Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner

Altın bulundu! ⭐
Altında hep bir kaplumbağa daha varmış (turtles all the way down) 🐢

‘Yuva’ imleyeni insanların umutlarını besleyen ütopik yankısını içinde barındığı ev-semptomu ‘dışarmasına’ (onu dışlayarak içermesine (ex-sistence), ona atıf yapmadan değinmesine, onu ima ederek itelemesine, kısacası onu inkar etmesine) borçludur [1]. Psikanalize göre ‘semptom’ bastırılan ama geri dönen bilinçdışı hakikati barındıran yerdir [2]. Bilinçdışı hakikat mevcut veya mümkün anlamlardan bir tanesi değildir, satır aralarında söylenenleri (Lacan: inter-dit) katettikçe belirginleşen bir yokluktur [3]. Bir imleyenin barındığı ev-semptomu tespit edebilmek için onun imleyişine (imleme tarzına) kulak vermeliyiz [4]. ‘Yuva’nın imleyişi şu iki anlamı birden duyurur:

1) Özlemin dineceği yer.
2) Fişin gireceği soket.

Bu iki anlamın üst üste binmesi gülünç bir sahneyi ortaya çıkarır: Soketini özleyen bir fiş [5].

Ciddiyet derhal bu gülünç sahneyi ‘yersiz’ bulup aşağılayarak kovmaya ve bu yolla semptomu bastırmaya kalkışır. Oysa semptomu düşünebilmek ve yorumlayabilmek için ciddiyeti önce ‘yersiz’ gülünçlüğe feda etmek, sonra bilinçdışı yoluyla geri kazanmak gerekir.

Ciddiyet geçerli tanımlara yaslanarak bilgi biriktirme çabasıdır, gülünçlük ise o bilgiyi yere düşürdüğü (batırdığı, hemzemin kıldığı [6]) ölçüde ciddiyetin o ana kadarki birikimini tehdit eden bir (had) bilmezliktir. Bilmezlik sonlu bilgiyi tehdit eden sonsuzluğun tezahürüdür.

Ciddiyet savunmaya çekildiği ölçüde gülünçlüğün bilmezliğinden nefret eder, ona ‘cehalet’ adını verir [7] ve onu kendi bilgisinin yaslandığı benlik alanından kovar. Bu onun obsesyonu ve ego inşasıdır. Oysa “Hakikat etkisi bilginin düşüşünden ibarettir.” (Lacan, Seminer 17, sf. 186).

Bilgi hakikatle yüzleştikçe düşe kalka yürümeyi öğrenir, böylece bilinçli tanımlara (definitions) tutunan simgesel ciddiyet olmaktan çıkar ve bilinçdışı tanımsızlığa (indefinition) tutunan gerçek ciddiyet (ironik ciddiyet) statüsünü kazanır. Fol’dan (false) yola çıkar, Sahi’ye (true) ulaşır [8]. Bilmezlik bilginin ufkunda hakikatin alanını açar [9]. Semptom bilgiye yol gösteren arzu-arıza kompleksidir [10].

Sahneye geri dönelim: Soketini özleyen bir fiş.

soket

Bu sahnenin gülünçlüğü cinsel ilişkinin başarısını ‘teknik’ bir ölçüte bağlamasından gelir: Fiş ile soket anahtar-kilit veya yapboz parçaları gibi ya birbirlerine tam olarak uyacaklardır, ya da tamamen uyumsuz kalacaklardır (bu iki ihtimale bilgisayar dilinde 1 ile 0 denir); uyumsuz bile olsalar buna teknik bir açıklama getirilebilecektir (sözgelimi birinin PS2 birinin USB olması gibi), belki de bir ‘güncelleme’ ile sorun çözülecektir. Bu yorumda ‘politik doğrucu’ cinsel ilişki mefhumunu tanıyabilirsiniz.

Şu ciddi sonuca ulaşırız: Yuva özlemi son tahlilde kavuşmanın teknik ölçütüne bağlıdır.

Kavuşmak nedir? Bir sınırın aşılması mıdır, bir yere gelinmesi midir, bir temas veya irtibat kurulması mıdır? Bu saydıklarımın hiçbiri kusursuz olmaz. Bunlardan herhangi birisi fiilen hayata geçtiği anda tekinsiz bir kalıntı bırakır ve kavuşulacağı zannedilen Yuva kavuşma anında Yuvalık ‘vasfını yitirir’ [11]. Dolayısıyla bunların hiçbiri ‘teknik ölçüt’ kriterini sağlamaz, bunların hiçbiri insanı Yuvasına kavuşturamaz.

Aslında kavuşmayı gölgeleyen tekinsiz kalıntılar insan arzusunun yaşam belirtileridir. Semptom aynı zamanda bu arzu belirtileridir.

İnsanlar için teknik anlamda tam başarıya ulaşabilen tek bir kavuşma vardır, o da ölümdür. Yuva ölümün perdesidir. Yuva özlemi ölüm özlemidir. Yuvasına oturan özne ölmüş demektir.

Transhümanizmin insanların beyinlerini alıp fiş gibi Tekillik (Singularity) soketine takma hayalinin ardında yatan ölüm dürtüsü böylece fark edilir [12]. Bu Tekillik bir tür ‘Cennet’tir.

‘Yuva’ imleyeni, asıl kullanım alanı itibariyle, insanları yönlendirmek için gözlerinin önüne asılan bir havuçtur [13]. Buna mesela ‘pozisyon’ adı verilir. İnsan sadece başkalarını değil kendi kendisini de idare etmek için Yuva-havuçlara başvurur. Hepimizde bulunan ölüm dürtüsü sayesinde Yuva-havuçlar ‘toplumu’ idare etme işlevini yerine getirir (toplum yoktur).

rabbit

Havuç peşinde koşan tavşan imgesi ölüm ile cinsellik arasındaki yakınlığı canlandırır (havuç ölümü, tavşan çiftleşmeyi simgeler). Havuç peşinde koşmak yerine semptomun hakikatini dinlemek ise kaplumbağa olmaya benzer. Ev-semptom kaplumbağanın hep sırtında taşıdığı ve içinde barındığı kabuğudur. Semptomu dinleyerek yol alıyorsanız çok yavaş bile yürüseniz sizinle yarışan tavşanlar asla size yetişemezler, önünüze geçseler bile; Zenon’un paradoksunda anlatıldığı gibi [14].

(\_/)
( •_•)
/ >🥕         🐢

Semptom yoluyla kulak verilen hakikat, Michael Ende’nin roman kahramanı Momo’ya rehberlik eden kaplumbağa Cassiopeia’nın kabuğunda beliren sözler gibidir. Cassiopeia yarım saat içinde olacakları bilir ve asla yanılmaz. Romandan aktarıyorum:

Kaplumbağanın kabuğu yandı yine. REHBER GELECEK dedi.

Momo da bahçe kapısının hemen dışına oturdu ve sabırla bekledi. Hiçbir şey olmadan o kadar uzun zaman geçti ki Momo Cassiopeia’nın bu sefer yanılmış olabileceğinden kuşkulanmaya başladı.

Bir süre sonra “Kesinlikle emin misin?” diye sordu.

Cassiopeia hiç beklemediği bir yanıt verdi. Kabuğunda HOŞÇAKAL yazıyordu.

Momo irkildi. “Ne diyorsun Cassiopeia? Beni terk etmiyorsun değil mi? Nereye gidiyorsun?”

SENİ ARAMAYA. Cassiopeia’nın öncekinden daha da gizemli yanıtı buydu.

Hakikat yokluğun belirginleşmesi olduğu için mevcut varlıkların (mesela egoların) sürekli tasdiklenme beklentileri karşısında hep elden kaçar ama sonunda mutlaka o varlıklara geri dönecektir.

İnsanlar egolarını alıp fiş gibi çeşitli Yuvalara takarak türlü türlü obsesyonel takıntılar geliştirirler. Sonuç olarak bu Yuvalar ne hakikat yoluyla tasdiklenebilir ne de dışardıkları hakikatin gölgesinden kaçınabilir.

momo

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bu borcu inkar eder; bu inkarı da inkar eder: “Yuva Adam Vakası: ‘Yuva’ Adına Semptomu İptal Etme Girişimi”

[2] Günümüzde ‘semptom’ denince ilk olarak COVID-19 semptomları akla gelir. 11 Mart 2020’de ilan edilen pandeminin kısa sürede insanlığın yaşadığı sorunları tezahür ettiren küresel bir semptoma dönüşmesini dikkate alırsak ‘semptom’un psikanalitik anlamının tıbbi anlamından çok da uzak olmadığını görürüz.

[3] Bilinçdışı hakikat varlıklar arasında yeni bir varlık olarak belirmez, görcülce (virtually) belirginleşerek kendini mevcut kılan bir yokluktur. Hakikat ‘kırılmaz boşluk’ gibidir: ‘Kırılmaz boşluk’ (non-breaking space: nbsp) klavyelerdeki standart boşluk tuşu ile yazılamayan özel bir Unicode karakteridir, hem boşlukları genişletmeyi sağlar hem de bitiştirdiği kelimelerin satırla kesilmesine engel olur. Hakikat imleyenleri hem birbirlerine hem de mekana ve zamana iliştiren görünmez bir bağ gibidir. Onları eklemleyerek (articulate) onlara ifade kazandırır (articulate). İnsanlar kırılabilir ama aralarındaki boşluk kırılmaz. Bkz “Dur Geç ve Durugeç: Es Pas ve Espas”

[4] Burada özellikle ‘bakmalıyız’ değil ‘kulak vermeliyiz’ diyorum. Bu noktada artık ‘theory’ (teori: bakmak ve görmek) değil ‘auscultation’ (oskültasyon: dinlemek ve duymak) sözkonusudur. ‘Ego vs. Eko’ karşıtlığını terk ederiz ve semptomdaki hakikat yankılarını dinleyen Ekholoji disiplinini kurarız. Bkz “Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit”, “Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım)”, “Sebep Semptoma Dahildir”, “De ki: Oskültasyon Vaktidir” Pink Floyd

[5] Lacan’ın şu sözünü de unutmayalım: “İç imge (Innenbild) hayvanın kendi özgül partnerini aramasını sağlar; bir anahtarın yuvasını araması gibi, veya bir yuvanın anahtarını araması gibi, libidoyu türün çoğalması için gitmesi gereken yere yöneltir.” (Seminer 1)

[6] Slavoj Žižek: “Hegel’in ünlü kelime oyunlarından bir tanesi: Almanca zugrundegehen ifadesi parçalanma, dağılma demektir ama zu Grunde gehen harfiyen kendi zeminine ulaşma anlamına da gelir.” (Hiçten Az) Bir bilginin zeminine ulaşmak için onu yerle bir etmek gerekir çünkü “Üst-dil yoktur.”

[7] Bkz “Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir”

[8] Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

[9] Bkz “Bilmeyiş bilginin ufkunda sahilik alanını açar”

[10] Bkz “Arzu ile Arıza”, “Yetki, Beden, İrade, Sistem, Arzu, Arıza ve Koronavirüs”

[11] Tam bu noktada sermaye devreye girer ve “önbirikim” (Marx) sürecini başlatır. Bkz “Orman vasfını kaybetmiş hazine arazileri” (Vikipedi) “Tekinsiz”in Almancası Unheimlich biçimsel olarak unhomely’ye benzer ve “yuvaya aykırılık” belirtir. Yuva aynı zamanda sırların saklandığı yerdir:
1) heimlich: zarfın içinde zarifçe duran sır.
2) unheimlich: zarfı açıp mazruf sır çıkınca (daha doğrusu pek bir şey çıkmayınca) zarafetin bozulması.
Bu anlamı duyuran Zeynep Erk Emeksiz’e teşekkürler.

[12] Bu konuda Years and Years dizisinin ilk bölümünde Bethany’nin transhuman olma isteğini anne babasına açtığı sahneyi hatırlatmak isterim. İronik bir ciddiyetle ele alınan bu transhümanist düşlem yoluyla dizinin altıncı ve son bölümünün finalinde politik aktivist Edith’in ölüm dürtüsü sahnelenir.

[13] Vampir Avcısı Buffy dizisinin S03E01 kodlu bölümü ‘Aile Yuvası’ ismiyle perdelenen gizli bir sömürü merkezini anlatır. “Ben bir hiçim” diyen şehirli insanların yaşadığı nihilizmin panzehiriymiş gibi sunulan ‘Aile Yuvası’nın aslında o hiçleşmenin kaynağı olduğu anlaşılır. Buffy 2’nci sezonun sonunda annesiyle kavga edip evden ayrılarak yitirdiği kimliğini 3’üncü sezonun başında ‘Aile Yuvası’nı yerle bir ederek (hemzemin kılarak) geri kazanır. Bkz “Gotik Kapitalizm: Marx, Canavarlar ve Buffy” Lena Wånggren, Çeviri: Büşra Bozdemir (Çeviride ‘Baba Ocağı’ denmiş, İngilizcesi ‘Family Home’)

[14] Lacan 20’nci seminer kitabında bu örneği verir.

Tavşan resminin kaynağı. Kaplumbağa resmi Momo (1973) kitabından.

Er kekler! 🥮
🐢
🐢
🐢
🐢
🐢
🐢
🐢
🐢
🐢
🐂

36 Yorum

Filed under Şey

36 responses to “Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Lacan’ın Arzu Şeması — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Düşlemsel Gerçekliğin Anlatımı ile Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Sinthome olarak Terrabayt — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  5. Geri bildirim: Yuva vs. Semptom — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER

  6. Geri bildirim: Başka(sı)nın hayaline uyma mesuliyeti — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  7. Geri bildirim: Dramatic Desire and Desire Beyond Drama — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis

  8. Geri bildirim: Dramatik Arzu ve Drama Ötesi Arzu — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  9. Geri bildirim: Beyaz Tavşan — Jefferson Airplane | YERSİZ ŞEYLER

  10. Geri bildirim: Dil Altın, El Altın, Bel Altın — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  11. Geri bildirim: Ben bir ismial mıyım yoksa bu mürekkep yalanmı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  12. Geri bildirim: Ben ismial mıyım yoksa mürekkep yalanmı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  13. Geri bildirim: Yankı — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  14. Geri bildirim: Dürtü: İtim, Amaç, Nesne, Kaynak — Sigmund Freud | YERSİZ ŞEYLER

  15. Geri bildirim: Örgüt çağırıyor! | YERSİZ ŞEYLER

  16. Geri bildirim: Duy duy! | YERSİZ ŞEYLER

  17. Geri bildirim: İhtizaz ve İhtisar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  18. Geri bildirim: Tezahürriayet: İhtizaz ve İhtisar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  19. Geri bildirim: Saçmantıklı Bilmece — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  20. Geri bildirim: Havalanan Şato: Sur ucunda An karadır — M. C. Escher | YERSİZ ŞEYLER

  21. Geri bildirim: Tosbağalar Hocası — Osman Hamdi Bey | YERSİZ ŞEYLER

  22. Geri bildirim: Düşünmenin Bilişsel Bedeli: Efkarlı/Fikirli, Esrimiş/Bayılmış, Zom/Vamp, Baygın/Bayık, Yorulmuş/Yorumlanmış, Bitkin/Bitişkin — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  23. Geri bildirim: Dur Geç ve Durugeç: Es Pas ve Espas — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  24. Geri bildirim: Bağzı Özdeyişikler — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  25. Geri bildirim: Ve jak prize girer… | YERSİZ ŞEYLER

  26. Geri bildirim: Jaklakanya Seyrüseferi 1: Jak’la kan kızılı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  27. Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  28. Geri bildirim: Perde — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  29. Geri bildirim: Mars Yengeç’e girecek: Amayurt, Hammer Home, Yuvaya Çakılan Tabela — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  30. Geri bildirim: Dünden Bugüne Yıl Yıl Eris: Yılan mısın Yılmaz mısın Yüzlerce Yıldır Eris? | YERSİZ ŞEYLER

  31. Geri bildirim: Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  32. Geri bildirim: Mine Goth — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  33. Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  34. Geri bildirim: Tavşan — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  35. Geri bildirim: Tavşan — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER

  36. Geri bildirim: Kayıp memlekette köklenen hiçlik parçalarını içermek — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER