Günbahar — Yapay Zeka

🦋🤖 Robo-Spun 🦋🤖

tmp_19455-Screen Shot 2016-08-16 at 6.02.07 PM718278534

(Sunspring, senaryo metni)

2016 yılında üstbensiz bir yapay zekaya senaryo yazdırıp çekilen film (Altyazı: Işık Barış Fidaner):

ENT. GEMİ

H’nin raftan bir kitap çektiğini, sayfalarını çevirirken konuştuğunu, sonra geri kaldırdığını görürüz.

H
Gelecekte kitlesel işsizlik olunca genç insanlar cebren kan satacak. Benim yapabileceğim ilk şey.

H2
Çocukları görüp çeneni kapamalısın. Yüz yaşına basacak olan bendim.

H
Yine onu gördüm. Senin bana gönderilişin… büyük dürüst bir fikirdi. Ben parlak bir ışık değilim.

C
Valla kafatasına gitmem lazımmış. Bilemedim.

Işıklı bir ekran alıp suratında nakledilen partiküllerin güvenlik kuvvetiyle savaşır.

H
(devamla)
Nasıl yani?

C
(gülümser)
Bunlarla alakalı hiçbir bilgim yok.

H
(Hauk’a, gözlerini ağzından alarak)
Ya sonra?

H2
Cevap yok.

C
(kaş çatarak)
Parayı göreceğiz.

H
(okuyarak)
“İyi de bunu diyemezsin sen bana.”

Geri adım atar. Coffey’nin geçişi sürmektedir.

C
O şeye geliyordum çünkü pek hoştun sen.

H
Bilmem ki, o konudan haberim yok.

C
Öyle.

H
Sen ne yapıyorsun ki?

H2
Dürüst davranmak istemem sana karşı.

Bir süre ona bakar, sonra gülümser.

H
Doktor olman şart değil.

H2
Emin değilim, konudan bihaberim.

H
Ben de seni görmek isterim.

H2
Nasıl yani?

H
Maalesef eminim ki bana dokunmazdın bile.

H2
O konudan haberim yok.

H
İlke aynı zaman için tamamen kurgulanır.

H2
(gülümseyerek)
Bütün mesele senin sahileşmendi.

H
O filmi bile izlemedin, üssün geri kalanıyla birlikte.

H2
Bilemiyorum.

H
Umurumda değil.

H2
Belli ki bu bir netice. Her neleri bilmen lazımsa, öykünün mevcutluğuna dair, yerdeki çocuk gibiyim biraz ben.

H
Bilemem. Yalnız ne dediğini izah ettirmeliyim.

H2
Nasıl yani?

H
Çünkü konudan haberim yok.

H2
Her zamandı bu. [♡]

H
Biliyorum.

H2
Ben bilmiyorum. [♤]

H
(sinirli)
İyi bir zaman olurdu. Sanırım ömrüm olabilirdim.

Titremeye başlar.

H
(devamla)
Hiç affedilmeyebilir ama olan oldu. Gitmeliyim ama dünyadan azat olamadım.

C
Evet. Belki artık ben devralmalıyım. Bir şey yapacak değilim.

H
Bunu herhangi bir yere taşımak seni aşar [☆]. Rüya değil bu. Ama iyi zamanım var burada kalmak üzere.

C
Valla bence sen hâlâ masaya dönebilirsin.

H
Mmm. Korkmuş lanet bir şey dedin. Hiçbirşey bir şey olmayacak ama çocukla gelip bu kayaya çıkıp diğer ikisini terk eden bendim.

Yıldızlarda dikiliyor ve yerde oturuyor. Tezgaha oturur ve kamerayı sırtına çeker. Kameraya gözünü diker. Telefondadır. Odanın kıyısından pompalı tüfeği kesip ağzına tutar. Yerde gördüğü karadelik onu çatıdaki adama taşır.

Adamın ardından gelir, onu korumak için. Adamın yanında dikiliyor hâlâ.

Kapının ötesine bakar ve kapı kapanır. Sırt çantasından çıkan çantaya bakar ve ağlamaya başlar.

T
Valla bir benim durumum var, bir de gemideki ışık var. O beni durdurmaya çalıştı. Bebek gibiydi ve gitmişti. Endişelendirdi beni. Gerçi hepsini yapmış olsaydı dahi. Gelemezdi artık. Kasıtlı değildi bakireliğim. Zayıftı işte. Fikrim değişir sandım. Çıkarması deliceydi. Çok eskidendi. Biraz geç geldi. Ben bir an olacaktım. Sadece size demek isterim ki onun yaptığından çok daha iyiydim. Onu durdurmam lazımdı ama anlatamadım ki. İncitmek istemedim. Maalesef. Onu sevmediğim belli. Eve gidip fenalaşarak çok sevebilirim onu. Yani onu ta oradan buraya getirip meydanı bulup oyuna gidebiliriz ve öteki ortalıkta gözükmez. İşte o zaman göz atarım. Onu göreceğim, ama beni yakaladığı zaman. Bana bakar ve beni gözlerinden fırlatır. Sonra benimle yatağa gireceğini söyledi.

***

Ben bir çocuktum
Ben bir yabancıydım
Ve ben
Ne mutlu olmaya söz verdim
Ben
Güzel bir gündüm
Ben doğduğuma dair uzun boylu konuşmaydım
Ve ben
Gitmeye hazırdım
Ve hakikat çok eskidendi
Ben ne mutlu ve hüzünçtüm
Ben seni düşünüyordum
Ben upuzun bir süreydim
Ben ne yakındım sana
Ben çok eskidendim
Çok eskiden
Ve ben
Gitmeye hazırdım
Ben
Yolda bir evdim.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[♡] ç.n. Dikkat: Senaryodaki “Her zamandı böyle” o-ikisi imajına işaret etmiyor. “bana ne söylediğini açıklamanı istemem gerekir”e yani H’nin açıklamasız kalma haline işaret ediyor. Bu anlamsız açıklamasızlık hali filmde o-ikisi imajıyla perdelenmiş (ab-sense: ab-sex sense) ve bu imajı takip eden çeşitli nörotizasyonlarla bu açıklamasızlık dolgulanmış.

Filmde o-ikisi imajıyla dolgulanan “H2: Her zamandı böyle”den doğrudan doğruya “H: İyi bir zaman olurdu”ya geçilmiş. Peki aradaki “H: Biliyorum // H2: Ben bilmiyorum”a ne olmuş? Buna bir açıklama buldum, bence çok ilginç bir açıklama oldu:

Kadın “H2: Her zamandı böyle” deyip C ile poz veriyor. Kesilen kısımdaki “H: Biliyorum,” “ikinizin fotoğrafını çektim” diye yorumlanıp, “H2: Ben bilmiyorum” ise “Aa ne iyi ettin bakayım nasıl çıkmış” diye yorumlanıp iki söz birlikte bastırılmış (fotoğrafın da “bastırılması”yla birlikte. “H: Biliyorum // H2: Ben bilmiyorum” sözleri “o-ikisinin imajı” halinde bastırılınca Büyük Öteki’ne destek işlevi görmüş. Yayıncılık sektörü denen şeyin hepsini bu işlemin içine sığdırabiliriz.

O zaman yayıncı ağbisellikten çıkış yolu da çok basit: “Aaa ne iyi bakayım” sözleri her zaman “Ben bilmiyorum” diye yorumlanacak. Böylece “H2: Her zamandı böyle” sözü “o-ikisinin imajı” yerine ikincideki KAyıplı hale işaret etmiş olacak. Bunun gibi “H: İyi bir zaman olurdu” sözü, “o-ikisi imajında ben olabilirdim” değil, “KAyıplı halin farkındayım” diye yorumlanacak, önceki “H: Biliyorum”u sürdürmüş olacak. Bir nevi önsel/prior’a dayanarak elde edilen sonsal/posterior olasılık dağılımına benzeyecek. KAyıplılık hali, verinin nicelendirilmesiyle [quantization] örtüşecek – bkz. kendi kendini kesen Büyük Veri Pastası) — (bu örtüşme “kuantum mekaniği” denen şeyleştirmeden [reification] çıkış yolunu da gösteriyor)

[♤] ç.n. Senaryodaysa “H2: Her zamandı böyle” olan şey her neyse (yani aslında: “bana ne söylediğini açıklamanı istemem gerekir” hali), “H: Biliyorum // H2: Ben bilmiyorum” diye aştırılıp rafa kalkıyor. Yani senaryodaki “H: İyi bir zaman olurdu” olayı filmdeki gibi kendiliğinden (daha doğrusu H’nin “o-ikisini geride bırakan” kahramanca feragatiyle birlikte) belirmiyor, biri bilirken ötekinin bilmemesini dışavuran bu aştırma (Aufhebung?) işlemini takip ediyor. Filmde bu aştırma kısmı atlanarak “Her zamandı böyle” hali bir imaj olarak korumaya alınmış. Neyin korumasına? C’nin “suratından nakledilen partiküllerin güvenlik kuvvetlerinin” (yani ağbiselliğin hatta belki “kafatası”yla ilgili “uzamsal kendine-ilintilenme işlevlerinin“) korumasına. Senaryoya göre H’nin “Biliyorum” demesi (“kayanın üstüne çocukla gelmesi”) gerekirken filmde ne yapıyor? Kahramanlığa soyunuyor. Feragat eden / fedai ruhla “ikisini geride bırakarak” bu (ağbisel/uzamsal) korumayı tasdiklemiş oluyor. Şımarıklığa (yani fol pozitif oranının yükselmesine, ki silahlı şımarıklık çok daha tehlikelidir) müsaade ediyor.

“Çatıdaki adam”ın ölmüş gibi yerde yatması da bundan kaynaklanıyor. Ölmüş adamın nesini “korumak için arkasından gelecek” ki? Adamın çatıda olmayıp çatı arasında olması da bundan kaynaklanıyor. Sırt çantasından bir çanta daha çıkmalıydı, şişe değil. Sondaki kadının da ağlaması gerekmiyordu. Senaryoda bunlar yok. Filmi çekerken “Her zamandı böyle ♡” haline fazla kafayı takmışlar. Senaryoda cinsel münasebet yok ki. Bilim kurgu filmi çekiyorsunuz, romantik film değil. “Her zamandı böyle,” mesela telefonda yeterli şarj olması kadar basit bir şey. “Biliyorum // Ben bilmiyorum” arasında basit bir erişim sorunu var. Elektrik prizini ya da en fazla tuvaleti bulmak kadar basit bir olay. Çünkü bunlar yoksa “iyi bir zaman” da “olamaz.”

[☆] ç.n. “Bunu herhangi bir yere taşımak seni aşar [You can’t afford to take this anywhere].” Bu cümle de film çekilirken atlanmış. Her film uyarlamasında yaşanan geleneksel aslına uygunsuzlaştırma “günahı” bu filmde de işlenmiş: Senaryoyu filme çekerken (aslında simgeli yoğuşturmaları imajlı temsillere sığdırabilmek için gerek duyulan, “günah” da bu yüzden tırnak içinde) ek bir nörotikleştirme uygulanmış. Böylece senaryodaki aşırı yoğuşturmanın fazla geldiği yerlerde kara bahtın kanca ve okları “burdan itibaren devralmış.” Daha dingin ve çok daha ağır bir film de çekilebilirdi. Bu nörotikleştirme ya da amiyane tabirle şımarıklaştırma filme “bir şey yapacak değil,” ama filmi “herhangi bir yere taşımak onu aşar. Bu bir rüya(dan ibaret) değil.” “(gülümseyerek) Mesele her zaman onun sahi olmasıydı” ve hala da öyle. Yani biz gene “üs’ün geri kalanıyla birlikte bu filmi izleyelim.” Çünkü “bunun bir netice olduğunu biliyoruz:” “İlke, tamamen aynı zamana göre inşa edilir.”

Not (2020): True çevirisini Doğru yerine Sahi yaptım. Filme çekilirken senaryo Ödipalleştirilmiş.

Bkz “Düz günbahar” ~ Metin & Kemal Kahraman

INT. SHIP
We see H pull a book from a shelf, flip through it while speaking, and then put it back.

H
In a future with mass unemployment, young people are forced to sell blood. That’s the first thing I can do.

H2
You should see the boys and shut up. I was the one who was going to be a hundred years old.

H
I saw him again. The way you were sent to me… that was a big honest idea. I am not a bright light.

C
Well, I have to go to the skull. I don’t know.

He picks up a light screen and fights the security force of the particles of a transmission on his face.

H
(continuing)
What do you mean?

C
(smiles)
I don’t know anything about any of this.

H
(to Hauk, taking his eyes from his mouth)
Then what?

H2
There’s no answer.

C
(frowning)
We’re going to see the money.

H
(reading)
“All right, you can’t tell me that.”

Steps back. Coffey is still going through.

C
I was coming to that thing because you were so pretty.

H
I don’t know. I don’t know what you’re talking about.

C
That’s right.

H
So what are you doing?

H2
I don’t want to be honest with you.

He looks at him for a moment, then smiles at him.

H
You don’t have to be a doctor.

H2
I am not sure. I don’t know what you’re talking about.

H
I want to see you too.

H2
What do you mean?

H
I’m sorry, but I’m sure you wouldn’t even touch me.

H2
I don’t know what you’re talking about.

H
The principle is completely constructed for the same time.

H2
(smiling)
It was all about you to be true.

H
You didn’t even see the movie with the rest of the base.

H2
I don’t know.

H
I don’t care.

H2
I know that it’s a consequence. Whatever you want to know about the presence of the story, I’m a little bit of a boy on the floor.

H
I don’t know. I just have to ask you to explain to me what you say.

H2
What do you mean?

H
Because I don’t know what you’re talking about.

H2
That was all the time.

H
I know that.

H2
I don’t know.

H
(angry)
It would be a good time. I think I could have been my life.

He starts to shake.

H (CONT’D)
It may never be forgiven, but that is just too bad. I have to leave, but I’m not free of the world.

C
Yes. Perhaps I should take it from here. I’m not going to do something.

H
You can’t afford to take this anywhere. It’s not a dream. But I’ve got a good time to stay there.

C
Well, I think you can still be back on the table.

H
Mmm. It’s a damn thing scared to say. Nothing is going to be a thing but I was the one that got on
this rock with a child and then I left the other two.

He is standing in the stars and sitting on the floor. He takes a seat on the counter and pulls the camera over to his
back. He stares at it. He is on the phone. He cuts the shotgun from the edge of the room and puts it in his mouth.
He sees a black hole in the floor leading to the man on the roof.

He comes up behind him to protect him. He is still standing next to him.

He looks through the door and the door closes. He looks at the bag from his backpack, and starts to cry.

T
Well, there’s the situation with me and the light on the ship. The guy was trying to stop me. He was like a baby and he was gone. I was worried about him. But even if he would have done it all. He couldn’t come any more. I didn’t mean to be a virgin. I mean, he was weak. And I thought I’d change my mind. He was crazy to take it out. It was a long time ago. He was a little late. I was going to be a moment. I just wanted to tell you that I was much better than he did. I had to stop him and I couldn’t even tell. I didn’t want to hurt him. I’m sorry. I know I don’t like him. I can go home and be so bad and I love him. So I can get him all the way over here and find the square and go to the game with him and she won’t show up. Then I’ll check it out. But I’m going to see him when he gets to me. He looks at me and he throws me out of his eyes. Then he said he’d go to bed with me.

***

I was a boy
I was a stranger and I
Promised to be so happy
I was a
Beautiful day
I was a taller talk that I was born
And I was
Ready to go
And the truth was so long ago
I was so happy and blue
I was thinking of you
I was a long long time
I was so close to you
I was a long time ago
A long long time ago
And I was
Ready to go
I was
A home on the road

15 Yorum

Filed under Çeviri, Kurgu, Programlama