Lacan’ın 20’nci seminerinin “Bilgi ve sahilik” başlıklı bölümü aşağıdaki şema ile açılır:

Slavoj Žižek, Düşlemler Salgını kitabında bu şemayı aşağıdaki gibi açıklar:
Üçgenin üç köşesi Lacan’a göre insan evrenini yapılandıran üç temel boyutu temsil eder: Gerçek (simgeleşmeye direnen ‘sert’, travmatik gerçeklik), Simgesel (dil alanı, simgesel yapı ve iletişim alanı) ve İmgesel (dikkatimizi çeken ve özdeşim kurduğumuz imgelerin alanı). Üçgenin ortasındaki ‘J’ jouissance‘ı belirtir, yani bizi yutmakla tehdit eden travmatik/aşırı keyfiyeti belirtir, özne bu keyfiyete uygun bir mesafe koymak için umutsuzca çabalar (Poe’nun ‘Girdaba İniş’indeki kahramanın girdaba düşmekten zar zor kurtulması gibi). Üçgenin kenarlarındaki üç nesne ortadaki bu korkunç Şey’i ‘evcilleştirerek’, ‘normalleştirerek’ artık tehdit etmeyen bir şekilde algılamanın üç yolunu belirtir: S(Ⱥ) üstü çizili Öteki’nin (Autre) imleyenidir, simgesel düzenin bünyevi tutarsızlığına işaret eder, simgeleşmeye direnerek simgesel düzende ayırılara/çatlaklara ve kopuşlara sebep olan bir şey (jouissance) bulunduğuna işaret eder; a, Lacancı objet petit a, arzunun metonimik hareketini başlatan bileşen nesnedir (sapkınlıkta burun, ayak, saç); Φ ise imkansız Şey’i temsil eden afallatıcı imgedir (mesela noir evrenindeki femme fatale).
Bu şemayı yetkilenme ile bedenlenme açısından inceleyelim.





























