ve hukuki durumlarını etkiliyordu.
Nice’te bir oyun mağazası çalışanının yağmacılara karşı koymasının ardından internette Goku adlı anime kahramanına dönüştürülmesi bu gerilimin çarpıcı bir örneğiydi. Aynı insan, yağmacının karşısında aşılması gereken engel olarak; internet seyircisinin gözündeyse olağanüstü bir koruyucu olarak görünüyordu. Gerçek çalışanın yaşadığı tehlike, farklı dijital karakterlerin görüntüleri içinde yeniden temsil ediliyordu.
17 Ekim’in Truva Atı çalışması, yağmacının kendi maddi çıkarı ve artı-hazzı peşinde koşarken mülkiyet düzeninin koruma vaadindeki kırılmayı herkese görünür kıldığını ortaya koymuştu. Paris’teki öğrencilerin kendi yaptıkları Truva atını gösteride taşıması, Beethoven’ın Türk Marşı’nın evrensel kardeşlik vaadindeki grotesk gerilimle ilişkisi, koruyucu Baba’nın çöküşü ve Yahuda’nın üstlendiği bedel bu tarihsel karşılaşmanın farklı yönlerini açıyordu. (🔗)
Yağma sonrasında toplumun farklı kesimleri korunma talebini yeniden dile getirdi. Çalışanlar güvenliklerini, dükkân sahipleri mallarını, aileler çocuklarını, göstericiler siyasi haklarını korumak istiyordu. Devletin uyguladığı güvenlik önlemleriyle gençlerin kamusal alanda kendi hareketlerini sürdürebilme imkânı karşı karşıya geldi.
Burada Z’nin abi/abla görevi yeni bir düzeye ulaştı. Küçüklerin eylemini yaymak, onların karşılaştığı maddi ve hukuki sonuçları da üstlenme sorumluluğuyla birleşti. Küçüğün kendi kararlarını geliştirebilmesi ve eylemin ardından hayatını sürdürebilmesi, yeni kardeşliğin somut meseleleri haline geldi.
18 Ekim’de Milano’da yaşananlar bu sorunu daha da keskinleştirdi.
CSA Lambretta aktivisti Rajaa’nın anlatımına göre ertesi gün için yeni bir büyük gösteri çağrısı yapılmamıştı. Kent merkezine gelenler arasında 12–14 yaşındaki çocuklar ve kendi arkadaş gruplarıyla dolaşan gençler vardı. Piazza del Duomo ve Piazza Mercanti gibi alanlar, para harcamadan bir araya gelebilecekleri önemli buluşma yerleriydi. Polis müdahalelerinin ardından bu grupların hareketliliği yoğunlaştı ve kent merkezinde yeni çatışmalar gelişti. Rajaa, çocukların internetten devraldığı siyasi işaretleri daha büyük aktivistlerin anlamakta zorlandığını belirtiyordu. (🔗)
Bu gelişme Alfa’nın başıboşluğunu açıkça gösteriyordu. Çocuklar kendi arkadaşlık dünyalarından sokağa çıkmış, önceki günün olaylarını kendi davranışlarıyla yeniden gerçekleştirmeye başlamıştı. Büyüklerin örgütlenmeleri ve siyasi repertuvarları bu yeni hareketin karşısına sonradan çıkıyordu.
14 yaşındaki Y.’nin tanıklığı, küçüklerin bu karşılaşmada nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. Y., TikTok’ta gördüğü videolardan sonra arkadaşlarıyla meydana gitmişti. Başlangıçtaki isteği farklı bir şey yapmak ve internete görüntü koymaktı. Ancak kalabalığın içinde yeni bir deneyim yaşadı:
Ma una volta lì ti senti parte di qualcosa.
[Ama bir kez orada olduğunda kendini bir şeyin parçası hissediyorsun.]
Y., insanların kendi geleceğinden ve hayatından söz ettiğini fark etmişti. Başkalarının yağmaya yöneldiğini gördüğünde kendi davranışı hakkında karar verdi. Ardından yeniden gösteriye katılmak istedi; gençlerin sokağa çıkmayı bırakmaları halinde unutulacaklarından korkuyordu. (🔗)
Bu olayda çocuk, video seyretmekten ortak bir eyleme katılmaya, oradan da kendi geleceği üzerine düşünerek karar vermeye geçiyordu. Başlangıçtaki arkadaşlık etkinliği, kalıcı sonuçlar yaratmasını istediği bir toplumsal harekete dönüşmüştü.
Milano’daki genç hareketin daha büyük temsilcileri de küçüklerle ilişkilerini bu gelecek sorunu üzerinden anlattı:
I più piccoli vedono in noi un possibile futuro, un futuro che però non vogliono per loro stessi.
[Küçükler bizde mümkün bir gelecek görüyorlar; fakat kendileri için istemedikleri bir gelecek.] (🔗)
Bu cümle, yeni abilik/ablalık ilişkisinin en keskin çelişkisini ortaya koyuyor. Z, Alfa’nın korktuğu geleceğin bugünkü görüntüsü haline gelebiliyor. Küçük kardeş, büyüğün yaşadığı güvencesizlik ve geleceksizlikle karşılaşınca kendi hayatını başka türlü kurmak istiyor. Bu istek büyüğü de kendi geleceğine müdahale etmeye çağırıyor.
Alfa’nın başkaldırısı Z’yi büyütürken, Z’nin büyüklüğü de kendi hayatındaki çıkmazı değiştirme görevine dönüşüyordu. Yağma ve polis müdahaleleri bu göreve başka insanların güvenliğini, çocukların sonraki hayatını ve ortak eylemin devamını da ekledi.
17 Ekim’in ardından 18 Ekim’in gelmesi, ilk günün tarihsel anlamını değiştirdi. İlk günün gösterisi artık ertesi gün başka çocukların kendi başlattığı hareketin geçmişi haline gelmişti. Bu tekrarın ardından olay, örgütlenmelerin adını ve sonraki eylemlerin başlangıcını belirlemeye başladı.
5. Başkaldırının devamı: Abi/ablalık bir örgütlenme görevine dönüşüyor
17–18 Ekim olaylarından sonra İtalya’da hareketin nasıl sürdürüleceği sorusu ortaya çıktı. Italia in Piazza koordinasyonundan ayrılan bazı kişiler Movimento 17 Ottobre adını kullanmaya başladı. Böylece ilk gösterinin tarihini taşıyan bir isim, yeni bir örgütlenmenin adına dönüştü.
Bu ayrışmanın arkasında hareketin yönü ve yönetimiyle ilgili anlaşmazlıklar bulunuyordu. Katılımcıların hangi gruplara erişebileceği, sonraki çağrıların kim tarafından yapılacağı, örgütlenmenin ne kadar açık olacağı ve eylemlerin hangi biçimde sürdürüleceği tartışılıyordu. Hareketin başlangıcını mümkün kılan dijital bağlantılar, artık gerçek bir yetki düzenine dönüşüyordu.
24 Ekim’de yayımlanan platform incelemesi, Italia in Piazza çevresindeki 19 Telegram sohbetinin altı yönetici hesabıyla koordine edildiğini ortaya koydu. Yöneticiler üyelik kabulünü, mesajların görünürlüğünü ve moderatör yetkilerini belirleyebiliyordu. TikTok katılımı yaygınlaştırırken Telegram bu katılımı örgütlemeye yarıyordu. Araştırmacı bu ayrımı şöyle ifade etti:
Telegram ha compiti di coordinamento, ma il motore è TikTok.
[Telegram koordinasyon görevlerini üstleniyor, fakat motor TikTok.] (🔗)
Bu yapı Alfa’nın oyun ve chat dünyasında öğrendiği yetki ilişkisini siyasi örgütlenmenin içinde yeniden gündeme getiriyordu. Bir gruba katılmak, bir mesaj yayımlamak, başka insanları çağırmak ve grubun yönetim kurallarını belirlemek farklı yetkilerdi. İlk eylemi başlatan kişilerle hareketin sonraki kararlarını veren kişiler de farklılaşabiliyordu.
Z’nin yeni abilik/ablalık görevi burada belirleyici bir sınavla karşılaştı. Büyük genç küçüğün hareketini sürdürebilmek için yönetim araçları geliştirebiliyordu. Aynı araçlar hareketin görünürlüğünü ve karar yetkisini belirli kişilerde yoğunlaştırabiliyordu. 2025’teki sahte abilik sorunu, 2026’da dijital örgütlenmenin maddi işleyişi içinde yeniden ortaya çıkmıştı.
Ancak aynı süreçte yeni kardeşliğin başka bir biçimi gelişmeye başladı. Italia in Piazza, 28 Ekim’e gelindiğinde koordinasyonunu 40 kişiden 60 kişiye, yerel ağını 14 kentten 29 kente genişletti. Örgütleyiciler kendilerini farklı grupların da kullanabileceği açık bir protesto altyapısı kuran insanlar olarak tanımladılar. Deneyimsiz veya desteğe ihtiyaç duyan katılımcılar için servizio di cura [bakım hizmeti] geliştirmeyi gündeme getirdiler. (🔗)
Bu girişim, abi/ablalığın gerçek faaliyet içindeki karşılığını gösteriyordu. Daha büyük gençlerin görevi artık yeni katılımcıların birbirlerine ulaşmasını sağlamak, eylem deneyimini aktarmak, ortak kararları sürdürmek ve hareketin ortaya çıkardığı sonuçlarla ilgilenmekti. Küçüklerin kendi başlattığı faaliyet, başka insanların yeniden kullanabileceği bağlantılar ve örgütlenme araçları kazanıyordu.
Böylece kuşak mücadelesinin temel sorusu da değişti. 17 Ekim’de küçüklerin büyükleri harekete geçirmesi belirleyiciydi. Hareketin devamında ise büyüklerin katılımının yeniden küçüklerin bağımsız eylem kapasitesine nasıl döneceği önem kazandı.
2 Kasım’da Fransa’da okulların yeniden açılması ve İtalya’da 7 Kasım için hazırlanan gösteri, bu ilişkinin sonraki aşamalarını oluşturuyor. İlk başkaldırının ardından kurulan ağlar, yeni katılımcıların hareketi yeniden başlatabilmesi için kullanılabilecek. Bu tekrarlar, 17 Ekim’de kazanılan ortak deneyimin ne tür kalıcı faaliyetler ürettiğini gösterecek.
Gerçek abilik/ablalık, küçüğün eylemi sayesinde elde edilen büyüklüğün yeniden küçüğün müdahale kapasitesine dönmesiyle kuruluyor. Z kendi örgütlenme becerisini, geçmişten gelen siyasi deneyimini ve yetişkin dünyasıyla bağlantılarını bu amaçla kullanabildiği ölçüde yeni kardeşlik tarihsel içerik kazanıyor.
İkinci isyanın teyidi: Z’nin geçmişi, Alfa’nın geleceği
17 Ekim’in bütün tarihsel gelişimi tekrarın ilk olay üzerindeki etkisinde birleşiyor.
2018’de Sarı Yelekliler hareketi yetişkinlerin ekonomik başkaldırısı olarak gerçekleşti. 2026’da gençler aynı repertuvarı kendi okul ve kent deneyimleri içinde yeniden kullanınca ilk olay yeni bir tarihsel statü kazandı. Artık 2018, sonraki kuşakların da kendi koşullarında gerçekleştirebildiği bir başkaldırının başlangıcı haline gelmişti.
Bu değişim ilk isyanı seyreden Z’nin kendi geçmişine de ulaştı. Çocukken başkalarının yaptığı eylemi görmüş olan genç, 2026’da aynı tarihsel imkânın yeni gerçekleşmesine katılabiliyordu. Kendi çocukluk seyirciliği, üstlendiği yeni eylemin geçmişine dönüşüyordu.
2025 DEV-GENZ şakasının anlamı da değişti. Z, kendisinden önceki kuşakların devrimci isimlerini ve büyüklük iddialarını yeniden kullanırken kendi tarihsel görevini arıyordu. Alfa’nın 2026’daki müdahalesi bu arayışa somut bir karşılık verdi. Geçmişin sahte abilik ilişkisiyle hesaplaşmış olan Z, kendisinden küçüklerin başkaldırısı içinde yeni bir abi/abla görevi üstlenebiliyordu.
Alfa’nın geçmişi de aynı dönüşümden etkilendi. Oyun, chat ve arkadaşlık ortamlarında geliştirdiği müdahale alışkanlıkları, 17 Ekim’deki toplumsal hareketin öncesi olarak yeni bir anlam kazandı. Çocukların kendi dünyasında başlattığı işlemler, büyük gençlerin de katıldığı bir hareketin başlangıcına dönüşmüştü.
Hegel’in tekrar düşüncesi burada somut bir tarihsel içerik kazanıyor. İkinci gerçekleşme, ilk olayın hangi imkânı taşıdığını geriye dönük olarak belirliyor. 2026’nın başkaldırısı 2018’i yeniden gerçekleştirdiğinde ilk isyanın geçmişte kalmış olayı, yeni kuşakların kullanabileceği bir tarihsel birikime dönüşüyor. Aynı anda eski isyanın çocuk seyircisi de başka bir görev kazanıyor.
Bu yüzden 17 Ekim’in kuşak mücadelesi, ekonomik taleplerin ortaklığı kadar kuşakların birbirine kazandırdığı yeni eylem imkânları üzerinden gelişti. Küçüklerin kendi başına başlattığı müdahale Z’nin seyirciliğini değiştirdi. Z’nin katılımı ise küçüklerin hareketine devamlılık sağlayacak yeni ilişkiler oluşturdu.
2018’de Z büyüklerin isyanını seyretti. 2025’te DEV-GENZ ile kendi devrimci kuşağının adını şakaya dönüştürdü. 2026’da Alfa başkaldırarak Z’ye abi/abla olma görevini verdi. Böylece ikinci isyan ilkini teyit ederken, ilk isyanın çocuk seyircisini de yeni kuşağın büyük kardeşine dönüştürdü.
Alfa kendi başkaldırısıyla Z’nin büyüklüğünü üretiyor. Z bu büyüklüğü üstlenirken Alfa’nın sonraki eylemlerine katılabilecek yeni bir toplumsal kuvvet oluşturuyor. 17 Ekim’in tarihsel yeniliği, iki kuşağın birbirine böyle yeni bir geçmiş ve gelecek kazandırmasıdır.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Alpha Rebelled, Gen Z Became Older Brothers and Sisters: The Birth of Generational Struggle on October 17 – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Alpha s’est révoltée, Z est devenue le grand frère ou la grande sœur : la naissance de la lutte générationnelle le 17 octobre – Žižekian Analysis