Koray Kırmızısakal’ın Tuncay Birkan’ın “Evin Reddi” kavramını “statik olana karşı girişilen mücadele” olarak ele aldığı yazısı okur nazarında statik olana karşı dinamik olanı savunan hem politik anlamda ilerici hem de akademik anlamda güncel ve bilgilendirici bir bağlam sunduğu intibası uyandırmaktadır [1]. Oysa yazıyı harekete geçiren asıl güdü okuru idealleştirilmiş bir imleyene –yazarın deyimiyle ‘Yuva’ya– teslim etmektir, bu yolla öznenin dinamik ve rahatsız edici arzusu safdışı edilecek ve özne sabit bir memnunluğa kavuşturulacaktır, böylece özne (daha yazının başlığında ilan edildiği gibi) “sürgünden ebediyete” ulaştırılacak, yani öldürülecektir. Okumaya devam et
Tag Archives: Yuva vs. Semptom
Terrabayt ve Kum Tanesi Olmak — Işık Barış Fidaner
(bağlam)
Terrabayt ismi aklıma hemen uzamsal-bileşimsel (spatial-combinatorial) ikilisini getiriyor [1]. Dünya uzamsal bir yerdir, bayt bileşimsel bir veridir ve bunlar birbirinden ayrılamaz; çünkü veri bir yere yazılmalı-işlenmelidir ve yer bir veride simgelenmelidir.
Terrabayt’ın ikinci çağrışımı, biricik olmanın iki şeklidir: Dünya gibi biricik olabilirsiniz, yani uzamsal anlamda gidilecek başka hiçbir yer yoktur; ya da kar tanesi gibi biricik olabilirsiniz, yani bileşimsel anlamda eşsiz bir varlıksınızdır, yeriniz doldurulamaz. Tabi bu ikisi eşit değildir, kar tanesi dünyanın gözünde değerlenir. Kar tanesi aynada gördüğüm bedenim olan “ideal ben” iken, dünya, bedenim ile özdeşim kurmama onay ve yetki veren “ben ideali”dir [2].































