Alain Badiou’ya göre iki temel düşünce yönelimi vardır. Egemen kapitalist yönelime “demokratik maddecilik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır.” Badiou’nun benimsediği devirici yönelime “maddeci diyalektik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır, ayrıca hakikatler de vardır.” Ama bu ifade bir soruyu düşündürüyor: Ayrıcalıklı-istisnai hakikatler egemen düzenin bedenleri-dilleri ile nasıl ilişkilenir?
Badiou’nun kitap başlığı “Varlık ve Olay”da, “Varlık” sözü edilen bedenlere-dillere atıf yapar, “Olay” ise hakikatlerin istisnai yerine atıf yapar. Burada mühim olan Varlık ve Olay arasındaki kayıp bağlantı sorusudur. Žižek dikkat çeker: “Badiou’nun Varlık ve Olay’ında beliren soru, varlık ve Olay arasındaki bağlantı veya kesişim sorusudur. Olay’ın aşkın bir Öte’den gelip varlık düzenine müdahale eden proto-dinsel bir mucize olduğu eleştirisinden nasıl kaçınacağız?” (Hiçten Az) Hakikatlere verilen aşkın statü nedeniyle Badiou’nun aksiyomu “idealist diyalektik” için daha uygundur. Maddeci bir diyalektiği savunmak için, hakikatlerin egemen düzenin beden ve dillerine içkin olduğunu öne sürmemiz ve göstermemiz gerekir.
Bu meseleye kendi imleyenler kümemle yaklaşayım. Öncelikle şunu kabul edelim: Bir dilin esas işlevi, bir muhatapı yetkilendirmektir. Simgesel yetkilenmede, dil bir varsayılan bilme öznesini yetkilendirir. Gerçek yetkilenmede, bir özne dil yoluyla kendi kendisini yetkilendirir [1]. Buna göre aksiyomu değiştirerek “diller” yerine “yetkiler” diyebiliriz. Yeni demokratik maddeci aksiyom şöyledir: “Sadece bedenler ve yetkiler vardır.”
Peki maddeci diyalektiğin yeni aksiyomu ne olmalıdır? Eğer hakikatler ek bir söz olarak eklenirse bu onları içkin değil aşkın kılar. Hakikatlerin içkinliğini öne sürmek için, bedenler ve yetkilerin süreçsel oluşumunu tanımalıyız. Buna göre maddeci diyalektiğin yeni aksiyomu şu olmalıdır: “Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır.” Bir sonraki adım bu iki sürecin zeminlerine odaklanmaktır.
Modern öncesi kavrayışta, bedenlenmenin zemini büyük Öteki olarak Doğa ya da Yazgıdır. Bu varsayımın modern devirilmesi “Büyük Öteki yoktur”u kabul eder, buna göre sadece tikel (eko)sistemler vardır, bunlar doğal bir bütünlük oluşturmaz. Yani bedenlenmenin modern maddeci zemini “sistem”dir [2].
Modern öncesi kavrayışta, yetkilenmenin zemini Ötekinin Ötekisi olarak Tanrıdır. Bu varsayımın modern devirilmesi “Ötekinin Ötekisi yoktur”u kabul eder, buna göre sadece tikel iradeler vardır, bunlar aşkın bir Tanrıdan gelmez. Yani yetkilenmenin modern maddeci zemini “irade”dir.
Böylece “yetkilenme-bedenlenme”nin zeminine, yani “irade-sistem”e ulaştık. Ama bu sadece süreçlerin bağlamını verir, bu henüz hakikatin yeri değildir. Hakikat boyutu olarak semptoma ulaşmak için “irade-sistem”in bozulmasını düşünmeliyiz, bu da bize “arzu-arıza”yı verir: Bilinçli iradeyi bozan şey bilinçdışı arzudur, sistemi bozan şey arızadır. Bu iki yan, Freudcu parapraksis mefhumu yoluyla ilişkilenir [3]. Hakikatlerin içkin boyutu budur.
Lacan’a “Ben, hakikat, konuşuyorum” ya da “Ben her zaman hakikati dile getiririm” deme yetkisi veren boyut budur. Hakikatin statüsü, Badiou’daki gibi istisnai (eril) değildir, aynı zamanda “Herşey hakikatlidir” foldur. Bunun yerine, “Hakikatli olmayan hiçbirşey yoktur”, bu da hakikati tamamsız (dişil) kılar, yani hakikat ancak yarım-söylenebilir:
Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Televizyon)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi”
[2] Bkz “İki yokluk ve bir ayrılma: Tanrı-Doğa’dan irade-sistem’e”
[3] Bkz “Arzu ile Arıza”






























Geri bildirim: There are only embodiments and authorizations — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Fetişçi “Kavrayış” ile Semptomcu Kavrayış — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cinsiyet Üzerine Çatışma — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Üst Dildışı — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dünkü kuzu bugün kurt olmuşsa diyalektik işliyor demektir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: The Queen’s Gambit: Beth Harmon, Harry Potter’e Karşı – BÜTÜNSÜZ
Geri bildirim: Ütopya Halen Mümkün Mü? – BÜTÜNSÜZ
Geri bildirim: İhtizaz ve İhtisar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tezahürriayet: İhtizaz ve İhtisar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Parousia ve Parrhesia: İnkar ve İkrar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Öyle doğru ki!!! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Altılı Yasa — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER