Monthly Archives: Ocak 2017
Bilimciler Trump İdaresine Karşı Çevrimiçi “Direniş” Hareketi Örgütlüyorlar — Robin Andrews

Robin Andrews — 26 Ocak 2017 — iflscience.com
Bilim saldırı altında. Entelektüel karşıtlığının karanlık gücü iktidara geldi, ve çeşitli federal araştırma ajansları birer birer susturuluyor, araştırmalarını çevrimiçinde tartışma yetkinliklerinden men ediliyorlar. Twitter hesapları hâlâ faal kalsa da iklim değişimi ve çevreciliğe yapılan atıflardan temizleniyor.
Otobüs (1974)
Otobüs, 1974 yılında, Tunç Okan tarafından çevirilen ve uzun yıllar Türkiye’de gösterimi yasak olan Türk filmi. Bu film o güne kadar oyuncu olan Tunç Okan’ın ilk yönetmenlik denemesidir. Film İsveç’e kaçak işçi olarak götürülen, bir otobüs dolusu köylerinden başka bir şehir görmemiş insanın, Stockholm’e vardıktan sonra başlarından geçenleri (şaşkınlığı, çaresizliği, imkânsızlığı, şokları) Doğu-Batı ekseninde anlatmaktadır. Film müziği Zülfü Livaneli tarafından yapılmıştır.
(Vikipedi)
Açükleme Muafiyet Talebi Prosedürü ve Yordamı: 2. Neden Başvuru değil?
Açükleme Muafiyetinin Talep edilmesi mümkündür, ama Açükleme Muafiyeti için Başvurmak imkânsızdır, neden? Bu bölümün konusu bu.
Açükleme Muafiyet Talebi Prosedürü ve Yordamı
1) Neden Talep?
Serseri Ulusal Park İklim Değişimi Gerçekleri Tweet Ederek Donald Trump’a Meydan Okudu — Katie Reilly
Katie Reilly — 24 Ocak 2017 — time.com
Çoraklar [Badlands] Ulusal Parkı Salı günü öğleden sonra resmî Twitter hesabında iklim değişimi hakkında birçok olguyu yazarak Başkan Donald Trump idaresinin inançlarıyla çelişebilecek istatistikleri paylaştı.
“Bugün, atmosferdeki karbondiyoksit miktarı geçmiş 650 bin yılın her bir anına kıyasla daha yüksektir. #iklim,” diye tweetledi Park Salı günü.
Trump hükümet bilimcilerini konuşma yasaklarıyla susturdu — Angela Chen
Angela Chen — 24 Ocak 2017 — theverge.com
Çevre Koruma Ajansı ve Tarım Bakanlığı çalışanları etkilendi
İşe başlamasının daha ilk haftasında Trump idaresi şimdiden iki federal ajanstaki çalışanların konuşmalarını yasakladı bile. Çeşitli medya kuruluşlarının elde ettiği yazışmalar Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Tarım Bakanlığı çalışanlarının artık kamuoyuyla ve basınla haberleşmelerinin engellendiğini gösteriyor.
Işığın çocuğu
Işıltı, oyuncu onu yönetmeye ilk başladığında, Lemurya ülkesinde bir sunak taşında uykudan uyanmıştır. Tutuşuk [ç.n. ya da Kıvılcık: Igniculus] adında bir ateş böceğiyle tanışır ve arkadaş olur, onun rehberliğinde Ormanın Hanımı’nın hapsedildiği odaya gider. Hanımı kurtarınca Işıltı’ya Lemurya tarihi anlatılır. Bir zamanlar Lemurya hakimi Işık Kraliçesi‘dir ama bir gece sır gibi kayboluvermiştir. Karanlık Kraliçe Gölge karanlıkta yükselmiş ve kızlarını Lemurya’nın ışığını çalmaya göndermiştir — güneşi, yıldızları ve ayı. Işıltı evine dönmesinin sağlanması karşılığında Lemurya’nın ışığını geri getirmeyi kabul eder. Hanım ayrıca Işıltı’ya iki dünyanın bir aynayla birbirlerine bağlandıklarını açıklar. Hanım Işıltı’ya elindeki yıldızları verir, bu da Işıltı’ya uçma yeteneği kazandırır.
Ayrımcılık: Enformel, Fizikî, Formel, Elektronik
5+ yıl önce yazılmış kısa metin bu. Tek bir tabloda kocaman bir resme işaret edilmiş. Sansür örneğine gelinememiş. Bkz. Kanıtlanmış bir olguyu ikrar edemeyişin, bir yetkiliye müracaat ederek birisini (bu olayda beni) “ne yazık ki” gözardı etmeye çevrilmesi.
Bu ayrımcılıkların hepsinin genel özelliği, Üstben inşalarına alan açmalarıdır. Yani hayat şartlarındaki fizikîleşme, formelleşme ve elektronikleşme, Üstben inşalarında da fizikîleşme, formelleşme ve elektronikleşmeyi getirir, ve sonuç olarak “ilerleyip gelişen” toplumlar aynı kendileri gibi “ilerleyip gelişen” sınırhattı kişilik [borderline personality] yapıları üretirler.
(Narsisizm de aynı sınırhattına dayanır, tek farkı sınırhattıyla çizgileri çizilen temel zamirin ‘Ben’ yerine ‘Sen’ olmasıdır. Bkz. TODAP’ın cinsiyetçilik açıklaması. Bu iki halin de çözümü Dijital Oyunlardır çünkü orada sınırhattı bedenlenme mekanizmaları “avatar” aracılığıyla tasarlanabilir yani “socially constructed” olur. Bkz. Dialectics of Game Design. Oyuncu avatar ile aynı anda hem ben olur hem de sen olur, böylece “ayna evresi” sürdürülmüş olur, tasarlanmış bağlamlarda “ayna evresi” tekrarlanmış olur. “Twitch” sitesinin adını asgarî nöral parapraksisten almış olması “tesadüf değildir” ve “manidardır”. Hatta “ender kuş görme” anlamı da Cıvıltı diye başlayıp Yaygara’ya dönen Twitter’la ilişkilendirilebilir.)
Bu sınırhattının bilimsel paradigmadaki mecazı, hipotez testidir. Bkz. Bilirmiş gibi yapmak, 2’nci madde.
Aslı Erdoğan’ın “laboratuvar”la ilgili anlattıkları, bu 2’nci maddedeki hipotetik sınırhattının gerçek mecazı (yani sınırhattı kişilik üzerinde hipotez testi mecazını ayakta tutan bedenlenme) olan “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı”nın sosyoteknik altyapısına değiniyor. Günümüz Fizik paradigmasının bu binasını bir tür çağdaş kilise gibi düşünebilirsiniz. Kiliselerdeki bronz çanlar yerine orada Gaussian çanlar çalınır; ve maddî ve manevî borçları hatırlatmak yerine orada Bilirmiş gibi yapmak, 5’inci maddedeki kuantize edici kulaklar çınlatılır.
Kuantum Fiziğine farklı yaklaşımları kiliseler gibi ele alan Christopher A. Fuchs’un makalesini okuyunuz: Quantum Mechanics as Quantum Information (and only a little more).
Kuantumda kuantize edilen şey son tahlilde anlayışın sonluluğudur. Demek ki kuantum fiziğinin nesnellik mefhumu, akıl yürütmenin engellenmesine dayanır. Bkz. “İlişki tersine çevrilmiştir” (Hegel)
IBF
Ayrımcılığın dört biçimine dikkat çekmek istiyorum: enformel, fiziksel, formel ve elektronik ayrımcılık. Biz “ayrımcılık” deyince genelde ilkini anlıyoruz ve en çok tepkiyi ona karşı gösteriyoruz. Fakat şartlar değiştikçe ayrımcılık diğer biçimlere dönüşerek aynı işlevi görmeye devam edebiliyor, yani “farklı araçlarla sürdürülmüş” oluyor. Eğer kesin ve tam bir hak eşitliğini önümüze koyduysak, kafalardaki duvarlar kadar, sınırlarda bizi ayıran duvarlara, yasalar-kurallar ve veritabanlarında bizleri bölüp parçalayan kategorilere de karşı çıkabilmemiz gerekiyor. Bu dört biçimin her birini birbiri üzerine eklenerek işlev gösteren mekanizmalar olarak inceleyeceğiz. Daha sonra, Türkiye’de erişilen web siteleri üzerinde bir ayrımcılık olarak kurulmuş sansür mekanizmalarında bu biçimlerden üç tanesinin birbirini izlediğini tespit edeceğiz.
Öncelikle bütün bu biçimlerin ortak işlevi, yani “genel olarak ayrımcılık” nedir? Ayrımcılık, hak eşitsizliğidir. Olanaklar üzerine konmuş keyfi bir kısıtlamadır. Bazı insanların bir şeyleri yapabilirken diğerlerinin yapamamasıdır. Bu kısıtlama ister karşılaşılacak bir tepki olsun, ister fiziki engel, kuralların elvermemesi veya otomatik bir reddedilme olsun, sonuçta gördüğü aynı ayrımcı işlevdir. Fakat eğer bu işlevi ortadan kaldırabilmek istiyorsak, birbirine dönüşebilen bütün bu biçimleri bir arada gözönünde bulundurmak durumundayız.
| Enformel ayrımcılık | Fizikî ayrımcılık | Formel ayrımcılık | Elektronik ayrımcılık | |
| Kaynak, Uygulayan: | İnsan | Nesne | Görevli | Makine |
| Nesnesi: | İnsan-Simge | İnsan-Nesne | İnsan-Kişi | İnsan-İşaret |
| Ortamı: | İdeoloji | Bina, Şehir | Yasallık | Sistem, İnternet |
| Statü belirleyen: | Kanı | Yerleşim | Belgeler | Veriler |
| Ayrımın bilgisi: | Önyargı | Yapı | Kural, Uygulama | Kategoriler |
| Ayrımın yeri: | Kafa | Mekân | Mevzuat, Kılavuz | Kod, Veritabanı |
| Ayrımın işleyişi: | Davranış | Varlık | Süreç | İşleyiş |
| Yeniden üretim yolu: | Dil | Plan | Kurum, Şirket, Örgüt | Yazılım, Donanım |
| Yeniden üretim alanı: | Medya | İnşa | Yasama, Kararlaşma | Tasarım, Kodlama |
The Legend of The Fallow Deer
So I went after a deer for hunting
Oh alas alas
The deer pulled me to her mountain
Oh alas alas to her mountain
When I went the rocks were in snow
Oh alas alas
The wind blew and they’ve melted now
Oh alas alas they’ve melted now
For this hunt now I have much regrets
Oh alas alas
Go ahead brothers leave me at the rocks
Oh alas alas leave me at the rocks
Wither on the stone these white wrists
Oh alas alas
Go ahead hunters leave me at the rocks
Oh alas alas leave me at the rocks
I left my lasso hanging on the rock
Oh alas alas
I left my stuff jammed in the chest
I left my fiancee hurt at home
Oh alas alas I left her hurt at home































