Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna — Işık Barış Fidaner

Hem Esas-İmleyen S1 hem de semptom (veya sinthome) S(Ⱥ), simgesel düzende aldıkları istisnai konumlar ile karakterize edilir, ama bu ikisi farklı hatta karşıt anlamlarda istisnadır.

S1 simgesel bir istisnadır yani simgesel düzende “yersiz değildir” ve “bir yerim olmalı” taslaması yapar, S(Ⱥ) ise gerçek istisnadır yani simgesel düzende yersiz kalır [1].

Basit bir yeniden tanımlama yapalım: Bir imleyenin semantik-sözel ayrımına “iğdiş” denir [2]. Böyle bir ayrım zevkanlamı (enjoy-meant) yoğuşturan bir semantik-sözel imletim kompleksini yalıtır [3]. Bu yeniden tanımlama iğdiş edilmemiş olmaya yeni bir anlam verir.

Lacan’ın (veya Joyce’un) kelime oyunları, ek ayrım ve analize tabi tutulmadıkları ölçüde, (1) tanımlanmaya direnen ve sınırsızca kendini sürdüren ayrımsız kompleksler halinde kalmak anlamında iğdişten muaf kalırlar, ve (2) sonuç olarak olası eleştiriler karşısında yazarları Lacan (veya Joyce) adına simgesel bir muafiyet kazanırlar.

Kelime oyunu Muafiyet 1’i kazandığında halen (encore) tanımsız ayrımsızlığı içinde yorumlanabilir olmayı sürdüren bir “semptom”un yerleşmemiş gerçek istisna statüsüne sahiptir. Ama Muafiyet 2’yi kazandığı zaman artık-yorumlanamaz bir “sinthome” olarak şeyleştirilir ve kolayca simgesel yerleşim kazanarak Esas-İmleyen halinde simgesel bir istisnaya dönüşebilir, gerçi bu “gerçekten yer sahibi” olduğunu göstermez; olsa olsa “yersiz değildir” ve “bir yerim olmalı” taslaması yapar (“yuva / home”un simgesel statüsü tam olarak budur; buna sint-‘home’ diyelim).

Demek ki semptomları sinthome’a çevirmekte acele etmemeliyiz, aksine her sinthome’u geri sararak semptom olarak ele almalıyız.

Denebilir ki Lacan’da şöyle bir semptomlar semptomu, nihai semptom vardır: 20’nci seminerdeki “qu’il ne faudrait pas”. Falloir ile Faillir’in yadsımalarını birleştiren bu ifade şöyledir: “olmaz/gereken”.

Buna kısaca “faudrait” diyelim. Lacancılar çoğu zaman bunu bir sinthome sayarlar: Kelime oyununda bedenlenen ayrımsızlığa saygı gösterirler ve ona dayanarak “Öteki keyfiyet”i yetkilendirirler. Ama şunu genelde unutma eğilimindeyiz: Lacan “Öteki keyfiyet”in varolmadığını alenen beyan etmiştir! Kitabın dizininde “Öteki keyfiyet” hakkında 17 sayfa listelenmiştir ama Lacan’ın bu kavramın karşılıksız olduğunu alenen beyan ettiği 60’ıncı sayfanın bu listede bulunmaması manidardır:

Fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet olsaydı, o olmaz/gerekirdi. (…) Bir başkası olduğu foldur, ama bu onun ardından gelen cümleciğin sahi olmasına engel değildir, yani onun olmaz/gerekmesine engel değildir. (Seminer 20)

“Öteki keyfiyet”in yokluğunu örtbas etmek için Lacancılar bu “faudrait”i yorumlanamaz bir sinthome ve Esas-İmleyen statüsüne yükseltmişlerdir. Biz bunun tersini yapmalıyız: Bu kelime oyunundaki sıradışılık statüsünü iptal etmeliyiz ve onu belli bir sureti sahneleyen sıradan bir semptom olarak yorumlamalıyız.

Şimdi gelin “faudrait”i bir semantik-sözel kompleks olarak inceleyelim.

“Faudrait”nin semantik yetkilenmesi “fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet”e ait olmasından gelir. Fallik işlev Φ(x) ayrım gücü olarak iğdişi adlandırdığına göre “faudrait” iğdişin bu ayırt edici gücünün ötesindeki bir şeyi adlandırır.

Sözel olarak “faudrait” iğdiş edilmemiş bir ayrımsızlığı bedenlendirir: “olmaz” ile “gerekir”i bileştirir, bu ikisi de sırasıyla kelime oyununun şu iki semantik statüsüne atıf yapar:
1) “olmaz” tutarsız anlamlar karışıklığı olarak semptom statüsü
2) “gerekir” sınırsızca kendini tekrar eden zevkanlam olarak sinthome statüsü
Kelime oyunu böylece “olmaz” imkansızlık (gerçek istisna) ile “gerekir” gerekliliği (simgesel istisna) ifadelendirir [4]. Lacan’ın nihai semptomu budur.

Peki Lacancılar ne yapmışlardır? “Faudrait”i zevkanlam taşıyan bir sinthome saymışlardır ve onun iğdişin suretini sahneleyen semptomatik rolünü yorumlamayı ihmal etmişlerdir, bizse burada bunu yaptık.

“Gerekir” her sinthome varlığını onu önceleyen “olmaz” bir semptoma borçludur. O halde bir sinthome’un zevkanlamını tespit ettiğimiz zaman mutlaka sinthome’u semptoma geri sarmalıyız ve yorumlamanın matematiğini uygulamalıyız.

Semptomun her zaman tekinsiz (Unheimlich, unhomely, yuvadışı) olması tam olarak simgesel “yuva / home”un simgesel yerinden yoksun olması anlamındadır, bu da onu gerçek kılar.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bu yerleşim meselesi Jameson’un Psikanalitik Yerleşim Bürosu’nun asıl derdidir. Bkz “Jameson’da Evrensel Ordu ile Psikanalitik Yerleştirme Bürosu: Efendi ile Analist”

[2] Dikkat ederseniz iğdişi bu şekilde yeniden tanımladığımız zaman fiilen iğdişin kendisini iğdiş etmekteyiz.

[3] Semantik-sözel imletim kompleksi yetki-beden kompleksidir, semantik ve sözel ayrımlar imleyenin yetkilenme ile bedenlenmesini sahneler. Bkz “Yetki-Beden Kompleksi”

[4] “Olmaz” harfiyen alındığında bir yasaklama belirtir ama ifade verdiği şey bir imkansızlıktır. İmkansız ve gerekli konusunda bkz “Turing Makinesi ve Lacan: Yazma ve Durma”

13 Yorum

Filed under Şey